Ermeni Apostolik Kilisesi’nde Tarihi Dava: Tüm Ermenilerin Katolikosu ve Altı Ruhani Lider Sanık Sıfatıyla Mahkemeye Çıkacak
Ermenistan’da devlet ile Ermeni Apostolik Kilisesi arasındaki gerilim yeni bir aşamaya taşınıyor. Tüm Ermenilerin Katolikosu II. Garegin ile birlikte altı piskopos ve başpiskopos hakkında açılan ceza davasının ilk duruşmasının önümüzdeki Cuma günü Armavir’de görülmesi bekleniyor. Dava, hem Ermeni kamuoyunda hem de kilise çevrelerinde son yılların en tartışmalı hukuki süreçlerinden biri olarak değerlendiriliyor.
Kilise: “Bu, Devlet Baskısının Yeni Bir Örneği”
Katolikos’un hukuk ekibinde yer alan avukat Ara Zohrabyan, dava sürecini Ermeni Kilisesi açısından “utanç verici ve kaygı verici” olarak nitelendiriyor. Zohrabyan, yaşananları Sovyet döneminde görev yapan Katolikos II. Khoren’in (Khoren Muradbekyan) hayatını kaybettiği olayla karşılaştırarak, Ermeni Apostolik Kilisesi’nin tarihinde devlet baskısının ikinci büyük örneğiyle karşı karşıya olunduğunu savunuyor.
Zohrabyan’a göre davanın temel sorunu, devletin kilisenin kendi iç işleyişine ve kanonik yetki alanına müdahale ettiği iddiasıdır. Avukat, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin çeşitli kararlarında dini kurumların özerkliğinin korunmasına vurgu yapıldığını hatırlatarak, mevcut yargı sürecinin kilisenin iç yönetimine doğrudan müdahale anlamına geldiğini ileri sürüyor.
Davanın Merkezinde Piskopos Gevorg Saroyan Var
Ceza davasının temelinde, Masyatsotn Piskoposluğu’nun eski ruhani lideri Piskopos Gevorg Saroyan ile Ermeni Apostolik Kilisesi yönetimi arasında yaşanan görevden alma süreci bulunuyor.
Katolikos II. Garegin’in kararıyla görevden alınan Saroyan, bu işlemin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle mahkemeye başvurdu. Açılan dava sonucunda mahkeme, nihai karar verilinceye kadar Saroyan’ın görevini sürdürmesine engel olunmaması yönünde ihtiyati tedbir kararı aldı.
Ancak Ermeni Apostolik Kilisesi’nin en üst karar organı olan Yüksek Ruhani Konsey, Saroyan’ın görevine son verdi. Gerekçe olarak ise onun kiliseye karşı dava açması, devlet kurumlarını kilisenin iç işlerine dahil etmesi ve kilise hiyerarşisine itaatsizlik ettiği iddiaları gösterildi.
Bu gelişmenin ardından Katolikos II. Garegin ve Yüksek Ruhani Konsey’in altı üyesi hakkında, mahkeme kararının uygulanmasını engelledikleri iddiasıyla ceza soruşturması başlatıldı.
Saroyan: “Bu Bir Adalet Mücadelesidir”
Piskopos Gevorg Saroyan ise yaşanan süreci tamamen farklı değerlendiriyor.
Saroyan’a göre mesele, kiliseye karşı yürütülen bir siyasi kampanya değil; hukukun üstünlüğü ve adalet arayışıdır. Katolikosluk makamının belirli bir grubun kontrolü altına girdiğini öne süren Saroyan, mahkemeye başvurarak hakkını arayan ilk üst düzey Ermeni din adamlarından biri olduğunu ifade ediyor.
Saroyan ayrıca devletin kilisenin iç işlerine müdahale ettiği yönündeki eleştirileri de kabul etmiyor. Kendi değerlendirmesine göre dava, bir vatandaşın hukuki haklarını kullanarak yargıya başvurmasından ibarettir ve devlet sürece kendiliğinden müdahil olmamıştır.
Hukuki Tartışma: Kanonik Yetki mi, Yargı Denetimi mi?
Taraflar arasındaki temel hukuki anlaşmazlık, devlet mahkemelerinin kilise içindeki görev değişikliklerini denetleme yetkisine sahip olup olmadığı noktasında yoğunlaşıyor.
Katolikos’un hukuk ekibi, piskopos ile kilise arasındaki ilişkinin klasik bir iş sözleşmesine değil, dini yemin ve kanonik bağlılığa dayandığını savunuyor. Bu nedenle görevden alma kararlarının devlet mahkemelerinin değil, yalnızca kilisenin kendi dini hukuk sistemi içinde değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürüyor.
Buna karşılık Saroyan ise, kilise içindeki denetim mekanizmalarının etkili biçimde çalışmadığını belirterek, iç hukuk yolları tükenince sivil mahkemeye başvurmanın doğal bir hak olduğunu savunuyor.
“2018’den Bu Yana Devam Eden Sürecin Parçası”
Ara Zohrabyan, Katolikos ve altı din adamının sanık sıfatıyla yargılanmasını, 2018 yılından itibaren Ermeni Apostolik Kilisesi ile devlet arasında yaşanan gerilimin devamı olarak değerlendiriyor.
Avukata göre, mahkeme kararının uygulanmaması iddiası doğru kabul edilse bile, doğrudan ceza soruşturması açılması yerine öncelikle idari ve hukuki mekanizmaların işletilmesi gerekirdi.
Zohrabyan, Hristiyanlığı devlet dini olarak kabul eden ilk ülke olan Ermenistan’da en üst düzey ruhani liderin kanonik yetkileri nedeniyle ceza davasına konu edilmesini son derece dikkat çekici bulduğunu ifade ediyor.
İlk Duruşma Armavir’de Görülecek
Davanın ilk duruşması Armavir’de görülecek ve yargılamaya Hakim Hakob Manukyan başkanlık edecek. Manukyan daha önce polis, Soruşturma Komitesi ve Milli Güvenlik Servisi bünyesinde müfettiş olarak görev yapmış, ardından Başbakan Nikol Paşinyan döneminde hâkim olarak atanmıştı.
Katolikos II. Garegin’in ilk duruşmaya katılması beklenirken, sonraki duruşmalara katılımının ise yargılama sürecinde netleşeceği belirtiliyor.
Görevden alınmasına rağmen Masyatsotn Piskoposluğu binasında kalmayı sürdüren ve ruhani kıyafetlerini giymeye devam eden Piskopos Gevorg Saroyan ise duruşmaya katılıp katılmayacağı konusunda henüz kesin karar vermediğini açıkladı. Ancak Katolikos ile mahkemede karşı karşıya gelmekten çekinmediğini de vurguladı.
Katolikos II. Garegin ve altı üst düzey din adamı hakkında açılan dava, yalnızca bireysel bir hukuki ihtilaf olmanın ötesinde, **Ermenistan’da devlet ile Ermeni Apostolik Kilisesi arasındaki yetki sınırlarının yeniden tartışılmasına yol açan önemli bir gelişme** niteliği taşımaktadır.
Bir tarafta kilise yönetimi, davayı dinî özerkliğe yönelik devlet müdahalesi olarak değerlendirirken; diğer tarafta Piskopos Gevorg Saroyan, bunun hukukun üstünlüğü çerçevesinde yürütülen meşru bir adalet arayışı olduğunu savunmaktadır.
Mahkemenin vereceği karar yalnızca taraflar arasındaki uyuşmazlığı değil, aynı zamanda Ermenistan’da din-devlet ilişkilerinin hukuki çerçevesi, kilise özerkliğinin sınırları ve sivil yargının dinî kurumlar üzerindeki denetim yetkisi açısından da emsal teşkil edebilecek sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle dava, hem hukuk çevreleri hem de Ermenistan’ın siyasi ve dini yaşamı açısından yakından takip edilmektedir.

