Erivan’da Ardışık İki Zirvenin Stratejik Anlamı
2026 Mayıs ayı, Güney Kafkasya jeopolitiğinde sembolik olduğu kadar yapısal bir kırılma anına işaret ediyor. Erivan yönetimi, 4 Mayıs 2026 tarihinde 8. Avrupa Siyasi Topluluğu (AST) Zirvesine ev sahipliği yapı. Hemen ardından 5 Mayıs 2026’da ise tarihte ilk kez düzenlenen Ermenistan –Avrupa Birliği Zirvesi gerçekleştirildi. Bu iki ardışık toplantı, Ermenistan’ın Avrupa siyasi mimarisi içerisindeki konumlanma arayışının kurumsal düzeye taşınması anlamına gelmekte. Zirveler, özellikle bağlantısallık enerji, ulaşım, dijital iş birliği ve reform süreçleri üzerinden Ermenistan–AB ilişkilerinin yeniden tanımlandığı bir dönüm noktası olarak öne çıktı.
I. Avrupa Siyasi Topluluğu Zirvesi: Erivan’ın Sembolik Yükselişi
4 Mayıs’ta düzenlenen 8. Avrupa Siyasi Topluluğu Zirvesi, Erivan’ın Avrupa siyasi coğrafyasındaki görünürlüğünü artıran kritik bir platform oldu.
Bu zirve Erivan’da yapılarak üç temel mesaj üretildi.
1. Güney Kafkasya’nın Avrupa güvenlik mimarisine eklemlenmesi
Zirve, Ermenistan’ın yalnızca bölgesel bir aktör değil.Avrupa komşuluk alanının parçası olarak konumlandığını gösterdi. Bu durum, Avrupa’nın Güney Kafkasya’dan stratejik olarak çekilmediği yönünde güçlü bir siyasi mesaj oldu.
2. Çok katmanlı bölgesel diplomasi
Zirveye Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in katılmaması, formatın kapsayıcılığı kadar sınırlılıklarını da ortaya koy. Bu durum barış antlaşması sürecinin Avrupa platformlarıyla eş zamanlı ilerlediğini ancak tam bir siyasi bütünleşme sağlanamadığını göstermekte.
3. Rusya’ya yönelik dolaylı mesaj
Avrupa Siyasi formatının Ukrayna savaşı sonrası kurulmuş olması dikkate alındığında, Erivan zirvesi aynı zamanda Güney Kafkasya’da Avrupa siyasi etkisinin görünür hale gelmesi anlamına geldi
II. 5 Mayıs Ermenistan –AB Zirvesi
Kurumsal Derinleşme Başlıyor
Ermenistan ile Avrupa Birliği arasında gerçekleştirilen ilk zirve, ilişkileri “komşuluk politikası” seviyesinden çıkararak daha kurumsal bir çerçeveye taşıdı.
Ortak bildiride öne çıkan başlıklar ise şunlar oldu:
Bu başlıklar, AB’nin Ermenistan ile ilişkilerini yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda yapısal bir dönüşüm projesi olarak gördüğünü ortaya koymaktadır.
III. Enerji ve Ulaşım
Yeni Koridor Tartışmaları
Zirvede özellikle enerji ve ulaşım hatları kritik bir yer tuttu.
Metinlerde vurgulanan en önemli unsurlardan biri, Ermenistan’ın doğu-batı bağlantılarında potansiyel bir transit ülke haline gelme ihtimali idi. Hazar enerji kaynaklarının Avrupa’ya taşınması bağlamında:
ön plana çıktı.
Bu durum, Ermenistan’ı yalnızca bir alıcı değil, potansiyel bir enerji ve lojistik aktörü olarak yeniden tanımlamış oldu.
IV. Fransa Faktörü ve AB İçindeki Siyasi Destek Dinamikleri
Zirveler bağlamında Fransa’nın Ermenistan’a verdiği siyasi destek özellikle dikkat çekti. Paris’in Güney Kafkasya politikası, Erivan ile AB arasında daha güçlü bir siyasi köprü oluşmasına katkı sağladı.
Fransa’nın rolü üç boyutta okunabilir:
Bu çerçevede Fransa, Ermenistan’ın Avrupa yöneliminin en güçlü siyasi sponsoru olarak konumlanmakta.
V. Türkiye ve Bölgesel Denge
Zirvelerde Türkiye doğrudan ana aktör olmasa da, Güney Kafkasya dengeleri açısından dolaylı biçimde kritik bir konumdaydı her zaman ki gibi.
Ermenistan–AB yakınlaşması şu alanlarda Türkiye’yi dolaylı olarak etkileyen bir çerçeve üretti.
Özellikle ekonomik entegrasyon ve sınır ötesi bağlantılar, Türkiye’nin Kafkasya politikasında yeni bir denge arayışını zorunlu kılar nitelikte. Türkiye’de bu bağlamda hareket eden somut adımlar attı.
Zirve marjında gerçekleşen en somut ve sembolik gelişmelerden biri Türkiye ile Ermenistan arasında oldu. Buna göre normalleşme sürecinin güven artırıcı önlemleraşamasından teknik uygulama aşamasına geçtiği ilan edilmiş oldu. Bu kapsamda öne çıkan iki kritik gelişme şudur
– Ani Köprüsü Ortak Restorasyon Protokolü: Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan arasında gerçekleşen ikili görüşme sonucunda, tarihi İpek Yolu’nun bir parçası olan ve Arpaçay üzerinde yer alan Ani Köprüsü’nün ortak restorasyonu için resmi protokol imzalandı. Bu adım, sadece kültürel bir mirasın korunması değil, aynı zamanda iki ülke arasındaki kapalı sınırların teknik ve lojistik düzeyde iş birliğine açılmasının bir ön provası olarak değerlendirilmekte. Restorasyon süreci, UNESCO standartlarında yürütülecek olup, iki ülkenin teknik heyetlerinin sınır hattında ortak çalışma yürütmesini zorunlu kılmakta. –Özel Temsilcilerin Eş Güdümlü Açıklamaları:Süreci yürüten özel temsilciler, Büyükelçi Serdar Kılıç ve Ermenistan Meclis Başkan Yardımcısı Ruben Rubinyan, zirve sonrasında yaptıkları açıklamalarda sürecin “ön koşulsuz” devam ettiğini vurgulamışlardır. Serdar Kılıç, teknik çalışmaların (özellikle Margara-Alican sınır kapısındaki altyapı hazırlıkları) tamamlanma aşamasında olduğunu ifade etti. Siyasi iradenin bu kazanımları korumaya kararlı olduğunu belirtti. Ruben Rubinyan ise, üçüncü ülke vatandaşları ve diplomatik pasaport sahipleri için sınırın açılmasına yönelik teknik mutabakatın hayata geçirilmesinin, bölgedeki kalıcı barışın ve EPC ruhunun bir gereği olduğunun altını çiz. Bu iki gelişme, Erivan Zirveleri’nin sadece Ermenistan-AB hattında değil, aynı zamanda Ankara-Erivan hattındaki buzların erimesi için de somut bir platform sağladığını kanıtlamakta. “Barış Kavşağı” projesiyle entegre edilen bu adımlar, bölgedeki ulaşım hatlarının işlevsel hale gelmesi için gerekli olan psikolojik ve teknik zemini hazırlaması bekleniyor.
VI. İç Siyaset: Avrupa Entegrasyonu ve Egemenlik Tartışması
Zirvelere ilişkin Ermenistan iç siyasetinde ciddi bir tartışma da eş zamanlı olarak yürümekte.
Muhalefet ve bazı siyasi çevreler, AB ile derinleşen ilişkilerin:
iddia etmekte.
Ayrıca, AB ile yakınlaşmanın iç siyasi süreçlerde “seçim öncesi meşruiyet üretimi” olarak kullanılabileceği yönünde eleştiriler de dile getirilmekte.
Bu durum, Ermenistan’da Avrupa entegrasyonunun yalnızca dış politika değil, aynı zamanda iç siyasal rekabetin de bir parçası olduğunu da gösteriyor.
VII. Ortak Bildirinin Stratejik Çekirdeği Reform ve Dayanıklılık Oldu
Ermenistan–AB ortak bildirisi, özellikle üç kavram etrafında şekillendi:
Bu üçlü yapı, AB’nin Ermenistan’ı klasik bir genişleme adayı olarak değil, kademeli uyum ve dönüşüm ortağı olarak gördüğünü ortaya koydu.
Çok Yönlü Dış Politika Arayışında Ermenistan
Erivan’da art arda düzenlenen Avrupa Siyasi Topluluğu Zirvesi ve ilk Ermenistan–AB Zirvesi, Güney Kafkasya’da yeni bir diplomatik yoğunluk üretti.
Bu gelişmeler:
Ancak bu süreç, aynı zamanda ciddi bir denge sorununu da beraberinde getiriyor. Avrupa entegrasyonu ile ulusal egemenlik arasındaki hassas çizgi.
Ermenistan, bir yandan Avrupa ile kurumsal yakınlaşmayı derinleştirirken, diğer yandan çok kutuplu bölgesel sistem içinde manevra alanını korumaya çalışmakta. Bu ikili strateji, önümüzdeki dönemin Güney Kafkasya jeopolitiğini belirleyecek temel eksen olarak görünmekte.
Özer ARSLANPAY

