Rus basının “Akkuyu casusu” iddiası: Akkuyu projesinde tuhaf şeyler de oluyordu

LAVROV BMT-NİN 4 QƏTNAMƏSİNİ ƏSAS SAYMIR

Fransız-Alman Ortaklığı Derinleşiyor

Trump-Putin Temmuz ayı görüşmesinde Afganistan’a ortak müdahalemi görüşülecek

Devrim Muhafızları İran ve Irak’ta darbe hazırlığında!

İran 26 Mayıs 2017
731

Devrim Muhafızları neden İran’da veya Irak’ta darbe yapsın? Bu sorunun cevabı Devrim Muhafızlarının kuruluş amacını ve yapısını bilmekle çok yakından ilgili. Besic adı verilen bu gönüllüler ordusunun varoluş sebebi, İran İslam rejiminin muhafazasıdır ve bu anayasal bir yükümlülüktür. İran derin devletinin kontrol ettiği İran ekonomisinin yüzde 80’i; ordu ve dini vakıfların elinde. Sepāh-e Pāsdārān-e Enghelāb-e Eslāmi adıyla anılan devrim muhafızlarına bazı ekonomik ayrıcalıklar tanımakla kalmamış, İran başkentindeki İmam Humeyni havalimanı tahsis edilmiş. Devrim muhafızları, uçaklardan tahsil edilen havalimanı vergisi üzerinden büyük gelir elde ediyor. İstihbarat raporlarına ve gazete haberlerine yansıyan malumatlara göre, İran’ın diğer hava alanlarıyla limanlarındaki dış sınırları da devrim muhafızları tarafından kontrol ediliyor. İran’a hangi malın sokulacağına onlar karar veriyor. Devrim muhafızları gümrük vergisi ödemedikleri gibi, karaborsada ne kadar mal sattıkları ve ne kazandıkları hakkında da kimseye hesap vermek zorunda değiller. Son yıllarda Devrim muhafızlarının, milyarlarca dolarlık iş imparatorluğuna dönüştüğü söyleniyor. Sepāh-e Pāsdārān-e Enghelāb-e Eslāmi; İran Milli Petrol Şirketi ve İmam Rıza Fonu’ndan sonra İran’ın üçüncü en zengin kurumu. İslam Devriminden sonra Şaha bağlılığı bilinen İran Ordusunun Devrim’e yönelik olası tehditlerinin engellenmesi ve dengelenmesi ayrıca İslam Devriminin yerleşmesine zorlayıcı güç olarak katkıda bulunması amacıyla bizzat İslam İnkılâbı lideri Ayetullah Humeyni’nin direktifleriyle, gönüllülük esasına dayanan yarı bir askeri yapıda kurulan İslam Devrimi Muhafızları Ordusu (Sipahi Pasdarani İnkılabı İslami), zamanla gelişerek büyük bir askeri kurum ve adeta kamu iktisadi teşekkülü haline geldi. Reformcuların gündeme getirdiği yolsuz ekonomik düzeninden aslan payıyla besleniyorlar. Muhafızların denetiminde bulunan sektör akıl alacak gibi değil. ‘İslam Devrimi muhafız ordusunun’ kara, deniz ve hava kuvvetlerinde 120 bin asker görev yapıyor. İran’ın stratejik silahlarını da kontrol eden devrim muhafızları muazzam bir holding çatısı altında göz klinikleri işletiyor, motorlu araç üretiyor, otoyollar, demiryolları ve metro istasyonları inşa ediyor. Aynı zamanda petrol ve doğalgaz şirketleriyle de bağlantıları var. Madencilikte ve barajlarda da devrim muhafızlarının sözü geçiyor. (Bkz. 7 Mart 2016/ http://www.haber-sanliurfa.com/irani-kurtaran-azeri-neden-idam-edilecek/18500/ )

ABD yeni süreçte İran’a uluslararası konjonktürde pres uygulayıp bunaltmak ve politikalarında tutarsızlaştırmak istiyor. Nitekim İran cumhurbaşkanlığına yeniden seçilen Hasan Ruhani başkent Tahran’da; Amerika Birleşik Devletleri başkanı Donald Trump’ın Ortadoğu ziyareti sırasında sarf ettiği ‘-İran’ın terörizmi desteklediği’ yönündeki sözlerine “-Tahran’ın yardımı olmadan Ortadoğu’da istikrarın sağlanamayacağını, İran halkının, diplomatları ve askeri yetkililerinin Irak ve Suriye’de, bu iki büyük ülkeye yardımcı olduklarını, bundan sonra destek sunmaya devam edeceklerini” söylemesi, İran’ın Irak ve Suriye’deki nüfuzunu sürdürme noktasında kararlılığını sergilediği gibi gerekirse arasında askeri darbenin de bulunduğu her türlü seçeneğin gündemlerinde olduğunu gösteriyor. (Bkz. http://tr.euronews.com/2017/05/22/ruhani-den-trump-a-yanit-ortadogu-da-istikrar-iran-a-bagli ) Avrupa ve ABD medyasında; Irak’ta eski başbakan Nuri El Maliki’nin İran desteğiyle ülkesinde darbe girişimine hazırlandığı ve ABD’nin Bağdat merkezî yönetimi uyardığı bilgisi yer aldı. Bu habere göre Irak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Maliki’nin, başbakanlığı döneminde resmî ordu yapılanmasının dışında “Dicle Ordusu” adıyla paralel bir ordu kurduğu ve iki kez yönetime el koyacağına dair duyumlar üzerine görevden el çektirildiği belirtiliyor. Diplomatik kaynaklar, ABD’nin resmî olarak Trump’ın Başdanışmanı Jared Kushner aracılığıyla Irak hükûmetinden İçişleri ve Savunma Bakanlıklarında çalışan 785 askerin görevden uzaklaştırılmasını talep ettiğini söylüyor. ABD heyetinin Iraklı yetkililerle paylaştıkları bilgi notunda, Irak hükûmetine bu askerlerin İran’ın, Kudüs Tugayları Komutanı Kasım Süleymani ile Maliki’nin emriyle hareket ettiği yer alıyor. Kamuoyunun bilmediği ve irtibatlandıramadığı ayrıntı, ABD’nin bu bilgi notunun Türkiye’nin konuyla ilgili istihbaratına dayanması. Ankara Maliki’nin daha önce benzer girişimlerden dolayı duyduğu rahatsızlığı ABD’li yetkililere iletmişti. Bağdat’taki gelişmeleri yakından takip eden Ankara; Maliki’nin yönetime el koyma girişiminin İran’ın coğrafyada etki alanını artıracağını düşünüyor. (Bkz. http://www.haber7.com/ortadogu/haber/2338904-abd-o-ulkeyi-uyardi-darbeye-hazirlaniyorlar )

Irak’ta askeri darbenin anlaşılabilir bir nedeni olabilir. Ancak İran’da böylesi bir kalkışmanın sosyolojik ve militarist nedeni ne olabilir? İtalya’ya neşredilen Katolik çizgideki Avvenire gazetesine göre; Trump ve Suudilerin söylemleri, İran’da aşırı muhafazakârlara yarar sağlıyor. Ruhani’nin yeniden seçilmesi ne yazık ki Tahran’ın yeni, batıya dönük rotasını sürdüreceği anlamına gelmiyor. Hükümetin, yolsuzluğa bulaşmış, korumacı bir ekonominin çok sayıdaki aksaklığını düzeltmeye çalışması mümkün değil ve bu kaotik ortamdan mevcut yapı besleniyor. Çünkü gerek muhafazakâr dini vakıf yönetimleri, İslam Cumhuriyeti’nin tüm sistemine nüfuz etmiş olan Devrim Muhafızlarının oluşturduğu gizli yapılar tam da böyle bir ekonomi içinde büyüyüp serpiliyor. Washington’da İran karşıtı retorik, bir kez daha tehlikeli biçimde yükselişe geçti: Başkan ve adamları İran İslam Cumhuriyeti’ne karşı açık, İsrail ile Suudi Arabistan’ın da oldukça hoşuna giden hasmane bir tutum takınıyor. Kulağa bir çelişki gibi gelse de yürüttükleri bu politikayla Amerikalılar ve Suudiler, seçimleri kaybetmiş olan aşırı muhafazakârların ekmeğine yağ sürüyor. (Bkz. https://www.eurotopics.net/tr/179292/iran-ruhani-reformlara-devam-edebilecek-mi?zitat=179677#zitat179677 ) Benzer bir görüş İsviçre’de Fransızca yayın yapan Liberal-muhafazakâr çizgideki Le Temps gazetesinde de mevcut. Gazeteye açıklama yapan İran’daki Rojhilat İnsan Hakları Örgütü’nün (RMMK) Birleşmiş Milletler’deki temsilcisi Taimoor Aliassi, İran’ın yeni bir hükümet darbesiyle karşı karşıya olduğundan endişeli olduğunu paylaşıyor ve diyor ki; “ 37 yıldır tek başına iktidarda olan ulema devrim sonrası nesilleri hayal kırıklığına uğrattı. Bu nesiller Ayetullahların daha iyi bir gelecek kurabileceklerine inanmıyor. Artık pek çok aydın, siyaset bilimci, gazeteci, aktivist ve sanatçı bir sonraki ihtilalin ne zaman olacağını sorusunu sormuyor bile. O kesin zaten, şimdi ihtilalin nasıl olacağını ve sonuçlarını tartışıyorlar. Kanlı bir ihtilal mi olacak ve Suriye’de ve Irak’ta olduğu gibi ülke yangın yerine mi dönecek, yoksa bir şekilde ülke dışından yönlendirilen daha otoriter, daha merkezi bir rejim mi başlayacak? Ülke dışı odaklar ülkenin karışmasından çıkarları olmayan ve bölgedeki istikrar adına sözde ideallerinden vazgeçmeye hazır olan Batılı güçler, öncelikle de ABD mi olacak?” (Bkz. https://www.eurotopics.net/tr/179292/iran-ruhani-reformlara-devam-edebilecek-mi?zitat=179677#zitat179677 )

Ömür Çelikdönmez
Twitter: @oc32oc39
omurcelikdonmez@hotmail.com

Yorumlar