Cevad Sabiri:Mahkûm İran: Elit Direniyor, Halk Umursamıyor
Amerikan top sesleri Tahran sokaklarında yankılanırken, iktidarın karanlık koridorlarında daha sessiz ama daha sert bir mücadele yaşanıyor. Bu, yalnızca bir siyasi gerilim değil; Ali Hamaney sonrası dönemin mirası için verilen son büyük hesaplaşmanın provası.
Reformist çizginin temsilcisi, “iyi doktor” lakaplı Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile sistemin ideolojik sürekliliğini savunan Ayetullah Alireza Arafi, İran Geçici Yönetim Konseyi içinde karşı karşıya gelmiş durumda.
Tahran’daki Batılı diplomatlar bu tabloyu “birbiriyle bağdaşmayan iki dünya görüşünün çatışması” olarak tanımlıyor.
Pezeşkiyan, yaptırımların hafifletilmesini, diplomatik esnekliği ve toplumsal baskının kontrollü biçimde azaltılmasını savunuyor. Arafi ise devrimin ideolojik omurgasının korunmasını, geri adım atılmamasını ve sert çizginin sürdürülmesini istiyor.
Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü’nden (International Institute for Strategic Studies – IISS) bir analistin ifadesiyle:
“Pezeşkiyan, Arafi ve İslam Devrim Muhafızları Ordusu içindeki müttefiklerinin sabitlediği bir satranç tahtasında oynamaya çalışıyor.”
Gerçek Çatışma: Dönüşüm mü, Bekâ mı?
Konsey içindeki asıl ayrışma iki başlıkta yoğunlaşıyor:
- Bölgesel gerilim ve dış politika
- İç güvenlik ve rejimin geleceği
Sızan bilgilere göre Pezeşkiyan, İsrail ve ABD ile ilişkilerde diplomatik manevra alanı arıyor. Buna karşılık Arafi, “Direniş Ekseni” söylemini sürdürüyor ve geri adımın zayıflık olarak algılanacağını savunuyor.
Arafi sistematik biçimde “Hamaney’in ideal halefi” imajını inşa ediyor:
Genç, muhafazakâr, Devrim Muhafızları’na yakın ve rejimin sürekliliğini garanti edecek bir figür.
Bu denklemde Pezeşkiyan’ın rolü, gerçek iktidar geçişi yaşanırken toplumu sakin tutacak bir “denge unsuru” olmaktan öteye geçemiyor.
Sistemin Yumruğu
Konseyin üçüncü önemli ismi, yargı erkinin başındaki Gholam Hossein Mohseni-Ejei. Güvenlik bürokrasisinin ve istihbarat aygıtının temsilcisi olan Ejei, sertlik yanlısı çizgiye daha yakın duruyor.
Pezeşkiyan ekonomik reformu ve sistemik dönüşümü zorunlu görürken, Ejei rejimin bekâsı adına en küçük sivil itaatsizlik işaretini bile bastıran kararlar alıyor.
Reformist çevreler, cumhurbaşkanının fiilen etkisizleştirildiğini düşünüyor. Muhafazakâr medya ise Pezeşkiyan’ı “yumuşaklık” ve “Batıcılık”la suçluyor; savaş ve barış gibi kader belirleyici konularda gerçek karar mercii olarak Konsey’i işaret ediyor.
Toplumun Ruh Hâli: Kaygı ve Kayıtsızlık
İran basını sıkı denetim altında. Ancak sosyal medyada ve satır aralarında görülen tablo net: toplum yorgun.
Ocak ayındaki sert güvenlik müdahalelerinden sonra devlet, halkın önemli bir bölümünün güvenini kaybetti. Sürekli artan fiyatlar, değer kaybeden ulusal para ve savaş atmosferi, halkı siyasetten uzaklaştırmış durumda.
Çoğu İranlı için Konsey içindeki mücadele, “akvaryumda verilen bir iktidar savaşı” gibi görünüyor. Yukarıda ideolojik hesaplaşmalar sürerken, aşağıda hayat pahalılığı ve güvenlik kaygısı var.
Elit kesim rejimin geleceğini tartışıyor.
Alt sınıflar ise artık gündelik hayatta kalma mücadelesine odaklanmış durumda.
Sonuç: Klasik Bir İktidar Felci
İran’da tablo klasik bir iktidar felcine işaret ediyor:
Tepedekiler risk almak istemiyor,
Tabandaki kitleler ise artık umut beslemiyor.
Ülke; iç çekişmeler, güç mücadeleleri ve dış baskılar arasında sıkışmış durumda. Bu sürecin rejimi dönüştürüp dönüştürmeyeceği ya da daha da sertleştirip sertleştirmeyeceği belirsiz.
Kesin olan tek şey şu:
İran’da bugün yaşanan kriz yalnızca dış baskının değil, içeride çözülemeyen bir sistem geriliminin ürünü. Ve bu gerilim, henüz son perdesini oynamadı.



Yorum gönder