Ruslan Beşirli: Karadeniz karşılığında Kiev’e füze ne anlama geliyor

Türkiye’nin ABD üzerinden Ukrayna’ya eski Amerikan yapımı silah sistemlerini devretme girişimi Moskova’nın tepkisine yol açtı. Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Maria Zakharova, geçen hafta yaptığı açıklamada, aralarında 70 ATACMS füzesinin de bulunduğu yaklaşık 283 milyon dolar değerindeki silah transferinin Moskova’nın Washington ve Ankara ile ilişkilerine “ciddi zarar” verebileceği uyarısında bulundu.

Ankara’nın Türk Silahlı Kuvvetleri envanterinde bulunan eski Amerikan yapımı füzeleri, fırlatma sistemlerini ve mühimmatı Ukrayna’ya devretmeyi planladığına ilişkin haberler ilk olarak Ukrayna kaynaklarında yer aldı. Washington’ın Türkiye’nin eski silah sistemlerini elden çıkarma teklifini onayladığı, ardından Ukrayna’nın söz konusu sistemleri satın almaya hazır olduğunu Amerikan makamlarına resmen bildirdiği belirtildi.

Bu bilgiler, ABD Dışişleri Bakanlığı’nın 6 Ağustos 2026’da Senato’ya sunduğu resmi belgelerle de doğrulandı. Kongre Kayıtları’nın 172. cildinin 129. sayısında yayımlanan belgelere göre Türkiye’nin amacı, eski silah stoklarını azaltarak elde edilen kaynakları mevcut sistemlerin bakım ve modernizasyonuna yönlendirmek. Aynı belgelerde Ukrayna’nın ise bu sistemleri Rusya’ya karşı saldırı ve savunma kapasitesini güçlendirmek amacıyla edinmek istediği belirtiliyor.

Zakharova, silah transferinin gerçekleşmesi halinde Moskova’nın Washington ve Ankara ile ilişkilerinde “ciddi zarar” meydana gelebileceği uyarısında bulunuyor.

ABD mevzuatına göre Kongre’nin söz konusu anlaşmayı incelemek için 15 takvim günü bulunuyor. Anlaşmayı engelleyecek ortak bir karar her iki meclisten de geçmediği takdirde yönetimin onayı yürürlüğe giriyor. Bu nedenle uzmanlar, satışın fiilen onaylanmasının önünde ciddi bir engel bulunmadığını değerlendiriyor.

Yaklaşık 283 milyon dolar değerindeki paket içerisinde M39 ATACMS füzeleri, M270 MLRS fırlatma sistemleri, M26 DPICM mühimmatları ve 203 mm DPICM obüs mühimmatının bulunduğu belirtiliyor.

Anlaşmanın uluslararası bir konsorsiyum ve aracı kuruluşlar ağı üzerinden gerçekleştirilmesi öngörülüyor. Türk tarafında **MKE AŞ, ASFAT AŞ ve ARCA Defense**, Amerikan tarafında ise Pansophico, Patriot Defense Group ve VTIC International Ltd. yer alıyor.

Türkiye eski sistemleri envanterden çıkarıyor

Emekli Türk Hava Kuvvetleri Korgenerali Erdoğan Karakuş yaptığı değerlendirmede, Ankara’nın savunma envanterini modernize etmek amacıyla bazı eski silah sistemlerini aşamalı olarak hizmet dışına çıkardığını doğruladı.

Karakuş, ABD mevzuatı gereğince, kullanım ömrünün sonuna gelmiş olsalar dahi Amerikan yapımı silah sistemlerinin üçüncü bir ülkeye devredilmesi veya satılması için Washington’ın onayının gerektiğini belirtti.

Karakuş’a göre Türkiye uzun süredir eski sistemlerini kademeli olarak envanterden çıkarıyor ve bunların yerine yerli üretim sistemleri koyuyor. Dolayısıyla ABD’den izin alınması olağan bir prosedür.

Karakuş ayrıca Türkiye’nin bu silahları doğrudan Ukrayna’ya satmadığını, önce ABD’ye devrettiğini, ardından Washington’ın bunların Kiev’e satışını gerçekleştirdiğini belirtti. Lojistik sürecin ise özel Türk şirketleri tarafından yürütüldüğünü ifade etti.

ABD Dışişleri Bakanlığı, Türkiye’nin 70 ATACMS füzesini Ukrayna’ya transfer etmesine izin verebilir.

Karakuş, bu nedenle Rusya’nın Türkiye’ye yönelik suçlamalarının hukuki ve teknik açıdan doğru olmadığını savunuyor:

“Başka bir ifadeyle Türkiye eski silahlarını üreticisine satıyor, Ukrayna ise bunları satın almak istiyor ve Amerikan hükümeti Kiev’e satışa onay veriyor. Bu anlamda Rusya’nın Türkiye’ye yönelik suçlamaları asılsızdır.”

Asıl mesele füzeler değil, Karadeniz

Ancak Karakuş’un açıklamalarında daha dikkat çekici olan nokta, silah satışının arkasında bulunduğunu söylediği siyasi şart.

Karakuş, medyada daha önce yer almayan bir Ankara-Kiev anlaşmasının ayrıntılarını açıkladığını belirterek, eski Amerikan yapımı silah sistemlerinin satışına ilişkin süreçte Türkiye’nin Ukrayna’ya önemli bir şart sunduğunu ileri sürdü:

Karadeniz’deki saldırıların sona erdirilmesi.

Karakuş’a göre Ankara, Kiev’den Karadeniz’deki askeri saldırıları durdurmasını istedi. Ukrayna’nın son dönemde Rusya’ya Karadeniz’deki saldırıları durdurmaya yönelik yaptığı teklifin de bu Türk talebiyle bağlantılı olduğunu savundu.

Bu iddia doğruysa, silah transferi meselesinin yalnızca “Türkiye Ukrayna’ya füze satıyor mu?” sorusuyla açıklanamayacağı görülüyor.

Asıl denklem şöyle kurulabilir:

Eski Türk silahlarının devri → ABD onayı → Ukrayna’nın silah ihtiyacının karşılanması → Karadeniz’de saldırıların sınırlandırılması

Bu durumda Ankara, bir taraftan savunma envanterini yenilerken diğer taraftan **Karadeniz’deki güvenlik risklerini azaltmaya yönelik bir pazarlık zemini** oluşturmaya çalışıyor olabilir.

Karadeniz’deki enerji ve ticaret hatları

Karakuş ayrıca Ukrayna’nın daha önce Rusya ile Türkiye arasındaki enerji hatlarının yakınlarında saldırılar gerçekleştirdiğini ve yeni anlaşmanın enerji altyapısının korunmasını da kapsadığını ileri sürdü.

Karadeniz’in ticari taşımacılık açısından taşıdığı önem düşünüldüğünde konu daha geniş bir stratejik anlam kazanıyor.

Rusya, Batı yaptırımlarına rağmen Karadeniz’i ticaret ve enerji taşımacılığında kullanmaya devam ediyor. Aynı zamanda Türk ticaret gemileri de Karadeniz’deki çatışma ortamından doğrudan etkilenebiliyor.

Dolayısıyla Karadeniz’de çatışmaların azaltılması yalnızca Moskova’nın değil, Ankara’nın da doğrudan çıkarına.

Karakuş’un değerlendirmesi bu nedenle şu noktada yoğunlaşıyor:

“Moskova, aracı ülkeler üzerinden Ukrayna’ya satılan silahlar konusunda itidalli davranmalıdır; çünkü bunun karşılığında Karadeniz’de enerji hatlarını ve ticaret gemilerini daha güvenli biçimde işletme imkânı elde etmektedir.”

Stratejik denklem

Bu çerçevede haberin asıl ilginç tarafı, **ATACMS füzelerinin kendisinden ziyade Ankara’nın olası pazarlık mekanizmasıdır.

Türkiye bir yandan eski Amerikan sistemlerini envanterinden çıkararak savunma kapasitesini modernize ediyor; diğer yandan bu sistemlerin Ukrayna’nın eline geçmesini Karadeniz’de belirli bir askeri davranış değişikliğiyle ilişkilendirmeye çalışıyor olabilir.

Bu nedenle başlıktaki “Karadeniz’de sessizlik karşılığında Kiev’e füzeler” ifadesi, metnin temel stratejik iddiasını oldukça iyi özetliyor.

Fakat burada önemli bir ayrım yapmak gerekir: Karakuş’un açıkladığı Ankara-Kiev şartının gerçekten imzalanmış bağlayıcı bir anlaşma olup olmadığı ayrıca doğrulanmalıdır. Metindeki diğer unsurlar resmi ABD belgeleriyle desteklenirken, “silah karşılığında Karadeniz’de sessizlik” bağlantısı bu haber içerisinde esas olarak Karakuş’un açıklamasına dayanıyor. Bu nedenle akademik veya analitik bir metinde bunu “Karakuş’un iddiasına göre” şeklinde aktarmak daha doğru olur.

Kafkassam Editör
YAZAR

Kafkassam Editör

Yeni bir dünyaya uyanmak, dünyayı yeniden okumak isteyenler için, söylenecek sözü olanlar için merkezi Ankara’da olan KAFKASSAM’ı kurduk. Erivan, Bakü, Tiflis, Tebriz, Grozni, Moskova, Mahaçkale, Nazrin, Nalçik, Saratov, Ufa ve Sochi’de ofislerimiz temsilcilerimiz var. Kafkassam genelde kafkasya çalışmak için kuruldu Kafkasya genelinde çalışır. Ermenice Rusça Gürcüce İngilizce dillerinde yayın yapan kafkassam genç akademisyen ve stratejistlerle çalışmaya özen gösterir. KAFKASSAM’ın internet sitesi 2 Ocak 2010’da yayına girdi. İnternet sitesinde Kafkasya’daki ülkeler ve Türkiye ile ilişkileri hakkında makaleler, ropörtajlar, analizler ve yorumlara yer verilmektedir.

Yorum Yaz

Share a useful thought, question, or feedback.