ABD’nin yeni Ankara Büyükelçisi David Satterfield kim?

İsrail’in eski bakanı İran ajanı suçuyla yakalandı

Çin’in Türkiye, ABD’nin Rusya sevdası

Քրիստինե Ասատրյան. «Հասկացել եմ, որ լեգիտիմ կառավարության մաս լինելը խնդիր չէ»

“Petrol savaşı”nın anlamı

Gündem 18 Ocak 2016
452

“Petrol savaşı”nın anlamı

Petrol fiyatlarının düşmesi, petrol ihraç eden ülkelerin gelirlerinde çok büyük düşüşlere yol açmakla kalmıyor, bu ülkelerin ekonomilerini zayıflatarak ciddi sosyal ve siyasi problemleri de tetikliyor. Uzmanlar, ham petrolün varil fiyatlarının 25 doların altına düşmesi halinde ‘kırmızı çizgi‘nin aşılacağı uyarısında bulunuyorlar. Petrol fiyatlarındaki dalgalanmalar sebebiyle ‘kıyamet senaryoları‘ dillendirilmeye başlandı. 20. Yüzyıl’ın birçok savaşının petrol kaynaklı olduğunu düşünecek olursak, petrol fiyatındaki düşüşler hayra alamet değil.

Durum gerçekten çok ciddi. Brent petrol fiyatı 2004’ten bu yana ilk kez 30 doların altına düştü. Gelişmelerse, çok yakın vadede durumun dengeye kavuşacağı yönünde sinyaller vermiyor. “Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü(OPEC)” ise etkisiz eleman konumunda. OPEC, 55 yıllık tarihinde hiç bu kadar kırılgan olmamıştı. Halbuki OPEC, 1960’da, petrol fiyatlarındaki düşüşü durdurmak amacıyla kurulmuştu. OPEC’i kuran ülkelerse Venezuela, İran, Irak, Suudi Arabistan ve Kuveyt idi. Şimdiyse, petrol fiyatlarındaki düşüşler, petrol üreten ülkeler arasındaki savaşın ‘ekonomik’ olarak sürdürülmesinden başka bir şey değil.

Petrol fiyatlarındaki dalgalanmalardan en fazla kayba uğrayan ülkeler Rusya, İran, Irak, Venezuela, Nijerya, Brezilya, Meksika, Kazakistan ve Azerbaycan gibi ekonomileri petrole bağımlı ülkeler. Petrol gelirlerindeki azalmadan kaynaklanan sorunlar sebebiyle, Kanada gibi “Zenginler Kulübü(G-7)” üyesi bir ülkenin ekonomisi bile geçen yıl durgunluğa girmekten güçlükle kurtuldu. Venezuela’da ise 17 yıldır iktidarda olan “Sosyalistler” seçim kaybettiler.

Ham petrol fiyatları 25 doların altına düşer ve bu durum bir süre daha devam ederse, başta Rusya olmak üzere, petrol ihraç eden ülkelerde işler daha da kızışacak. Petrol gelirlerinin azalması devletin sosyal harcamalarının azaltılmasına yol açıyor ve bu da en fazla dar gelirli kesimleri etkiliyor. Rusya’da protestolar ufak ufak başladı bile. Azerbaycan’daysa hayat pahalılaştı, huzursuzluk artıyor. İç savaş yaşayan Irak’taysa durum daha da vahim. Irak petrol gelirlerinin büyük kısmını kaybederken halk giderek daha fazla yoksullaşıyor. İşsizlik yüzde 30’lara doğru gidiyor ve ülkede açlık yüzden isyanlar çıkacağına dair uyarılar peşpeşe geliyor.

Petrol fiyatların düşmesinde baş aktör olarak rol oynayan Suudi Arabistan’ın kendisi de eşikte. Riyad üretimi artırarak fiyatları düşürürken kendi ekonomisi de büyük zarar görüyor. Bütçe açıkları sebebiyle, ülkenin petrol gelirleriyle beslenen kesimlerini zor günler bekliyor. Şimdilik kasadan harcayan Riyad’ın bu oyunu ne kadar sürdüreceği bilinmiyor. Nüfusları az olsa da,“Körfez”in petrol zengini ülkeleri için durum pek farklı değil. Ekonomik ve siyasi ambargodan çıkmak üzere olan İran’ın ölümcül petrol oyununu durdurabileceği ise şüpheli.

Petrol fiyatlarındaki düşüşlerin ‘kırmızı çizgi’yi aşması halinde Arap Yarımadası’ndan Orta Asya’ya, Güney Amerika’dan Afrika’ya kadar büyük bir coğrafya daha yaygın, daha şiddetli isyanlara ve çatışmalara sahne olabilir. Böyle bir atmosferden radikal, şiddet yanlısı aşırı akımların güçlenerek çıkacağını tahmin etmek çok zor değil. “Arap Baharı”nın bastırılması, daha iyi bir geleceğe dair umutların söndürülmesi ve göç dalgalarının önüne set çekilmesi kitleleri daha önce denemedikleri türden başkaldırılara sevk edebilir. Bu gelişmeler kendi bölgelerinden taşarak dünyayı etkileyebilir. “Batı”, yağmurdan kaçarken doluya tutulabilir.

Abdullah Muradoğlu/yenişafak

Yorumlar