Alman uzman: Türkiye ekonomisinin çökmesi Almanya’nın da zararına olacaktır

Rus uzman: DTÖ neden ABD’nin Türkiye’ye yönelik yaptırımlarına sesini çıkarmıyor?

Nikol Paşinyla Respublikaçılar Partiyası arasındakı gərginlik getdikcə qızışır

Türkiye’de dinlerarası diyolog fetöcülerden sonra Selefi RABITA tarafından yürütülüyor!

Türkiye’nin dış politika söylemi Değişirmi

Gündem 25 Temmuz 2016
735

Türkiye’nin dış politika söylemini ve yönelimini değiştirmesinin vakti gelmiştir. Başkalarınca belirlenmiş değil, kendi inşa edeceğimiz bir “üçüncü yol” tercihinde bulunmalıyız. Hemen bugün kalkıp NATO’dan ayrılalım ya da gidip kendimizi Rusya’nın ya da İran’ın yanında konumlandıralım demiyorum tabi ki. Ancak evrimsel bir süreç çerçevesinde yine bu aktörlerle birlikte inşa edilecek ve kimliğe içkin din ya da etnik köken gibi hususlar üzerine değil ama bölgesel ihtiyaçlara ve potansiyele eklemlenmiş, Karadeniz Havzası ve Ortadoğu’yu Batı Dünyası’na ve Çin-Hindistan gibi doğulu aktörlere entegre edecek ekonomik,ticari ve sosyo-kültürel dönüşüm ve değişim programlarını göz önünde bulunduracak bir yaklaşım benimsenmeli. Ayrıca NATO ile Rusya arasındaki gerginliği tırmandıracak “Karadeniz Görev Gücü” ya da “Montrö” üzerinden girişilecek tartışmalara hiç ama hiç bulaşılmamalı. Çin ile yakın siyasal ve kültürel ilişkiler geliştirilmeye çalışılmalı ve özellikle “Orta Asya ve Güney Kafkasya’da” bu aktörle ortak projeler geliştirilmeli. Avrasya Ekonomik İşbirliği Örgütü’ne katılmak pek akılcı olmaz ancak Rusya’nın liderliğindeki bu örgütle “ortaklık antlaşması” imzalayarak imtiyazlı bir ilişki kurulabilir. İran’ın Batı’ya yönelik enerji projelerinde mutlaka yer alınmalı ve bu ülke ile Suriye ve Irak konusunda da ortak paydada buluşulmalı. Zira bu iki ülkenin birbirinin desteğine çok ihtiyacı var. Suudi Arabistan ve Körfez kuklaları ile ilişkiler abartılmamalı ve ekonomik eksende yürütülmeli. Olmuyorsa da çok zorlanmamalı. İsrail asla dışlanmamalı ve bu ülkeyle ortak askeri, ekonomik ve enerji tabanlı projelerde yer alınmalı. Bu ülkeyle olan yakınlık Filistin meselesinde de belli bir “yumuşama” sağlayabilir. Ancak bu meseleye çözüm bulunabilmesi Türkiye’nin mevcut olanaklarının ya da gücünün ötesindedir, bu unutulmamalı. İsrail ve Rusya ile ilişkilerin düzeltilmesi, bu aktörlerin Kıbrıslı Rumlar’a verdiği desteğin bir miktar azalmasına yardımcı olabilir. Rumların ekonomik anlamda zor durumda olduğu ve Türkiye ile İsrail’in geliştirmeyi planladığı enerji projesine derhal entegre olarak biraz olsun rahatlamayı planladığı unutulmamalı ve bu durum müzakerelerde bir koz olarak kullanılmalı. Gereğinden fazla taviz verilmemeli.
Her şeyden ve hepsinden önemlisi, tüm bu dönüşümler “liyakat”, “bilgi”, “beceri” ve “güven” unsurlarını karşılayan ve titizlikle belirlenmiş isimler eliyle gerçekleştirilmeli. Başkalarının değirmenine su taşıyanlarca değil…Göktürk Tüysüzoğlu

Yorumlar