Nusret Anar: Savaşların Gölgesinde Avrupa’nın Göç Problemi

Nüfus olmadan Nüfuz olmaz yazı serime bu kezde Avrupayı ele alacağım. Nüfus açısından gittikçe yaşlanan bu kıta son altmış yıldır göçmen politikası ile nüfusunu koruma ve gençleştirme peşinde koşmakta. Gerek planlı gerekse de plansız göçle karşı karşıya kalan Avrupa ülkeleri nihayetinde göçün kendileri için hayati mahiyette olduğunun farkındalar. En son yaşanan Rus-Ukrayna savaşı nüfusun önemini bir kez daha göstermiş durumda. Afrika ve Asya başta olmak üzere dünyanın çeşitli ülkelerinden göç alan Avrupa ülkelerinde doğum oranı çok düşük nüfus ise iyice yaşlanmakta. Nüfusu artırmak için yapılan girişimler ise sonuçsuz kalmakta. Nüfus artırıcı pozitif kampanyalardan ise çoğunlukla ülkeye göç eden göçmenler faydalanmakta. Avrupa’nın yerli kimliğini temsil eden milletlerin nüfusları her geçen gün azalmakta, oransal olarak düşmekte. Avrupa ülkeleri ülkelerine göç eden göçmenleri Avrupalılık kimliğinde eritmekte kısmen başarı göstermiş durumda ancak bu başarının ila nihayet devam edeceği anlamına gelmez. Sanıldığının aksine sırf Avrupa’ya belirli bir gelirin altında insanlar yeni bir hayat kurmak için göç etmiyor. Dünyanın elit, zengin, kariyer meslek kesimlerinden de insanlar Avrupa ülkelerine göç ediyorlar. Bu insanların Avrupa kültürüne entegrasyonları daha kolay oluyor. AB ülkeleri bu tip göçleri memnuniyetle karşılıyor ve artmasını teşvik ediyor. Ancak Avrupa’nın asıl sorunu alt mesleki ve hizmet sektöründe çalışacak insan unsuru. Avrupa ülkelerinde ciddi manada temel mesleki hizmetler ve hizmet sektöründe çalışacak insan eksikliği var bu mesleklerin başındada güvenlik gelmekte. Gerek polisiye gereksede askeri manada Avrupa ülkelerinde ciddi manada insan açığı var. Avrupa’nın bir savaş esnasında sahaya süreceği insan unsuru yok. En yüksek nüfusa sahip Almanya’nın kendisini savunacak en az 6 kolorduya sahip olması lazım. Yapılan ön incelemelerde Almanya’nın 3 kolordu kurması için en az 15 yıla ve dünyanın çeşitli ülkelerinden aileleri ile beraber 500 bin genç nüfusa ihtiyaç var. Peki Avrupa kendisini savunacak ve kendisi için savaşacak nüfusu nereden bulacak. Paralı Arap ve Asyalı gençler ya da mühendis Türk ve Hint ya da Bangladeşli, Pakistanlılar bu açığı kapatmaya çare olamazlar. Afrika’dan gelen göçmenler ise bir askeri disipline girecek ve gerektiğinde savaştığı ülke için ölecek yüksek sadakat ve disipline sahip insan değiller. Avrupa’nın bu açmazı aşması zor ve uzun bir süreç gözüküyor. Bunun farkında olan AB’li bazı politikacılar Türkiye’nin AB’ye girmesi tam olarak alınmasa bile askeri işbirliği organizasyonu şeklinde bir yapının oluşturulması gerekliliğini savunuyorlar. Bazı Avrupalı politikacılar ise iyi bir planlama ve bireysel göç ile Avrupa’ya Avrupa için savaşacak savaşçı geleneği olan ülkelerden insan göçünün teşvik edilmesi gerektiğini savunuyorlar. Avrupa’nın nüfusu artmadan artık dünya üzerinde nüfuzunu korumayacağı gerçeğini Avrupalılar görmüş durumdalar. Sorun ise yeni göç dalgasında gelecek nüfusun Avrupa’ya entegrasyonu.

Kafkassam Editör
YAZAR

Kafkassam Editör

Yeni bir dünyaya uyanmak, dünyayı yeniden okumak isteyenler için, söylenecek sözü olanlar için merkezi Ankara’da olan KAFKASSAM’ı kurduk. Erivan, Bakü, Tiflis, Tebriz, Grozni, Moskova, Mahaçkale, Nazrin, Nalçik, Saratov, Ufa ve Sochi’de ofislerimiz temsilcilerimiz var. Kafkassam genelde kafkasya çalışmak için kuruldu Kafkasya genelinde çalışır. Ermenice Rusça Gürcüce İngilizce dillerinde yayın yapan kafkassam genç akademisyen ve stratejistlerle çalışmaya özen gösterir. KAFKASSAM’ın internet sitesi 2 Ocak 2010’da yayına girdi. İnternet sitesinde Kafkasya’daki ülkeler ve Türkiye ile ilişkileri hakkında makaleler, ropörtajlar, analizler ve yorumlara yer verilmektedir.

Yorum Yaz

Share a useful thought, question, or feedback.