Türkiyə bu seçkilərə hazırlaşa bilmədi”

Эксперты прогнозируют победу Эрдогана на президентских выборах в Турции

Beşinci Nesil Uçaklara üzerine : F 35 – Su 57 (Birinci Bölüm)

Güney Kore Cumhurbaşkanı Moon’un Rusya Ziyareti

ERMENİSTAN VE ERMENİ DİASPORASI İLİŞKİLERİNİN DEĞİŞİMİ: DAĞLIK KARABAĞ MESELESİ ÖRNEĞİ

Ermenistan 2 Şubat 2016
1.008

SOVYET SONRASI ERMENİSTAN VE ERMENİ DİASPORASI İLİŞKİLERİNİN DEĞİŞİMİ: DAĞLIK KARABAĞ MESELESİ ÖRNEĞİ*

Takayuki Yoshimura**

(Çev.) Keisuke Wakizaka***

Giriş

Ermeniler Avrasya’daki büyük şehirlerde genel olarak tüccar ve zanaatkâr olarak aktif şekilde faaliyet göstermişlerdir. 19. yüzyılında Boston’dan Singapur’dan dünyanın çeşitli yerlerinde Ermenilerin ticari kuruluşları kurulmuşlardır. Özellikle İstanbul ve Tiflis, Ermeni tüccarlarının ticari faaliyetlerinin en yoğun olduğu yerlerdi. Diğer yandan, Ermeni köylü nüfusunun en yoğun olduğu yer Osmanlı İmparatorluğu’na bağlı Doğu ve Güneydoğu Anadolu ve Rus Çarlığı’na bağlı Transkafkasya’ydı.

Ne var ki, Birinci Dünya Savaşı esnasında 1915 yılında Osmanlı İmparatorluğu’nda çıkarılan Sevk ve İskân kararı nedeniyle Osmanlı İmparatorluğu’ndaki Ermeniler komşu ülkelere dağılmıştır. Ayrıca Rus Devrimi’nin getirdiği kargaşadan dolayı Rus Çarlığı içindeki Ermeni toplumu da 1918 -1920 yılları arasındaki kısa bağımsızlık dönemini yaşadıktan sonra Ermenistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’ne tekrar bağlanmıştır. Böylece Rus ve Osmanlı İmparatorlukları’nın halkı olarak hayatını sürdüren Ermeni toplulukları çöküşe uğramış ve Ermenilerin nüfus ve ekonomi merkezi Osmanlı İmparatorluğu-Türkiye’den Rusya-SSCB’ye geçmiştir (Tablo 1-a ve 1-b).

Rusya ve Sovyetler Birliği’nin Transkafkasya Bölgesi Osmanlı İmparatorluğu’nun Anadolu Bölgesi
Yıl Nüfus Yıl Nüfus (Tahmin)
1897 1.161.909 1912 1.465.148
1926 1.332.593 1922 880.880

Tablo 1-a. Birinci Dünya Savaşı Öncesi ve Sonrasında Ermeni Nüfusu (McCarthy, 1983, ss. 128-130).

 

 

Göç Ettiği Yer Nüfus Göç Ettiği Yer Nüfus Göç Ettiği Yer Nüfus
Eski Rus Çarlığı 400.000 Diğer Avrupa Ülkeleri 2.000 Filistin 10.000
Yunanistan 45.000 Kuzey Amerika 35.380 Mısır 40.000
Fransa 30.000 Suriye 100.000 İran 50.000
Bulgaristan 20.000 Lübnan 50.000 Diğer yerler 1.000
Kıbrıs 2.500 Irak 25.000 Toplam 810.880

Tablo 1-b. Ermenilerin Göç Ettikleri Yerler (McCarthy, 1983, ss. 128-130).

1920 yılında kurulan Sovyet Ermenistan’ı ile Ermeni diasporası arasındaki ilişkiler daha sonra oldukça karmakarışık olmuştur. Ben artık 1920’lı yıllardaki bu ikisi arasındaki ilişkiler hakkında makaleyi yayımladığım için (bkz: Yoshimura, 2005, ss. 173-190), Burada SSCB’nin son döneminden Bağımsızlık sonrası Robert Koçaryan dönemine kadar diaspora-Ermenistan ilişkilerini Dağlık Karabağ Meselesi ve Bağımsızlık sonrası Ermenistan’ın siyasal yapısına bakarak analiz edeceğim.

  1. Dağlık Karabağ Meselesi’nin Arka Planı

Dağlık Karabağ Özerk Oblastı Azerbaycan Cumhuriyeti’nde yer alan 4.800 km2’lik bir bölgedir. Bu bölgenin nereye bağlı olduğuna dair mesele Ermenistan-Azerbaycan ilişkilerinin kötüleşmesine ve SSCB’nin etnik politikasının çöküşüne sebep olduğunu artık burada tekrarlamamıza gerek yoktur. Peki, çağdaş Ermeni ulusal kimliğinin oluşumu açıdan bakıldığında Bu mesele nasıl bir süreç izlemiştir?

Öncelikle, 1905 yılında meydana gelen Birinci Rus Devrimi zamanında da Karabağ’da Ermeniler ve Azerbaycanlılar arasında çatışmalar çıkmıştır. Bu bölgenin nereye ait olduğuna dair konudan başka bu ikisi arasındaki gerginliğinin sebepleri mevcuttu. 1919 ve 1920 yıllarında Taşnak Partisi yönetimi ve Azerbaycan’ın Müsavat Partisi yönetimi arasında Karabağ üzerinde çatışmalar yaşanmıştır. Birinci Rus Devrimi’nden sonra artık Ermeniler ve Azerbaycanlılar arasındaki etnik çatışmalar Güney Kafkasya’da kalıcı hale gelmiş ve Ermeni göçmenleri-mültecilerinin Osmanlı’dan Ermenistan’a akması bu ikisi arasındaki gerginliği daha da yükseltmiştir. Üstelik 1918 yılında bağımsızlığa kavuşan 3 tane Güney Kafkasya ülkeleri birbirleri aralarındaki sınırlarını belirlemeye ihtiyaç duymaktaydılar.

1920 yılının Mart ayında Karabağ’da Ermeniler isyan çıkarınca Azerbaycan onu bastırmak için orduyu Karabağ’ın dağlık bölgesine göndermiştir. Ama Şuşa’daki hisarda kalarak direnişe devam eden Ermeniler ile çatışma tıkanmıştır. Fakat 27 Nisan’da Bakü’ye 11. Kızıl Ordu’nun girmesi münasebetiyle Azerbaycan’da Sovyet hükümeti kurulduktan sonra durum değişmiştir (bkz: Hovannisian, 1993, ss. 1-35 ).

1920 yılının Mayıs ayının sonunda Kızıl Ordu Karabağ’ı almış ve 10 Ağustos’ta Ermenistan hükümeti ve Kremlin arasında Karabağ’ın statü konusu adil ve kalıcı şekilde çözümlenene kadar Karabağ ve çevre bölgelerini Sovyetler Birliği’nin işgal edeceğine dair anlaşma imzalanmıştır. Azerbaycan Halk Komitesi Başkanı Neriman Nerimanov “Karabağ Devrim Hükümeti”nin kuruluşunu ilan ederek Karabağ üzerindeki etkisini güçlendirmeye çalışırken General Dro önderliğindeki Ermeni silahlı militanları direnişe devam etmiştir.

Fakat 1920 yılının Aralık ayında Ermenistan’ı da Kızıl Ordu işgal etmiş ve Sovyet hükümeti kurulmuştur. Dolayısıyla Dağlık Karabağ Meselesi bir gecede uluslararası sorundan Sovyet rejimi içindeki soruna dönüşmüştür. Azerbaycan Komünist Partisi bu bölge üzerindeki toprak talebini geri çekip böyle bir telgrafı Sovyet Ermenistan hükümetine göndermiştir: “Bugün Ermenistan-Azerbaycan sınırları üzerindeki sorunun hallolduğunu ilan ediyoruz. Karabağ, Zangezur (Nahçıvan ve Karabağ arasındaki bölge) ve Nahçıvan Ermenistan Sovyet Cumhuriyeti’nin bir parçası sayılır.” Bunun ardından Nerimanov “Ermenistan’ın Sovyetleştiği günümüzde Karabağ üzerindeki ilanımız da geçerliği kaybetmiştir” diye de ifade etmiştir.

Ne var ki, Nerimanov tekrar Karabağ üzerindeki toprak talebini dile getirmeye başlamıştır. 12 Haziran 1921 tarihinde, bu meseleyi tartışan Sovyetler Birliği Komünist Partisi Kafkasya Bürosu Ermenistan ve Azerbaycan Cumhuriyetleri arasındaki anlaşmaya dayanarak, daha sonra Karabağ’nın Ermenistan’ın “ayrılmaz toprağı” olacağını beyan etmiştir. Buna karşı Nerimanov sert tepki göstermiş ve Karabağ’ın kaybedilmesinin Azerbaycan içindeki Sovyet karşıt faaliyetleri provoke edebileceğini ileri sürmüştür. Böylece, birbirleriyle çelişen kararları alan 2 oturumdan sonra Karabağ’ın nereye ait olduğu belirlenmiştir. 4 Temmuz 1921 tarihinde, Nerimanov da katıldığı Kafkasya Bürosu’nun oturumunda Karabağ’ın Sovyet Ermenistan’ına bağlı olduğuna dair karar alınırken sonraki gün bu karar iptal edilmiştir (Croissant, 1998, ss. 18-19) .

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Sovyet Ermenistan hükümeti işgücünü sağlamak için Ermeni diasporasının partisi olan Ramgavar Partisi ve Ermeni kilisesi gibi kuruluşları seferber ederek “Geri Dönüş Hareketi”ni başlatmıştır. 2 Aralık 1945 tarihinde(Sovyet Ermenistan’ının kuruluşunun yıldönümü) “Pravda”, “İzvestya” ve “Sovyet Ermenistan” Gazetelerinde Ermeni diasporasının “geri dönüşü”nü teşvik eden yazılar yayınlanmıştır. 1960’lı yıllara kadar İran, Lübnan, Suriye ve Yunanistan gibi ülkelerden birçok Ermeniler (sadece 1946-1948 yılları arasında bile 8.9637 kişi) Sovyet Ermenistan’ına “geri dönmüştür”. Sovyet hükümeti resmi politika olarak yurtiçindeki etnik gruplar arasındaki dostluk ve barışı savunuyordu. Bir de SSCB Türkiye ile diplomatik ilişkilerine özen gösterdiği için hükümet iki Dünya Savaşı arası dönemde “Ermeni Soykırımı”nın resmi yerlerde anlatılmasına izin vermemiştir (Khurshudyan, 1995, s. 54; Indjikyan, 1995, s. 89). Fakat yurtdışından Ermenistan’a Ermeni nüfusunun akması ve İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Türkiye-Sovyet ilişkilerinin gerginleşmesi Sovyet Ermenistan’ı içinde “Ermeni Soykırımı” üzerindeki tabunun yumuşamasına yol açmıştır. Bunun sonucu olarak, Sovyet toplumu içinde de “Ermenilerin ‘Ermeni Soykırımı’ faciasını paylaşan millet olduğunu” savunan çağdaş “milli destan” ortaya çıkmıştır.

Diğer yandan, Sovyet Ermenistan’ına “geri dönen” Ermeniler ise mesleki ayrımcılık ve siyasal zulmün hedefi olmuştur. Onlar Toplum ve devlet açısından önemli kademeye yükselememiş ve casusluk bahanesiyle onların önemli kısmı Sibirya’daki kampa sürgün edilerek zorla çalıştırılmıştır (Suny, 1993,s. 159; 168; Mouradian, 1996 s. 86). Böyle kötü muamelelerle karşılanan dönüşçülerin evlatları, SSCB’nin son döneminde Azerbaycan içindeki Dağlık Karabağ Özerk Oblastı’nın nereye ait olduğuna dair sorunun gündeme gelmesi münasebetiyle komünizm karşıtı hareketinin merkezinde yer almaya başlamıştır.

  1. Dağlık Karabağ Sorunu’nun Ortaya Çıkması ve Ermeni Toplumu

Azerbaycan’a bağlı olan Karabağ Bölgesi’ni Ermenistan’a bağlama talebinin büyük siyasal gündeme gelmesini 1965 yılının Nisan ayındaki “Ermeni Soykırımı”nın 50. yıldönümü anma mitingi tetiklemiştir. Bu mitingde Türkiye’ye bağlı “Batı Ermenistan”ın yanı sıra Müslümanlar’ın hâkimiyeti altındaki Karabağ’ı Ermenistan’a bağlama hedefi belirtilmiştir (Suny, 1993, s. 228). Bu mitingde bir milyon kişiye yakın katılımcıların “insan halkası”nı oluşturmasına Sovyet Ermenistan hükümeti şok olmuş ve halkı bastırmanın yanı sıra yatıştırmaya mecbur kalmıştır. Mitingi düzenleyen öğrencilerin okuduğu Erivan Devlet Üniversitesi rektörü bu olayın sorumluluğundan dolayı görevden alınırken, sonraki yılda “Ermeni Soykırımı” anıtı Erivan’a yakın Tsitsernakaberd’de dikilmiştir. Bu olaydan sonra Karabağ Sorunu tarihi Ermenistan toprağı üzerindeki tartışmalarda önemli yeri kazanmıştır.

Diğer yandan, Karabağ’ın Ermeni sakinleri de bu Özerk Oblast içindeki Azerbaycanlı nüfusunun artmasını ve Azerbaycan Sovyet Cumhuriyeti hükümeti tarafından Azerbaycanca eğitiminin pekiştirilmesini tehdit olarak algılıyorlardı. Üstelik Azerbaycan’a bağlı Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti’nde Brejnev dönemindeki Ermeni-Türk nüfus mübadelesinden dolayı Ermeni nüfusunun büyük ölçüde azalması Karabağ Ermenilerini daha da tedirginleştirmiştir. Bu yüzden Karabağlı Ermeni elitleri arasında Karabağ’ı Ermenistan’a bağlama talebi yükselmiştir (Papazian, 2001, s. 64).

Karabağ Meselesi Perestroyka’nın ilerlediği sırada bir anda ortaya çıkmıştır. 1987 yılının sonbaharında yazar-siyasal aktivist olan Zori Balayan gibi insanların önderliğindeki Ermeni grubu Moskova’da Karabağ’ın Ermenistan’a bağlanmasına yönelik hareketi başlatmıştır. Diğer yandan, SSCB Komünist Partisi Genel Sekreteri Mihail Gorbaçev’in danışmanı Abel Aganbegyan 16 Kasım’da Dağlık Karabağ Özerk Oblastı ve Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti’nin Ermenistan’a bağlanma ihtimalini dile getirince SSCB içindeki Ermeniler arasında da bu sorunun çözülmesine doğru beklenti yükselmiştir (Papazian, 2001, s. 68).

20 Şubat 1988 tarihinde Dağlık Karabağ Özerk Oblastı Halk Delegeleri Kongresi’nde Karabağ’ın Ermenistan’a bağlanması ezici oy çoğunluğuyla onaylanmıştır. Ayrıca bu kararı destekleyen grup(daha sonra cumhurbaşkanı olarak seçilen klasik edebiyatçı Levon Ter Petrosyan da bu grubun liderlerinden biridir) Ermenistan Komünist Partisi Birinci Sekreteri Karen Demirciyan siyasetçilerin sözlerini dinlemeyerek Erivan’daki Opera Tiyatrosu önü Meydanı’nda ayaklanma mitingini düzenlemiştir. Buna karşı SSCB ve Azerbaycan Sovyet Cumhuriyeti hükümetleri bu kararı reddetmiş ve Sovyet ordusunu Erivan’a sevk etmeye karar vermiştir. Bu duruma karşı mitingin temsilcisi ve Gorbaçev arasındaki müzakere yapıldı ve nihai olarak Şubat’tan itibaren 1 aydır faaliyetlerin durdurulacağı açıklanmıştır (Masih & Krikorian, 1999, ss. 5-7).

Fakat Azerbaycan tarafının tepkisi oldukça sertti. 22 Şubat’ta protesto eylemi gerçekleştirilmiş ve Karabağ’ın Askeran Rayonu’nda 2 kişi Azerbaycanlı’nın radikal Ermeni milliyetçileri tarafından öldürüldüklerine dair haber yayınlanınca kamuoyu alevlenmiştir (Hirose, 2005, s. 198). Buna bağlı olarak 28 Şubat’ta meydana gelen Sumgayıt Olayları’nda birçok Ermeni sakinleri katledilmiştir. Bu tür çatışmalardan başka 7 Aralık’ta Ermenistan’nın kuzey kısmında meydana gelen büyük depremde yaklaşık 2.5000 kişi hayatını kaybetmiştir. Hükümet bu olaylara karşı yeterli tedbir alamadığından Komünist Partisi kendi prestijini yitirmiştir (Masih & Krikorian, 1999, ss. 7-8; 13-15).

Ayrıca 1989 yılının Haziran ayında Karabağ’ın Ermenistan’a bağlanmasını destekleyenler Pan-Ermeni Milli Hareketi kurulunca buna karşı Eylül ayında Azerbaycan Halk Cephesi kurulmuştur. Azerbaycan Halk Cephesi Bakü-Erivan demiryolu hattını kapatarak petrol nakliyatını kesmek gibi yollara başvurduğunda bu ikisi arasındaki gerginlik daha da şiddetlenmiştir. Bu yılın 28 Kasım tarihinde SSCB Federal Yüksek Sovyeti Karabağ’ın Azerbaycan’nın doğrudan hâkimiyeti altında olacağına karar almıştır. Ama Ermenistan Yüksek Sovyeti ise 1 Aralık günü Karabağ’ı Ermenistan’a bağlayacağını ilan etmiş ve Azerbaycan tarafı da Federal Yüksek Sovyeti’nin kararını kendi iç politikasına müdahale olarak nitelendirerek bu kararı reddetmiştir. Bu yüzden SSCB’nin bu planı boşa çıkmıştır (Masih & Krikorian, 1999, ss. 16-17). Kasım ayının sonundaki 29. Ermenistan Komünist Partisi Genel Kongresi’nde bu parti SSCB Komünist Partisi’nden bağımsızlığı ilan edince Dağlık Karabağ Özerk Oblastı’nın Komünist Partisi de Ermenistan Komünist Patisi’ne katılmak için Ermenistan Komünist Partisi Merkez Komitesi’ne başvurmuştur (Shiokawa, 2007, ss. 164-165). Ayrıca Bakü’de Ermeniler ve Azerbaycanlılar arasında etnik çatışması çıkmış ve 1990 yılının Ocak ayında Sovyet ordusu Bakü’ye sevk edilmiştir (Masih & Krikorian: 1999, s. 18). Bu olaylardan sonra artık Ermeniler SSCB hükümetinin Karabağ Meselesi’ni çözmesini beklememeye başlamıştır.

1990 yılının Mayıs ayındaki Ermenistan Yüksek Sovyeti seçiminde Pan-Ermeni Milli Hareketi kazanmış ve Ağustos’ta Levon Ter Petrosyan Komünist Partisi Genel Sekreteri Vladimir Movsisyan’ı yenip Yüksek Sovyet Başkanı olarak seçilmiştir. Fakat bu parti tam olarak insiyatifi alamamıştır (Masih & Krikorian, 1999, s. 19;23). 5 Kasım’da devlet kurumları, devlet şirketleri ve ordu gibi kuruluşlardaki siyaset—toplum kuruluşlarının faaliyetini yasaklayan karar Ermenistan Yüksek Sovyeti’nde alınmıştır. Bunun ardından 26 Şubat mensuplarının görev süresi içinde siyaset—toplum kuruluşlarına katılmaları ve siyasal partilerin yurtdışındaki kuruluşların gözetiminde olmaları, onlara üye olmaları ve onlardan mali ve maddi destekleri almaları yasaklanmıştır. Bu kanun Komünist Partisi’nin faaliyetlerini fiilen kanun dışı ilan etmiştir. (Shiokawa, 2007, s. 172). 1991 yılındaki Sovyet Darbe Girişimi başarısız olduktan sonra 23 Eylül’de Ermenistan Yüksek Sovyeti SSCB’den bağımsızlığını ilan etmiş ve 17 Ekim’de Ter-Petrosyan Ermenistan Cumhurbaşkanı olarak seçilmiştir (Masih & Krikorian, 1999, ss. 34-35). Böylece Karabağ konusundaki şahin grupları iktidara geldikten sonra Ermenistan-Azerbaycan gerginliği kalıcı hale gelmiş ve nihai olarak 1990’lı yılların başında Karabağ Savaşı patlak vermiştir.

 

 

  1. Sovyet Sonrası Ermenistan ve Diaspora

Sovyet sonrası Ter-Petrosyan yönetimi savaşı yapmak için halkın desteğini sağlamaya çalışırken, tarihte halkın yaşamadığı kapitalist ekonomik sistemi uygulamak zorundaydı. Ayrıca SSCB’nin dağılmasından dolayı Ermenistan hammaddeyi sağlayan yerleri ve ürün piyasasını kaybetmiş ve o zamana kadar var olan fabrikaların çalışmaları durdurdukları ortamda ülke ekonomisini toparlamak zorundaydı.

Küçükken Suriye’den göç eden Ter-Petrosyan kendi politikalarını gerçekleştirmek için birçok diaspora kökenli uzmanları atamıştır. Mesela Amerika doğumlu Raffi Hovannisian’ı dışişleri bakanı olarak, İsrail doğumlu Sebuh Taşçiyan’ı enerji ve petrol bakanı olarak ve Lübnan doğumlu olup Amerika’da faaliyet gösteren tarihçi Gerard Libaridian’ı cumhurbaşkanı danışmanı olarak atamıştır. Aynı zamanda, Ter-Petrosyan’ın Karabağ milli hareketindeki dostu olup Ermenistan doğumlu Vano Siradeğyan’ı içişleri bakanı olarak atamış ve yurtiçindeki düzenin korunması için çaba harcamıştır (Masih & Krikorian, 1999, ss. 38-40).

Diğer yandan, Ter-Petrosyan Ermeni diasporasının partisi olan Taşnak Partisi’ne karşı sert tavır göstermiştir. Eski ASALA (Ermenistan’ın Kurtuluşu için Ermeni Gizli Ordusu) mensupları[i] ve Taşnak Partisi Karabağ Savaşı’nda aktif rol oynayıp halkın desteğini artırmıştır. 1992 yılının Mayıs ayındaki Laçin Koridoru’nun işgalinden beri savaş tıkanmış duruma düştükten sonra、Ter-Petrosyan’ın izlediği Karabağ Savaşı’nı büyütmemeye yönelik politikasını Taşnak Partisi eleştirdiğinden dolayı Ter-Petrosyan, 1992 yılı yazın Taşnak Partisi Başkanı Hrayr Marukhyan’ı sınırdışı etmiştir. Ayrıca 1994 yılının Aralık ayında eski Erivan Belediye Başkanı Hambartsum Galstyan’ın suikast edilmesinin siyasal huzursuzluğunu tırmandırması bahanesiyle Taşnak Partisi kendisinin faaliyetlerini de yasaklamıştır. Bu tedbirlerden dolayı Ter-Petrosyan 1995 yılının Mayıs ayındaki parlamento seçiminde Taşnak Partisi’ni dışlamaya başarırken, böyle yöntemlerin demokratik olmamaları eleştirileri de yağmış ve halkın Ter-Petrosyan’a güveni azalmıştır (Masih & Krikorian, 1999, ss. 44-45; 52-53).

Bu arada, Karabağ Savaşı’nda ateşkes sağlandıktan sonra Ermenistan dış politikasının önemli konusu olarak Karabağ barış sürecinden başka boru hattı inşası meselesi de vardı. Bakü’den petrol nakliyatı için mevcut Rusya hattının yanı sıra yeni kurulacak Türkiye hattı planlanmış ve Türkiye hattı inşa edilirken hattın Gürcistan ya da Ermenistan’dan geçmesi gerekirdi. İran’dan kamyon nakliyatıyla petrolü sağlayan Ermenistan için petrolü istikrarlı şekilde sağlayıp geçiş ücretini getiren boru hattının inşası kendi kaderini belirleyen meseleydi. Hattın belirlenmesi konusunda sözü geçerli olan ABD daha önce Amerika’daki Ermeni diasporasına özen göstermek için Ermenistan yanlısı politikayı izlerken, 1994 yılının sonbaharında Azerbaycan ile “Yüzyılın sözleşmesi”ni[ii] imzaladıktan sonra en azından ekonomi açısından Azerbaycan yanlısı politikasını izlemeye başlamıştır. ABD 1995 yılının Ekim ayında Gürcistan’dan geçen hattının inşasını desteklemeye karar verince Ermenistan’ın yalnızlaşması kaçınılmaz hale gelmiştir. Azerbaycan ve Türkiye tarafından uygulanan ambargoya maruz kalan Ermenistan (Herzig, 1999, ss. 138-141)、1997 yılının Ağustos ayında Rusya ile dostluk anlaşmasını imzaladığı gibi Rus yanlısı politikasını güçlendirmiştir (Masih & Krikorian, 1999, s. xiv).

Bir de Karabağ barış müzakeresinde ilerleme görülmemiş ve ekonomik durgunluğun yaşandığı Ermenistan için Karabağ Meselesi yük olmaya başlamıştır. Bu durumda AGİT (Avrupa Güvenlik İşbirliği Teşkilatı) 18 Temmuz 1997 tarihinde “paket planı”nı önermiştir. Bu plana göre, Karabağ Azerbaycan toprağı olarak kalacak ve AGİT’in barış gücünün kontrolü altında Ermenistan ordusu çekilmesi ve mültecilerin geri dönüşü sağlanacaktır. Ayrıca Karabağ ve Ermenistan’ı bağlayan Laçin Koridoru’nu AGİT’in barış gücü koruyacaktır. Bu planı Ermenistan desteklerken Azerbaycan ise bu plana karşı çıktığı için gerçekleşmemiştir (Mityayev, 1998, s. 546). 1998 yılında Ter-Petrosyan 1997 yılının Aralık ayında sunulan AGİT’in barış planını(Karabağ dışındaki bütün Azerbaycan toprağından Ermenistan ordusu çekildikten sonra Azerbaycan ve Dağlık Karabağ arasındaki hukuki ilişkiler hakkında müzakerenin yapılmasını öneren “iki aşamalı barış planı”) kabul edip Batı ülkelerinden yardımı sağlamak için Karabağ’ın Azerbaycan toprağı olarak tanımak da mecburiyetinde olduğunu açıklamıştır.

Fakat kabinedeki bakanlar böyle uzlaşma plana sert tepki göstermişler ve Ocak ayının sonunda milli savunma bakanı Vazgen Sargsyan gibiTer-Petrosyan’ın yakın ortakları art arda görevden ayrılmışlardır. Bu sebeple hükümeti sürdüremez hale gelen Ter-Petrosyan 3 Şubat’ta istifa etmiş ve o dönemde başbakan olan Karabağ doğumlu Robert Kocharyan cumhurbaşkanı vekili olmuştur. Cumhurbaşkanı vekili olan Koçaryan Taşnak Partisi’ni tekrar yasallaştırmış ve Taşnak Partisi’nin seçime katılacağını taahhüt etmiştir. Bunların, onun Karabağ Cumhurbaşkanı’yken yakınlaştığı Taşnak Partisi’nden destek sağlamak amacıyla yapılmış olma ihtimali yüksektir (Masih & Krikorian, 1999, s. xv).

18 Mart 1998 tarihinde yapılan cumhurbaşkanı seçiminde kapitalist ekonomiye geçiş ve Karabağ barışının yöntemi gündeme gelmiştir. Çünkü eski Ermenistan Komünist Partisi Birinci Sekreteri Karen Demirciyan SSCB dönemindeki çalışmalarından dolayı Koçaryan’ın güçlü rakip adayı olmuştur. O, SSCB dönemini özleyen emekli kesime yönelmekten başka Karabağ barışı konusunda da o zamanki Azerbaycan Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev ile eskiden beri arkadaş olduğunu vurgulayarak barışın erken gerçekleştireceğini vaat etmiştir. Buna karşı, Koçaryan Ermeni diasporası yatırımlarını genişleteceğini ve AGİT kararını yeni baştan değerlendireceğini vaat etmiştir. Sonuç olarak, birinci turda bitmeyen seçimi(birinci turda Koçaryan’ın kazandığı oy oranı %38,6 olup Demirciyan’ınki ise %28,1’dır ve hiçbir aday seçilmek için gereken oy alamamıştır)30 Mart’taki ikinci turda Koçaryan kazanmıştır. Bu durum kapitalist ekonomiye geçiş halk tarafından belli bir seviyede desteklendiğini göstermektedir. Aynı zamanda ekonomik reformdan dolayı yaşam standardının düşmesi nedeniyle birçok insanın durumdan şikayetçi olması Demirciyan’ın iyi bir şekilde mücadele yapmasına neden olmuştur.

Koçaryan AGİT kararının yeni baştan değerlendireceğini ileri sürerken, ABD ve Rusya’nın tepkisi Ermenistan’ın tahmininden daha sertti. 7 Kasım 1998 tarihinde AGİT tarafından “Ortak Devlet Planı” önerilmiştir. Bu plana göre Karabağ ve Azerbaycan birlikte eşit bir statüde federasyonu oluşturacaktır. Ama bu plan Azerbaycan tarafından reddedilmiştir.[iii] Bu yüzden barış müzakeresi çıkmaza girmiş ve cumhurbaşkanına destek de azalmaya başlamıştır.

Böyle bir durumda 27 Ekim 1999 tarihinde Nayri Hunanyan’ın yönettiği silahlı grup meclisi basmıştır. Bu olayda cumhurbaşkanı seçiminden sonra meclis başkanı olarak atanan Karen Demirçiyan ve başbakan Vazgen Sargsyan başta olmak üzere 8 kişi hayatını kaybedip 32 kişi yaralanmıştır. Bu baskının failinin gençliğinde Taşnak Partisi ile ilişkilerin olduğundan ve öldürülen Karen Demirçiyan ve Vazgen Sargsyan’ın Koçaryan’ın rakibi olabilecek kadar itibarlı siyasetçi olduklarından halk arasında bu olayın “Koçaryan’ın komplosu” oluğuna dair iddia yayılmıştır. Bu baskının gerçek sebebi ve arka planının bilinmesi için davanın gelişmesini beklememiz gerekir. Ama bu olayı “ulusal siyasi kriz olarak algılayıp cumhurbaşkanı altında birleşmek gerektiğini” vurgulayan açıklamalar her siyasal parti tarafından art arda yapılmış ve bu olay nihai olarak Koçaryan’ın otoritesinin pekiştirilmesine katkı sağlamış olmuştur.

Koçaryan 2003 yılında tekrar cumhurbaşkanı olarak seçilmiştir. Bu süreçte güçlü rakip adayı olma beklentisini taşıyan ABD’li eski Ermenistan dışişleri bakanı Raffi Hovannisyan’ın Ermenistan vatandaşlığına alınmak için başvurusu mahkeme tarafından reddedildiğinden dolayı aday olamamıştır.[iv] Tam tersine Karabağ doğumlu Koçaryan ise rahat şekilde Ermenistan vatandaşlığına alınmıştır. Bu durum eski Sovyet coğrafyasının içindeki ve dışındaki Ermeni toplulukları arasında sadece soydaşlık bilinciyle aşılamaz “sınır”ın hâlâ mevcut olduğunu göstermektedir. Mart ayındaki cumhurbaşkanı seçiminde, 1999 yılında suikast edilen Karen Demirçiyan’ın oğlu Stepan Demirçiyan ve SSCB’nin son döneminde Erivan belediye başkanlığını yapan Komünist Partisi eski üyesi Artaşes Geğamyan gibi adaylar iyi bir şekilde mücadele yapmışlar ve önceki cumhurbaşkanı seçimi gibi ikinci tura kalmıştır.

Peki, Sovyet sonrası Ermenistan üzerinde Ermeni diasporası ne kadar büyük etkiye sahiptir? Başlangıçta dışişleri bakanı Raffi Hovannisyan ve enerji ve petrol bakanı Sebuh Taşçıyan gibi eski Sovyet coğrafyasının dışında doğan birçok Ermeniler hükümetteki üst kademelerde yer almaktaydılar. Ama 1998 yılında Robert Koçaryan cumhurbaşkanı olduktan sonra bakan seviyesinde bu eğilim düşmektedir. Burada Koçaryan yönetimi altındaki Andranik Markaryan kabinesi ve Serj Sargsyan kabinesi hakkında detaylı olarak inceleyelim. Andranik Markaryan 2003 yılının Mayıs ayındaki parlamento seçiminden büyük iktidar partisi olan Cumhuriyetçi Partisi’nden[v] başbakan olarak seçilmiştir.[vi] Ama 2007 yılının Mart ayında Markaryan vefat edince milli savunma bakanı Serj Sargsyan başbakan olarak atanmıştır. Tablo 2’den anlaşıldığı gibi, Markaryan kabinesinde Karabağ, Azerbaycan ve Gürcistan gibi eski SSCB’nin başka bölgelerinde doğan 5 kişi, Sargsyan kabinesinde ise 4 kişi yer alırken、eski Sovyet Birliği’nin dışında doğup her iki kabinede yer alan ise sadece Suriye doğumlu dışişleri bakanı Vardan Oskanian’dır. Bu durum Bill Clinton döneminde Karabağ çevre bölgesinin işgali meselesi konusunda ABD-Ermenistan ilişkilerin soğuması ve Ter-Petrosyan’ın Taşnak Partisi’ni yasakladığından dolayı Batı ülkeleri doğumlularının hükümet içinde faaliyet göstermelerinin zorlaşmasından kaynaklandığı tahmin edilmektedir. (19 Şubat 2008 tarihindeki cumhurbaşkanı seçiminde Serj Sargsyan eski cumhurbaşkanı Ter-Petrosyan ve “Hukukun Üstünlüğü” Partisi genel başkanı Artur Bağdasaryan[vii] gibi adayları yenip cumhurbaşkanı olarak seçilmiştir. Ama kabinede yer alacak eski Sovyet coğrafyası dışında doğanların sayısının artışı pek de beklenmemektedir.)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Görev Ad-Soyadı Doğum Yeri Uzmanlık Alanı Siyasal Parti
Başbakan Andranik Markaryan Erivan Bilgi Mühendisliği Cumhuriyetçi Partisi
Sağlık Bakanı Norayr Davityan Erivan Tıp Taşnak Partisi
Ticaret ve Sanayi Bakanı Karen Çşmarityan Erivan Ulusal Ekonomi Cumhuriyetçi Partisi
Adalet Bakanı Davit Harutünyan Erivan Enformasyon Bağımsız
Dışişleri Bakanı Vartan Oskanyan Halep (Suriye) Diplomasi Bağımsız
Çevre Koruma Bakanı Vartan Ayvazyan Borjomi Rayonu (Gürcistan) Hayvancılık Cumhuriyetçi Partisi
Tarım Bakanı Davit Lokyan Bogdanovka (Gürcistan) Biyoloji Taşnak Partisi
Enerji Bakanı Armen Movsisyan Gafan Hafif Endüstri Cumhuriyetçi Partisi
Milli Eğitim ve Bilimler Bakanı Levon Mıgırdıçyan Erivan Tarih Taşnak Partisi
Kültür ve Gençlik Sorunları Bakanı Hasmik Boğosyan Erivan Eğitim (Biyoloji) Bağımsız
Milli Savunma Bakanı Serj Sargsyan Hankendi (Karabağ-Azerbaycan) Beşeri Bilimler Cumhuriyetçi Partisi
Çalışma ve Toplum Sorunları Bakanı Agvan Vartanyan Nahçıvan (Azerbaycan) Beşeri Bilimler Taşnak Partisi
Ulaştırma ve Haberleşme Bakanı Andranik Manukyan Hrazdan Rayonu Ulusal Ekonomi Müreffeh Ermenistan Partisi
Kentsel Kalkınma Bakanı Aram Harutünyan Nayri Rayonu Mühendislik Hukukun Üstünlüğü Partisi
Maliye ve Ekonomi Bakanı Vartan Haçaturyan Cermuk Mühendislik Cumhuriyetçi Partisi
Arazi Yönetimi Bakanı Hovik Abrahamyan Ararat Rayonu Ulusal Ekonomi Cumhuriyetçi Partisi
Hükümet Genel Sekreteri Manuk Topuzyan Erivan Hukuk Cumhuriyetçi Partisi

Tablo 2-a. Markaryan Kabinesindeki Bakanlar (Boyalı olanlar Ermenistan dışında doğanlardır) (Ermenistan hükümetinin web sitesine dayanarak(http://www.gov.am/)yazar tarafından oluşturulmuştur.)

 

 

 

Görev Ad-Soyadı Doğum Yeri Uzmanlık Alanı Siyasal Parti
Başbakan Serj Sargsyan Hankendi (Karabağ-Azerbaycan) Beşeri Bilimler Cumhuriyetçi Partisi
Sağlık Bakanı Harutün Kuşkyan Erivan Tıp Müreffeh Ermenistan Partisi
Ticaret ve Sanayi Bakanı Nerses Yeritsyan Erivan Ulusal Ekonomi Bağımsız
Adalet Bakanı Kevork Danielyan Erivan Hukuk Bağımsız
Dışişleri Bakanı Vartan Oskanyan Halep (Suriye) Diplomasi Bağımsız
Çevre Koruma Bakanı Aram Harutünyan Nayri Rayonu Mühendislik Cumhuriyetçi Partisi
Tarım Bakanı Davit Lokyan Bogdanovka (Gürcistan) Biyoloji Taşnak Partisi
Enerji Bakanı Armen Movsisyan Gafan Hafif Sanayi Cumhuriyetçi Partisi
Milli Eğitim ve Bilimler Bakanı Levon Mıgırdıçyan Erivan Tarih Taşnak Partisi
Kültür Bakanı Hasmik Boğosyan Erivan Eğitim (Biyoloji) Bağımsız
Gençlik ve Spor Bakanı Armen Grigoryan Erivan Kamu yönetimi Müreffeh Ermenistan Partisi
Milli Savunma Bakanı Mikael Harutünyan Şamahı Rayonu (Azerbaycan) Askeri İşler Bağımsız
Çalışma ve Toplum Sorunları Bakanı Agvan Vartanyan Nahçıvan (Azerbaycan) Beşeri Bilimler Taşnak Partisi
Ulaştırma ve Haberleşme Bakanı Andranik Manukyan Hrazdan Rayonu Ulusal Ekonomi Birlik Partisi
Kentsel Kalkınma Bakanı Vartan Vartanyan Erivan Tarım Müreffeh Ermenistan Partisi
Maliye ve Ekonomi Bakanı Vartan Haçaturyan Cermuk Mühendislik Cumhuriyetçi Partisi
Arazi Yönetimi Bakanı Hovik Abrahamyan Ararat Rayonu Ulusal Ekonomi Cumhuriyetçi Partisi
Hükümet Genel Sekreteri Manuk Topuzyan Erivan Hukuk Cumhuriyetçi Partisi

Tablo 2-b. Sargsyan Kabinesindeki Bakanlar (Boyalı olanlar Ermenistan dışında doğanlardır) (Ermenistan hükümetinin web sitesine dayanarak(http://www.gov.am/)yazar tarafından oluşturulmuştur.)

 

 

Sonuç

Çağdaş Ermeni siyasetinde Karabağ Meselesi ne tür anlamı taşımaktadır? Perestroyka döneminde gündeme gelen Karabağ Meselesi Ermenistan Komünist Partisi’nin tahmininden çok daha yüksel hızla ilerlediğinden dolayı hükümet hızlı bir şekilde tedbir alamamış ve nihai olarak halkın desteğini kaybetmiştir. Ayrıca bağımsızlığa kavuştuktan sonra meydana gelen savaşta Ermenistan’ın kazanması Azerbaycan ve Türkiye tarafından Ermenistan’a karşı ambargonun uygulanmasına yol açmıştır. Bu yüzden Ermenistan’ın ekonomik durumu oldukça kötüleşti ve birçok halk yurtdışına göç etmiştir. Bağımsızlığa kavuşalı 6 senede 579 bin kişiden fazla Ermenistan vatandaşları uçakla Ermenistan’dan çıkıp ger, dönmemişlerdir (Nishimura, 2005, s. 88). 2003 yılında Ermenistan’ın nüfusu resmen 3,2 milyon kişi olduğu tahmin edilmekte ama gerçekte bu sayıdan daha az olduğu söylenmektedir. Karabağ Meselesi Ermenistan’a ekonomik kaybı getirmiş ve Ermenistan hükümeti de bu meselenin erken çözülmesine ihtiyaç duymaktadır.

Ama Ermenistan hükümeti Azerbaycan’la savaş zamanında halkın Türklere karşı nefretini alevlendirdiği için diplomatik uzlaşma kolay bir şekilde yapılamaz olmuş ve hükümetin Karabağ Meselesi’ni gerçekçi bir şekilde çözmeye çalışması cumhurbaşkanına destek oranı düşmesine ve hükümet içindeki uyumsuzluğun büyümesine yol açıp bu durum siyasal krizine kadar gelişir hale gelmiştir. Hükümet 1999 yılındaki meclis baskını gibi önemli siyasal krizi sorunsuz şekilde atlatmıştır. Bu yüzden hükümetin çöküşüne yol açabilen siyasal kriz sadece ulusal birliğin yeni sembolü haline gelen Karabağ Meselesi olduğunu söyleyebiliriz.

Sonuç olarak, Ermeni diasporasının Ermenistan üzerindeki etkisi “anayurdu” ve “konuk eden ülkeler” arasındaki ilişkilere bağlıdır. Özellikle Batı bloğunda en büyük Ermeni nüfusunu barındıran ABD ile Ermenistan arasındaki ilişkilerin iyi olduğu 1994 yılına kadar Ermeni diasporası insani, maddi ve mali kaynakları sağlamakla Ermenistan üzerinde büyük etkiye sahip olabilmiştir. Fakat ABD-Ermenistan ilişkilerin soğumaya başladığı 1994 yılının sonbaharından sonra eski SSCB coğrafyasının dışındaki Ermeni diasporasının Ermenistan üzerindeki etkisi de azalmıştır.

Kaynakça

Croissant, M. P. (1998). The Armenia-Azerbaijan Conflict: Causes and Implications. West Port: Praeger.

Herzig, E. (1999). The New Caucasus: Armenia, Azerbaijan and Georgia. New York: Pinter Publishers Ltd.

Hirose, Y. (2005). Kyuu-Soren Chiikito Hunsou [Eski Sovyet Coğrafyasında Çatışmalar]. Tokyo: Keio-Daigaku Shuppankai

Indjikyan, O. G. (1995). Sotsial’naya Psikhologiya Genotsida [Soykırımın Toplumsal Psikolojisi]. Moskva: Mejdunarodnoy Gumanitarnıy Fond Armenovedeniya İm. Akademika Ts. P. Agayana.

Hovannisian, R. G. (1993). Mountainous Karabagh in 1920: An Unresolved Contest. Armenian Review, Vol (46), No (1), ss.1-35.

Khurshudyan L. (1995). Haykakan Hartsı [Ermeni Meselesi]. Yerevan: Hamazgayin Hay Krtakan ev Mşakutayin Miutyun.

Masih, J. R. ve Krikorian, R.O. (1999). Armenia at the Crossroads. Amsterdam: Routledge.

McCarthy, J. (1983). Muslims and Minorities: The Population of Ottoman Anatolia and the End of the Empire. New York and London: New York University Press.

Melkonian, M. (1993). The Right to Struggle: Selected Writings of Monte Melkonian on the Armenian National Question. San Francisco: Sardarabad Press.

Mityayev, V. G. (1998). Karabakhskiy Konflikt v Kontekste Mejdurarodnıkh Otnoşeniy [Uluslararası İlişkiler Bağlamında Karabağ Sorunu]. E. M. Kojokina (Der.), Armeniya: Problemı Nezavisimogo Razvitiya [Ermenistan: Bağımsız Şekilde Gelişmenin Sorunları] (ss. 487-554). Moskva: Rossiyskiy İnstitut Strategiçeskikh İssledovaniy.

Mouradian, C. (1996). L’Arménie [Ermenistan]. Paris: Presses Universitaires de France.

Nishimura, M. (2005). Minshuka-ikouno Minami-Kokasasu [Sovyet Sonrası Güney Kafkasya]. Tokyo: Taga-Shuppan.

Papazian, L. (2001). A People’s Will: Armenian Irredentism over Nagorno-Karabagh. L. Chorbajian (Der.), The Making of Nagorno-Karabagh: From Secession to Republic (ss. 54-95). Chippenham: Palgrave Mcmillan.

Shiokawa, N. (2007). Taminzoku-Kokka Sorenno Koubou II: Kokkano Kouchikuto Kaitai [Çok Uluslu Devlet Sovyetler Birliği’nin Tarihi II: Devletin İnşası ve Dağılması]. Tokyo: Iwanami-Shoten.

Suny, R. G. (1993). Looking toward Ararat. Bloomington and Indianapolis: Indiana University Press.

Yoshimura, T. (2005). Arumenia Minzou-Seitouto Sovieto Arumenia (1920-1923nen) [Ermeni Milli Partileri Arası İlişkiler ve Sovyet Ermenistan (1920-1923)]. Nihon Chuutou Gakkai Nenpou [Japonya Ortadoğu Araştırmaları Topluluğu Yıllık Bülteni], Vol (21), No (1), ss. 173-190.

 

* Bu makale, 2008 yılında Natsuko Oka tarafından derlenip Ajia Keizai-Kenkyuujo tarafından yayımlanan “Ijuuto ‘Kikyou’: Risanminzokuto Kochi [Göç ve ‘Geri Dönüş’: Diaspora ve Anayurdu]” Raporu’nun 45.-61. sayfaları arasında yer alan Takayuki Yoshimura’nın “Arumenia Sai-Dokuritsukini Miru Arumenia Hongokuto Zaigai-Shakaitono Kankei: Nagoruno-Karabahu Mondaiwo Tegakarini” başlıklı makalesinin Türkçe çevirisidir.

** Arş. Gör., Waseda Üniversitesi Müslüman Bölge Çalışmaları Kurumu.

*** Ortadoğu Teknik Üniversitesi Bölge Çalışmaları Ana Bilim Dalı Doktora Öğrencisi, Kafkas stratejik araştırmalar merkezi KAFKASSAM kıdemli araştırmacısı.

[i] Bunun örneği olarak Ermeni kökenli ABD vatandaşı olan Monte Melkonyan’dan bahsetmek mümkündür. O, 25 Kasım 1957 tarihinde Kaliforniya’da doğup gençken bir süre Japonya’da okumuştur. Aynı dönemde Güneydoğu Asya’yı da gezerek oradaki milliyetçilik ve komünizm hareketlerinden etkilenmiştir. Ondan sonra Lübnan’da Japon Kızıl Ordusu’nun tercümanlığını yaptığı gibi lojistik merkezini Ortadoğu’daki Ermeni toplulukları içinde kurmuştur. İran ve Lübnan’daki Ermeni milli hareketlerinde yer almaya başlamıştır. 1980 yılın ilkbaharında ASALA’ya katılıp 1980’li yılların sonundan itibaren ise Karabağ milli hareketinde yer almaktaydı. 12 Haziran 1993 tarihinde Karabağ’da savaşırken tespit edilememiş sebeple hayatını kaybetmiştir.Onun cenaze töreni geniş katılımla düzenlenmiş ve Erivan’da Karabağ Savaşı Kahramanı unvanıyla onun anısına anıt dikilmiştir. Melkonyan’ın hayatı ve düşüncesi için bkz: Melkonian, M., (1993), The Right to Struggle: Selected Writings of Monte Melkonian on the Armenian National Question, San Francisco: Sardarabad Press.

[ii] Azerbaycan’ın en büyük petrol yatakları olan Azeri, Çırak ve Güneşli Platformları üzerindeki kar paylaşımı ile ilgili anlaşma (ACG Projesi) münasebetiyle Avrupa ve ABD şirketlerinin Hazar Denizi petrol yataklarında üretime başlamasından kasteder.

[iii] Bundan başka, 1992 yılında ABD dışişleri bakanlığı üst düzey yetkilisi Paul Goble tarafından sunulan “Goble Planı” da vardır. 2000 yılının Ocak ayındaki Robert Koçaryan-Haydar Aliyev görüşmesinin ardından dışarıya sızdıktan sonra kamuoyunun dikkatini çekmiştir. Bu planda Karabağ’ın bağımsızlığı önkoşulu altında Laçin Koridoru Ermenistan’a verilirken buna karşılık olarak Azerbaycan’a Meğri Bölgesi verilecekti. Ama Ermenistan ve İran arasındaki ulaşım kesileceğinden dolayı İran’ın petrolüne bağımlı olan Ermenistan bu planı hoş karşılamamaktadır.

[iv] Noyan Tapan the Highlights, Vol.7, No. 50 (450), 16 Dec. 2002, p.3.

[v] 1990 yılında kurulmuştur. Fikir açısından Taşnak Partisi sağ kesiminin liderlerinden olan Garegin Njde ve 1967-1987 yılları arasında kaçak şekilde faaliyet gösteren Milli Birlik Partisinin akımından geldiği söylenmektedir. 1999 yılında suikast edilen Vazgen Sargsyan da parti genel başkanlığını yapmıştır.

[vi] Ermenistan Cumhuriyeti’nde cumhurbaşkanı başbakanı atayıp başbakan kabineyi oluştururken, genel olarak başbakan parlamentodaki çoğunluk tarafından atanır. Ne var ki, Ermenistan’da siyasal partiler arasındaki ilişkilerin değişkenliği yüksektir ve parlamentodaki çoğunluğu genel olarak cumhurbaşkanının ait olduğu iktidar partisi oluşturur. Bu yüzden cumhurbaşkanı ve meclisteki çoğunluk arasında anlaşmazlığın olduğu kohabitasyon nadirdir.

[vii] 1998 yılında hukukçu kökenli milletvekili Artur Bağdasaryan önderliğinde kurulmuştur. 2003 yılında iktidar partisi olurken, 2006 yılın sonunda Metsamor Nükleer Santrali’nin özelleştirilmesi Sorunu üzerinde hükümet ile anlaşmazlık yaşandığından dolayı koalisyon hükümetinden ayrılmıştır.

Yorumlar