Rus uzmandan uyarı: 15 Temmuz tekrarlanabilir

Վարչապետն անվստահություն հայտնեց խորհրդարանին

Ermənistan üçün Rusiya təhlükəsi getdikcə artır

ABD İNGİLİZ SÖZDE SAVAŞI

İpek Yolu’nun Çin ile Türkiye’yi birleştirmesine Uygurlar engel mi?

Gündem 8 Mayıs 2017
1.036

Cumhurbaşkanı Erdoğan ne zaman Çin’e gidecek olsa Türkiye’de bir yaygara kopar. Önceki ziyaretlerinde Doğu Türkistan’da yaşayan Uygur Türklerine yapılan zulümler sosyal medyada gündeme getirilmiş, hatta bazı Uzak Doğulu turistler Çinli sanılarak saldırıya uğramıştı. Şapla şekeri ayıramayan protestocular İstanbul’da Doğu Türkistan mutfak ürünleri satan bir lokantayı Çin lokantası zannederek tahrip etmişti. Nitekim 2015’te Çin’e iki günlük resmi ziyarette bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile bir araya geldiğinde görüşmeye Uygur Türkleri konusu damgasını vurmuştu. (Bkz. http://www.dw.com/tr/erdo%C4%9Fan%C4%B1n-%C3%A7in-ziyaretinde-g%C3%BCndem-uygurlar/a-18617068 )

Önümüzdeki günlerde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, 14-15 Mayıs’ta Pekin’de düzenlenecek “Kuşak ve Yol Zirvesi”ne katılmak üzere Çin’e ziyarette bulunacağı kesinleşince hemen Uygur Türkleri Çin ile Türkiye arasında krize dönüştürülmek istendi. İstanbul TEM ekipleri İstanbul Zeytinburnun’da operasyon düzenledi. Operasyonda 11 çocuk 7’si kadın ve 1’i yaşlı 21 Doğu Türkistanlıyı gözaltına aldı. Karakola götürülenlerin çoğunluğunun Pasaportlu ve Türkiye’de oturma izni olan ikameti olan Doğu Türkistanlı olduğu da öğrenildi. Gözaltına alınan 21 Doğu Türkistanlının Despot işlemi yapılarak sınırdışı edileceği öğrenilirken, sınırdışı edilecek 21 Doğu Türkistanlının Türkiye’den çıkarak Çin’in işgali altında bulunan Uygur Özerk bölgesine gönderileceği bilgisi özellikle sosyal medyada büyük tepkiye neden oldu. (Bkz. http://www.yenicaggazetesi.com.tr/21-dogu-turkistan-turku-sinir-disi-ediliyor-163075h.htm ) Ben şahsen Türkiye’nin 21 Doğu Türkistanlıyı Çin’e teslim edeceğini sanmıyorum.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in son iki yılda gerçekleştirdikleri üç ikili görüşmeden sonra bu ikili görüşmenin de, ilişkilerin istikametinin belirlenmesi bakımından son derece yararlı olacağı belirtiliyor. The Economist dergisi; Temmuz 2015’te Türk hükümetinin, Uygurların bağımsızlığı için mücadele eden Rabia Kadir’e vize vermediğini Uygurların IŞİD’e katılmak için Türkiye üzerinden Suriye’ye gittiklerine sesini çıkarmadığını yazmıştı. The Economist dergisi Türkiye’deki Çine yönelik algı operasyonunda adeta maden. Bilinçaltını kusuyor. Onlara göre “Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, büyük stratejik hesaplar yapıyor. Türkiye’nin 2001’de Çin, Rusya, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Tacikistan tarafından kurulan Şanghay İşbirliği Örgütü’ne (ŞİÖ) kabul edilmesi halinde Avrupa Birliği’ne katılma çabalarından vazgeçebileceklerini söylüyor. Erdoğan, ‘ŞİO daha iyi ve daha güçlü. Onlarla ortak değerlerimiz var’ diyor.”

O tarihte bu yazının ve Türkiye’deki Uygur bahaneli Çin protestolarının zamanlaması rastlantı değildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Temmuz 2015’te Çin’e bir ziyaret gerçekleştirmesi bekleniyordu. Ziyaret, Uygur Özerk Bölgesi’ndeki Uygur Türklerine baskıların yoğunlaştığının iddia edildiği ve Türkiye’de Çin’e yönelik protestoların yapıldığı bir döneme denk geliyordu. The Ekonomist neden böyle yapıyordu? Türkiye’nin suçu neydi? Türkiye’nin suçu savunma sanayi teknolojisinde Çin’i tercih etmesiydi. Bunu ben söylemiyorum. İngiltere’de yayımlanan Economist dergisi söylüyordu. Ne diyordu? “Ama Türkiye’de iktidardaki İslamcılar, Pekin’le iyi ilişkiler içinde kalmak istiyor. NATO’daki müttefiklerinin itirazlarına aldırmadan, Çin’den karadan havaya uzun menzilli füze almayı düşünüyor.” diyordu. (Bkz. Ömür Çelikdönmez/ 10 Temmuz 2015/ http://fikrikadim.com/cinin-uygurlara-zulmu-ve-turkiyenin-sucu/ ) The Economist neden böyle bir şey yapsın ki? Çünkü sahibin sesi ve Türkiye’nin büyüyen dev Çin ile her türlü kurmak istediği ilişkileri baltalamak peşinde. The Economist, Londra merkezli “The Economist Newspaper Ltd.”‘in sahibi olduğu haftalık haber, uluslararası ilişkiler ve ekonomi dergisidir. 1843 Eylül’ünde kurulduğundan bu yana kesintisiz olarak yayımlanmaktadır. 2006 yılı itibarıyla yarısı Kuzey Amerika’da olmak üzere haftada yaklaşık bir milyon adet satmaktadır.

Türkiye Çin yakınlaşmasından rahatsız olan sadece Avrupa Birliği değil ABD’de rahatsız. Çünkü tarihi İpek Yolu üzerinden sembolik ilişkilerin ötesinde siyasi, kültürel, ekonomik ve hatta askeri işbirliği söz konusu. Kadim İpek Yolu, Doğu Asya’dan Ortadoğu ve Kuzey Afrika’ya uzanan bir bölgede ticaret ağlarıyla kültürel alışverişi ve barış içinde bir uluslararası ortamı mümkün kılmıştı. İpek Yolu’nun yeniden canlandırılması bölgeye yeniden refah ve istikrar getirebilir. Kadim İpek Yolu, Arap dünyası ile Çin arasında çok sıkı ticari ve kültürel bağlar kurmuştu. İki taraf da birbirlerinin kültürüne son derece vâkıftı. Müslüman tacirler, seyyahlar, din adamları Çin’i sıkça ziyaret ediyordu. Çin’in Müslüman denizcisi Zheng He da Arap ülkelerine birçok defa uğramıştı. Erdoğan’ın katılacağı Kuşak-Yol girişimi, Ortadoğu’daki krizleri ve çatışmaları çözmek için, Çin’in en önemli katkısı olarak değerlendiriliyor. Çünkü bu girişim, bölge ülkelerinin ihtiyaçlarına uygun ekonomik çözümler sunabilir. Yükselen bir güç olarak Çin’in yeni dönemde Ortadoğu’da daha fazla sorumluluk üstleneceği ortada.
Türkiye ile Çin Halk Cumhuriyeti arasındaki diplomatik ilişkiler 1971’den günümüze devam ediyor. 2010 sonrası iki ülke arasında ilişkiler, “Stratejik İşbirliği” düzeyinde. Türkiye ve Çin yakın işbirliğini BM, G20, CICA, ŞİÖ, AIIB, APSCO gibi çok taraflı platformlarda da sürdürmekte. Çin Halk Cumhuriyeti (ÇHC); Türkiye’nin, Almanya ve Rusya’dan sonra dünyada üçüncü Uzak Doğu’da ise en büyük ticari ortağı durumunda. Türkiye’de 31.12.2013 tarihi itibarıyla 540 adet ÇHC sermayeli şirket kayıtlıdır (büyük çoğunluğu toptan ve perakende ticaret sektöründe); ÇHC menşeli 23 adet de irtibat bürosu mevcuttur. Ekonomi Bakanlığı’nın verilerine göre son 7 yılda (2007-2014 Mart) Çin sermayeli şirketler için 20 adet teşvik belgesi düzenlenmiştir. Söz konusu belgelerde öngörülen yatırım tutarı yaklaşık 93 milyon TL seviyesindedir. Ekonomi Bakanlığından alınan bilgiye göre, ÇHC’de faaliyet gösteren 37 adet yatırımcı Türk firmasının toplam yatırım tutarı 396,3 milyon ABD doları değerindedir. Ayrıca, dünyada alanında ön sıralarda yer alan Çin ve Türk inşaat sektörleri üçüncü ülkelerde de işbirliğine başlamıştır. 2014’te 199.746 ÇHC vatandaşı ülkemize gelmiştir.(Bkz. http://www.mfa.gov.tr/cin-halk-cumhuriyeti-ekonomisi.tr.mfa )

Global medya grubu CRI’nın (China Radio International – Çin Uluslararası Radyosu) Türkiye’deki uzantısı CRI TÜRK, Türkiye medya pazarına ”merhaba” dedi. CRI TÜRK Fm, Türkiye’de İstanbul – Ankara ve İzmir’in dışında toplam 11 metropol merkezde yayın yapan ulusal bir radyo kanalı olarak faaliyet ediyor. Üç il dışında, Antalya – Bodrum – Gaziantep – Eskişehir – Adana- Kocaeli – Tekirdağ– Bursa – Kayseri illerinde yayın yapan CRI Türk FM, tarzında Türkiye’nin en geniş kapsamlı yayın yapan radyosu olarak pazara giriş yaptı. CRI TÜRK FM aynı zamanda Türksat uydusu ile de yayınlarını geniş kitlelere ulaştırıyor ve Türkiye ile Çin arasında bir köprü olmak amacını taşıyor. Türkiye aracılığı ile Çin’e ve Asya’ya sunulmak istenen haberlerin aracılığını da üstlenen radyo bu konuda bir haber ajansı gibi de çalışmakta ve ürettiği özel haberleri hem Türkiye’de hem de Çin ve Asya bölgesine İngilizce ve Türkçe dillerinde servis ediyor. (Bkz. http://www.criturk.com/criturk ) Doğu Türkistan meselesi daha ziyade Amerika’nın Çin’e yönelik operasyonlarının anahtarı durumunda. Uygurları Çin yönetimine karşı şantaj malzemesi yapıyor. Türkiye ise Çin yönetiminin Doğu Türkistan’daki zulümlerine fren olmanın peşinde. Dindaşlarına ve soydaşlarına yönelik her türlü zulüm ve işkenceyi ortadan kaldırmak istiyor.

Ömür Çelikdönmez
Twitter:@oc32oc39
[email protected]

Yorumlar