Министерство Нефти Ирана бросил вызов Американским санкциям

İdlib’te Bundan Sonra Ne Olacak?

Çavuşoğlu’dan Putin’e: Güzel çalışma oldu!

Cumhurbaşkanlığının dikkatine Resmi Gazete kapatıldı yalanını kim ortaya atıyor?

İran karışıyor: Kasım Süleymani’ye Amerika’dan önce Ahmedinejat vurdu!

Gündem, İran 19 Mart 2018
196


İngiltere ve ABD; çıkarlarına zarar veren demokratik seçimlerle iktidara gelmiş ve halkın istekleri doğrultusunda petrolü millileştiren, gerçekleştirmeye çalıştığı reformlarla ülkede demokrasinin önünü açmaya çalışan, Musaddık hükümetini askeri darbe ile devirmişti. Mart 1953’te CIA ve İngiltere istihbarat servisi MI6 tarafından uygulamaya konulan, TP-AJAX, “Operasyon Ajax” denilen bir planla Musaddık hükümeti ile arası bozuk olan gruplar kışkırtıldı. Musaddık yönetimden uzaklaştırıldı ve şahın ülkeye dönmesi sağlandı. 1979’da da İran halkı küresel emperyalizmle mücadelesinde 1953’ün rövanşını aldı. İşte o günden bu güne İran’da antiemperyalist bir damar var. ABD başkanı Trump, İranlıların, balık hafızasına sahip oldukları için 1953’te CIA destekli darbeyi hatırlamayan bir aptallar sürüsü olmadığını çok iyi biliyor. O nedenle İran’a I. ve II. Körfez Harbinde olduğu gibi askeri müdahalede bulunulması beklenilmesin. Pentagon tahtında oturan kurmaylar asla kara savaşına kalkışmayacaktır. ABD tıpkı Rusya’ya yaptığı gibi İran’a yönelik geniş kapsamlı ambargo kurallarını uygulamakla işe başlayacak.
Hatırlarsanız Nükleer anlaşma, İran ile Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin beş daimi üyesi ABD, İngiltere, Fransa, Rusya ve Çin ile Almanya arasında iki yıl süren müzakerelerin ardından, 14 Temmuz 2015’te Viyana’da imzalanmıştı. İran’ın nükleer faaliyetlerinin Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) denetimine açılması ve karşılığında yaptırımların kaldırılmasını öngören anlaşma, 16 Ocak 2016’da yürürlüğe girmişti. ABD Başkanı Trump, İran’la imzalanan nükleer anlaşmanın yeniden düzenlenmesi gerektiğini aksi takdirde ülkesinin anlaşmadan çıkacağını açıklamıştı. Washington yönetimi balistik füze programı ve Suriye savaşında oynadığı rol konusunda İran’a yeni yaptırımlar getirerek, nükleer anlaşmanın yeniden düzenlenmesi gerektiği görüşünde. Oysa İngiltere, Fransa ve Almanya’ bu konuda ABD gibi düşünmüyor ve Trump’ı bu uygulamadan vazgeçirmeye uğraşıyor. Avrupalı güçlerin hepsi, ABD’nin, İran nükleer anlaşmasına ilişkin değişikliklerini kabul etmeleri ya da İran’da milyarlarca dolarlık iş yapan Avrupalı şirketlere zarar verebilecek yeni yaptırımlarla karşılaşmaları nedeniyle ültimatomunu reddetti. Almanya Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel, Münih Güvenlik Konferansı’nda, İran nükleer anlaşmasına ilişkin sözünü sakınmayan bir açıklama yaptı: “Biz bu anlaşmayı birlikte yaptık. Ondan vazgeçmeyi reddediyoruz ve bunu yapmayacağız. Tersine, Amerikalı dostlarımıza, bu anlaşmanın başarısızlığa uğramasına izin vermemelerini tavsiye ediyoruz.” dedi.(1)

2015’te imzalanan ve 5+1 olarak ta geçen JCPOA anlaşması bir yandan BM Güvenlik Konseyi ve Almanya ile diğer yandan da İran’la imzalanan anlaşmadır ve bu anlaşma günümüzde görülen kaosun sebebidir. Bu anlaşma sayesinde, İran, uranyumun zenginleştirilmesini bir oranda durdurması karşılığında ambargonun kaldırılmasını garanti ederek bölgedeki askeri aktivitesini yükseltti ve nükleer başlık dahil olmak üzere balistik füze sisteminin güçlendirilmesine çalıştı. Anlaşmanın imzalandığı günden beri herkes, anlaşmanın Tahran’ın agresif politikalarını terk edip kalkınma ve barışa yöneleceği yönündeki Batının algısının tersine, anlaşmanın daha fazla kaosa ve savaşa yol açtığına ve rejimin içten ve dışına olan gücünü arttırdığına şahit oldu.(2) Avrupalılar Washington’a anlaşmayı iptal etmemeyi öğütlese de boşuna. Amerikalıların Avrupalıları; İran anlaşmasının öngörmediği koşulları kabul etmeye ikna etmesi gerekiyor. Belirsizlik tüm tarafların kaoston nemalanmasına yarıyor. Tahran’da anlaşmaya karşı olan pek çok insan var ve bunlar nükleer programın yeniden başlamasını bekliyor. Trump da onlara bu fırsatı altın tepside sunuyor.(3) Tahran tam bir Acem politikası izledi ve bugüne kadar nükleer anlaşmaya imza atan Avrupalılarla Trump’ı birbirine düşürmeye çalıştı. İran Avrupalı dostlarına bölgedeki askeri üstünlüğü, Batı’nın kolektif çıkarlarıyla örtüştüğü izlenimi verdi. Avrupa’nın İran konusunda acil olarak kendine ait net bir politikaya gereksinimi var.

ABD’nin İran operasyonu çoktan başladı. TPAJAX 1953 benzeri operasyon için belirlenen yöntem belli her zaman işe yarayan cinsten; etnisite ve mezhebi farklılıklar tabanlı kaos planı. Farklı talepleri olan farklı kesimlere mensup muhalifler tek bir noktaya kanalize edilecek. İran yönetimi kendi bindiği dalı kestiği gibi Amerikalıların kaos değirmenine gönüllü su taşıyor. Halkın; hayat standartlarının yükseltilmesi, işsizliğe çözüm ve temel insan haklarının gözetilmesi taleplerini, dini lidere ihanet/hakaret kapsamında değerlendiren zihniyet kendi kuyusunu kazdığının farkında bile değil. İran’da iktidar çatlağı her geçen gün büyüyor. Anlaşılan pasta paylaşımı iktidar ortağı erkleri birbirine düşürmüş. İran’da muhalefeti ve iktidarı karşı karşıya getiren son olay, İran’ın eski cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad döneminin cumhurbaşkanı yardımcısı ve dünürü İsfendiyar Rahim Meşai ve diğer yardımcısı Hamid Bakayi’nin ‘Tahran Devrim Mahkemesinin başlattığı bir soruşturma kapsamında gözaltına alınması.

Ahmedinejad’ın cumhurbaşkanlığı döneminde, kabinedeki en nüfuzlu kişi ve yakın arkadaşı olan Meşai, 9’uncu ve 10’uncu hükumet dönemlerinde, cumhurbaşkanlığı birinci yardımcısı ve danışmanı ile cumhurbaşkanlığı personel şefi olarak görev yapmıştı. Meşai, Ahmedinejad tarafından 2009 cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra cumhurbaşkanı yardımcısı olarak görevlendirilmiş ancak bir hafta içerisinde İran lideri Ali Hamaney tarafından bu görevden alınmıştı. Ahmedinejad grubunun adayı olarak 2013 cumhurbaşkanlığı seçimleri için ön plana çıkan Meşai’nin adaylığı, İran Anayasayı Koruyucular Konseyi tarafından veto edilmişti. Mahkeme geçen yıl kasım ayında Meşai’yi, “lidere iftira (Hameney), rejime karşı propaganda, devlet imkânlarını yetkisiz kullanma, halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme” suçlamasıyla ifadeye çağırmıştı. Ahmedinejad’ın bir diğer yardımcısı, Kültür Mirasları Kurumu Başkanı Hamid Bakayi (Bekayi); yolsuzluk yaptığı gerekçesiyle 15 yıl hapis ve kırbaç cezası ile para cezasına da çarptırılmış, Bakayi’ye verilen ceza onanmıştı.(4) Ahmedinejad cumhurbaşkanlığı döneminde özel kalem müdürlüğünü yapmış Hamid Bakayi’yi Nisan 2017’de kendi yerine aday göstermiş, daha sonrada kendisi aday olmuştu. İran eski Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad ve yardımcısı Hamid Bekayi’nin adaylığı Anayasayı Koruyucular Konseyi tarafından veto edilmişti.(5)

Bakayi, Devrim Muhafızları istihbaratının, 5 Ağustos 2013’te hükümet tarafından Afrika liderlerine gönderilmesi için fon alımı sağladığını söyleyerek, o sırada kendisinin herhangi bir yasal pozisyonda olmadığını belirtti. Bakayi, kendisinin “mantıksız ve yalan bir iddiadan suçlandığını” söylemiş, Süleymani’den, “Devrim Muhafızları’ndan fon aktarımı sağlandığı iddiaları temelde yanlıştır, çünkü benimle Kudüs Gücü arasında bu açıdan hiçbir mesleki ve mali işbirliği yoktur” cümleleriyle, yargının suçlamalarıyla ilgili tutumunu açıklığa kavuşturmasını istemişti. Kudüs Gücü’nün İran hükümeti aracılığıyla fon aktarımı sağladığı Afrika liderlerinin kimliğini henüz ortaya çıkmadı. İran mahkemesi, Bakayi hakkında 15 yıl hapis cezası ve 40 milyon Tuman geri iade etmesi kararını verdi.(6) İktidar (Rehber/Ruhani) ve muhalefetin birbirlerini dış ülkelerin ekmeğine yağ sürmekle itham etmesi oldukça ilginç. İran eski Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad’ın cumhurbaşkanlığı dönemindeki Özel Kalem Müdürü İsfendiyar Rahim Meşai, yolsuzluk gerekçesiyle tutuklanarak hapse atılan eski Cumhurbaşkanı Yardımcısı Hamid Bekayi hakkında verilen kararın ‘İngiliz komplosu’ olduğunu öne sürmesi dikkat çekici.(7)

İktidar kanadının karşı cevabı gecikmedi. İran Yargı Erki Sözcüsü Gulamhüseyin Muhsin Ejei, eski Cumhurbaşkanı Ahmedinejad ve yardımcılarını ABD ve İsrail’le yol tutmakla suçladı. Ahmedinejad ve yardımcılarının ABD ve İsrail’le bir yol tuttuğunu ve son günlerde yaptıklarıyla haklarında açılan yolsuzluk dosyalarıyla ilgili hukuki süreci baltalamaya çalıştıklarını gündeme taşıdı.(8) Devlet imkânlarını yetkisiz kullanma ve yolsuzluk yaptığı gerekçesi, tarafların iddiasına bakılırsa tam bir şark klasiği. Mahkemenin kendisini “bazı Afrika ülkelerinin liderlerine dağıtılmak üzere Devrim Muhafızları Ordusu’ndan aldığı yaklaşık 3,5 milyon avroyu zimmetine geçirmekle” suçladığı Hamid Bakayi’ye, Ahmedinejat sahip çıkmakla kalmıyor rejimi suçluyor ve eleştirel açıklamalarda bulunuyor. Mahmud Ahmedinejad, cezaevlerindeki şüpheli ölümlerle ilgili ülkenin lideri Ali Hamaney’in tutumundan şikayetçi. Gündem getirdiği insan hakları ihlalleri, onu kısa sürede rejim karşıtı muhalefetin liderine dönüştürebilir. Ahmedinejad’ın “Dünyanın neresinde zulüm payidar oldu ki burada olsun?” sözleriyle İran rejimine yönelik halk gösterilerinin önünü açıyor.

İran’ın kendisini ülkesine ve dini rehberine adamış efsane ismi, İran’ın ülke dışındaki askeri-istihbari operasyonlarını yürüten Kudüs Gücü komutanı Kasım Süleymani’nin parayla pulla ne işi olabilir ki? Öyle ya; bir lokma bir hırka, ayağında demir çarıkla, Kâh Irak’ta, kâh Suriye’de kâh Yemen’de görülen Kasım Süleymani, medyaya yansıyan profiline bakıldığında dünya nimetlerine yüzünü çevirmiş tam İslam mücahidi. Lakin Ahmedinejat kral çıplak diyenlerden. Çünkü Kasım Süleymani’yi kendisi ile olan “iş ilişkilerini” açıklamakla tehdit ediyor. Ortada dönen veya iç edilen para öyle böyle değil, yaklaşık 3,5 milyon avro civarında. Şimdi bizde İranlılara sorsak bu para nerede? Alacağımız cevap çoktan belli! “Komşu komşu hu / Oğlun geldi mi / Geldi / Ne getirdi / İncik Boncuk / Kime kime / Sana bana / Başka kime / Kara kediye / Kara kedi nerde / Ağaca çıktı / Ağaç nerde / Balta kesti / Balta nerde / Suya düştü / Su nerde / İnek İçti / İnek nerde / Dağa kaçtı / Dağ nerde / Yandı bitti kül oldu”. Bazı Afrika ülkelerinin liderlerine dağıtılmak üzere Devrim Muhafızları Ordusu’ndan Hamid Bakayi’ye verildiği iddia edilen ve onun tarafından da asla kendisi verilmediği söylenen yaklaşık 3,5 milyon avronun akıbetini gerçekten merak ediyorum.(9)

Benim aklımın almadığı Devrim Muhafızlarının bu kadar parayı nereden temin ettikleri? İran derin devletinin kontrol ettiği İran ekonomisinin yüzde 80’i; ordu ve dini vakıfların elinde. Sepāh-e Pāsdārān-e Enghelāb-e Eslāmi adıyla anılan devrim muhafızlarına bazı ekonomik ayrıcalıklar tanımakla kalmamış, İran başkentindeki İmam Humeyni havalimanı tahsis edilmiş. Devrim muhafızları, uçaklardan tahsil edilen havalimanı vergisi üzerinden büyük gelir elde ediyor. İstihbarat raporlarına ve gazete haberlerine yansıyan malumatlara göre, İran’ın diğer hava alanlarıyla limanlarındaki dış sınırları da devrim muhafızları tarafından kontrol ediliyor. İran’a hangi malın sokulacağına onlar karar veriyor. Devrim muhafızları gümrük vergisi ödemedikleri gibi, karaborsada ne kadar mal sattıkları ve ne kazandıkları hakkında da kimseye hesap vermek zorunda değiller. Son yıllarda Devrim muhafızlarının, milyarlarca dolarlık iş imparatorluğuna dönüştüğü söyleniyor. Sepāh-e Pāsdārān-e Enghelāb-e Eslāmi; İran Milli Petrol Şirketi ve İmam Rıza Fonu’ndan sonra İran’ın üçüncü en zengin kurumu. İslam Devriminden sonra Şaha bağlılığı bilinen İran Ordusunun Devrim’e yönelik olası tehditlerinin engellenmesi ve dengelenmesi ayrıca İslam Devriminin yerleşmesine zorlayıcı güç olarak katkıda bulunması amacıyla bizzat İslam İnkılâbı lideri Ayetullah Humeyni’nin direktifleriyle, gönüllülük esasına dayanan yarı bir askeri yapıda kurulan İslam Devrimi Muhafızları Ordusu (Sipahi Pasdarani İnkılabı İslami), zamanla gelişerek büyük bir askeri kurum ve adeta kamu iktisadi teşekkülü haline geldi. Reformcuların gündeme getirdiği yolsuz ekonomik düzeninden aslan payıyla besleniyorlar. Şimdi soru şu; yurtdışındaki faaliyet biçimiyle birlikte düşünüldüğünde acaba İran bu miktarda bir parayı hangi amaçlarla Afrikalı liderlere göndermişti? Bunu yapan İran, hemen yanı başındaki Türkiye’de acaba kimlere ne kadar para dağıtıyor? İran’ın Türkiye’deki bu paralı ajanları, kendilerine gelen parayı nerelerde hangi amaçlarla kullanıyorlar?(10)

Bakınız:
1- http://www.wsws.org/tr/articles/2018/02/26/pers-f26.html
2- https://turkish.aawsat.com/2018/03/article55382600/riyad-washington-ve-irani-durdurma
3- http://www.lastampa.it/2018/02/19/cultura/opinioni/editoriali/se-lue-non-sa-chi-chiamare-a-washington-hgLqezUNv7nTdCcTR7JCuO/premium.html
4- https://ahvalnews.com/tr/iran/iranin-eski-liderine-kirbac-cezasi
5- http://www.on4haber.com/haber/iran-da-secimin-taraflari-ve-stratejileri-/105074/
6- http://www.aksam.com.tr/dunya/ahmedinejadin-yardimcisindan-kasim-suleymaniye-yolsuzluk-imasi/haber-716307
7- http://www.hurriyet.com.tr/dunya/ahmedinejad-cephesinden-ingiliz-komplosu-iddiasi-40773456
8- http://www.dunyabulteni.net/manset/418701/iran-yargi-erkinden-ahmedinejada-agir-suclama
9- http://m.krdnews.net/news/guncel/ahmedinejaddan-kasim-suleymaniye-tehdit – http://www.rudaw.net/turkish/middleeast/iran/17032018
10- https://www.islahhaber.net/iran-turkiye-de-acaba-kimlere-ne-kadar-dagitiyor–214074.h
Ömür Çelikdönmez
Twitter:@oc32oc39

Yorumlar