Hazar’ın statüsü enerji denklemini değiştirir mi?

Çeçenistan lideri Kadirov vuruldu mu?

İran’ın Orta Asya Politikası

TÜRK BASINI AZERBAYCAN’I HİÇ TANIMIYOR!

AVRUPA BİRLİĞİ’NİN GENİŞLEME POLİTİKASINDA MUHTEMEL İSKOÇ ETKİSİ

Gündem 24 Şubat 2020
171

​Genişleme Avrupa Birliği’nin gündeminde değil. Bu durumu iki şekilde okuyabiliriz.
​Birinci okuma: Genişlemenin Avrupa Birliği’nin gündeminde olmaması konjonktürel bir durumdur. Önce Avro alanı borç krizi ve krizin etkileriyle, sonrasında Birleşik Krallık’ın çekilme meselesiyle yüzleşen Avrupa Birliği zorunlu olarak genişlemeyi rafa kaldırmıştır; koşullar uygun olduğunda raftan indirecektir.
​İkinci okuma: Avrupa Birliği artık genişlemeyi düşünmemektedir; genişleme limitini doldurmuştur; genişlemenin gündemde olmaması Avrupa Birliği’nin artık genişlemeyeceğinin zımni ifadesidir.
​Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un Avrupa Birliği genişlemesine dair tutumu ikinci okumayı birinci okumanın önüne çıkarmaktadır. Macron geçtiğimiz Ekim ayında Kuzey Makedonya ve Arnavutluk ile üyelik müzakerelerinin başlamasını veto etmişti; vetonun gerekçesi ise Birliğin genişlemeden önce kendi iç sorunlarına konsantre olması, kurumlarını ve politikalarını güçlendirmesi gerektiği idi. Macron’un vetosunun gerekçesi, ilk bakışta, Fransa’nın genişlemeyi geçici olarak askıya almak istediği, Birliğin iç sorunları çözülürse genişlemeye “evet” diyeceği şeklinde yorumlanabilir. Ama Macron’dan gelen alternatif öneri, aslında Fransa’nın genişlemeyi tamamen rafa kaldırmak istediğini göstermektedir. Zira Macron “aşamalı ortaklık” (gradual association) önerisi, Birliğe üye olmak isteyen devletleri entegrasyon hareketine dahil ediyormuş görüntüsü adı altında Birliğin dışında tutmaya yöneliktir. Bu önerinin Avrupa Birliği’ne üyelik perspektifi olmayan devletler için tasarlanan, amacı kurumlar dışında her şeyi paylaşmak olan Avrupa Komşuluk Politikasından ne farkı vardır?
​Bu noktada Fransa’nın genişlemeye karşıtlığının, Avrupa Birliği’nin genişlemeye karşıtlığı olarak okunmaması yönünde okuyucudan bir itiraz gelebilir. Elbette Birlik içinde genişlemeye itiraz etmeyen üye devletler olabilir ama genişleme politikasında bir üyenin itirazı genişlemenin gerçekleşmemesi için yeterlidir; özellikle de itiraz eden Fransa, yani Birliğin itici gücü olan devletlerden biri ise, itirazının siyasi ağırlığı büyük olur. Kısaca Fransa genişlemeye itiraz ettiği müddetçe Avrupa Birliği genişleyemez.
​Bu durumda öngörülebilir gelecek için Avrupa Birliği’nin genişlemeyeceğini ve 27 üye devlet ile devam edeceğine yönelik bir varsayımda kolaylıkla bulunabiliriz ama Brexit nedeniyle Avrupa Birliği genişlemeyi tekrar masaya koymak durumunda kalabilir. Zira Avrupa Birliği’nden çekilen Birleşik Krallık’tan ayrılmak ve Avrupa Birliği’ne üye olmak isteyen bir ülke vardır: İskoçya
​İskoçya’da bağımsızlık referandumunun yapıldığı 2014 yılında, Avrupa Birliği Birleşik Krallık’tan ayrılan İskoçya’nın Birliğe üyeliğinin otomatik olarak devam edemeyeceği ve bağımsız İskoçya’nın Birliğe üyelik başvurusu yapması gerektiği mesajını verdi. Bu mesajı verirken bağımsız bir İskoçya’nın Birlik tarafından kolayca kucaklanmayacağı izlenimi de, özellikle İspanya’nın İskoçya’nın üyeliğini veto etme ihtimali üzerinden yaratıldı. Ancak 2014 yılındaki koşullarda köklü değişiklik oldu; zira o dönem Avrupa Birliği üyesi olan Birleşik Krallık artık Birlik üyesi değil. Dolayısıyla Avrupa Birliği açısından “üye bir devletten ayrılmak isteyen İskoçya”nın yerini “üçüncü bir devletten ayrılmak isteyen İskoçya” aldı ve bu köklü değişiklik Avrupa Birliği’nin İskoçya’ya yönelik mesajları da yumuşattı. Bu ay içinde Avrupa Konseyi eski başkanı Tusk, İskoçya’nın üyelik başvurusunun Birlik tarafından hevesle karşılanacağı açıkladı; zaten Avrupa Birliği içinde İskoçya’nın Birliğe üyeliği ve bu üyeliğinin hızlandırılmış şekilde sağlanması yönünde kararlı kesimler var.
​İskoçya Birleşik Krallık’ın bir parçası olarak 1973 tarihinden beri Avrupa Birliği’nin üyesi; dolayısıyla bağımsız İskoçya’nın Avrupa Birliği üyelik kriterlerini karşılayamaması gibi bir durum söz konusu olmaz; yani Birlik içinde hiçbir ülke İskoçya’nın üyeliğini, üyelik kriterlerini karşılayamama gerekçesi ile veto edemez; siyasi gerekçe ile veto İspanya’dan gelebilir; ama İskoçya’nın bağımsızlığı ancak Londra’nın izni ile sağlanacağından Londra’nın verdiği izin ile bağımsız olan İskoçya’nın Katalonya için birebir örnek teşkil edemeyecek olması İspanya’nın vetosunu önleyebilir.
​Sonuçta; bağımsız İskoçya Avrupa Birliği’nin kapısını çaldığında genişleme Avrupa Birliği’nin gündemine gelecek. Zaten Avrupa Birliği sisteminin bir parçası olmuş İskoçya’nın üyeliğine Kopenhag kriterleri bağlamında itiraz etmek söz konusu olamaz. Bağımsız İskoçya’nın üyeliği yönünde tek engel ayrılıkçı hareketler ile mücadele eden İspanya olabilir ki; Londra’nın bağımsızlığına izin verdiği İskoçya’nın İspanya için de sorun olmaması gerekir.
Yazının başında genişlemenin gündemde olmamasının Avrupa Birliği’nin artık genişlemeyeceğinin zımni ifadesi olduğu yönündeki okuma, İskoçya’nın bağımsızlığını kazanması halinde geçerliliğini yitirecek gibi görünüyor.

Doç Dr Dilek Yiğit

Yorumlar