Türkiyə bu seçkilərə hazırlaşa bilmədi”

Эксперты прогнозируют победу Эрдогана на президентских выборах в Турции

Beşinci Nesil Uçaklara üzerine : F 35 – Su 57 (Birinci Bölüm)

Güney Kore Cumhurbaşkanı Moon’un Rusya Ziyareti

İran ve dünya

İran 9 Ocak 2016
597

İran ve dünya
Aslında İran ve bölge diye başlamak istediğimiz yazıya biraz mübalağa ve ironi ile girmek istedik.İran devriminden önce de aslında İran’ın bölgeye bazı müdahaleleri olmuştur.Buna bir misal vermek gerekirse 1970 li yılların başında Umman’da ki iç çatışmalara müdahil olması gösterilebilir.Elbette ki bu müdahale Amerika ve İngiltere’nin teşvik ve yönlendirmesi ile yapılmıştı ve İran’ın menfaatleri ile uyumlu idi.Devrimi müteakıb siyasi rejimini ihrac uğurunda son derece pervasızlaşan İran rejimi 40 yılını doldurmaya pek yaklaştığı ve pek çok iktisadî ve sosyal zorluklarla boğuştuğu bir sırada büyüklüğü ile mütenasib olmayacak eylemlere –bunlar bazı kesimlerce macera olarak nitelense de – girişecek,güç , cesaret ve takati nereden buluyor.Şaşılacak bir şekilde bölgenin jandarmalığına soyunan ve bunu kendi halkına meşru ve haklı gösterebilen İran , bu konuda orta sınıfından , seküler kesiminden eylemlerine destek alabilmektedir.Lübnan, Suriye, Irak ,Yemen körfez ülkeleri ve hatta Azerbaycan ve Türkiye’ye uzanan operasyon bölgelerinde tutunabilmesi ve barınabilmesi bu ülkelerin içerisinde bulunduğu durum yanında,kendisi ile yapılan mutabakat ve verilen müzaheretin mahsulüdür.İran Daiş’in geçiş yolu olarak kullandığı bir ülkedir. İlan edilmemiş’ tehlikeyi İran dışında karşılamak ‘ sloganı ile aslında bölgede ki yeni oluşumlar sonrası ayakta kalmayı başarmayı ummaktadır ki bu ümidsiz bir hülya değildir.Ülkede canavarlık boyutlarına gelen siyasî idamlar ile Sünnî halk üzerinde ki baskı ve dayatmaların ‘Daiş taraftarlığı ‘bahanesi ile dayanılamayacak raddelere gelmesi İran ile ilgili küresel bir göz yummanın verdiği cesaretin sonucudur.Özellikle çevre ülkelerdeki –İran gözüyle hinterlandda ki –Şii gurupların âdeta İran’ın bir milli azınlığı olarak görülüp bu vesile ile bu ülkelere ağır taşkınlıklar yapılması İran’ın ‘jandarmanın sopası’ haline geldiğini göstermektedir.İşin esası Osmanlı sonrasında kurulan bölge devletlerinin ta bidayetlerinden beri meşru ve sağlam bir sisteme sahip olamalarından geçmektedir.İran’ın içinde bulunduğu duruma ve kendi iç dengelerine aldırmaksızın bu kadar pervasızlaşması o’nun dünya sisteminin bir oyuncusu ve tabii ki âleti olduğunun delilidir.Terörü desteklediğine dair deliller açık ve ortadadır.Kendi topraklarında barındırdığ terör örgütleri ve bunlara ait kampların varlığı bilinmekte olup İran’da yaşayan çok sayıda Afganlı muhacirde bu ahlaksız siyasetin kurbanı olmaktadırlar ve Suriye’de savaşa sürüklenmektedirler.Suriye’de ki bu kirli savaşta hayatlarını kayb eden Afganlıların cenazeleri İran’a nakl edilerek, saklamaya bile gerek duyulmadan Meşhed,Kum ve Isfahan gibi şehirlerde ala-yı vâlâ ile gömülmektedir. Aylık ortalama 150’ yi bulan bu cesedlere ,kayıp cesedleri de ilave edersek Suriye’de İran tarafından savaştırılan Afgan Şiilerinin sayıları hakkında bir fikir yürütmek mümkün olabilir.Bu kişilerin resimleri posterleri sokaklara Harem müdafiileri unvanı ile asılmaktadır.Gelecek yıllarda at gözlüğü takmış bu katillerin Afganistan’a dönüp Afganistan’da ki iç karışıklıklarda taraf olarak aynı cinayetleri işleyeceğinden kimse şübhe duymamalıdır. Suriye savaşına katılan Iraklı Şiilerin örgütü Hizbullahu’n-nuca ,Pakistan Şiilerinin örgütü Zeynebiyyun, Afganistan şiilerinin örgütü Fâtımiyyun vd. örgütler İran tarafından yetiştirilen ve bölgeye yerleştirilen fesad yuvalarıdır.
İran, millî hüviyetini yanlış teşhis ve tayin etmiş olan Azerbaycan için de büyük tehlikedir. (Bu elbette ki ayrı bir yazının konusu olmalıdır.) bu konuda Türkiye- İran ilişkilerine gelince bu da bir bahs-i diğerdir.

Ali Murteza Çam

Etiketler:
Yorumlar