YAKUPHAN OKUT:İsrail’in Kumandası Washington’da mı?

Ortadoğu’da olup bitenleri yalnızca “İsrail ile Türkiye karşı karşıya geldi” diye okumak kolay. Fakat biraz geriye çekilip haritaya baktığımızda daha rahatsız edici bir soru beliriyor: Acaba İsrail’in bölgedeki hamlelerinin arkasında, sanıldığından çok daha ‘fazla’ Washington mu var?
Bu elbette kanıtlanmış bir gerçek değil. Bir jeopolitik tez. Fakat bugün Suriye’de yaşananlar, bu tezin yeniden tartışılmasını gerektirecek kadar ilginç.
İsrail’in Ebu Zuhur Hava Üssü’nü vurmasıyla başlayan kriz bunun en güncel örneği. İsrail, Türkiye’nin bölgede askeri konuşlanma hazırlığında olduğunu ileri sürüyor; Ankara ise bu iddiayı reddediyor. Daha da önemlisi, saldırının hemen ardından Washington devreye giriyor ve Türkiye, İsrail ve Suriye arasında bir “çatışmasızlık” mekanizması kurmaya çalışıyor.
Burada şu soruyu sormak gerekiyor: Amerika gerçekten sadece yangını söndürmeye mi çalışıyor, yoksa yangının çıkacağı alanı önceden mi şekillendiriyor?
“İsrail Amerika’nın oyuncağıdır” ifadesi elbette kaba bir tanımlama. İsrail’in kendi güvenlik doktrini, istihbaratı ve bağımsız karar mekanizmaları var. Fakat “oyuncak” yerine “Amerikan stratejisinin bölgedeki en güçlü araçlarından biri” dersek tablo biraz daha anlamlı hale gelir.
Tarih bunun örnekleriyle dolu.
1956 Süveyş Krizi’nde İsrail, İngiltere ve Fransa ile birlikte Mısır’a saldırmıştı. Ancak Washington, müttefiklerinin yanında durmak yerine geri çekilmeleri için baskı yaptı. Amerika istediğinde İsrail’in askeri hamlesinin sınırlarını belirleyebileceğini o gün herkes gördü.
1973 Yom Kippur Savaşı sonrasında ise ABD’nin İsrail’e devasa askeri hava köprüsü kurması, Washington-Tel Aviv ilişkisinin başka yüzünü gösterdi: İsrail sahada savaşan güç olabilir, fakat savaşın sürdürülebilirliği büyük ölçüde Amerikan desteğine bağlanabilir.
Bugün bu bağımlılık daha modern bir biçimde devam ediyor. Washington, İsrail’e milyarlarca dolarlık silah ve mühimmat sağlıyor; hatta 2026’da Trump yönetimi, Kongre incelemesini hızlandırmak için acil yetkiler kullanarak İsrail’e yaklaşık 650 milyon dolarlık bomba satışını öne çekti.
Fakat asıl ilginç örnek İran meselesinde ortaya çıktı.
2026’da İsrail ve ABD’nin birlikte yürüttüğü İran savaşı sonrasında Trump yönetimi ateşkes ve diplomasi yönünde ilerlerken Netanyahu’nun hedefleri Washington’ın çizgisiyle çatışmaya başladı. Reuters’ın aktardığı analizlere göre Netanyahu, İran konusunda Washington üzerindeki eski nüfuzunu kaybetti ve Trump yönetimi İsrail’in bazı itirazlarını dikkate almadan anlaşmaya yöneldi.
Yani denklem belki de düşündüğümüz kadar basit değil.
İsrail Amerika’nın emrindeki bir kukla değil. Fakat Amerika’nın İsrail’i tamamen kontrol ettiği fikri de gerçeklerle bağdaşmıyor. Daha ilginç olan üçüncü ihtimal: İki ülkenin çıkarları büyük ölçüde örtüşüyor, fakat nihai stratejik çerçeveyi Washington belirleyebiliyor.
Bugün Suriye’de de bunun izlerini görüyoruz.
İsrail Türkiye’yi tehdit olarak görüyor. Türkiye İsrail’i Suriye’nin istikrarını bozan aktör olarak görüyor. Suriye iki taraf arasında sıkışıyor. Ve bütün bu gerilimin ortasında yine Washington beliriyor: Tom Barrack üzerinden taraflar arasında askeri iletişim mekanizması kurmaya çalışıyor.
İşte “Amerikan oyunu” teorisinin en güçlü tarafı burada.
Belki Washington, İsrail’i Türkiye’ye karşı savaştırmak istemiyor. Belki tam tersine, İsrail’in askeri gücünü kullanarak Suriye’deki dengeleri test ediyor; ardından kriz büyümeden masaya oturup oyunun kurallarını kendisi belirliyor.
Bu açıdan İsrail bir “oyuncak” değil.
Daha tehlikeli bir şey olabilir:
Amerikan stratejisinin, gerektiğinde kendi başına hareket eden ama sonunda Amerikan sisteminin içinde kalan ileri karakolu.
Ortadoğu’da asıl sorulması gereken soru belki de “İsrail ne yapacak?” değil.
“Washington, İsrail’in ne yapmasına izin veriyor?”
Çünkü bazen bölgedeki en büyük güç, tetiği çeken değil; tetiğin ne zaman çekileceğini belirleyendir.

YAKUPHAN OKUT

Kafkassam Editör
YAZAR

Kafkassam Editör

Yeni bir dünyaya uyanmak, dünyayı yeniden okumak isteyenler için, söylenecek sözü olanlar için merkezi Ankara’da olan KAFKASSAM’ı kurduk. Erivan, Bakü, Tiflis, Tebriz, Grozni, Moskova, Mahaçkale, Nazrin, Nalçik, Saratov, Ufa ve Sochi’de ofislerimiz temsilcilerimiz var. Kafkassam genelde kafkasya çalışmak için kuruldu Kafkasya genelinde çalışır. Ermenice Rusça Gürcüce İngilizce dillerinde yayın yapan kafkassam genç akademisyen ve stratejistlerle çalışmaya özen gösterir. KAFKASSAM’ın internet sitesi 2 Ocak 2010’da yayına girdi. İnternet sitesinde Kafkasya’daki ülkeler ve Türkiye ile ilişkileri hakkında makaleler, ropörtajlar, analizler ve yorumlara yer verilmektedir.

Yorum Yaz

Share a useful thought, question, or feedback.