Hazar’ın Sultanı Mihriban Paşa!

“Muharrem”-“Recep” qovğası – Türk seçicisi iki seçim arasında

Civil service system in Azerbaijan

Հեղափոխություններից հետո կալանավորումներից հնարավոր չէ խուսափել

Kuzey Irak bağımsızlık referandumu ve olası gelişmeler!

Gündem 6 Ağustos 2017
342

Önce Neçirvan Barzani Kuzey Irakta bir referanduma gidileceginden söz etti. Daha sonra Mesud Barzani 25 eylülde Irak merkezi hükümeti karşı çıksada bir referanduma gideceklerini,referandumun bagımsızlık ilanıyla eşdeğer nitelikte olmadığını çünkü uluslararası toplumdan destek olmadıgını bu sebeple hemen bir değişikliğin olmayacagını beyan etti. Ayrıca yardımcısı Hawrami, Kerkük ve diğer üç bölgeninde oylamaya katılacagını, referandumda “bağımsız bir Kürdistan istiyormusunuz” sorusunu sorulacagından behsetti. Tabkii merkezi Irak yönetimi buna şiddetle karşı çıktıi. Barzani bbc’ye verdigi demeçte: son zamanlarda meydana gelen olaylar, Kürdistanın bagımsızlık hakkı elde etmes gerekliliğini ortaya koymaktadır. Bundan sonra amacımızı gizleyemeyiz. Irak zaten bin parça haline gelmiş durumda. Kürtler ülkenin bulunduğu bu trajik ortamda yaşamak zorunda değil. Bu sebeplede bağımsızlığa karar verecek olanlar bu trajik ortamda yaşayan insanlar” sözlerini sarf etti.Barzani, Talabani, Bahaeddin(islam birliği) Hacı mahmut(sosyalist parti) Kemal şakir(Komünist parti) Abdulaziz (islam hareketi) ve Türkmen kalkınma ve Erbil Türkmen listesi eveti destekleyecegini açıklarken Türkmen cephesi hayır verecegini açıkladı. Yine Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip EDoğanın referanduma olumlu bakmadığı basında yer aldı.Galip ensarioglu Kürdistan halkının kararına saygı duyulmalı şeklinde basında demeç verirken sayın Devlet BAHÇELİ Milli bekamızın karnesine bakalım, Barzani çetesi 25 Eylül’de bağımsızlık referandumu yapacakmış. Bunun adı rezalet, melanet, ihanettir değerlendirmesinde bulundu.
Aslında bu bağımsızlık talepleri ilk değil.
2005 yılında gayri resmi yapılan bir referandumda 2 milyona yakın bir seçmenin bağımsız bir Kürdistanstan için oy kullandıgı iddia edildi. Kürt bölgesi 2020 yılında Wilson ilkelerinin 14.cü ve Sevr anlaşmasının 62 ve 64 cü maddlerine atıfta bulunarak kendi kaderlerinin tayinleri hakları oldugunu iddia etmiş lakin uluslararası çıkarlar yüzünden bu haklarının ellerinden alındıgını idda etmişlerdi. Bunu da bölgesel Irak yönetimi yeni anayasası taslagına yazdırmışlardı. 2020 yılındaki anayasa taslagında sadece Dhok, Süleymaniye ve Erbil olarak kuzey ırak daha sonraki anayasa metinlerinde “Duhok, 1968 yılı öncesindeki sınırlarıyla Kerkük, Süleymaniye, Erbil vilayetleri ile Musul’a bağlı Akra, Şeyhan, Sincar, Telkeyf ve Karakuş (Hamdaniye) ilçeleri; yine Musul’a bağlı nahiyeler olan Zummar, Başika ve Eski Kelek ve Diyala vilayetine bağlı olan Hanekin ve Mendeli ilçeleri” olarak yazılmıştır. Konuyla ilgili olarak kaynakçada belirttiğim Serhat hocamızın anayasal taslaklardaki sınır iddiaları üzerin hazırladıgı rapor incelenebilir.
2014 yılında bağımsızlık referandumu gündem geldiğinde merkezi hükümet ile pazarlıklar yapıldıgı söylendi. Kürtlerin günde 140 bin varil petrol etme hakkı, Kürt hükümetinin maaşlarının gecikmeksizin ödenmesi, Peşmergeninde Irak ordusunun bir parçası olması ve modern ekipmanlar ile donatılması, Kürtlerin bölge hava sahasının kontrolunu ele alması gibi talepler erteme karşılıgı talepler arasında idi. Tüm bu olaylar olurken İsrail başbakanı Benjamin Netanyahu bölgede bağımsız bir Kürdistan kurulmasını desteklediğini açıkladı. Netanyahu zengin petrol yatalarının üzerinde bulunan Kürtlere yönelik olarak ”Kürtleri bağımsızlık için Kürtçe desteklemeliyiz,” tabirini kullandı ve siyasi taahhütlerini kanıtladıklarını beyan etti. İsrail dış işleri bakanı Lieberman abd dış işleri bakanıKerry ile görüşmesinde “Kürt perol tankerlerini taşıyan gemilerin günler sonra ancak ashkelon limanına gelebildigini,ırakın gözlerinin önünden kopup gittigini ve bağımsız bir Kürt devletinin kurulması kaçınılmaz oldugunu söylediTabi bu söylemler Türkiye’de de destek gördü. Eski bakanlardan Hüseyin ÇELİK 2014 ylında financial times’ verdigi bir demeçte” Eğer Irak bölünürse ki bu kaçınılmaz görünüyor; onlar bizim kardeşimizdir” demişti.Haziran 2014 te mossad’ın eski kuzey ırak şefi Eliezer Tsaffir ki kendisinin Kürtler için: “ne istediyseler verdik, ne istedikse yaptılar Orada bir büyükelçiliğimiz, normal ilişkilerimiz olsun isterdik ama onlar öyle istediği için gizli tuttuk” sözleriylede verilen destegi ortaya koydu.
2016 yılında Barzani 2 şubatta bağımsızlık konusunda bağlayıcı olmayan bir referandum çagrısında bulundu. Barzani ”Kürt halkının kendi kaderini belirlemesi açısından bir referandumun zamanının geldigini, lakin bu referandumun devlet olmayı ilanı anlamına gelmedigini, daha ziyade bağımsızlık konusunda uygun zamanın ve şartların ortaya çıkması halinde halkın iradesinin ortaya konulması konusunda bir görüş niteliğinde olacagını, Kürdistan halkının bağımsızlığı kendilerine bir hediye olarak verilecegini zannediyorsa ise yanıldıklarını sadece ve sadece talep etmekle bu hakka sahip olabileceklerini beyan etti. Bu demeçten iki gün sonra İsrailli siyasetçi ksenia svetlova’nın röportajı İsrail medyasında yer aldı.Bayan siyasetçi, Kürtlerin bağımsızlık hareketini destekelediğini, bir ulusun kendi kaderini tayin hakkına sahip olduğunu, İsrail ile Kürtler arasında tarihsel bir ilişkinin olduğunu ve ilişkinin güçlenerek canlandığını, Kürt kökenli bir çok Yahudinin İsrailde yaşadığını, İsrailin Kürtlerle olan ilişkilerinini destelemesi gerekliliğini, Kürtler ile İsrailliler arasında farkındalığın yaratılması , İsrail sivil toplum örgütleri ile Kürt sivil toplum örgütleri arasında ilişki kurmak ve geliştirmek için parlementoda bir lobi kurulduğunu demecince söyledi.
Aslında bu referandumun arkasında Kürtlerin Işidden elde geri aldıkları insansız bölgelerde rahatlıkla nufus politikası yürütebilmeleri ve Kerkük bölgesindeki önemli petrol yataklarının ele geçirilmesi yattığını söylemek hiçte boşa atılacak bir iddia değildir. Lakin Barzaninin partisinin karşısında Talabani’nin partisi bu referanduma şartlı destek verecegini açıkladı. Şartın en önemlisi ise Kürdistan parlementosunun kurulması idi. Tabi oylamayı Irak yönetimi yasadışı olarak nitelendirdi. Haydar El abadi, yapılması düşünülen referandumun ülkeyi zaten karışık halden dahada karışık bir hale sokacağını söyledi. Referandumun bölgeye daha fazla sorun getirecegini, bagımsızlıgın bölge ekonomisine refahtan getirmeyecegini söyledi. 2015 ylında verdiği bir demeçtede İsrailin Kürtlere verdiği destegin gizli kalması gerekliğinden bahsetmiş, olası bir bağımsızlık çalışmasının İran tarafındaın engelleneceğini, bu sebeple iran’ın Irak üzerindeki etkisinin dikkate alınması gerektiğinden bahsetmişti. İsrailin Kürt devleti için en önemli müttefik olsada Türkiyenin Kürt petrolu açısından en önemli Pazar olduğunu da dikkate alınması gerektiğini Kürdistanın ekonomik olarak Türkiye’ye ihtiyacı olduğunu da beyan etmişti.
Irak merkezi hükümetinin referanduma karşı çıkma sebepleri konusunda bir iddia ise Irak bölgesel hükümetinin Türkiye ve İran’a güvendiği, bölgede oluşacak bir Kürt devletinin bu ülkelerde Kürt nufuslarını etkileyecegini bildikleri için karşı çıkacaklarına inandığıdır.
Musul ve Kerkükteki petrol rezervlerinin 4 trilyon dolar civarında olduğu tahmin edilmekte. Ülkemizin petrol ihtiyacını 300 yıl rahatlıkla karşılayabilecek nitelikte bir petrol sahası. 143 milyar metreküp petrol sahasına sahip Irak’ın 45 milyar metreküpünün bulunduğu devasa bir bir petrol yatağı bölgesi Musul. 65 km güneyindeki Gayyara bölgesinde 800 milyon varilllik baska bir rezev bölgesi bulunmakta. İşid bölgeye girmeden önce yüzde 75 i yabancı ve yüzde 25 i ırak hukumetine giden bir petrol işletim sahasıydı bu bölge. Kürt yönetimi 2019 da 5 milyon varile çıkmayı hedeflediği petrol üretiminde Kerkük bölgesini de 1 milyon varile çıkarmayı planlamakta ve bu petrolun çoğu Ceyhan üzerinden dünyaya açıllıyor. Bölgenin petrol konusundaki tarihi Türk petrol şirketine kadar dayanmakta. Gerek kerkük bölgesinde gerek musul bölgesindeki Gulbenkiyan beyfendinin yüzde beşlik çalışmaları sonucunda İngiliz ve Fransızların bölgeye gelmesiyle başlayan bir tarihi sürece sahipBölgede 12 dev petrol şirketi ve sayısız devlet bulunmakta.Petrol almanagı 2012 konu hakkında bilgi edinmek isteyenlere önemli fikirler verecektir incelendiginde (http://openoil.net/wp/wp-content/uploads/2012/08/Iraq-Oil-Almanac-English-PDF.pdf)
Irak Saddam Hüseyin den sonra sürekli savaş halinde olan bir ülke.Gerek iç gerek dış dinamikler ile sürekli mücadele etmekte .İşid’in yıllarca bölgede varlıgı gelişmesine en büyük zararı verir iken bölge halkınada çok büyük zararlar vermiştir.Bunların en büyük örnegide ülkemize gelen göçtür. Ve bu göçler gün be gün devam edecektir.petrolun bölgede bulunmasından beri bir türlü rahata ermemeiştir ve rahata erecek gibide gözükmemektedir.Referandum ile belki kürtlerin var olma ve devlet olma istekleri karşılanacak gibi görülsede bölgede petrolün varlıgı oldukça kürtlerin bu petrol gelirinide rahat rahat elde edip refah içinde yaşayabilecekleride pek görülmemektedir.En azından tarihi perspektif bunu göstermektedir.Bu sebeplede referandum yapılsın yapılmasın bölge kolay kolay durulmayacaktır.Tarih boyunca osmanlının bir vilayeti olan musul belki anlaşmalar yoluyla kaybedilmiştir ama hiç bir zaman bagını koparmamıştır.Güney dogu anadolu ile her daim ticari ve ailevi ilişkilerini sürdüren bölge halkı her daim kardeş bir şekilde yaşamış ve yaşamaya devam edecektir.Gün gelmiş kız almış gün gelmiş kız vermiştir bölgeye.Gün gelmiş tükçe konuşmuş gün gelmiş kürtçe konuşmu,gün gelmiş kilisede düğün yapmıştır ama bölgede 3 5 çıkar amacıyla var olan kişiler için tarihi dostlugunu kolay kolay bozmamıştır.Türk atasözünde dediği gibi” pire için yorgan yakan olmamıştır”.Türkiye tarihinde oldugu gibi her zaman bölge halkı için her zaman bir abi olarak varlıgını sürdürecektir ve bölgede Türkiye’nin abiligine ihtiyacı oldugunu her daim bilmektedir.Bu sebeplede bölge insanının gündelik çıkaralar peşinde koşanlar yerine tarihi dostunu akrabasını kardeşini kolay kolay bırakmıyacagı kanısındayım.

Ömer Gök

Yorumlar