Trumpun İran ile ticaret yapan ülkeler kararı ve Ermenistan
ABD Başkanı Donald Trump, bugünden itibaren İran İslam Cumhuriyeti ile ticaret yapacak her ülkenin, ABD ile olan ticaretinde %25 oranında gümrük vergisi ödemek zorunda kalacağını söyledi. Bu haberin gerçekleşmesi, Ermenistan ekonomisi ve dış politikası için “fırtına öncesi sessizlik” diyebileceğimiz kadar büyük bir sarsıntı anlamına gelir. Trump’ın bu kararı her ne kadar doğrudan Çini hedef alıyorsa da Ermenistan ve Türkiye’yi kelimenin tam anlamıyla iki ateş arasında bırakır.
Bu kararın Ermenistan’ı etkileyeceği temel alanlar: Ermenistan’ın İran ve ABD ile olan ticaret hacmi, 2024 ve 2025 yılı verilerine göre şu şekildedir:
Ermenistan – İran Ticaret Hacmi İran, Ermenistan için Rusya’dan sonra en stratejik ticaret ortaklarından biridir ve iki ülke arasındaki ticaret hacmi son yıllarda ciddi bir artış göstermiştir.
2024 Yılı: İki ülke arasındaki dış ticaret hacmi yaklaşık 737 milyon dolar seviyesinde gerçekleşmiştir. İran’ın Erivan Büyükelçiliği, bu rakamın 2024 sonunda 1 milyar dolar hedefine yaklaştığını belirtmiştir.
2025 yılı (Ocak-Ekim): İlk 10 aylık verilere göre ticaret hacmi yaklaşık 636 milyon dolar olarak kaydedilmiştir. Bu, bir önceki yılın aynı dönemine göre yaklaşık %7,3’lük bir artış demektir. İran’ın Ermenistan Hedefi: İran tarafı, Ermenistan ile olan ticaret hacmini kısa vadede 3 milyar dolara çıkarmayı hedeflediğini sık sık dile getirmektedir.
Ermenistan – ABD Ticaret Hacmi Ermenistan’ın ABD ile olan ticareti, İran’a kıyasla daha düşük seviyelerde seyretmektedir ve son dönemde bir miktar düşüş eğilimindedir.
2024 Yılı: Mal ve hizmet ticareti toplamı yaklaşık 787 milyon dolar olarak tahmin edilmektedir. Sadece mal ticareti (ithalat+ihracat) ise yaklaşık 282 milyon dolar seviyesindedir.
2025 Yılı (Ocak-Ekim): İlk 10 aylık verilere göre ticaret hacmi yaklaşık 290 milyon dolar civarındadır. Bu rakam, 2024 yılının aynı dönemine göre %18,5’lik bir düşüş ifade etmektedir.
İhracat Durumu: Ermenistan’ın ABD’ye ihracatı oldukça düşüktür (yaklaşık 45-120 milyon dolar bandında), ticaretin büyük kısmını ABD’den yapılan ithalat oluşturmaktadır.
Azerbaycan ve Türkiye sınırları kapalı olduğu için Ermenistan, İran ile olan sınırını “hayat damarı” olarak görmektedir Eğer Trump’ın bahsettiği “%25 gümrük vergisi” kuralı uygulanırsa, Ermenistan’ın ABD ile ticareti küçük olduğu için ekonomik etkisi Türkiye kadar yıkıcı olmayabilir; ancak ABD ile olan diplomatik ve yardım ilişkileri (USAID vb.) bu durumdan zarar görebilir.
Ermenistan’ın İran ve ABD arasındaki bu gerilim hattında izleyeceği yol, Türkiye’den çok daha farklı ve varoluşsal bir dengeye dayanıyor. Ermenistan için bu durum sadece bir “ticaret tercihi” değil, bir “güvenlik ve hayatta kalma” meselesidir. Ermenistan’ın bu kıskaçtaki stratejisini şu dört başlıkta analiz edebiliriz:
İran: Ermenistan’ın “Nefes Borusu” Ermenistan’ın dört komşusundan ikisiyle (Türkiye ve Azerbaycan) sınırları kapalı veya sorunludur. Bu nedenle İran, Ermenistan’ın dünyaya açılan tek istikrarlı kara kapısıdır.
Enerji Takası: Ermenistan, İran’dan doğalgaz alıp karşılığında elektrik veren bir anlaşmaya (Gas for Electricity) sahip. Trump’ın yaptırımları bu mekanizmayı hedef alırsa, Ermenistan’ın enerji sistemi felç olabilir.
TRIPP Koridoru Meselesi: Ermenistan, Azerbaycan’ın talep ettiği TRIPP Koridoru’na karşı İran’ın desteğine güveniyor. İran, bölgedeki sınır değişimlerini “kırmızı çizgi” ilan ettiği için Erivan, Washington’ın baskısıyla İran’a sırtını dönemez.
ABD: Yeni Güvenlik Arayışı ve Ekonomi Ermenistan, son yıllarda Rusya’dan uzaklaşarak ABD ve AB’ye yakınlaşma (Batı’ya yönelim) politikası izliyor.
Askeri İşbirliği: Ermenistan, ilk kez ABD ile ortak tatbikatlar yapmaya başladı. Trump’ın %25 vergi tehdidi, Ermenistan’ın ABD’ye olan cılız ihracatını vursa da asıl darbeyi askeri ve siyasi destek alanında vurabilir.
Demokrasi Yardımları: ABD’den gelen milyonlarca dolarlık kalkınma yardımı (USAID), Ermenistan ekonomisi için ticaretten daha kritiktir. Washington, “Ya İran ya ben” derse, Ermenistan bu yardımları kaybetme riskiyle yüzleşir.
“Denge” Mümkün mü? (Erivan’ın Stratejisi) Ermenistan hükümeti Paşinyan yönetimi, muhtemelen şu yolu izleyecektir:
İstisnai Statü Talebi: Ermenistan, ABD’ye “Bizim İran’dan başka çıkış kapımız yok, bu ticaret bize dayatılan bir coğrafi zorunluluk” diyerek özel bir muafiyet (Waiver) talep edecektir.
Hindistan Faktörü: Ermenistan, son dönemde Hindistan ile büyük silah anlaşmaları imzaladı. Bu silahların ve ticaretin geçiş yolu yine İran üzerinden (Çabahar Limanı – Ermenistan hattı). Erivan, bu koridorun “Batı’nın müttefiki Hindistan” için de önemli olduğunu savunarak ABD’yi ikna etmeye çalışacaktır.
Riskler: Eğer Baskı Artarsa Ne Olur? Eğer Trump yönetimi Ermenistan’ı sert bir tercihe zorlarsa:
Ekonomik Çöküş: İran sınırı kapanırsa veya ticaret durursa, Ermenistan’da gıda ve enerji fiyatları kontrol edilemez hale gelir.
Yalnızlaşma: Rusya ile arası bozuk, Türkiye/Azerbaycan ile barış süreci tamamlanmamış ve İran ile ilişkisi kopmuş bir Ermenistan, bölgede tamamen savunmasız kalır.
Sonuç: Ermenistan, Trump’ın ekonomik kılıcını (vergi) hissetse de İran’dan vazgeçmesi fiziksel olarak imkansıza yakındır. Bu yüzden Erivan, Washington’a “stratejik bağımlılığını” kanıtlayarak radardan kaçmaya çalışacaktır.
Türkiye Ermenistan Azerbaycan barışı şart
Trump’ın ekonomik tehditleri ve Rusya’nın bölgedeki boşluğu gibi verileri birleştirdiğimizde; Türkiye, Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki barışın artık bir “tercih” değil, bölgenin hayatta kalması için bir “zorunluluk” olduğu açıkça görülüyor. Bu üçlü barış neden bu kadar kritik? Şöyle özetleyebiliriz:
İran Kaosuna Karşı “Güvenlik Duvarı” İran eğer bir iç savaşa veya büyük bir askeri operasyona maruz kalırsa, bu durumdan en çok etkilenecek üç ülke Türkiye, Azerbaycan ve Ermenistan’dır.
Mülteci Akını: Milyonlarca insanın bu üç ülkeye yönelmesi kaçınılmazdır.
Terör Boşluğu: İran’ın zayıflamasıyla oluşacak otorite boşluğunu PKK/YPG veya radikal örgütlerin doldurma riski vardır.
Bu tehditlere karşı ancak bu üç ülkenin ortak bir sınır güvenliği ve istihbarat işbirliği yapması bölgeyi koruyabilir.
ABD’nin “%25 Vergi” Tehdidine Karşı Ekonomik Alternatif Trump, İran ile ticaret yapanı cezalandıracağını söylüyor. Eğer Türkiye, Azerbaycan ve Ermenistan kendi aralarında tam bir barış sağlar ve sınırları açarsa:
Orta Koridor : Türkistandan’dan gelen mallar İran’a ihtiyaç duymadan, Azerbaycan ve Ermenistan üzerinden doğrudan Türkiye’ye ve Avrupa’ya ulaşımı için TRIPP yolu bilinmezliği ile değil Türkiye Ermenistan Azerbaycan acil barışı ve sınır kapılarının açılmasıdır. Azerbaycan’ın İsrail ile ilişkilerini göz önünde bulundurarak artık bu sürece direnmeyi bırakmalıdır.
Ticaret Hacmi: Ermenistan’ın İran’a olan bağımlılığı azalır; Türkiye ve Azerbaycan için ise milyarlarca dolarlık yeni bir pazar ve güvenli lojistik hat oluşur. Bu, ABD’nin vergi baskısına karşı bölgenin elini güçlendirir.
Rusya ve Batı’nın Vesayetinden Kurtulma Rusya’nın müttefiklerini (Maduro örneğinde olduğu gibi) koruyamadığı, ABD’nin ise sadece kendi ekonomik çıkarlarına baktığı bu yeni dünya düzeninde; bu üç ülke barışırsa: Bölgesel sorunları “dış güçlerin” (Rusya, ABD, Fransa vb.) müdahalesi olmadan, kendi aralarında çözebilirler.
Kafkasya, küresel güçlerin satranç tahtası olmaktan çıkıp, kendi kendine yeten bir “refah adası” haline gelir. TRIPP Zengezur ve Barış Kavşağı Ermenistan Başbakanı Paşinyan’ın sunduğu “Barış Kavşağı” projesi ile Azerbaycan’ın talep ettiği “Zengezur Koridoru”, birer çatışma noktası değil, Türkiye’yi Orta Asya’ya bağlayan birer kazanç kapısı haline dönüştürülmelidir.
İsrail süreci engelliyor
Kafkassam olarak Paylaştığınız analizlerdeki “büyük resmi” okuduğumuzda; İran’ın parçalanması veya diz çökertilmesi planlanırken, Türkiye ve Kafkasya’nın bu enkazın altında kalmaması için tek yol Ankara-Bakü-Erivan hattında kalıcı, onurlu ve ekonomik temelli bir barıştır. Bu tespitiniz, bölgedeki “büyük resmin” en hassas ve en tehlikeli noktalarından birine parmak basıyor. İsrail-Azerbaycan ilişkileri, özellikle İran bağlamında, bölgedeki üçlü barışın Türkiye-Azerbaycan-Ermenistan önündeki en sofistike engellerden birini oluşturuyor. İsrail’in süreci baltalama veya kendi lehine manipüle etme stratejisini şu boyutlarıyla değerlendirebiliriz:
İsrail’in “İran’ı Kuşatma” Stratejisi İsrail için Azerbaycan, İran’ın “arka bahçesindeki” en stratejik müttefiktir.
İstihbarat ve Teknoloji: İsrail, Azerbaycan’a gelişmiş İHA’lar ve füze sistemleri verirken, karşılığında İran’ı çok yakından izleme (sinyal istihbaratı) imkanı buluyor.
İran’ı Kışkırtma: İsrail’in Azerbaycan topraklarını bir “operasyonel üs” veya “izleme noktası” olarak kullanma ihtimali, İran’ı sürekli teyakkuzda ve agresif tutuyor. Bu gerilim, Azerbaycan-Ermenistan barışının bölgeye getireceği “sakinleşmeyi” İsrail’in işine gelmediği için baltalayabilir. Çünkü İsrail, bölgenin huzurlu bir ticaret yolu olmasından ziyade, İran’a karşı bir cephe olarak kalmasını tercih edebilir. Burada kafkassam’ın sürekli sürekli gündeme getirdiği İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisinin Azerbaycan’dan dönerken helikopterinin suikasta uğraması gündeme gelmektedir.
Türkiye-Ermenistan-Azerbaycan Barışına İsrail’in Bakışı Üçlü barışın sağlanması, bölgedeki dış aktörlerin (İsrail dahil) manevra alanını daraltır.
Bağımsızlık Riski: Eğer Azerbaycan, Ermenistan ile barışır ve Türkiye üzerinden Batı’ya tam entegre olursa, İsrail’in sunduğu “güvenlik şemsiyesine” veya askeri teknolojisine olan ihtiyacı azalabilir.
İran ile Normalleşme Korkusu: Barış ortamı, uzun vadede İran’ın da bu ticaret ağlarına (zayıflamış olsa bile) eklemlenmesine yol açabilir. İsrail’in en büyük korkusu, İran’ın bölgede “normalleşmiş” bir komşu haline gelmesidir. Zengezur ve Ermenistan Faktörü İsrail, Azerbaycan’ı silahlandırırken Ermenistan’ın güvenlik endişelerini artırıyor. Bu durum:
Ermenistan’ı daha fazla Fransa veya Hindistan gibi aktörlere itiyor.
Ermenistan içindeki milliyetçi kesimlerin, “Azerbaycan-İsrail ittifakı bizi yok edecek” korkusunu besleyerek barış masasına oturmasını zorlaştırıyor.
İsrail, bu gerilimi kullanarak bölgedeki silah pazarını ve nüfuzunu korumuş oluyor.
Azerbaycan Üzerinden “Vekalet” Çatışması
İran, İsrail’in Bakü’deki varlığını kendi varlığına yönelik doğrudan bir tehdit olarak gördüğü için, Azerbaycan üzerindeki baskısını artırıyor. Bu baskı arttıkça:
Azerbaycan, güvenlik için İsrail’e daha çok yaklaşıyor.
İran, Ermenistan’ı bir “denge unsuru” olarak desteklemeye devam ediyor.
Sonuç: Bir kısırdöngü oluşuyor ve Türkiye’nin istediği “Bölgesel Sahiplenme” (3+3 formatı gibi) modeli, İsrail-İran rekabetinin gölgesinde kalıyor.
İsrail, Azerbaycan ile olan güçlü bağlarını İran’ı zayıflatmak için bir “manivela” olarak kullanırken; bu durum bölgedeki kalıcı barışın altını oyan bir yan etki yaratıyor. Azerbaycan’ın burada yapması gereken en zorlu dans; İsrail ile olan savunma işbirliğini sürdürürken, bu ilişkinin Türkiye ile olan vizyonuna Ermenistan ile barış ve bölgesel bütünleşme engel olmasına izin vermemektir.
kafkassam



Yorum gönder