CIA yeni direktörü Rusya’da “gazetecilik” adı altında casusluk mu yaptı?

İran’da TÜRK varlığının devlet statüsüne taşıma aktiviteleri

DONALD TRAMPIN QARABAĞLA BAĞLI PLANIMI VAR?

İtalya’da Masonlar Amerika’da Trump dertli!

Bahçeli ve Kılıçdaroğlu Fetöcü suikast timlerinin hedefinde!

Gündem 17 Ocak 2017
990

Başkanlık sürecinden siyasi kriz devşirmek isteyen odakların okyanus ötesi bağlantıları olduğu gibi Atlantikçi blok adına tetikçilik yaptıkları da kamuoyunun malûmu. Küresel üst aklın Türkiye’ye siyasi ve ekonomik alanda diz çöktürmek istediği mevcut yönetim kademelerinde yeri geldiğinde en üst ağızdan gündeme taşınıyor. Bu çerçevede siyasi suikastların önünü kesmek için gelen ihbarların değerlendirilmesi ya da güvenlik önlemlerinin en üst düzeye çıkarılması rutin işler. Hatta suikastların önlenmesi veya suikast timlerinin hedefindeki bazı politikacıların korunma amaçlı gözaltına alınmasını böyle değerlendirmek gerekebilir. Nitekim Kafkasya Stratejik Araştırmalar Merkezi (KAFKASSAM) Başkanı Dr. Hasan Oktay’ın “HDP’lilere suikastlar olacaktı, hükümet tedbir olarak gözetim altına aldı.” açıklaması yaşanılan bu karanlık süreci çok net ifade ediyor. Demek ki önde gelen HDPli siyasi aktörlerin cezaevi sürecinin perde arkasında kamuoyunda bilinenin aksine farklı nedenler bulunuyor. (Bkz. https://tr.sputniknews.com/columnists/201701011026581217-reina-saldirisi-cia-erdogan-yanit/ )

15 Temmuz darbe kalkışması sonrasında FETÖcüler tasfiye edildikten sonra bu kez NATOcu generallerin oluşturduğu darbe tehdidi olasılığı, hükümete yakın gazeteciler aracılığıyla kamuoyunun ilgisine sunulmuştu. Bu çerçevede TSK’da deşifre olmayan FETÖcülerin başlatacağı yeni bir kalkışma sonucunda Türkiye’nin iç kargaşaya sürüklenerek dış güçlerin müdahalesinin sağlanmasının amaçlandığı bazı köşe yazarları tarafından gündeme getirilmişti. (Bkz. http://sosyal.hurriyet.com.tr/yazar/abdulkadir-selvi_615/3-darbe-tehdidi_40194010 ) Bu kalkışma öncesinde üst düzey siyasilere ve devlet görevlilerine suikastlar düzenlenebileceği ihtimal dâhilinde. Ancak suikast timlerinin hedefindeki birinci isim Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünyada en iyi korunan liderler arasında yer alıyor. Bu nedenle içerden birilerinin yardımcı olacağı planlar yaptıkları düşünülebilir. 15 Temmuzla birlikte Cumhurbaşkanı, Genelkurmay başkanı ve kuvvet komutanlarının en yakınlarında bulunan ve mahremiyet derecesindeki sırlara vakıf kurmay subayların, Fetöcü çıkması bu tehlikenin boyutlarını gözler önüne sermiyor mu?

Devlet başkanlarını ve üst düzey devlet görevlilerini korumakla vazifeli yakın korumaların zaman zaman korudukları şahıslara yönelik suikast düzenledikleri tarihen sabit değil mi? Nitekim 20 Temmuz 1944’te Alman diktatör Adolf Hitler’e yönelik başarısızlıkla sonuçlanan suikast girişimi, en yakınındaki ismin eseridir. Rastenburg yakınlarındaki Kurdun İni’nde (Wolfsschanze) gerçekleştirilen suikast girişiminde Albay Claus von Stauffenberg kilit bir role sahipti. Stauffenberg, konumu nedeniyle Hitler’e direkt rapor verebilme yetkisine sahipti. Bu suikast, Nazi rejimini devirmek için sarf edilen çabaların doruk noktasıydı. Başarısızlığı sonrasında, hem Kurdun İni’nde hem de Berlin’deki Bendlerblock’da 5 binden fazla kişi tutuklandı, 200’e yakın kişi de idam edildi. ABD’nin otuz beşinci başkanı John Fitzgerald Kennedy’in, 22 Kasım 1963 cuma günü saat 12.30’da Dallas’da öldürülmesi olayı da yakın tarihte koruma terörüne örnek gösterilen olaylar arasındadır. Bölge savcısı Jim Garrison’ın ortaya attığı iddiaya göre bu suikast, Pentagon, FBI, CIA ve Gizli Operasyonlar birimlerinin ortak bir suikastı organizasyonu formatında planlanmıştır. Jim Garrison; suikast ile birlikte başkan yardımcısının göreve atanması sebebi ile hükümete gizli bir darbe yapıldığını iddia etmiştir. Yine Şah sonrası İran’da, mevcut rejimle iktidar kavgasına giren Halkın Mücahitleri örgütünce siyasi suikastlar düzenlendi. İslam İnkılâbı ile ters düşen bu örgüt yönetim tarafından Halkın Münafıkları yaftasıyla itibarsızlaştırılmaya çalışıldı. Hatta merhum Ali Şeriati’nin eşi de bu örgüte mensuptu.

İran’ın ikinci cumhurbaşkanı Muhammed Ali Recai, kendilerini “İslamcı Sosyalist” olarak tanımlayan Halkın Mücahitleri Örgütü’nün düzenlediği suikastla hayatını kaybederken, üçüncü cumhurbaşkanı olan şimdiki dini lider Hamaney de aynı örgütün gerçekleştirdiği başka saldırıda bir elini kaybetti. Bu saldırıyı gerçekleştirenler yakın korumalar içine sızmış örgüt militanlarıydı. Yine yakın tarihte koruma suikastına maruz kalan ve hayatını kaybeden bir başka isimde Hindistan başbakanlarından İndra Gandhi. Hindistan birliklerinin Haziran 1984’te Sihlerin kutsal tapınağı olan Amritsar’daki Altın Tapınak’a (Harimandir) saldırmasıyla karışıklıklar doruğuna çıktı. Bu saldırı sırasında 500’e yakın Sih yaşamını yitirdi. Gandhi, bu olaydan beş ay sonra başbakanlık konutunun bahçesinde, kişisel koruması olan iki Sih’in açtığı yaylım ateşiyle vurularak öldürüldü. Ölümünden sonra oğlu Rajiv Gandhi başbakan oldu. Rajiv’in 1991’de suikasta kurban gitmesi üzerine parti yönetimini gelini Sonya Gandhi üstlendi. (Bkz. 05.02.2014 / http://www.timeturk.com/tr/makale/omur-celikdonmez/indira-gandhi-yi-yakin-korumasi-oldurdu.html )

Düğün değil bayram değil neden bunları yazdım? Çünkü basında FETÖ’nün siyasetçileri hedef alan yeni suikast planını terörist başı Fetullah Gülen’in bizzat açıkladığı haberleri yer alıyor. Örgütün firari gazetecilerinden Tarık Toros’un iki gün önce Anayasa oylamalarında siyasi suikast olacağını yazmasından sonra Gülen’in de hedeflerinde olan parti isimlerini rutin haftalık toplantısında paylaştığı belirtiliyor. Haberde Gülen’in, Pensilvanya’da yaşadığı evde yaptığı konuşmada açık açık, MHP ya da CHP’den birine suikast düzenleneceğini söylediği kaydediliyor. Cinayetten kendilerinin suçlanacağını belirten Gülen, taraftarlarını da uyararak “Sizi bu cinayetle suçlayacaklar hazırlıklı olun” talimatını vermiş. Birçok suikastta parmağı olduğu anlaşılan FETÖnün birçok eyleminde böylesine hedef şaşırtma taktiğini kullandığı biliniyor. FETÖ teröristlerinin, STV’de yayınlanan diziler, reklam filmleri ve Gülen’in konuşmalarından alınan mesajlar ile harekete geçtiği geriye dönük incelemeler ile ortaya çıkarılmıştı. Bana kalırsa şimdide benzer bir durumla karşı karşıyayız. (Bkz.http://www.haber7.com/guncel/haber/2245180-teroristbasi-gulenden-mhpye-suikast-tehdidi ) Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) darbe girişimi sonrasında, Kılıçdaroğlu’nun korumasayısında da değişikliğe gidilmiş, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun 13 olan koruma sayısı 21’e çıkarılmıştı. Kılıçdaroğlu’nu korumakla görevi polislerin 2. Sınıf Emniyet Müdürüne bağlı olarak görev yaptıkları ve özel eğitimli oldukları belirtilmişti. (Bkz. http://www.hurriyet.com.tr/kilicdaroglunun-koruma-sayisi-artirildi-40195004 )

Bununla birlikte geçtiğimiz yıl, Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) gizli haberleşme yazılımlarından ByLock kullanıcıları arasında, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin korumalarının da olduğu ortaya çıkmış, İki genel başkanın iki koruması da açığa alınmıştı. (Bkz. http://www.milliyet.com.tr/kilicdaroglu-ve-bahceli-nin–siyaset-2347842/ ) Daha birkaç hafta önce suikast ihbarlarının ayyuka çıkmasıyla Başbakanlık tarafından CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na zırhlı araç tahsis edildi. Suikast ihbarı iddialarıyla ilgili konuşan MHP lideri Bahçeli ise zırhlı araç istemediğini açıkladı. Başbakanlık tarafından CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na zırhlı araç tahsis edildi. Mercedes marka zırhlı aracın 4,5 ton ağırlığında olduğu belirtilirken, aracın daha önce Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli tarafından kullanıldığı öğrenildi. Bu arada, Almanya’dan kiralanan aracın bir süre önce Başbakanlık tarafından satışının da alındığı belirtildi. Aracın ruhsat ve plaka işlemlerinin sürdüğü, bunların tamamlanmasının ardından da Kılıçdaroğlu’nun talimat vermesiyle hizmete gireceği bildirildi. (Bkz. http://www.milliyet.com.tr/chp-lideri-kilicdaroglu-na-zirhli-a-siyaset-2372373/ )

At izinin it izine karıştığı zor günler yaşıyoruz vesselam. Düşünebiliyor musunuz Aydınlık gazetesi, CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan’ın gündeme getirdiği, MİT kayıtlarında “Gülen Cemaati üyesi” notuyla kayıtlı olduğu söylenen AK Parti Genel Başkan Yardımcısı’nın, Yasin Aktay olduğunu iddia etti. (Bkz. http://www.zernews.com/2017/01/perincek-ci-gazete-ye-gore-mit-gulenci-ak-parti-uyesi.html ) Böyle bir işey olabilir mi? İnsanın havsalası almıyor. Öylesine zor günler ki dumanlı havayı seven kurtların, her türlü söylentiyi kendi lehlerine çevirdikleri bir süreç bu. Yüce Rabbim hayırları feth, şerleri def eylesin! Sonumuzu hayr eylesin, devletimizi ve milletimizi her türlü musibetten korusun.

Ömür Çelikdönmez
Twitter:@oc32oc39
omurcelikdonmez@hotmail.com

Yorumlar