Ahvaz saldırısı ve 88. kuruluş yıldönümünde Suudi Arabistan!

Rus uzman: Aliyev ve Nazarbayev SSCB’nin başına geçseydi ülke dağılmazdı

İranı ahvazda kim vurdu ?

İdlib anlaşmasına Amerika təhlükəsi

Avrupa fanatizmi Yahudi ve Müslümanları birleştiriyor!

Gündem 9 Mayıs 2017
861

Kudüs haberlerine bakılacak olursa Müslümanlar veya Yahudiler ellerine fırsat geçse birbirlerini bir kaşık suda boğabilir. Deyim yerindeyse iki toplum arasındaki ilişkiler tam bir iğneli fıçı. Türkiye imparatorluk bakiyesi bir ülke olduğundan Müslüman Araplar ve Yahudilerle ilişkilerini dengede tutmaya çalışıyor. Birinci Dünya savaşında İngilizlerin kışkırttığı Hicaz Arapları isyan ettiler ve Osmanlı ordusuyla savaştılar. Kudüs’ü bırakın Mekke ve Medine’nin dahi İngiliz egemenliğine girmesi o dönemde gerçekleşti. 1. Dünya Savaşında İngilizlerin kışkırtmasıyla Osmanlıya isyan eden Mekke Şerifi Hüseyin isyana davet ettiği Arap kabile reislerine yazdığı mektupta kendisini tanıtırken peygamberin torunu olduğunu vurguluyor ve ‘Dedem Muhammed’ ifadesini kullanıyordu. Şerif Hüseyin’in İngiliz marifetiyle Ürdün tahtına oturtulan oğlu Kral Abdullah, hatıralarını topladığı “Biz Osmanlı’ya Neden İsyan Ettik?” kitabında, İslam’ın Araplara indiğini, Türklerin kim olduğunu falan yazar.

Savaş bittiğinde askerlerine yaptığı konuşma, Arapların hangi saiklerle ümmetçilikten milliyetçiliğe geçtiklerini göstermesi açısından ilginçtir. Der ki Kral Abdullah; “Yaşasın Arap ordusu! Yaşasın muzaffer çöl kuvvetleri! Allah’ın inayeti, Resulünün (s.a.v) yardımları ve dostumuz Büyük Britanya’nın güzel desteğiyle Arap dünyası milli hedeflerine ulaşsın! Dostumuz Britanya’nın bize verdiği sözleri tuttuğu gibi, biz de ona verdiğimiz sözleri tutalım ve dünya çapındaki zor görevinde ona yardım yolunda her türlü gayret ve özeni gösterelim.” (Bkz. Ömür Çelikdönmez/ 15 Şubat 2017 / http://www.kafkassam.com/araplar-mescidi-aksadan-turk-izlerini-siliyor.html ) Kral Abdullah’ın hatıratında yer alan halen bu “Büyük Britanya’nın desteğini Allah’ın inayeti, Resulünün yardımına eşitleyen” bakış açısı halen Arap Dünyasında baskındır. Demem o ki Arapların Türk düşmanlığı Yahudilerin Türk düşmanlığına rahmet okutur.

Hz. Ali’nin “Akıl gurbette yakın bulmaktır; ahmaklık yurtta gurbette düşmektir” sözü, Katolik Avrupa’da Müslümanların ve Yahudilerin diyaloglarını çok net ifade ediyor. Bu Müslüman Türklerin Avrupa’daki Yahudi toplumuyla ilişkilerini de aslında bedii bir şekilde özetliyor. Aynı manavdan, aynı kasaptan aynı marketten alışveriş yapıyorlar. Bir tarafta bilinçaltında Siyonist eli kanlı Yahudiler diğer tarafta kendileri gibi sünnet olan yiyeceklerinde helal (kosher) şartı arayan dindar Yahudiler. Müslümanların Helal Yahudilerin Kosher hassasiyeti, Hristiyan bir toplumda ortak paydaları olabiliyor.

Müslümanlar; ‘Helal Gıda Belgesi’ bulunan ve İslami kurallara uygun olarak hazırlanan ürünler satan işyerlerinden alışveriş yapıyor. Diyanet İşleri Başkanlığı ile birlikte hareket eden Türk Standartları Enstitüsü (TSE) sertifikayı Türkiye’de veren tek resmi kurum niteliği taşıyor. Helal Gıda Sertifikası, İslam dinine göre yasak olmayan ürünlere verilen ”uluslararası” bir belgedir. İslam’da HELAL GIDA terimi, sadece temizlik ve hijyen kalitesine uygunlukla sınırlı değildir; aynı zamanda gıdaların Kur’an ve Hadisler çerçevesinde belirtilen İslami kurallara uygun olmasını da içerir. Helal gıdalar, İslami kurallara uygun olarak üretilen gıdalardır. (Bkz. http://www.leardanismanlik.com/helal-gida-belgesi.html )

Benzer belge Yahudilerde de var ve Müslümanlar Helal Gıda sertifikasını Yahudilerden görerek kurumsallaştırdılar. Kosher belgesi Yahudi inancına uygun olarak üretilmiş ürünleri tescilleyen bir belgedir. İşletmelerde üretim yapılırken tüm aşamaların ve kullanılan malzeme ve hatta ekipmanların Yahudi inançlarına uygunluğu din adamları(haham) tarafından üretim yerinde kontrol edilir. Uygulama, ekipman ve malzemelerde inançlarına aykırı bir durum olmaması durumunda din adamları firmada üretilen ürünlere kosher (koşer) belgesi verir. Kosher İbranice’de “uygun” anlamına gelmektedir. Kosher Sertifikasyon Ajanslarının üzerinde durduğu ortak nokta, Kosher’in sadece Yahudi inancı taşıyan insanlara hitap ettiği yanılgısının ortadan kaldırılmasıdır. Vejetaryen, alejikler, sağlık problemleri olanlar için de ortak bir noktada birleşilmektedir. Türkiye’de Hahambaşılık tarafından KAŞER (Kosher) belge verilmesinde, denetleme yapmak ile yetkilendirilmiş tek bir firma bulunmaktadır. (Bkz. http://kosher.com.tr/sayfalar/sayfa-goster/60–kosher-nedir-.html)

Avrupa’nın Yahudi ve Müslüman düşmanlığı kültür genlerinde var. Ezan yasağı, başörtüsü yasağı, sünnet yasağı, kurban kesme yasağı veya dini semboller kullanma yasağı gündeme gelebiliyor. Örneğin 16/07/2013’te Polonya Anayasa Mahkemesi’nin koşer ve helal kesimi yasaklayan kararının ardından hükümetin hukuki yolu açacak tasarısı meclisten geçmemiş, Vatandaşlık Platformu Partisi’nin meclise sunduğu tasarı, 178’e karşı 222 oyla reddedilmişti. (bkz. http://tr.euronews.com/2013/07/16/polonya-koser-ve-helal-kesimi-yasakladi-israil-tepki-gosterdi) Charlie Hebdo saldırısından önce yapılan bir araştırmada Fransa, Avrupa’da Müslüman ve Yahudilere yönelik en fazla iyi niyet taşıyan ülke olmuştu. Araştırmada Yahudilere nasıl bakıyorsunuz? sorusuna Fransızların yüzde 89 olumlu derken, Müslümanlar için bu oran yüzde 72 düzeyinde. Avrupa’da Yahudilere karşı iyi niyetin en az olduğu ülke Yunanistan. Yunanistan’da halkın yüzde 47 Yahudilere olumsuz bakarken Müslümanlara karşı bu oran yani ‘olumsuz düşünüyorum oranı’ yüzde 58’de. Fransa Müslümanları yüzde 72 ile iyi niyetli ve olumlu görürken İngiltere yüzde 64 ile ikinci sırada bulunuyor. (Bkz. http://tr.euronews.com/2015/01/14/avrupada-musluman-ve-yahudilere-bakis )

Avrupa Parlamentosunun başkenti Brüksel’in bulunduğu Belçika Yahudiler için yeni bir skandala imza attı. Bu skandal karar Müslümanları da yakından ilgilendiriyor. Olay şu; İslam’da helal, Yahudi inancında ise koşer olarak bilinen ve hayvanların uyutulmadan kesilmesi usulü, Belçika’nın güneyindeki Valon bölgesinin tamamında 1 Eylül 2019’dan itibaren geçerli olmak üzere yasaklandı. Valon bölge parlamentosunda çevre komitesinde oy birliğiyle kabul ettiği karar, hayvanların gırtlağının kesilip kanının akıtılması işleminin daha çok acı çektirdiği gerekçesiyle alındı. Belçika’da özellikle hayvan hakları aktivistlerinin karşı olduğu helal ve koşer kesim usullerinin yasaklanması için, ülkenin kuzeyindeki Flaman bölgesinde de kanun teklifinde bulunuldu. Teklif onaylanırsa Ocak 2019’dan itibaren hayvanları bayıltmadan kesmek, üç federal bölgenin ikincisinde de yasaklanacak. Belçika’da yaşayan Müslümanlar, dini komisyonların ‘bayıltarak kesme’ yöntemine karşı olduğunu belirtti.

Belçika Müslüman Yönetimi topluluğundan yapılan açıklamada, “Müslümanlar, dinlerine uygun şekilde helal gıda yiyememekten endişeli,” denildi. Avrupa Yahudi Kongresi ise alınan kararı şiddetle kınayarak, “skandal” olduğunu söyledi. Avrupa Yahudi Kongresi Başkanı Moşe Kantor, “Batı Avrupa’nın kalbinde, Avrupa Birliği’nin merkezinde alınan bu karar, Yahudilerin kıtada istenmediğine dair korkunç bir mesaj veriyor,” dedi. Kantor ayrıca bu kararın, “İkinci Dünya Savaşı’ndaki Nazi işgalinden beri Belçika’da Yahudilerin dini haklarına yapılmış en büyük saldırı olduğunu” savundu. Danimarka, İsviçre ve Yeni Zelanda’da hayvanları uyuşturmadan kesmek, daha önceden yasaklanmıştı.(Bkz. http://hurseda.net/Dunya/184001-Belcikada-Helal-ve-Koer-et-kesimi-yasakland.html )

Müslümanların Ümmet bilinciyle bir araya gelmesi hayali bir beklenti. Suriye’de, Irak’ta ve Afganistan’da Müslümanlar birbirlerini boğazlıyor. Müslümanların kendileri gibi Ehli Kitap olan Hristiyanlarla anlaşmaları pratikte mümkün değil. Vatikan’ın Medeniyetler İttifakı ya da Dinlerarası Diyalog faaliyetleri, Müslümanların aldatılmasında önemli bir projeydi. Bana kalırsa Yahudilerle anlaşmak Hıristiyanlarla anlaşmaktan daha kolay gibi. Neden mi? En azından Yahudiler Müslümanlarla helâl yiyecek konusunda daha duyarlı ve ortak paydaya sahip.

Ömür Çelikdönmez
Twitter:@oc32oc39
[email protected]

Yorumlar