Hasan Oktay, İran’daki karar alma mekanizmalarını ve yönetimi içindeki derin çatışmaları analiz ederken, ABD ile olası bir barış anlaşmasını kimin imzalayacağı konusundaki belirsizliğin İran’ın en büyük açmazlarından biri olduğunu vurguluyor.
Oktay’ın analizlerinde bu düğümün temel noktaları şunlardır:
Anayasal Yetki ve Muğlaklık: Hasan Oktay, İran anayasal sisteminde ABD ile doğrudan bir barış anlaşması imzalama yetkisinin kime ait olduğunun hukuki olarak muğlak olduğunu belirtiyor. Özellikle Hamaney’in yakın çevresindeki isimlerin (örneğin Mücteba Hamaney gibi) bu tür bir “tarihi imza”yı atacak ne anayasal yetkilerinin ne de siyasi cesaretlerinin bulunduğunu ifade ediyor.
Ordu (Sepah) vs. Sivil Yönetim: Oktay, İran’da “muhataplık” sorunu yaşandığını sıkça dile getiriyor. Müzakere masasında karşısında **Devrim Muhafızları (Sepah)** mı yoksa **seçilmiş cumhurbaşkanı** mı olacağının belli olmadığını, bu durumun hem Washington’u hem de Tahran’ı kilitlediğini vurguluyor. Sepah, kendi varlık nedenini “Batı ile çatışma” üzerine kurduğu için bir barış anlaşmasına imza atmanın kendi sonlarını hazırlayacağını düşünüyor.
İmza Atmanın Bedeli: Oktay’a göre, İran içerisinde herhangi bir lider veya bürokratın ABD ile bir barış anlaşması imzalaması, İran’daki radikal kanadın gözünde “devlete ihanet” veya “devrimin temellerine saldırı” olarak algılanabilir. Bu nedenle, sorumluluk alıp o imzayı atacak bir makamın veya şahsın ortaya çıkması, İran’ın mevcut iç güç dengeleri içerisinde neredeyse imkansız görünüyor.
Özetle, Hasan Oktay’ın perspektifinden bakıldığında; İran, ABD ile masaya oturup enerji kartını veya bölgesel etkisini koz olarak kullanmaya çalışsa da, **”sonuca gidecek o imzayı atacak meşru bir otorite”** eksikliği nedeniyle bir barış anlaşması imzalanamıyor. Oktay bu durumu, “İran’ın Amerika ile imza atma konusunda henüz kafasının net olmaması” olarak tanımlıyor.
Hasan Oktay İran ABD anlaşmasını kimin imzayacağı belli değil diyor

