Şimdi yükleniyor

Ruslan Beşirli: Ankara’dan Maliki’ye Net Mesaj: “Hayır”

Trump’ın Ardından Ankara’dan Maliki’ye Net Mesaj: “Hayır”

Irak’ta yeni hükümetin kurulma sürecinde eski Başbakan Nuri el-Maliki’nin yeniden ön plana çıkması, Ankara’da ciddi rahatsızlık yarattı. Türkiye son yıllarda Bağdat’la hem güvenlik hem de ekonomik alanlarda önemli bir ilerleme kaydetmişken, Maliki’nin yeniden iktidara gelme ihtimali Ankara tarafından olumsuz bir gelişme olarak değerlendiriliyor.

2006–2014 yılları arasında başbakanlık yapan ve İran’a yakın çizgisiyle bilinen Maliki dönemi, Türkiye–Irak ilişkilerinin en gergin safhasına sahne olmuştu. Buna karşılık son iki yılda Türkiye, mevcut Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani liderliğindeki hükümetle diyaloğu yeniden tesis etti. Özellikle PKK’nın tasfiyesini hedefleyen “Terörsüz Türkiye” süreci kapsamında güvenlik iş birliği Ankara açısından stratejik önem taşıyor.

Irak’ta Siyasi Dengeler ve Trump Faktörü

Irak’ta Kasım ayında yapılan parlamento seçimlerinin ardından hükümet kurma süreci başladı. Sudani liderliğindeki ittifak en büyük siyasi güç konumuna gelse de, Şii Koordinasyon İttifakı hâlâ belirleyici bir ağırlığa sahip. Maliki’nin yeniden başbakanlık için gündeme gelmesi de bu ittifakın desteğiyle oldu.

Ocak ayı sonunda ABD Başkanı Donald Trump, Washington’un Maliki’nin yeniden başbakan olmasına karşı olduğunu açıkça ifade etti ve böyle bir durumda Irak’ın yeni yaptırımlarla karşılaşabileceği uyarısında bulundu. Bu açıklamanın ardından Koordinasyon İttifakı içinde Maliki’ye alternatif arayışlarının başladığı öne sürüldü. Ancak İran’ın Maliki’nin devre dışı bırakılmasına karşı çıkması, ülkedeki siyasi krizi daha da derinleştirdi.

Irak Anayasası’na göre başbakanın görevlendirilmesinden önce sembolik yetkilere sahip cumhurbaşkanının seçilmesi gerekiyor. Bu makam geleneksel olarak Kürtlere ayrılmış durumda. Ancak Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) ile Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) arasındaki anlaşmazlıklar süreci kilitlemiş durumda.

Ankara–Bağdat Hattında Yoğun Diplomasi

Hükümet krizinin derinleştiği bir dönemde Ankara ile Bağdat arasındaki diplomatik trafik hızlandı. 13 Şubat’ta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Sudani arasında yapılan telefon görüşmesinde terörle mücadele ve PKK’nın silahsızlandırılması ele alındı.

Ertesi gün Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Ankara’da Irak Savunma Bakanı Sabit Muhammed Said Rıza el-Abbasi ile görüştü. Görüşmenin resmi detayları paylaşılmasa da, diplomatik kaynaklara göre Maliki’nin adaylığı önemli gündem maddelerinden biriydi. Ankara’nın, Maliki’nin yeniden başbakan olması halinde bunun ciddi sonuçlar doğurabileceği yönünde uyarıda bulunduğu belirtiliyor.

Fidan ayrıca Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başkanı Neçirvan Barzani ile de temas kurdu.

Ekonomik ve Güvenlik Boyutu

Hakan Fidan, bir televizyon programında Maliki dönemindeki politikaların bölgede ciddi sorunlara yol açtığını hatırlattı. Irak ekonomisinin kırılgan yapısına da dikkat çeken Fidan, ülkenin petrol gelirlerinin büyük ölçüde ABD finans sistemi üzerinden aktarıldığını belirterek, Washington’un tutumunun Bağdat açısından hayati önemde olduğunu vurguladı. “Her ay New York’tan Irak bankalarına dolar akışı kesilirse Irak ekonomisi ayakta kalamaz” ifadesi, Ankara’nın mesajının ekonomik boyutunu da ortaya koydu.

Maliki’nin önceki başbakanlığı döneminde PKK’nın Irak’taki varlığı, Türkiye’nin sınır ötesi operasyonları ve İran’ın artan etkisi nedeniyle Ankara–Bağdat ilişkileri ciddi şekilde gerilmişti. Maliki, Türkiye’yi Irak’ın iç işlerine müdahale etmekle suçlarken; Ankara ise Bağdat’ı PKK’ya göz yummakla itham etmişti.

Kritik Eşik: PKK ve Irak

Irak, Türkiye’nin onlarca yıldır mücadele ettiği PKK sorununun çözümünde kilit konumda bulunuyor. Örgütün ana karargâhı, kampları ve finans ağının önemli kısmı Irak topraklarında yer alıyor. Bağdat’ın etkin bir güvenlik mekanizması kuramaması, Ankara’nın temel şikâyetlerinden biri olmaya devam ediyor.

Bu nedenle Ankara, Maliki’nin yeniden sahneye çıkmasını sadece siyasi bir tercih meselesi olarak değil; doğrudan Türkiye’nin güvenlik çıkarlarını etkileyebilecek stratejik bir gelişme olarak değerlendiriyor.

Yorum gönder