YAKUPHAN OKUT:Suriye’de Yeni Denklem: Ankara Operasyon Mu, Diplomasi Mi Diyor?

Suriye’nin kuzeyinde son günlerde yaşanan hareketlilik, Ankara’nın önündeki seçenekleri yeniden tartışmaya açtı. Özellikle Ankara-Şam hattındaki yoğun diplomasi ve SDG’nin Suriye devlet yapısına entegrasyonu konusunda yaşanan sorunlar, “Türkiye yeniden sahaya iner mi?” sorusunu gündemin merkezine taşıdı.
Bugün itibarıyla cevap net değil. Ancak tabloya yakından bakıldığında Ankara’nın henüz doğrudan geniş kapsamlı bir kara harekâtını tercih etmediği, bunun yerine Şam yönetimini öne çıkaran daha farklı bir strateji izlediği görülüyor.
6 Ağustos’ta Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani’nin Ankara ziyareti bu açıdan önemliydi. Şeybani’nin Hakan Fidan ve İbrahim Kalın ile gerçekleştirdiği temasların merkezinde Suriye’nin kuzeyindeki güvenlik düzeni ve SDG’nin Şam’a entegrasyonu vardı.
Ankara’nın yaklaşımı aslında oldukça açık: Suriye topraklarında Türkiye açısından tehdit oluşturabilecek, merkezi hükümetten bağımsız bir silahlı yapı kalmamalı.
Burada kritik nokta şu: Türkiye bu hedefe ulaşmak için ilk tercihini doğrudan askerî müdahaleden yana kullanmıyor. Öncelik Şam.
Başka bir ifadeyle Ankara’nın bugün uyguladığı denklem şöyle okunabilir:
Ankara → Şam → SDG.
Türkiye, Şam yönetiminin ülkenin tamamında devlet otoritesini yeniden tesis etmesini destekliyor. Bunun karşılığında SDG’nin askerî yapısının Suriye ordusu içinde eritilmesini ve bağımsız silahlı kapasitesinin ortadan kaldırılmasını istiyor.
Fakat asıl sorun tam da burada başlıyor.
Sivil ve idari entegrasyonda belirli ilerlemeler sağlanmış olsa da askerî entegrasyon çok daha zor ilerliyor. Silahların teslimi, komuta zinciri ve SDG içerisindeki bazı kadroların geleceği hâlâ tartışmalı.
Eğer bu süreç başarıya ulaşırsa Türkiye açısından yeni bir askerî operasyon ihtiyacı önemli ölçüde azalabilir.
Ama süreç çökerse?
İşte o zaman Ankara’nın hesapları değişebilir.
Çünkü Türkiye açısından mesele yalnızca Suriye’nin iç siyasi düzeni değil. Sınırın hemen ötesinde Türkiye’nin güvenlik değerlendirmelerinde uzun süredir yer alan bağımsız bir silahlı yapının varlığını sürdürmesi söz konusu.
Bu nedenle Ankara’nın önünde üç aşamalı bir seçenek bulunduğu söylenebilir.
İlk aşama diplomasi.
İkinci aşama Şam’ın askerî ve siyasi kapasitesinin desteklenmesi.
Üçüncü aşama ise gerekirse doğrudan Türk askerî gücünün devreye girmesi.
Bugün itibarıyla üçüncü aşamanın hemen başlayacağına ilişkin doğrulanmış bir işaret yok. Ancak ikinci aşamanın başarısız olması, üçüncü seçeneğin masadaki ağırlığını artırabilir.
Üstelik denklem yalnızca Türkiye, Şam ve SDG’den ibaret değil.
İsrail faktörü de giderek daha önemli hâle geliyor.
İsrail’in Suriye’deki askerî faaliyetleri Ankara ve Şam açısından ortak bir güvenlik problemi oluşturuyor. Türkiye bir taraftan SDG meselesinin çözülmesini isterken diğer taraftan Suriye’nin yeni bir bölgesel çatışmanın merkezine dönüşmesini istemiyor.
Bu nedenle Ankara’nın bugün için büyük bir askerî operasyon yerine diplomatik baskıyı tercih etmesi şaşırtıcı değil.
Fakat burada kritik bir eşik var.
SDG ile Şam arasındaki entegrasyon süreci.
Eğer bu süreç ilerlerse Suriye’nin kuzeyinde yeni bir savaş ihtimali azalır.
Eğer süreç tıkanır, SDG bağımsız askerî kapasitesini korur ve Şam’ın otoritesini reddederse, Ankara’nın sabrı da sınanmış olacak.
Dolayısıyla bugün sorulması gereken soru “Türkiye Suriye’ye girecek mi?” değil.
Asıl soru şu:
Şam, SDG’yi gerçekten devlet yapısının içine alabilecek mi?
Çünkü bu sorunun cevabı, Türkiye’nin Suriye’deki bir sonraki hamlesinin de büyük ölçüde cevabı olabilir.
Şimdilik Ankara’nın silah yerine diplomasiyi öne çıkardığı görülüyor.
Ancak Ortadoğu’da diplomasinin başarısız olduğu yerde silahların konuşmaya başlaması için bazen tek gereken, bir anlaşmanın daha bozulmasıdır.

YAKUPHAN OKUT

Kafkassam Editör
YAZAR

Kafkassam Editör

Yeni bir dünyaya uyanmak, dünyayı yeniden okumak isteyenler için, söylenecek sözü olanlar için merkezi Ankara’da olan KAFKASSAM’ı kurduk. Erivan, Bakü, Tiflis, Tebriz, Grozni, Moskova, Mahaçkale, Nazrin, Nalçik, Saratov, Ufa ve Sochi’de ofislerimiz temsilcilerimiz var. Kafkassam genelde kafkasya çalışmak için kuruldu Kafkasya genelinde çalışır. Ermenice Rusça Gürcüce İngilizce dillerinde yayın yapan kafkassam genç akademisyen ve stratejistlerle çalışmaya özen gösterir. KAFKASSAM’ın internet sitesi 2 Ocak 2010’da yayına girdi. İnternet sitesinde Kafkasya’daki ülkeler ve Türkiye ile ilişkileri hakkında makaleler, ropörtajlar, analizler ve yorumlara yer verilmektedir.

Yorum Yaz

Share a useful thought, question, or feedback.