İran Dini Lideri Ali Hamaney’in kıdemli askerî danışmanı, eski Devrim Muhafızları Komutanı ve İran güvenlik bürokrasisinin en etkili isimlerinden biri olarak görülen Yahya Rahim Safevi, Türkiye-İran ilişkilerine dair dikkat çekici değerlendirmelerde bulundu. Safevi’nin açıklamaları, iki ülke arasındaki ilişkilerin Tahran tarafından nasıl okunduğunu göstermesi bakımından önem taşıyor.
Türkiye ve İran: Stratejik Ortak mı, Zorunlu Komşu mu?
Safevi’ye göre Türkiye ile İran, binlerce yıllık devlet geleneğine sahip iki büyük komşu ülkedir. ABD yaptırımlarının gölgesinde ekonomik ve ticari ilişkilerin sürdürülmesi her iki tarafın da çıkarınadır. Ancak bu durum, iki ülkenin stratejik müttefik olduğu anlamına gelmemektedir.
Safevi, Ankara ile Tahran arasındaki yakınlaşmanın ancak ortak çıkarların zorunlu kıldığı taktiksel iş birlikleri düzeyinde kalabileceğini belirterek, kalıcı ve güvene dayalı bir ittifak zemininin bulunmadığını ifade etti.
Kasr-ı Şirin’den Bugüne Değişmeyen Denge
Safevi, 1639 tarihli Kasr-ı Şirin Antlaşması’ndan bu yana Türkiye ile İran arasında doğrudan bir savaş yaşanmamasını her iki ülke açısından da en rasyonel tercih olarak değerlendirdi.
Bununla birlikte İran’ın ulusal güvenliğini ilgilendiren kırmızı çizgiler konusunda taviz vermeyeceğini vurgulayarak, mevcut istikrarın karşılıklı hassasiyetlerin korunmasına bağlı olduğunu söyledi.
“Türkiye Güvenilir Bir Müttefik Değil”
İranlı komutana göre Türkiye, güvenilir bir müttefikten ziyade dikkatle yönetilmesi gereken hırslı bir bölgesel aktördür.
Safevi, Türkiye’nin NATO üyesi olmasının Ankara’nın dış politika tercihlerini belirleyen temel faktörlerden biri olduğunu belirterek, Türkiye’nin Batı ittifakından tamamen bağımsız hareket edeceğini düşünmenin gerçekçi olmayacağını dile getirdi.
Bu nedenle İran’ın politikalarını belirlerken Türkiye’nin NATO kimliğini daima dikkate almak zorunda olduğunu ifade etti.
Rekabetin Temeli Coğrafya
Safevi, Türkiye ile İran arasındaki rekabetin etnik ya da mezhepsel nedenlerden değil, büyük ölçüde jeopolitik ve coğrafi gerçeklerden kaynaklandığını söyledi.
Tarih boyunca iki devletin zaman zaman rakip, zaman zaman ise birbirini dengeleyen güçler olarak hareket ettiğini belirten Safevi, bu rekabetin gelecekte de devam edeceğini öngördü.
“Yeni Osmanlıcılık İran Açısından Güvenlik Sorunudur”
Safevi’nin en dikkat çekici değerlendirmelerinden biri ise Türkiye’nin son yıllarda izlediği dış politika yaklaşımına yönelik oldu.
İranlı yetkili, Ankara’nın “Yeni Osmanlıcı” olarak tanımladığı politikalarının İran açısından bir güvenlik tehdidi oluşturduğunu savundu. Bu yaklaşımın özellikle İran’ın kendi etki alanı olarak gördüğü bölgelerde nüfuzunu genişletmeyi hedeflediğini ileri sürdü.
Safevi ve Osmanlı Mirasına Farklı Bakış
Safevi, İran’ın kendisini Safevi Devleti’nin siyasi ve tarihî mirasçısı olarak gördüğünü belirtti.
Ona göre Safeviler, İran’da merkezi devlet yapısını yeniden kurarak parçalanmış ülkeyi bir araya getirmiş ve modern İran kimliğinin oluşmasında belirleyici rol oynamıştır.
Buna karşılık Türkiye’de Safevilerin tarihsel olarak olumsuz bir figür şeklinde işlendiğini, İran’da ise Osmanlı İmparatorluğu’nun tarih boyunca siyasi ve kültürel bir rakip olarak algılandığını ifade etti.
Bu tarihsel hafızanın iki toplum arasında psikolojik ve kültürel bir mesafe oluşturduğunu dile getiren Safevi, buna rağmen ayrılıkçılık, sınır güvenliği ve toprak bütünlüğü gibi ortak kaygıların Ankara ile Tahran’ı iş birliğine zorladığını söyledi.
Yahya Rahim Safevi’nin açıklamaları, İran’ın Türkiye’yi stratejik bir müttefikten ziyade aynı coğrafyayı paylaşan, zaman zaman iş birliği yapılan ancak rekabeti hiçbir zaman sona ermeyen güçlü bir komşu olarak gördüğünü ortaya koymaktadır.
Bu yaklaşım, Tahran’ın Türkiye politikasının ideolojik yakınlıktan çok jeopolitik denge, tarihsel hafıza ve güvenlik ekseninde şekillendiğini göstermektedir. İran açısından ekonomik iş birliği ve diplomatik diyalog önemini korusa da, bölgesel nüfuz mücadelesi ve karşılıklı stratejik rekabet iki ülke ilişkilerinin temel belirleyicisi olmayı sürdürmektedir.
> **Not:** Metinde yer alan ifadeler Yahya Rahim Safevi’ye atfedilen açıklamalardır. Özellikle “Türkiye güvenilir bir müttefik değildir”, “Yeni Osmanlıcılık tehdittir” ve benzeri değerlendirmeler, İranlı yetkilinin görüşlerini yansıtmakta olup doğrulanmış nesnel tespitler olarak değil, İran güvenlik elitinin bakış açısı olarak değerlendirilmelidir.

