Alman uzman: Türkiye ekonomisinin çökmesi Almanya’nın da zararına olacaktır

Rus uzman: DTÖ neden ABD’nin Türkiye’ye yönelik yaptırımlarına sesini çıkarmıyor?

Nikol Paşinyla Respublikaçılar Partiyası arasındakı gərginlik getdikcə qızışır

Türkiye’de dinlerarası diyolog fetöcülerden sonra Selefi RABITA tarafından yürütülüyor!

Tunus’un, DAEŞ’in yeni “başkenti” olma riski.

Gündem 19 Mart 2018
653

“Arap Baharı” çevreyi tamamlayarak eve dönüyor.

“Arap Baharı”nın vatanı olan Tunus, ciddi teroristik faaliyetin yeni dalgasını yaşama ve DAEŞ’in yeni üssü olma riskini taşıyor. Artık radikal İslamcılığın daha da yaygınlaşması için uygun bir üs haline gelen bu ülkeye her zamankinden fazla militan akın ediyor. Sebebi nedir?

“Arap Baharı”, Tunus’lu aktivistin devletin başkentinde kendi kendini ateşleme kararı verdiği 2010 yılında başladı. Böylece kitlesel isyanı başlattı. Sonuç olarak, sonraki yılın Ocak ayında gösteriler resmi hükümeti devirmeye dönüştü. Cumhurbaşkanı Zine Al-Abidin Ben Ali ve ailesinin üyeleri Tunus’u terk etmek zorunda kaldı.

O zamandan beri dört devlet başkanları değiştirildi, ancak istikrar bu ülkeye hiç geri dönmedi. Aksine bu sene 2011 yılından beri en büyük ölçekli protestolar gerçekleştirildi. Bazı yerleşimlerde polis göstericileri dağıtmak için göz yaşartıcı gaz kullanmak zorunda kaldı. Şiddet, yağma ve vandalizmden şüphelenilen yaklaşık 800 kişi tutuklandı, 100 kolluk görevlisi yaralandı. İşte o zaman siyaset uzmanları “Arap Baharı”nın anavatanı olan Tunus’a döndüğünden bahsetmeye başladılar.

Yanı sıra son yedi yılda ülkedeki terörist faaliyetleri hiç azalmadı. Militanlar Tunus’ta kocman terörist saldırıları düzenleyerek bu ülkede varlıklarını vurguluyorlardı. Sorumluluğu ise her zaman “DAEŞ”e üstlenilmiştir.
En büyük trajediler 2015’in ilk yarısında meydana geldi – Mayıs ayında olan ve süresinde 20 kişiden fazla öldürüldüğü Bardo müzesine saldırı ve Sousse kasabasında Haziran ayındaki turistlerin çekimi. O olaylarda teröristlerin kurbanları 70 kişi oldu.
Tunus’ta daha da terörist faaliyetleri vardır. Bunca yıllar boyunca militan silahlı gruplar cumhuriyetin çeşitli bölgelerinde ortaya çıkıyor ve hükümet güçleriyle çatışıyorlardı. Büyük Britanya bölgedeki gerginlik düzeyini azaltmak ve İslamcıların Kuzey Afrika üzerinden Avrupa’ya girmesini önlemek amacıyla askeri birimleri bile oralara gönderdi.

Bu girişimlere rağmen, Tunus’ta DAEŞ’in kuvvetleri büyümeye devam ediyor. Militanlar “Arap Baharı”nın anavatanına Suriye, Irak, Libya, Mısır ve Cezayir’den kaçıp geldi. Buna ek olarak, terör örgütünün pek çok destekçisi Tunus’ta bulunuyor: SoufanGroup’un sıralamasında, bu çok küçük Kuzey Afrika ülkesi, dünya çapında DAEŞ’e personel temininde dördüncü sırayı aldı. DAEŞ’in kurucularından biri, bu cumhuriyetten geliyor.

Ebu Abdul Rahman Al-Tunisi takma adı altında saklanan Kasan Bin Ali Abdul Salam, “Arap Baharı” nın yüksekliğinde Suriye’ye taşındı. Orada Deir ez Zor’un “emir” ibaresi de dahil olmak üzere DAEŞ’de bir dizi önemli görev aldı. Tunus’un istihbarat servislerindeki kaynaklara atfen Arap haber ajansı AlHadath’ın bildirdiği gibi Ali Abdul Salam, Suriye’de DAEŞ’in kurucularından biri ve aynı zamanda İsrail istihbaratının bir ajanıydı.

Destekçilerine Tunus’u hedef alma emri, bu grubun Suriye Arap Cumhuriyeti ve Irak’ta yaşamının son günlerinde DAEŞ’in başkanı Ebu Bekir El Bağdadi’nin tarafından kişisel olarak verildi. Libya’da en büyük şubeye sahip olan takipçilerine, terör örgütünün maruz kaldığı toprak kayıplarını telafi etmek ve Tunus, Mısır ve Cezayir gibi Kuzey Afrika ülkelerini ele geçirmeye başlamak için çağrıda bulundu. Biraz önce AsharqAlAwsat adlı Arap haberajansı bu bilgiyi Libya komuta defterlerinde bulunan belgelere atfen yayınladı.

Böylece Orta Doğu’daki durum yeniden alevleniyor. “Arap Baharı” nın doğum yeri DAEŞ’in bir sonraki ana üssü olabilir. Tunus’ta yeni terörist grupların hareketlerini bildiren çok sayıda yerel kaynaklar bunu kanıtlıyor.

Rus Hava Kuvvetleri ve hükümet ordusunun ortak çalışmalarının sayesinde DAEŞ Suriye’de yenilgiye uğradı ve 2015 yılında İslamcıların işgalinde bulunan ülke topraklarının yarısından fazlasını kaybetti. Türkiye de DAEŞ’in yenilgisine önemli bir katkı yaptı. Türkiye başarılı bir askeri operasyon Fırat Kalkanı sırasında Suriye’nin kuzeyinde DAEŞ’in etki alanını azalttı ve Kürt terörist gruplarının Türkiye-Suriye sınırını kapatmasını engellemiştir. Halihazırda Ankara bu bölgede anti-terörist faaliyetlerine aktif olarak devam etmekte ve YPG’nin yakaladığı Afrin kantonu fırlatmaktadır.

Bu katılımcıların çabalarının sayesinde, DAEŞ ana kalesini kaybetti, yine de var olmaya devam etti. Şimdi terörist grubun liderleri dünyanın diğer bölgelerinde ve özellikle Kuzey Afrika’da aktif olarak faaliyetini ve gruplarını güçlendiriyorlar.

Çağdaş Türkiye Araştırmaları Merkezi (ÇATAM) Moskova

Yorumlar