Man blows himself up at Abkhazia TV station

Михаил Делягин: Девальвация рубля неизбежна

Չստացված փորձ. Վազգեն Մանուկյանը փոշմանել է

NOVRUZ MÜXTƏLIF COĞRAFIYADA YAŞAYAN INSANLARI RUHI, EMOSIONAL VƏ PSIXOLOJI BIRLƏŞDIRƏN BAYRAMDIR

Biden’in açıklamasına ALSAR VAKFI’ından tepki

Gündem 28 Nisan 2021
92
MAKEDONYA'DA SINAVSIZ ÜNİVERSİTE

1915’te yaşanan insanlık trajedileri hakkında söz söyleme hakkı siyasetçilere değil, tarihçilere aittir.
Anadolu’daki Ermenilerin, Birinci Dünya Savaşı sırasında yaşadıkları insani kayıplar, uzun zamandır uluslararası siyasi arenada Türkiye aleyhine kullanılan siyasi bir araca dönüştürülmüştür. Türkiye’nin net bir biçimde reddettiği bu soykırım iddiaları, hiçbir tarihî gerçekliğe dayanmayan söylemler vasıtasıyla her yıl düzenli aralıklarla yeniden gündeme getiriliyor ve mesnetsiz bu suçlamalar sayesinde başlattıkları tartışmalarla aynı gerginlik ortamı oluşturulmak isteniyor.
Siyasetçilerin kendilerine ait olmayan, tarihçileri ilgilendiren bir alanda hiçbir gerçekçi dayanağı olmadan beylik laflar etmeleri, tarihsel meselelerin aydınlatılması adına hiçbir katkı sağlamaz. Uluslararası savaşlar ile ilgili bilinen en iyi tarihçilerden biri olan Amerikalı Justin McCarthy’nin, ALSAR Vakfı tarafından Arnavutça olarak yayımlanan Osmanlı topraklarındaki savaşlarda yaşanan insanlık trajedilerini anlatmak için kaleme aldığı “Ölüm ve Tehcir” adlı olağanüstü eserinde, bu meseleleler iki farklı açıdan değerlendiriliyor. Eserde, Ermenilerin de bu savaş ortamından diğer herkes gibi zarar gördüklerinden, birçok kayıp verdiklerinden bahsedildiği gibi, onların Doğu Anadolu’daki yaptıkları barbarlıklar da anlatılıyor. Tarihçi eserinde, “Bölgede yaşayan Ermeniler gibi Müslümanların da çok büyük bir kısmı açlıktan ve hastalıktan öldü veya katledildi” ifadelerine yer veriyor. Yani Justin McCarty, Müslümanların da can kayıplarına ışık tutarak soykırım iddialarını ortadan kaldırıyor. İki tarafın da kayıplarını dile getirerek bu durumun soykırım niteliği taşımadığını, yaşanan savaş ortamının olağan sonuçları arasında yer aldığını gözler önüne seriyor.
Türkiye’deki Ermeni Patriği Şahak Maşalyan, geçtiğimiz günlerde 1915 olaylarının siyasi bir araç olarak kullanılmasını tanımladı. Çok şey söyleyen bir tepki! “Birinci Dünya Savaşı’nın zor şartlarında hayatını kaybeden Osmanlı Ermenilerini saygıyla anan Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan,” konunun Türkiye aleyhine siyasallaşmasına karşı çıkıyor.
Türkiye uzun bir süredir 1915 olaylarını araştırmak için tarafsız bir tarihçiler komisyonu kurulması çağrısında bulunuyor olsa da Ermenistan bu çağrıları yanıtsız bırakmaya devam ediyor. Bu arada McCarthy, bir tarihçi olarak, Ermenistan’ın Osmanlı açık arşivlerinin aksine arşivleri açmayı reddettiğini söylüyor.
Joe Biden, geçen yüzyılın başındaki olaylar için “soykırım” kelimesini kullanmaya karar veren ilk Amerikan başkanı oldu ve seleflerinin görevdeki geleneklerini açıklamalarında saklı tuttu. Bu kesinlikle iki NATO ortağı arasındaki ilişkilerin gelişimine zarar veren bir açıklamadır.
Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü ise cevabında, “Terör ve düşmanlıktan başka bir şey üretmeyen radikal Ermeni lobilerinin zihniyetiyle hareket etmek, tarihi bir hatadır” diyerek ABD Başkanı’nı ifadelerini düzeltmeye davet etti. Açıklamasını düzelterek bölgesel barışa hizmet edecek adil bir duruş sürdürmesinin yerinde olacağı vurgulandı.
Türkiye akademik tarih görüşünden korkmuyor. Türkiye, Ermenilerin bir asırdan fazla bir süre önce yaşanan insani kayıplarının siyasi kullanımını kabul etmiyor ve kabul etmeyecek! Bu konuyu siyasetçilerin değil tarihçilerin konuşmasını gerekir!
1915’teki talihsiz olayların siyasi kullanımı barışa hizmet etmiyor, yararlı değil, fayda getirmiyor! Bu olaylar “soykırım” olarak adlandırılacak kriterleri taşımıyor! Bu hususta söz tarihçilere aittir!

ALSAR Vakfı Arnavutluk

Yorumlar