Elhan Şahinoğlu: Trump sırada neresi var
ABD Başkanı Donald Trump, son konuşmasında Venezuela’dan sonra sıranın Küba, Meksika ve Kolombiya’ya geleceğine işaret etti. Bu devletlerin endişelenmesi için haklı sebepleri var. Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Trump’ın kendisinden önceki başkanlardan farkını şu sözlerle özetledi: “Trump ne diyorsa onu yapar.”
Küba ve Tarihi Vaatlerin Sonu
ABD, 1959 yılındaki devrimden sonra Küba’daki Castro rejimini devirmek için çeşitli yöntemlere başvurdu ancak hiçbiri işe yaramadı. Daha sonra SSCB’nin “özgürlük adasından” nükleer başlıklı füzelerini çıkarması karşılığında Washington, Küba rejimini devirmeyeceği sözünü verdi. Ancak bu vaatler tarihte kaldı; artık ne SSCB var ne de Castro. Üstelik Küba artık Venezuela’dan ucuz petrol alamayacak, bu da Kübalıların sosyal durumunu daha da ağırlaştıracak. Trump ve Küba asıllı Dışişleri Bakanı Rubio, bu durumu kendi hedefleri doğrultusunda kullanmayı düşünebilirler.
Kolombiya ve Meksika Cephesi
ABD özel kuvvetleri, geçmiş yıllarda Kolombiya’da uyuşturucu kartellerine karşı çeşitli operasyonlar yürüttü. 1990’ların başında ünlü uyuşturucu baronu Pablo Escobar’a yönelik operasyonda Amerikalı askeri uzmanlar da yer almıştı. Kolombiya’nın mevcut başkanı, solcu ve eski bir gerilla hareketi üyesi olan Gustavo Petro’dur. Petro, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun kaçırılmasına en sert tepkiyi veren liderlerden biridir. Bu açıdan Kolombiya’yı dize getirmek kolay olmayacaktır. Meksika’ya gelince; ABD’nin bu ülkenin kartelleriyle mücadele konusunda ciddi bir tecrübesi var ve halihazırda Amerikan hapishanelerinde çok sayıda Meksikalı uyuşturucu taciri bulunmaktadır.
Çin’in Venezuela Endişesi
Son olaylardan en çok endişe duyan ülkelerin başında Çin geliyor. Bunun birkaç temel sebebi var:
1. Ekonomik Çıkarlar: Pekin, Maduro ile yapılan anlaşmalar uyarınca Venezuela petrolünün ana alıcılarından biriydi.
2. Yatırımlar: Çinli şirketler, Maduro’nun onayıyla Venezuela’daki nadir toprak elementlerinin çıkarılması projelerine dahil olmuşlardı.
Pekin, Venezuela’nın başına Amerika destekli bir siyasetçi geçerse, bu Latin Amerika ülkesinin zenginliklerinden faydalanamayacağını düşünüyor. Her ne kadar Trump son konuşmasında, ABD Venezuela petrolüne sahip olduktan sonra bu ülkenin Çin’e petrol satmaya devam edebileceğini belirtse de, Pekin’in bu vaade inanması zor görünüyor. Çünkü Trump’ın asıl hedefi Rusya değil, Çin’dir ve Beyaz Saray sahibi bunu çeşitli konuşmalarında gizlememiştir.
Tayvan ve “Müdahale” Mantığı
Pekin, Washington’dan Maduro ve eşini serbest bırakmasını isteyerek konunun BM Güvenlik Konseyi’nde tartışılmasını talep etti. Çin, Trump’ın Venezuela operasyonunun ABD’ye siyasi ve ekonomik açıdan pahalıya patlaması, bu ülkenin Amerika için ikinci bir Irak veya Afganistan haline gelmesi için elinden geleni yapacaktır.
Bu süreçte Pekin, Tayvan adası çevresindeki askeri gemi sayısını ve tatbikatlarını artıracaktır. Venezuela’daki gelişmelerin gölgesinde Çin yönetimi, Tayvan’ı kontrol altına alma planlarını hayata geçirmeyi düşünebilir. Mantık ise oldukça basit: “Eğer ABD, uluslararası hukuka aykırı olarak Venezuela’ya müdahale ediyorsa, Çin’in de kendisine ait olan adayı dize getirme hakkı vardır.” Ancak asıl mesele şu ki; Trump yönetimi Tayvan’ı da kendi etki alanı içinde görüyor ve adayı Çin’e teslim etmek gibi bir planı bulunmuyor.


Yorum gönder