ARADA KALAN TÜRKİYE: AFRİN-RUSYA/ MENBİÇ-ABD

ABŞ qardaş ölkəyə terrorçular üzərindən təhdid yaradır

XVII. YÜZYILDA KIRIM HANLIĞI’NDAKİ GELİŞMELER

Հայաստանի չորրորդ նախագահի լիազորությունները

Akif’in kurduğu İhvanı Müslim’i Türkiye mi bitirdi?

Türkiye 31 Mayıs 2016
3.717

Akif’in kurduğu İhvanı Müslim’i Türkiye mi bitirdi?
ömür
Arap Baharı süreci başladığında aklıma ilk gelen isim Mehmet Akif Ersoy olmuştu. İstiklal Marşı şairimizin, Mısır’da kaldığı yıllarda Müslüman Kardeşler yani İhvanü’l-Müslimin teşkilatının kurulmasında büyük emeği geçmişti. 2006 yılından beri yaptığım araştırmalarda merhum Akif’in Müslüman Kardeşler Teşkilatının kurulmasında oldukça önemli bir vazifeyi deruhte ettiğini ortaya koymuştum. 2012 Mayıs’ta Araştırma ve Kültür Vakfı Ankara merkezinde bu konu ile ilgili bilgilerimi hazirunla paylaştığımda, Akif’le ilgili araştırmaları tekelinde gören bir şahsın yandaşları tarafından, “-eğer böyle bir durum olsaydı Akif otoritesi olan beyefendi bu konuya mutlaka değinirdi” şeklinde itirazlarda bulunulmuştu.
Akif merhumun Birinci Dünya Savaşı yıllarında Teşkilat-ı Mahsusa’ da bilfiil vazife yaptığı bilinen bir konu olmasına rağmen, Cumhuriyet sonrası Mısır’a gidişini Akif’in kişiliğine rağmen sanki münzevi bir insanın göçü gibi şeklinde değerlendirilmesi, Akif asıl mesleğinin bilinmemesinden kaynaklanmaktadır. Oysa Burdur Mebusu olarak TBMM’de bulunduğu yıllarda, İngilizlerin casusu Mustafa Sagir’i deşifre edip, yetkililere bildiren de Akif’tir. Hint asıllı Müslümanlardan olan Sagir, Mısır’da bulunduğu yıllarda İngilizlere hizmet etmiş, muhalif birçok Mısırlıyı İngilizlere ihbar etmişti. Akif sayesinde su testisi suyolunda kırıldı. Akif’in Teşkilat-ı Mahsusa’da görevli olduğu dönemlerde, Mısırlı birçok teşkilat mensubuyla müşterek operasyonlara katılmıştır. Bu isimlerin başında Türkiye’de özellikle Bediiüzzaman Said Nursi’nin arkadaşı olduğu için Nur talebelerinin yakından tanıdığı Abdülaziz Çaviş gelir. Çaviş’in Anglikan Kilisesine Cevap isimli kitabı, Diyanet İşler Başkanlığı tarafından onlarca kez neşredildi. Benim araştırmalarıma göre İhvanü’l-Müslimin teşkilatının kurulmasında Mehmet Akif’in katkısı çok büyük. Teşkilat resmi olarak Hasan el-Benna tarafından 1928’de Mısır’ın İsmailiye kentinde kuruldu. Teşkilat Halifeliğin ihyasından yanaydı ve İngiliz karşıtı bir söylemi vardı.
Teşkilat kurulmadan önce Hasan el Benna’nın istişare ettiği, sohbetlerine katıldığı, ilminden istifade ettikleri isimler, Akif’in Teşkilat-ı Mahsusa’da yakın çalışma arkadaşlarıdır. El Benna’nın hatıralarında bu isimlere geniş yer verilir. Zaten El Benna’nın babası da Teşkilat-ı Mahsusa elemanı olarak Birinci Dünya Savaşı sırasında Muğla’ya götürülmüş ve orada bir çiftlik evinde özel eğitime tabi tutulmuştu. Akif’in İhvanla ilişkileri görünürde yok gibidir. Sebebine gelince İngiliz istihbaratının Ortadoğu merkez üssü Mısır’dır ve özellikle Türkiye’den gelenler takip edilmektedir. Akif’in kendisine cumhuriyet muhalifi görüntüsü verdiğine dair bir rivayet olmamasına rağmen kişiliği ve şiirleri dolayısıyla, Mısırda bulunan Türkler tarafından muhalif görüldüğü anlaşılmaktadır. Akif İhvanla ilişkilerini Mısırlı dostları üzerinden gerçekleştirmiş, İngiliz istihbaratının radarına yakalanmamaya dikkat etmiş ve bunda da başarılı olmuştur. Bu dostları 1929’da vefat eden Abdülaziz Çaviş ile 1954’te vefat eden Muhammed Ferit Vecdi’dir. Aslında bu isimler haricinde de dostları olduğu ve bu dostlarının Hasan el Benna’nın etrafında halkalandığı Hasan el Benna’nın hatıratlarından anlaşılmaktadır. Bkz (Ömür Çelikdönmez/02.07.2013/http://www.timeturk.com/tr/makale/omur-celikdonmez/mehmet-akif-ve-ihvan.html)
Ayrıntıya girmeden Türkiye’nin, Müslüman Kardeşler Teşkilatı ile kuruluşundan itibaren irtibatının su altından saman yürütülmesi deyiminde olduğu gibi sürdürüldüğünü söylemek mümkün. Bu irtibat her türlü lojistik desteği içeriyordu. Nasır’ın on binlerce Müslüman Kardeşler mensubunu öldürttüğü, hapislere doldurduğu, akıl almaz işkenceler yaptırttığı dönemde, Türkiye Cumhuriyeti Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı Fuat Doğu’nun İhvan liderleri Seyyid Kutup ve Abdulkadir Udeh’in eserlerini Diyanet personeli Yaşar Tunagür’e tercüme ettirdiği bir gerçek. İhvan liderlerine verilen Türk pasaportları ile rahat seyahat etmelerinin sağlandığı ve Türkiye’de ikamet etmelerine izin verildiğini bilen biliyor. Hatta İslamcı camianın diktatör dediği 12 Eylül askeri yönetimi, Suriye İhvanı lideri Adnan Sadettin ve diğer yöneticilere sahip çıktığı, hatta İhvan mensuplarına Yalova’daki askeri üslerde eğitim verdirdiği yazıldı çizildi.
Ak Parti iktidarlarının Mısır’daki Müslüman Kardeşlere verdikleri siyasi desteğin bu örgüte yaramadığı ortada. İslamcı camianın beğenmediği ve monşer nitelendirmesiyle aşağılamaya çalıştığı Hariciye mensuplarının onlarca yıldır adeta cam bir fanus içinde özen göstererek büyüttüğü, gelişmesine imkan verdiği, yönlendirdiği İhvanı Müslim’in teşkilatının Mısır’da ve Suriye’de yaşadığı hezimet ne yazık ki Türkiye’nin eseridir. Bir uzmanın dediği gibi; “Türkiye, bölgedeki büyük ağabeylik rolünü kaybetti ve ihtilaflarda sıradan bir oyuncu haline geldi.”
Ancak hakkını yememek lazım; Erdoğan Mısır’daki ayaklanmaların başında Kahire’ye gittiğinde, orada yaptığı sekülerizmi destekleyen konuşmasında; Müslüman Kardeşleri şok eden açıklamalarda bulundu ve bölgedeki Müslümanlara seküler demokrasinin İslami değerlerle yan yana yürüyebileceğini söyledi. Bununla birlikte Türkiye’nin Müslüman Kardeşlere verdiği açık destek, gerçekten bir strateji hatası olarak tarihe geçti. Bir diğer hatası da Mısır’da seçimleri kazanarak iktidara gelen İhvan yönetiminin kurumsallaşmadan, Mısır’ı konuşlandığı coğrafyada stratejik partneri kabul ederek, yeni bir bölgesel ittifak projesi kapsamında başta Afrika olmak üzere daha geniş coğrafyalara birlikte açılma eyleminin baş aktörü kabul etmesiydi. Yanlış hesap Bağdat’tan değil ama Kahire’den döndü!
Ömür Çelikdönmez
Twitter:@oc32oc39
omurcelikdonmez@hotmail.com

Yorumlar