Fuad Gahramanlı: Ali Kerimli’nin Tutuklanmasından Sonra AHCP
O, şimdi bir ressamın kendi tablosuna kenara çekilip bakması gibi, kurduğu AHCP’ye bakıyor.
Dün AHCP’nin Novxanı’da milli liderimiz Resulzade’nin anıtı önünde düzenlediği geleneksel anma etkinliğinin bu kez nasıl geçeceği merakla bekleniyordu. Kural olarak Ali Kerimli’nin katılımıyla gerçekleştirilen bu tür etkinlikler, toplum için AHCP’nin teşkilat gücünü ve imkanlarını değerlendirmek adına bir “geçit töreni” sayılırdı.
Ali Kerimli’nin tutuklanmasının ardından cephecilerin (AHCP üyeleri) sosyal medyadaki artan hareketliliği, ülke gündemindeki meselelere sürekli olarak görüş bildirmeleri ve genel başkanlarını savunmak amacıyla yürüttükleri kampanyalar, teşkilatın ayakta olduğunu gösteriyordu. Ancak AHCP’nin sosyal medyanın ötesinde, gerçek hayatta da faaliyet kabiliyetini koruyup korumadığı pek çok kişide soru işaretleri yaratıyordu.
Doğrudur, bundan önce cepheciler 20 Ocak anmasını da kitlesel bir şekilde gerçekleştirmek istemişti; fakat önceki yıllarda olduğu gibi bu kez de bölgeye sevk edilen polis birlikleri, cephecilerin oluşturduğu konvoyu birkaç küçük gruba bölerek buna imkan vermedi. Dünkü Novxanı etkinliği ise bu açıdan gerçek durumu daha net görmeye fırsat tanıdı.
Cepheciler, yine önceden hiçbir duyuru yapmadan ve kamuoyuna çağrıda bulunmadan Novxanı’da önceki disipliniyle kalabalık bir etkinlik düzenleyerek tüm soruları yanıtladılar: Ali Kerimli’nin tutuklanmasından sonra da AHCP’nin teşkilat yapıları eskisi gibi faaliyet gösteriyor; parti yönetimi bu zor koşullarda görevini verimli bir şekilde yerine getiriyor ve cepheciler hâlâ mücadele ruhuna sahip.
Bu, aynı zamanda partilileri tarafından cezaevindeki Ali Kerimli’ye toplu halde verilen bir mesajdır: “Hiç endişelenme, teşkilat yerli yerinde.” Böyle bir mücadele azmi, teşkilat disiplini ve parti bağlılığı, Ali Kerimli özgürlüğüne kavuşana kadar cephecilerin teşkilatı koruma kararlılığında oldukları anlamına geliyor. Bu kararlılık sadece parti yönetiminin çabasına bağlı değil, her bir sıradan üyeyi de kapsayan kolektif bir iradenin ifadesidir.
Diğer taraftan, Ali Kerimli’nin tutuklu kaldığı sürede AHCP’nin bir parti olarak çizgisinden sapmaması ve faaliyet kabiliyetini koruması, uzun yıllardır tekrarlanan bir iddianın da asılsızlığını gösterdi. “Ali Kerimli partiyi otoriter bir biçimde yönetiyor” diyenler, Ali Bey’in tutuklu olduğu şartlarda onun liderliğine veya genel başkanlığına karşı tek bir aykırı sesin çıkmadığını gördüler. Aksine cepheciler, bugün de onu aktif bir şekilde savunarak Ali Bey’e olan manevi bağlılıklarını ve dayanışmalarını sergilediler.
Bu açıdan AHCP’ye aynı zamanda Ali Kerimli’nin bir eseri olarak bakılabilir. O, bir lider olarak zorlu ve baskıcı bir ortamda yapıları, hiyerarşi kuralları, net bir siyasi çizgisi ve ilkeleri olan; kendisi olmadan da kolektif bir şekilde yönetilebilen bir teşkilat oluşturmayı başarmıştır. Modern demokratik liderlik de tam olarak budur: Karizmanın yanı sıra teşkilat mekanizmaları kurmak, bunları yönetecek profesyonel bir siyasi ekip oluşturmak ve kolektif olarak belirlenmiş siyasi çizgiye uygun bir çalışma motivasyonu yaratmak.
Bence şimdi Ali Kerimli, bir ressamın kenara çekilip kendi tablosuna bakması gibi, cezaevi duvarları arasından AHCP’nin bir teşkilat olarak duruşuna memnuniyetle bakıyor.



Yorum gönder