Rus uzman: DTÖ neden ABD’nin Türkiye’ye yönelik yaptırımlarına sesini çıkarmıyor?

Nikol Paşinyla Respublikaçılar Partiyası arasındakı gərginlik getdikcə qızışır

Türkiye’de dinlerarası diyolog fetöcülerden sonra Selefi RABITA tarafından yürütülüyor!

Rus televizyon: O gece NATO neden Erdoğan’a yönelik olası suikasta göz yumdu

Japonlar öldü Türkler kurtuldu yaşasın Amerika mı demeliyiz?

Gündem 9 Ağustos 2017
351

Nagazaki ve Hiroşima’ya atom bombası atılmasının 72. yılı. İkinci Dünya Savaşı’nda Japonya’nın teslim olmasının sebebi hiç şüphesiz ABD’nin attığı atom bombasıdır. Hiroşima ve Nagazaki’ye sırasıyla 6 Ağustos 1945 ve 9 Ağustos 1945’te yapılan atom bombası saldırıları yüz binlerce sivilin ölmesine sebep olmuş, insanlık tarihine kara bir leke olarak geçmişti. Saldırıda ölenlerin yalnızca küçük bir bölümü askeri personelken, atom bombasının yarattığı radyasyon onlarca yıl bölgede etkisini sürdürdü. Bu savaşın Türkiye’yi ilgilendiren yönü; İkinci Dünya Savaşının bitiminde, 23 Şubat 1945’te Türkiye Cumhuriyeti’nin, Birleşmiş Milletlere katılmak için, Japonya ve Almanya’ya savaş ilan etmesidir.

Bu savaş ilanına rağmen, iki ülkede de büyükelçilikler açık kalmış olup, ilişkiler kesintisiz bir şekilde devam etmiştir.(1) Türkiye ile Japonya arasındaki diplomatik ilişkiler 1924’de başlar. Japonya’daki ilk diplomatik temsilciliğin açılışı 1925’tir. 23 Şubat 1945’te Türkiye’nin Japonya’ya ABD ve İngiltere’nin baskısıyla sembolik savaş ilanını saymazsak iki ülke arasında şimdiye kadar ciddi bir sorun yaşanmadığı söylenebilir. İran-Irak Savaşı sırasında 1985’te Tahran’da mahsur kalan çok sayıda Japonya vatandaşının Japon makamlarının yardım çağrısı üzerine Türk Hava Yolları tarafından Japonya’ya götürülmeleri Japon makamlarının takdirini almıştır. Japonya ile Türkiye arasında geçmişe uzanan köklü ilişkilerin daha da geliştirilmesi ve Türkiye’nin tanıtımına katkı sağlamak amacıyla 2003 yılı “Japonya’da Türkiye Yılı”, 2010 yılı da “Türkiye’de Japon yılı” olarak kutlanmıştı.

Tüm bunları Nagazaki ve Hiroşima felaketinin 72. yılında “1945ʹte Japonya’ya atılan atom bombası Türkiye’yi işgalden kurtardı” iddiaları üzerine yazdım. Bu iddialar,‘istihbarat magazini’ denilebilecek türden yazılar kaleme alan istihbarat tarihçisi eski KGB yarbayı Igor Atamanenko’ya ait. Igor Atamanenko’nun istihbarat magazini konusundaki yeteneğine, verimliliğine diyecek yok! Sovyet istihbaratı KGB’nin; Moskova’ya gelen Çin lideri Mao’nun dışkısından nasıl sağlık ve karakter tahlili yapıldığına dair hikâyenin yazarı da o. 1940’larda Sovyet lideri Stalin’in gizli polis teşkilatı bünyesinde yabancı liderlerin dışkılarını incelemek üzere özel bir birim oluşturulduğunu belirten Atamanenko, Komsomolskaya Pravda’ gazetesine konuyla ilgili bilgi aktarırken “O zaman gizli servislerin bugünkü gibi dinleme cihazları yoktu. Uzmanlarımız, bu yüzden en abartılı bilgi toplama tekniklerini icat ettiler” demişti.

Igor Atamanenko’ya göre, Stalin gizli laboratuvarın başına en sadık adamlarından Lavrenti Beria’yı getirdi. Peki Rus bilim insanları dışkıda ne arıyorlardı? Atamanenko’nun bu soruyu cevabı şöyleydi; “-Örneğin eğer dışkıda yüksek miktarda amino asit Triptofan varsa bu, o kişinin sakin ve ilişki kurulabilir bir insan olduğuna işaret ediyordu. Ancak dışkıda potasyum eksiliği varsa, bu o kişinin sinirli bir mizacı ve uykusuzluk sorunu olduğunu gösteriyordu”. Aralık 1949’da Sovyet ajanları Moskova’yı ziyaret eden Çin lideri Mao’nun dışkısını incelediler. Mao için özel tuvaletler yapıldı. Bu tuvaletler kanalizasyon sistemine değil, gizli haznelere bağlıydı.10 gün boyunca kaldığı konuta fazla fazla yiyecek ve içecek getirilen Mao’nun dışkısı her defasında hemen alınıp analiz ediliyordu. Stalin’in, dışkıları incelendikten sonra Mao’yla anlaşma imzalamaya yanaşmadığı öne sürülüyor. Joseph Stalin’den sonra iktidara gelen Nikita Kruşçev’in dışkı projesini rafa kaldırmış ve laboratuvarı kapatmıştı. (2)

İnsan dışkısından istihbarat toplayan geleneğin temsilcisi Igor Atamanenko’nun gizli servislerin bu tür haber alma efsaneleriyle ilişkili başka hikayeleri de var. İşte II. Dünya Savaşında Japonya’nın teslim olma sürecini başlatan Hiroşima ve Nagazaki’ye ABD tarafından atom bombasının atılmasının yıl dönümünde “1945ʹte Japonya’ya atılan atom bombası Türkiye’yi işgalden kurtardı!” türünden haberlerin servis edilmesi de böyle bir şey ve aslında yeni değil.(3) Türkiye’de haberin yayınlanış tarihi 18 Ağustos 2000 olmasına rağmen yeniden ısıtılıp temcit pilavı gibi sunulması Türkiye Rusya ilişkilerini krize dönüştürme ve mevcut sorunları kaşımaya yönelik olduğu gibi aynı zamanda aba altından sopa gösterip “-şimdi atom bombası atılacak Japonya da yok Rusya’nın eline düştünüz” gibi de anlaşılabilir. Şeytanın avukatlığını üstlenen bir başka perspektiften bakıldığında sanki Türkiye’nin Amerika Birleşik Devletlerine minnet duyması sağlanmak isteniliyor gibi bir izlenimde bırakıyor sanki. Rus basınının, tarihin ilk nükleer saldırısının, Sovyet diktatörü Josef Stalin’in Türkiye’yi işgal etmesini engellemek amacıyla düzenlendiği iddiasını ortaya atmasını nasıl yorumlamalıyız? Bu Türkiye’ye yönelik bir yeni bir tehdit algısı oluşturmak ve gözdağı vermek için mi?

Rusya’nın ciddi medya organlarından Obşaya gazetesi, tarihi bazı bilgilerden yola çıkarak, atom bombasının kullanılması ile Stalin’in Türkiye’ye saldırı planları arasında doğrudan bir bağlantı bulunduğu sonucunu yıllar önce okuyucuları ile paylaşmış, gazete haberi, “Stalin Türkiye’de sosyalizm kurmayı hayal ediyordu” başlığıyla birinci sayfadan duyurmuş hatta 21 Temmuz 1945’te, Postdam Konferansı’nın altıncı gününde liderler arasında yapılan imalı şakalaşmaya da yer vermişti. Hikayeye göre ‘Atom bombası’ denemesinin başarılı geçtiği, liderlerle toplantı halindeki ABD Başkanı Henry Truman’a, “Doğum başarılı” mesajıyla iletildiğinde, ülkesinin başarısından başı dönen Truman bu gelişmeyi önce İngiltere Başbakanı Winston Churchill ile paylaşmıştı.

Winston Churchill; Truman’ı durumu Stalin’e ima yoluyla anlatmaya ikna eder ve Churchill, Stalin’e dönerek, “Sayın General, dün gece bir rüya gördüm. Dünyanın hakimi olmuşum” der. Truman şakayı ileri götürerek, “Ben de rüyamda evrenin hakimi olmuşum” diye ekler. Karşısındakileri süzen Stalin istifini hiç bozmaz, piposundan bir kaç nefes çektikten sonra, “Ben de rüyamda atamalarınızı onaylamamışım” cevabını verir. Stalin’in imayı anlamadığını düşünen Truman, önemsiz bir konudan söz ediyormuş gibi, çok güçlü bir silah geliştirdiklerine kısaca değinir. Oysa Stalin durumu çoktan anlamıştır. Toplantıdan hemen sonra ilk işi, Sovyet atom bombası çalışmalarının hızlandırılması talimatı vermek olur.(3)

İşte bu süreçte; Rusya’nın Türkiye’yi işgal etme planı olduğundan Eski KGB yarbayı Igor Atamanenko’nun sayesinde haberdar oluyoruz. Atamanenko; ABD’nin Japonya’ya atom bombası atmasıyla Rusya’nın Türkiye’yi işgal etme planının engellenmiş olduğunu söylüyor. Atamanenko’ya göre, “Mayıs 1945 tarihine gelindiğinde Kızıl Ordu tarafından kurtarılan Doğu Avrupa ülkelerinin sosyalist gelişim yolunu seçeceği anlaşılmıştı. SBKP (b) Prezidyumu bazı üyeleri arasında, Türkiye’ye 1918 senesi zorla dahil edilen Ermeni toprakların SSCB’ye geri alınması ve Küçük Asya’ya Sovyet rejimi getirme fikri popülerlik kazanmıştı.

4-11 Şubat 1945 tarihlerinde gerçekleştirilen Kırım Konferansı’ndan sonra Stalin SBKP (b) Prezidyumu oturumunda şöyle konuştu: “Türkler tarafından fethedilen Ermeni toprakları günümüz Türkiye’sinin neredeyse üçte birini oluşturuyor, aslında Kars’tan Erzurum’a kadar olan tüm kuzeydoğu kısmını. Ki, Van Gölü vadisi ile Ermeni Platosu, bugün sadece Türkiye’yi değil, tüm Küçük Asya’yı besleyen en verimli bölge, yani Türkler Ermeni toprakları üzerinden tüm komşu ülkelere tahıl sağlıyor. Kardeş halkımızın yağmalanmasına son verme zamanı geldi! Tebriz bölgesinde yoğunlaşmış üç ordumuzun güçlü bir atağıyla, İran sınırından İstanbul’a kadar geçebiliriz. Kurtarılması beklenen topraklar 1917 öncesinde kadar Rus İmparatorluğu’nun bir parçası idi. İkincisi Türkiye Karadeniz sularını bir iç denize dönüştürdü ve bizim İstanbul ve Çanakkale Boğazlarından Akdeniz’e geçişimizi engelledi. Oysa faşist gemileri tüm 2. Dünya Savaşı boyunca serbestçe bu boğazları kullandı. Prezidyuma, komünist yoldaşlar Mikoyan ve Malenkov’a savaş sonrası Türkiye sınırlarının yeniden düzenlenmesine ilişkin öneri sunma talimatı verilmesini teklif ediyorum.”

İstanbul’un işgaline ayrı önem verildiğini söyleyen Atamanenko, İstanbul’a tarihi Tsargrad isminin verilmesinin öngörüldüğünü öne sürerek, “Bunun hakkında efsanevi istihbaratçı Gevork Vartanyan’ın anlattıklarından biliyorum. Onun babasının SBKP (b) İstanbul şehir komitesinin 1. sekreteri olarak atanması planlanıyordu.” demiş. Dönemin ABD Başkanı Truman tarafından Japonya’ya karşı atom bombası kullanma kararının Amerikan istihbarat başkanının Tebriz’de Kızıl Ordu bölüklerinin yer değiştirdiği ve Türkiye sınırına hareket ettiklerine dair rapor sunmasından sonra alındığını söyleyen Atamanenko, Stalin’e Hiroşima ve Nagazaki’ye atom bombasının atılması sonuçları, oradaki kayıp ve hasarlar hakkında bilgi verildikten sonra onun İstanbul’a saldırıyı iptal ettiğini ileri sürüyor. Eski istihbaratçı 2. Dünya Savaşı gazisi Viktor Vlasov ise: “SSCB yönetiminin 2. Dünya Savaşı’ndaki galibiyetten sonra topraklarına stratejik öneme sahip İstanbul Boğazı’nı dahil etmeyi planladığını biliyorum. 1945 yılında bizimkiler tarafından İstanbul Boğazı’nın işgal hazırlıklarında şahsen yer aldım. Operasyona üç gün veriliyordu. Tam konuşlanmıştık ki iptal emri geldi. ABD istihbaratı öğrendi ve tüm planları bozdu. Ama bu operasyonun ayrıntıları gizlendi, bunu anlatamam.” diyor.(4) Bu bilgiler ışığında Türkiye’nin ABD eksenine nasıl girdiğini veya bu tür algı operasyonları ile nasıl yönlendirildiğini çok iyi anlıyoruz. Japon ulusunun başı sağ olsun! Türkiye’ye atom bombası atmak isteyen şer niyetlilerin bombaları kendi başlarına patlasın… Nazım Hikmet der ki; “Hiroşima’da öleli /oluyor bir on yıl kadar. /Yedi yaşında bir kızım, /büyümez ölü çocuklar.”

Bakınız:
1- Prof. Dr. Selçuk Esenbel/ Türk-Japon İlişkilerinin Tarihi / https://www.tarihtarih.com/?Syf=26&Syz=286947
2- http://www.telegraph.co.uk/news/worldnews/europe/russia/12128743/How-and-why-Soviet-agents-spied-on-Chairman-Maos-poo.html
3- 18 Ağustos 2000 Cuma/ http://www.milliyet.com.tr/2000/08/18/dunya/dun01.html
4- http://www.ermenihaber.am/tr/news/2017/08/08/Japonya-atom-bombas%C4%B1-T%C3%BCrkiye/110392

Ömür Çelikdönmez
Twitter:@oc32oc39
[email protected]

Yorumlar