Faiq Qəzənfəroğlu: “Azərbaycanın iki yerə parçalanması Türklüyün və Azərbaycanın İranda geriləməsinin başlanğıcı oldu”

Asya’da İttifak Oyunları

Milli istihbaratın yeni patronu kim?

Lübnanda erken seçim çözüm olur mu

Yunanistan ile Navtex Krizi ve Çözüm

Gündem 15 Ağustos 2020
60

Bildiğiniz gibi Türkiye, Yunanistan ile Mısır’ın kıta sahanlığında uzlaşarak karşılıklı deniz yetki alanları belirleme anlaşması yapması ve bu yetki alanlarının Türkiye’nin Libya ile anlaşma yaptığı deniz yetki alanları ile bazı noktalarda çakışması üzerine daha önce kaldırdığı Navtex’i tekrar ilan etti. Mesele kararlılık göstererek bir emri vaki ile Doğu Akdeniz’deki haklarını kaybetmemek, onlara sahip çıkmak.

Türkiye’nin ilan ettiği bildirim ile, deniz yetki alanı bölgesinde sondaj çalışmaları yapacağı, bölgeye diğer ülke gemilerinin yanaşmaması istendi.
Oruç Reis Sondaj gemisi de donanmamızdan gemiler eşliğinde Meis adası yakınlarında sondaj çalışmalarına başladı.

Yunanistan buna büyük tepki gösterdi ve süre vererek çalışmaların durdurulmasını istedi . Bölgeye savaş gemilerimi gönderdi. Fransa ile de bölgede ortak bir tatbikata başladı.

Bölgede çalışmalar yapan Oruç Reis sondaj gemisini, bölgede Fransa ile ortak tatbikat yaparak Türkiye’ye göz dağı vermeye çalışan Yunanistan’ın bir gemisi taciz etti.
Bunun üzerine donanmamızdan bölgede bulunan Kemal Reis firkateyni buna cevap verdi. Yunan gemisi derhal alandan çıktı. Kemal Reis onu takip etti. Kemal Reis’in manevrası karşısında Yunan firkateyni geri çekilmek zorunda kaldı. İki gemi Girit adası yakınlarında çarpıştı. Yunan gemisinin burun kısmında hasar oluştu. Ancak Yunan gemisi ortak tatbikat bölgesine geri dönmeyi başardı.

Zaten gergin olan ortam iyice gerildi. Almanya başbakanı Merkel arabuluculuk yapmak istedi. Hem Türkiye hem Yunanistan ile görüştü. Ama görüşmelerden somut bir sonuç çıkmadı. “Durumun yumuşatılması” gibi yuvarlak ve her yöne çekilebilecek ve sonuç almaktan uzak görünen bir öneride de anlaşıldığı taraflarca açıklandı.

Yunanistan krizin tırmanması üzerine her zaman yaptığı hukuksuzluğu yine yaptı. Askeri tatbikat bahanesiyle askerlerini Batı Trakya’ya, Türklerin yaşadığı yerlere sokarak Türk halka baskı yapıp taciz etmeye başladı.

Batı Trakya’nın İskeçe dağlık bölgesi Mustafçova Belediyesi’ne bağlı Gökçepınar köyünde 12 Ağustos Çarşamba günü öğlen saatlerinde Yunan askerleri köy içine gelerek köy mezarlığı ve sokaklarda silahlı eğitim yaptılar. Mezarlığa ateş açtılar.

Konuya devam edeceğiz ama yeri gelmişken söylemeliyiz ki, bu tür tavizlere artık müsade edilmemelidir. Dünyanın her yerinde sudan sebeplerle sınırların değiştiği bir ortamda, hala bir ülke vatandaşları sırf etnik kimlikleri yüzünden taciz ve sıkıntıya maruz kalıyorsa buna söyleyecek ve yapılacak şeyler mutlaka vardır ve yapılmalıdır.

Durumun gerginleşmesi üzerine Dışişleri Bakanımız Yunanistan’ı uyardı. Yunanistan’ın aklı selim ile davranması gerektiğini, krizin sebebininin Yunanistan olduğunu açıkladı. Türkiye’nin diplomasiden yana olduğunu söyledi. Doğu Akdeniz’de gerginliği artırmaktan Yunanistan’ın kaçınması gerektiğini gerektiğini vurguladı.

Türk Genelkurmay Başkanı da donanmayı ziyaret etti ve böylece Yunanistan’a askeri açıdan önemli bir mesaj verdi. Bu mesajla da haklarımızı en son çare olan askeri yolla da olsa, sonuna kadar korumaya kararlıyız mesajı ilgililere net olarak iletildi.

Ancak bir ülkenin komşuları ile ilişkilerinin neredeyse tamamını askeri gücüne dayandırarak yürütmesi son derece sakıncalıdır ve sürdürülebilir değildir. Dolayısıyla diplomasinin krizlerin çözümünde daha etkin bir araç olarak kullanılması gerekli ve kaçınılmazdır.

Bu bağlamda dün Cumhurbaşkanı’nın ifadeleri ve son günlerde Mısır’dan istihbarat kanalıyla gelen olumlu yaklaşımları iyi değerlendirmek gerekir. “Kraldan çok kralcı” olmanın uzun vadede zararı vardır. Dün açıklanan Türk halkının Mısır halkıyla ilişkiler ve düşünceler açısından Yunan halkı ile olandan farklı olduğu söylemi Mısır’a olumlu bir mesaj ve bu konuda atılmış önemli bir adımdır. Mutlaka arkası da gelmelidir.

Türkiye süratle Mısır’la, Suriye ile hatta Irak’la olan ilişkilerini sürdürebilir ve arzu edilen olumlu bir seviyeye getirip bu sıkışık ve karmaşık durumdan bir an önce çıkmalı ve meseleyi sadece askeri olarak değil diplomatik olarak da yürütmeye çalışmalıdır.

Aslında Yunanistan ile bu tür krizler daha önce de yaşandı. 1980 ve 90 larda çok yaşandı. Ama sonra ertelendi. “Çözüm süreci”nde ise AB ye girmek için sorunlar yokmuş, çözülmüş gibi davranıldı. Biz sorunları dondurduk, buz dolabına koyduk. Ama Yunanistan öyle davranmadı. Hatta bizim pasif tutumumuzdan aldığı cesaretle Ege’de 18 adamızı işgal etti.. Biz sustuk. Duymazdan, görmezden geldik..Ne gariptir ki duyulup görülünce de sustuk. Hala da susuyoruz..

Türkiye’nin Suriye, Mısır, Libya, İsrail gibi bölge ülkeleriyle sorunlu olması Yunanistan’ın Türkiye’ye karşı cüretini arttırıyor.
Yunanistan tek başına Türkiye ile mücadele edemez. AB’yi arkasına alıp Ege gibi Doğu Akdeniz’de de oldu- bitti yaratmak istiyor. Türkiye de oyunu bozuyor. Yunanistan unutmamalı ki orta vadede bölgede yalnız kalır. AB ülkelerinin Türk- Yunan anlaşmazlığından farklı öncelikleri, farklı sorunları var. Bizce yanında kalsa kalsa bir tek Fransa kalır ki o da çok anlam ifade etmez.

Genelkurmay Başkanı’nın donanmanın birimleriyle yaptığı toplantıda söyledikleri bizce Yunanistan’a son derece açık ve önemli bir mesajdır. Genelkurmay Başkanı diyor ki: “Uluslararası hukuktan doğan hak ve menfaatlerimizi korumakta ve gereğini yapmakta azimli, kararlı ve de muktederiz.”
Bu çok yerinde bir açıklamadır. Ancak şunu söylememiz lazım: keşke bu muktedir özelliğimizi 18 adamız yıllardır birer birer işgal edilirken göstermiş olsaydık. Eğer muktedirliğimizi o günlerde gösterebildeydik bugün bu tablo ile karşılaşmayabilirdik. Caydırıcı olma dUrumumuz daha kuvvetli olurdu.

Aslında hukuk bizden yana. Uluslararası adalet divanının benzer durumlar için daha önce aldığı kararları var. Adaların kıta sahanlığı olmaz diyor. Kara suları kadar olur diyor. Deniz alanı müsait olsa bile çok sınırlı bir kıta sahanlığı olur diyor.
Bu kararlar Türkiye’nin Yunanistan’a, sorunu görüşme şartı olmalı bizce. Yunanistan bunu kabul etmeden masaya bile oturulmamalı.

Son gerginlik üzerine Avrupa Birliği Yunanistan’a destek ve Akdeniz’deki bu gergin durumu görüşmek için acilen toplantı kararı aldı. Bu toplantıdan Türkiye’ye bir yaptırım kararı çıkarmak niyetindeler.
Ama bu pek mümkün gözükmüyor Avrupa Birliği’nin zaten kendi birliğini sağlama konusunda oldukça büyük sıkıntılar var ve Avrupa birliği ülkelerinin her birinin öncelikleri Akdeniz’deki Türkiye -Yunanistan arasındaki gerginlik meselesinden çok daha önemli bir durumda.

Bizce Türkiye konuyu uzatmadan, bütün diplomatik yolları da deneyerek sonuca gitmeli ve hukuksuzluğu bitirmeli. Bu çevre ülkelere de verilecek bir cevap olur.
Asla savaş yanlısı değiliz.
Ama herkesin anladığı dil de farklı oluyor. 14.08.2020
Cemalettin Taşkıran

Yorumlar