Viktor Voytsekhovski: Türkiye nasıl büyük bir deniz gücüne dönüşüyor?

Rus gazeteci Viktor Voytsekhovski, Ridus haber sitesinde kaleme aldığı yazıda Türkiye’nin savunma sanayisinde son yıllarda kaydettiği ilerlemenin ülkeyi bölgesel ölçekte güçlü bir askeri ve deniz gücüne dönüştürme yolunda ilerlettiğini belirtiyor.

Voytsekhovski’ye göre Türkiye, balistik füzelerden yeni nesil tank ve savaş uçaklarına, insansız hava araçlarından uçak gemilerine kadar modern bir bölgesel gücün sahip olması gereken askeri kapasitenin büyük bölümünü oluşturmaya başladı.

Yazar, değerlendirmesinde Türkiye’nin artık deniz gücünü de yeni bir seviyeye taşımaya hazırlandığına dikkat çekiyor. Türk Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu’nun 23 Ağustos’ta Teknofest Mavi Vatan etkinliğinde yaptığı açıklamaya göre Türkiye, kendi tasarımı ilk uçak gemisi MUGEM’i (Milli Uçak Gemisi) 27 Eylül 2027’de denize indirmeyi planlıyor.

Voytsekhovski, MUGEM’in sıradan bir amfibi hücum gemisinin uçak gemisine dönüştürülmesinden ibaret olmadığını, baştan itibaren uçak gemisi olarak tasarlandığını vurguluyor. Geminin 285 metre uzunluğa, 72 metre genişliğe ve yaklaşık 60 bin ton deplasmana sahip olması planlanıyor.

Bu özellikleriyle MUGEM’in TCG Anadolu’dan yaklaşık 55 metre daha uzun ve deplasman açısından yaklaşık 2,2 kat daha büyük olacağına dikkat çeken yazar, geminin 2 bin 500 kişiye kadar personel taşıyabileceğini belirtiyor.

“Türkiye insansız uçakları uçak gemisine taşıyor”

Voytsekhovski’nin değerlendirmesinde MUGEM’in en dikkat çekici özelliklerinden biri hava kanadı.

Geminin Hürjet, Kızılelma, Anka-3 ve Bayraktar TB3 gibi platformları taşımasının planlandığını belirten yazar, bu yapının MUGEM’i klasik uçak gemilerinden ayırdığını ifade ediyor.

“Planlanan hava grubu oldukça sıra dışı. Kullanılması öngörülen uçak ailelerinin büyük bölümü insansız sistemlerden oluşuyor” değerlendirmesinde bulunan Voytsekhovski, özellikle Kızılelma’nın geminin ana jet motorlu insansız savaş uçağı olarak öne çıktığını belirtiyor.

Yazara göre Anka-3 farklı bir tasarıma sahip ikinci jet motorlu insansız platform olurken, daha küçük Bayraktar TB3 ise kısa güverteli deniz platformlarından operasyon gerçekleştirmek üzere geliştirildi.

Hürjet ise mevcut planlamada MUGEM’de kullanılacak tek insanlı uçak ailesi olarak öne çıkıyor.

İlk aşamada katapult olmayacak

Voytsekhovski, MUGEM’in ilk aşamada STOBAR sistemiyle çalışacağını belirtiyor. Buna göre uçaklar katapult yardımıyla değil, kendi motorlarının itiş gücüyle hızlanarak geminin pruvasındaki 12 derecelik rampadan havalanacak. İnişlerde ise yakalama kabloları kullanılacak.

Yazar, Çin’in Shandong ve Hindistan’ın INS Vikrant uçak gemilerinde de benzer sistemlerin kullanıldığını hatırlatıyor.

Ancak Türkiye’nin ilerleyen dönemde kendi katapult teknolojisini geliştirmesi halinde MUGEM’in CATOBAR sistemine dönüştürülebileceğini belirten Voytsekhovski, bunun daha ağır uçakların gemiden operasyon yapmasına imkan sağlayacağını ifade ediyor.

MUGEM sadece uçak gemisi olmayacak

Voytsekhovski’ye göre MUGEM’in önemli özelliklerinden biri de insansız deniz ve sualtı araçlarının kullanımına uygun şekilde tasarlanması.

Türk Deniz Kuvvetleri’nin halihazırda farklı insansız suüstü ve sualtı platformlarına sahip olduğunu belirten yazar, bu araçların keşif-gözetleme, elektronik harp, denizaltı savunma harbi, mayın karşı tedbirleri ve saldırı görevlerinde kullanılabileceğini aktarıyor.

Bu nedenle MUGEM’i yalnızca uçak taşıyan bir gemi olarak değerlendirmenin eksik olacağını savunan Voytsekhovski, platformun gelecekte insansız hava, suüstü ve sualtı araçlarının birlikte kullanıldığı geniş kapsamlı bir savaş sisteminin merkezine dönüşebileceğine dikkat çekiyor.

“MUGEM tek başına yeterli değil”

Voytsekhovski, MUGEM’in 60 bin tonluk deplasmanına ve güçlü silah sistemlerine rağmen tek başına bir filonun hava savunmasını sağlayamayacağını da vurguluyor.

Gemide iki modülde toplam 32 MIDLAS dikey fırlatma hücresinin bulunmasının planlandığını belirten yazar, bunun uçak gemisinin kendi savunması için önemli bir kapasite oluşturduğunu ancak uzun süreli ve yoğun bir çatışmada geniş çaplı filo hava savunması için yeterli olmayacağını değerlendiriyor.

Bu nedenle MUGEM’in çevresinde hava savunma muhripleri ve fırkateynlerden oluşan güçlü bir eskort grubunun bulunması gerekeceğini ifade ediyor.

Voytsekhovski’ye göre özellikle Türkiye’nin gelecekteki TF-2000 hava savunma muhripleri, uçak gemisi çevresinde daha geniş radar kapsaması ve daha büyük füze kapasitesi sağlayabilir.

“Asıl mesele gemiyi inşa etmek değil, savaş sistemine dönüştürmek”

Rus yazar, MUGEM’in 2027’de denize indirilmesinin projenin yalnızca önemli bir aşaması olacağını belirtiyor.

Geminin Türk Deniz Kuvvetleri’ne 2032’de teslim edilmesinin planlanması, denize indirme ile operasyonel hizmete giriş arasında yaklaşık dört-beş yıllık bir entegrasyon ve test süreci bulunacağını gösteriyor.

Voytsekhovski, bu sürecin neden uzun olduğunu şöyle açıklıyor:

“60 bin tonluk bir gövdeyi denize indirmek önemli bir mühendislik başarısıdır. Ancak bu gövdeyi 52 hava aracını, insansız deniz ve sualtı araçlarını, hava savunma sistemlerini, radarları, iletişim sistemlerini ve binlerce personeli aynı anda yönetebilen gerçek bir uçak gemisine dönüştürmek çok daha karmaşık bir süreçtir.”

Türkiye deniz gücünü büyütüyor

Voytsekhovski, MUGEM projesinin Türkiye’nin daha geniş kapsamlı deniz kuvvetleri inşa programının bir parçası olduğunu belirtiyor.

Oramiral Tatlıoğlu’nun Ağustos ayında yaptığı açıklamalara göre Türk tersanelerinde Deniz Kuvvetleri için 37 geminin inşası sürüyor, 10 yeni geminin daha inşasına başlanması planlanıyor. Böylece yurt içinde yürütülen askeri gemi inşa projelerinin sayısı 47’ye ulaşacak.

Bunun yanı sıra Türk tersanelerinde yabancı ülkeler için 24 askeri geminin inşa edildiğini belirten yazar, toplam sayının 71 savaş gemisine ulaştığına dikkat çekiyor.

Voytsekhovski, Ada sınıfı korvetlerden İstanbul sınıfı fırkateynlere ve TF-2000 hava savunma muhriplerine kadar uzanan bu programın, Türkiye’nin deniz gücünü sistematik biçimde genişlettiğini savunuyor.

Sonuç olarak Rus yazarın değerlendirmesine göre Türkiye’nin hedefi yalnızca büyük bir uçak gemisine sahip olmak değil. Ankara, uçak gemisi, insanlı ve insansız hava araçları, insansız deniz ve sualtı sistemleri, hava savunma muhripleri ve gelişmiş iletişim altyapısından oluşan bütünleşik bir deniz savaş sistemi kurmaya çalışıyor.

Voytsekhovski’ye göre MUGEM’in hayata geçirilmesi, Türkiye’nin bölgesel askeri güç olma hedefinde özellikle denizcilik alanında yeni ve sembolik bir aşamayı temsil ediyor.
Fuad Safarov Kafkassam Moskova

Kafkassam Editör
YAZAR

Kafkassam Editör

Yeni bir dünyaya uyanmak, dünyayı yeniden okumak isteyenler için, söylenecek sözü olanlar için merkezi Ankara’da olan KAFKASSAM’ı kurduk. Erivan, Bakü, Tiflis, Tebriz, Grozni, Moskova, Mahaçkale, Nazrin, Nalçik, Saratov, Ufa ve Sochi’de ofislerimiz temsilcilerimiz var. Kafkassam genelde kafkasya çalışmak için kuruldu Kafkasya genelinde çalışır. Ermenice Rusça Gürcüce İngilizce dillerinde yayın yapan kafkassam genç akademisyen ve stratejistlerle çalışmaya özen gösterir. KAFKASSAM’ın internet sitesi 2 Ocak 2010’da yayına girdi. İnternet sitesinde Kafkasya’daki ülkeler ve Türkiye ile ilişkileri hakkında makaleler, ropörtajlar, analizler ve yorumlara yer verilmektedir.

Yorum Yaz

Share a useful thought, question, or feedback.