“
Ermeni siyaset bilimci Manvel Sarkisyan, MediaLab’a verdiği röportajda Rusya’nın Ermenistan’a yönelik politikasını, Avrupa Birliği ile ilişkileri, Türkiye ve Azerbaycan’ın bölgesel rolünü ve Ermenistan’ın izleyebileceği stratejiyi değerlendiriyor.
Soru: Son dönemde Rusya’dan Ermenistan’a yönelik, Avrasya Ekonomik Birliği (AEB) ile Avrupa Birliği arasında tercih yapma çağrıları geliyor. Bazı çevreler ise Moskova’nın, Ermenistan’ın aslında Avrupa Birliği’ne katılmaya hazır olmadığını bildiğini düşünüyor. Sizce Rusya bugün Ermenistan’a karşı nasıl bir politika izliyor ve bunun nedeni nedir?
Manvel Sarkisyan: Rusya, zor bir dönemden geçen bir imparatorluk. Ermenistan ise gerçek anlamda egemenlik kazanmayı ve bu imparatorlukla arasındaki bütün bağları koparmayı seçmiş durumda. Tarafların çeşitli açıklamalarını bu çerçevede değerlendirmek gerekiyor.
Burada şaşırtıcı olan, açıklanan tutumlarla uygulanan politikaların zaman zaman örtüşmemesi. Ancak büyük güçlerin söyledikleriyle yaptıkları her zaman aynı değildir. Ermenistan’ın gerçekte neler yaşandığını anlaması gerekiyor; çünkü Rusya bunu kendisine doğrudan söylemeyecektir.
Batı ile Rusya arasındaki gerilim keskin biçimde arttığında Moskova’nın Ermenistan’a yaklaşımı da birden değişti. Ermenistan bu mücadelenin merkezine yerleşti. Asıl üzerinde durulması gereken mesele de budur: Rusya neden böyle bir tutum alıyor?
Çünkü Moskova, ciddi sorunlar ve çatışmalar yaşadığı büyük güçlerin Ermenistan gibi ülkeleri kendisine karşı kullanmasından endişe ediyor. Meseleye bu açıdan bakıldığında Rusya’nın tutumu daha anlaşılır hâle geliyor. Bu noktada Ermenistan’ın ne yaptığı, Moskova açısından ikinci planda kalıyor.
Putin’in ihtiyacı, Ermenistan’ın zaman zaman sert açıklamalar yapması ve kendisiyle aynı fikirde olmadığını göstermesi. Bu kadarı bile Rusya’nın mevcut politikasını sürdürmesi için gerekçe oluşturuyor. Söz konusu politika ise Ermenistan’ı tecrit etmek. Ermenistan’ın Türkiye ve Azerbaycan’la ciddi sorunları var. Rusya’nın tecrit politikasına ilişkin faaliyetleri de bu sorunları derinleştirmeye yönelik.
Ermenistan, Türkiye ve Azerbaycan üzerinden yalnızlaştırılıyor. Rusya, Ermenistan’ın bu durumdan çıkıp Avrupa ile ilişkiler geliştirebileceğini düşünmüyor; bunu önemsemiyor. Moskova, Avrupa’nın Ermenistan konusunda herhangi bir stratejik hedefi olmadığını bildiğine inanıyor. Avrupalılar da bunu defalarca dile getirdi. Onların asıl istediği, Ermenistan’ın Rusya’dan uzaklaşması.
Avrupa’nın Ermenistan’a sağladığı sembolik miktardaki mali destek de bu açıdan gülünç düzeyde. Sarkisyan’a göre bu yardımların amacı Ermenistan’ı Rusya’dan uzak tutmak; bunun dışında Avrupa’nın ülkede başka bir çıkarı bulunmuyor. Rusya da bu durumu çok iyi biliyor ve Ermenistan’ı tecrit etme politikasında bundan yararlanıyor.
Tecrit meselesi elbette karmaşık. Ermenistan’ın Türkiye’nin etkisi altına girmesi Rusya’nın işine gelir. Çünkü zaman içinde Moskova, Türkiye ile Ermenistan arasındaki sorunların çözümünü kendi lehine yönlendirebilir. Tarih boyunca bunun örneklerini gördük. Türkiye ve Rusya, Ermenistan’la ilgili stratejik meseleleri çoğu zaman kendi aralarında kararlaştırdı.
Ermenistan kendi devletini inşa etmeye odaklansaydı ve bu kadar çok fırsat vermeseydi, bugün yaşananların bir kısmı ortaya çıkmayabilirdi.
Rusya’nın Ermenistan’a benzer gözle baktığı diğer ülkeler ağırlıklı olarak Orta Asya cumhuriyetleri. Bu ülkeler dikkatli davranıyor, aynı zamanda ABD ile ilişkilerini geliştirerek devletlerini inşa ediyor ve on milyarlarca dolarlık yatırımlar çekiyor. Rusya, bu bölgelerde nüfuzunu ve kontrolünü giderek kaybettiğini görüyor. Ermenistan’a yönelik tutumunda Orta Asya’daki gelişmelerin de etkisi bulunuyor. Ancak Orta Asya ülkeleri daha dikkatli hareket ediyor; Ermenistan’daki gibi gereksiz tartışmalara girmiyorlar.
Büyük güçler bazı konularda önceden anlaşmaya varıyor. Örneğin Ermenistan, ABD ile TRIPP konusunda ayrı bir anlaşma imzaladı. Rusya buna karşı çıktı mı? Hayır, hatta anlaşmayı memnuniyetle karşıladı. Çünkü tarafların önceden uzlaştığını ve herkesin kendi rolünü oynadığını düşünüyorum.
Dağlık Karabağ meselesinde de benzer bir durum yaşandı. Önceden anlaşmaya varılmıştı ve ortaya çıkan sonuç bu uzlaşmanın ürünüydü. Taraflardan hiçbiri tek başına böyle bir adım atmazdı. Bütün bunlar son derece tehlikeli.
Soru: Peki, söylediğiniz gibi Ermenistan’ın somut olarak ne yapması gerekiyor?
Manvel Sarkisyan: Biraz da Orta Asya ülkelerinden öğrenmek gerekiyor. Bir devlet kurmak istiyorsanız, fazla konuşmadan çalışmalısınız. Devletler açıklamalar yaparak inşa edilmez.
Sadece konuşarak demiryolu elde edemez, nükleer santralden vazgeçemez ya da Rus askerî üssünü ülkeden çıkaramazsınız. Bunları gerçekleştirmek için önce gerekli altyapıyı ve kapasiteyi oluşturmalı, ardından kendi iradenizi kabul ettirmelisiniz. Başka bir yol yok.
Soru: O hâlde Rusya, Ermenistan’ın şu anda Avrasya Ekonomik Birliği ile Avrupa Birliği arasında gerçek bir tercih yapmak zorunda olmadığını biliyor mu?
Manvel Sarkisyan: Elbette biliyor. Avrupa’nın mevcut durumunu görmüyor musunuz? Ermenistan, Avrupa’nın içinde bulunduğu koşulları göremiyor. Üstelik Avrupa Birliği’ne üyelik için ancak 20 yıl sonra katılabileceğine ilişkin açıklamalar yapılmış durumda.
Asıl şaşırtıcı olan, Ermenistan’ın gereksiz yere gerilimi tırmandırarak başka ülkelerle ilişkilerini de bozması.
Ermenistan’ın Avrupa ile çalışması, Gürcistan’la ilişkilerini geliştirmesi gerekiyordu. Ermenistan ile Gürcistan’ın ortak hareket etmesi ve birleşik bir strateji izlemesi, bütün bölgenin dengelerini değiştirebilir. Çünkü bölgedeki ulaşım güzergâhlarının önemli bir bölümü bu iki ülkeden geçiyor. Kafkasya’nın temel unsurları Ermenistan ve Gürcistan’dır. Buna karşılık Türkiye ve Azerbaycan, bölgenin hâkimi oldukları izlenimini vermek istiyor.
Azerbaycan, Sarkisyan’ın ifadesiyle, başka ülkeler açısından bir çıkmaz konumunda. Avrupa’ya uzanan güzergâhlar bakımından Ermenistan ve Gürcistan’ın toprakları önem taşıyor.
Sorun, Ermenistan’ın kendi değerinin farkına varamaması. Ülkenin topraklarının stratejik değerini anlaması ve bunu uluslararası ilişkilerde kullanması gerekiyordu. Ermenistan’ın uluslararası siyasette ne ölçüde önemli olduğunu söylemek zor; ancak coğrafyasının önemli bir değere sahip olduğu açık.
Daha önce de söyledim: ABD, Ermenistan’ın korkularını iyi kullandı ve baskı altında tutarak ülkenin en değerli parçası olan Meghri’yi kendi kontrolüne aldı. Şimdi durum daha karmaşık hâle geldi; çünkü Ermenistan, gelişmeleri etkileme imkânını başkalarına devretti.
Büyük güçlerle ilişkiler tamamen kesilerek sonuç alınamaz. Yapılması gereken, bu ilişkileri öyle bir düzeye taşımaktır ki dış aktörlerin Ermenistan üzerindeki etkileri kendi devletinin işleyişi açısından belirleyici olmaktan çıksın.
Röportajı yapan: Kristine Ağabekyan.

