Emmanuel Macron’un Şam’a gerçekleştirmesi beklenen olası ziyaret diplomatik bir notun ötesine çoktan geçmiş durumda. Zira bu ziyaret Fransa’nın Orta Doğu’daki jeopolitik kayıplarını telafi etmeye yönelik bir stratejik yeniden konumlanma girişimi olarak değerlendiriliyor. 2024 sonunda Suriye’de Esad rejiminin çöküşü sonrası oluşan yeni siyasi düzen, Avrupa güçlerini yeniden sahaya çekerken, Paris bu süreçte en görünür aktörlerden biri olma iddiasını öne çıkarıyor.
Fransa’nın bu hamlesi Suriye dışında aynı zamanda Afrika’da zayıflayan etkisinin ardından küresel diplomatik ağırlığını yeniden dengeleme çabası olarak okunuyor. Paris yönetimi, Doğu Akdeniz’den Levant’a uzanan hatta yeniden ekonomik ve siyasi nüfuz alanı oluşturmayı hedeflerken, Şam dosyası bu stratejinin merkezinde yer alıyor. Bölgede ABD’nin Suriye politikasında daha pragmatik ve ekonomik odaklı bir çizgiye yönelmesi ile Avrupa başkentlerinde “oyun dışında kalma” endişesini artırmış durumda Bu çerçevede Fransa’nın Şam’a yönelik diplomatik açılımı aynı zamanda ABD ile dolaylı bir rekabet alanı olarak da görülüyor. Yeni Suriye yönetiminin Batı ile kontrollü yeniden entegrasyon süreci, bu temasları daha mümkün hale getirirken. Kürt nüfusunun çok olduğu bölge meseleleri, sınır güvenliği, Captagon ticaretinin engellenmesi ve yeniden inşa süreci gibi başlıklar, olası ziyaretin ana gündem maddeleri olarak öne çıkıyor.
Fransa açısından bu süreç, bir geri dönüşten çok aynı zamanda enerji, altyapı ve Doğu Akdeniz kaynaklı ekonomik projeler üzerinden yeniden etki üretme arayışı da. Bu nedenle Macron’un Şam’a olası ziyareti, tekil bir diplomatik adım dan ziyade çok katmanlı bir jeopolitik yeniden pozisyon alma stratejisinin parçası olarak değerlendirilmekte.
Ziyaretin zamanlaması da hayli dikkat çekici. Bu ziyaretin Türkiye’de yapılacak olan NATO Zirvesi öncesinde gerçekleşmesi Fransa’nın hem Atlantik ittifakı içindeki pozisyonunu hem de Orta Doğu dosyalarındaki ağırlığını yeniden tanımlama çabası olarak okunuyor. Diplomatik çevreler, bu adımı 2008’de Nicolas Sarkozy’nin Şam ziyaretinden bu yana Avrupa’dan gelen en yüksek düzeyli temas olduğunu belirtiyor.
ABD’nin hızlanan Suriye açılımı
Son dönemde ABD’nin yaptırımları kısmen gevşetmesi ve Suriye’ye yönelik daha pragmatik bir çizgiye yönelmesi, Avrupa başkentlerinde ciddi bir stratejik boşluk algısı oluşturdu. Özellikle Donald Trump’ın ekonomik açılım ve yatırım odaklı yaklaşımı, Suriye’nin yeniden inşasında Avrupa şirketlerinin dışarıda kalabileceği endişesini artırdı.
Bu tablo içinde Fransa, hem ekonomik hem diplomatik olarak sahaya yeniden dönme ihtiyacı hissediyor. Paris’in temel kaygısı, Suriye’nin yeniden inşası sürecinin ABD ve Körfez ekseninde şekillenmesi ve Avrupa’nın bu büyük ölçekli ekonomik dönüşümden dışlanması.
Şam yönetimi ve yeni denge arayışı
Suriye’de Ahmed eş-Şara liderliğinde oluşan yeni siyasi yapı, Batı ile kontrollü bir yeniden entegrasyon süreci yürütmeye çalışıyor. Bu süreç üç temel dosya etrafında şekilleniyor:
• Kürt bölgelerinin merkezi devletle ilişkisi
• Suriye Esad döneminde yıllarca Captagon üretim ve kaçakçılığıyla anıldı. Avrupa ülkeleri, yeni Şam yönetiminden bu ağları tasfiye etmesini ve sınır güvenliğini güçlendirmesini bekliyor. Ahmed eş-Şara yönetimi de uluslararası meşruiyet kazanmak için Captagon laboratuvarlarını kapatma ve kaçakçılıkla mücadele konusunda adımlar attığını göstermeye çalışıyor.
• Ekonomik çöküş sonrası yeniden yapılanma modeli
Bu başlıklar iki ülke ilişkileri dışında aynı zamanda bölgesel güç dengeleri açısından da belirleyici hale gelmiş durumda.
Suveyda ve çok merkezli baskı alanı
Güney Suriye’de Suveyda bölgesi, yeni dönemin en hassas güvenlik hatlarından biri olarak öne çıkıyor. Dürzi toplumu etrafında şekillenen yerel dinamikler, İsrail’in güvenlik hassasiyetleri ve ABD’nin bölgesel denge politikalarıyla doğrudan kesişiyor. İsrail’in Dürzi nüfusa yönelik kırmızı çizgileri ve Washington’un sahadaki farklı aktörlerle eş zamanlı temas kurması, Şam yönetimini çok katmanlı bir baskı alanına sokuyor. Bu durum, yeni Suriye düzeninin kırılganlığını artıran temel faktörlerden biri olarak değerlendiriliyor.
Yeniden inşanın jeopolitik boyutu
Fransa’nın en güçlü motivasyonlarından biri ekonomik nüfuz alanı oluşturmak. Özellikle enerji, altyapı ve yeniden inşa ihaleleri, Paris’in sahaya dönüş stratejisinin merkezinde yer alıyor. TotalEnergies gibi büyük Fransız şirketlerinin Doğu Akdeniz ve Suriye açıklarındaki enerji sahalarına yönelik ilgisi, bu sürecin ekonomik ayağını güçlendiriyor. Bunun yanında limanlar, ulaşım ağları, tarım ve gıda güvenliği gibi alanlar da rekabetin yoğunlaştığı başlıklar arasında.
Fransa’nın jeopolitik geri dönüş arayışı
Afrika’da son yıllarda yaşanan askeri ve siyasi geri çekilme, Fransa’nın küresel etki alanında ciddi bir daralma yarattı. Bu nedenle Orta Doğu, özellikle de Levant hattı, Paris için stratejik bir telafi alanı haline gelmiş durumda.
Fransa’nın hedefleri üç ana eksende toplanıyor:
• Afrika’daki kaybı dengeleme
• Levant ve Doğu Akdeniz’de yeniden nüfuz kurma
• Avrupa Birliği içinde diplomatik liderlik rolünü koruma
İşte Suriye bu stratejinin tam da merkezinde yer alıyor.
ABD-Fransa gerilimi ve uyum arayışı
Washington ile Paris arasında Suriye dosyasında tam bir stratejik uyum bulunmuyor. ABD’nin daha pragmatik ve ekonomik odaklı yaklaşımı, Avrupa’nın geleneksel diplomatik ve kurumsal modelinden ayrışıyor. Bu durum, Fransa’yı hem ABD ile uyum arayışına hem de bağımsız diplomatik hamleler geliştirmeye zorlayan bir ikili baskı oluşturuyor. Macron’un Şam ziyareti de bu denge arayışının bir yansıması olarak görülüyor.
Macron’un Şam Hamlesi Fransa’nın Ekonomik Dönüş Stratejisinin Parçası
Basında yer alan haberlere göre Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un önümüzdeki günlerde gerçekleştirmesi beklenen bu ziyaretinde Macron’a Fransa’nın en büyük şirketlerini temsil eden CAC 40 endeksine bağlı çok sayıda üst düzey yönetici de eşlik edecek. Bu durum, Paris’in Suriye ile ilişkilerinde ekonomik boyutu öne çıkaran yeni bir döneme hazırlandığı şeklinde yorumlanıyor. Fransız diplomasi çevrelerini yakından takip eden Intelligence Online başta olmak üzere çeşitli yayın organlarında yer alan değerlendirmelere göre, ziyaret kapsamında Fransız iş dünyasının önde gelen temsilcilerinin Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara yönetimiyle doğrudan temaslarda bulunması bekleniyor. Görüşmelerde savaş sonrası yeniden inşa süreci, enerji yatırımları, ulaşım ağları, altyapı projeleri, telekomünikasyon, finans ve sanayi alanlarında olası iş birliklerinin ele alınacağı ifade ediliyor. Suriye’de yeni yönetimin uluslararası sisteme entegrasyon arayışı ve bazı Batılı ülkelerin Şam ile temaslarını artırması da bu süreci hızlandıran gelişmeler arasında gösteriliyor. Özellikle yaptırımların geleceğine ilişkin uluslararası tartışmalar ve yeniden inşa sürecinin gündeme gelmesi, Avrupa sermayesinin Suriye pazarına yönelik ilgisini artırmış durumda. Ekonomi çevreleri, Fransız şirketlerinin bu süreçte erken pozisyon almaya çalıştığını değerlendiriyor. Enerji sektöründe TotalEnergies, altyapıda Vinci ve Veolia, telekomünikasyonda Orange, finans alanında BNP Paribas ve Société Générale, ilaç sektöründe Sanofi ile havacılık ve savunma alanında Airbus gibi küresel şirketlerin olası yatırım fırsatlarını yakından takip ettiği belirtiliyor. Lüks tüketim devi LVMH’nin ise uzun vadede Suriye’de yeniden canlanabilecek perakende ve turizm sektörünü izlediği ifade ediliyor.
Analistlere göre Macron’un iş dünyasını da beraberinde Şam’a götürmesi, Fransa’nın diplomatik girişimlerini ekonomik araçlarla destekleyen yeni dış politika anlayışının bir yansıması niteliğinde. Bu yaklaşım Fransa’nın savaş sonrası yeniden şekillenecek Suriye ekonomisinde güçlü bir konum elde etme arzusunu da ortaya koyuyor.
Öte yandan ziyaret, Avrupa’nın Suriye politikasında yaşanan değişimin de önemli göstergelerinden biri olarak değerlendiriliyor. Son aylarda Paris ile Şam arasında hız kazanan diplomatik temaslar, büyükelçilik faaliyetlerinin yeniden canlandırılması ve ekonomik iş birliği arayışları, Fransa’nın Levant’taki geleneksel etkisini yeniden tesis etme stratejisinin parçaları olarak görülüyor.
CAC 40 Nedir?
CAC 40, Fransa’nın piyasa değeri en yüksek 40 şirketinden oluşan ve ülkenin en önemli borsa endeksi olarak kabul edilen göstergedir. ABD’deki S&P 500 ve Dow Jones, Almanya’daki DAX 40 veya İngiltere’deki FTSE 100 hangi öneme sahipse, CAC 40 da Fransa ekonomisi açısından benzer bir konuma sahiptir.
Macron’un olası Şam ziyaretine bu endekste yer alan şirketlerin üst düzey yöneticilerinin katılacak olması, Fransa’nın Suriye’ye çıkarmasını aynı zamanda ekonomik ve ticari bir perspektifle yaklaşmaya hazırlandığının en güçlü işaretlerinden biri olarak değerlendiriliyor.
Yeni Orta Doğu denkleminde Fransa’nın yeniden pozisyon alma çabası
Macron’un Şam ziyareti, ABD, Körfez ülkeleri ve yeni Suriye yönetimi arasında çok katmanlı bir rekabet alanı doğuruyor. Suriye bugün, savaş sonrası bir yeniden inşa sürecinden çok daha fazlasını ifade ediyor. O da küresel güçlerin ekonomik, askeri ve diplomatik olarak yeniden pozisyon aldığı stratejik bir jeopolitik merkez.
Fransa’nın ise bu yeni düzende kalıcı bir rol oynayıp oynayamayacağı ise hâlâ belirsizliğini koruyor.
Özer Arslanpay: Fransa Hayaletini Diriltme Peşinde

