PUTİN NAZARBAYEVİN KOMBİNASİYASINI TƏKRARLAYACAQ

’’AVRASYA HİZMET ÖDÜLLERİ” SAHİPLERİNİ BULUYOR…

İsrail, Mısır-Yunanistan-GKRK Türkiye’yi Doğu Akdeniz’den ve Kıbrıs’tan kovmak istiyor

Papa Putin rekabeti: Ukrayna Ermenistan Kazakistan sıradaki neresi

Almanya Tasarıyı Neden Kabul Etti ve Türkiye Ne Yapmalı?

Manşet Üstü, Türkiye 4 Haziran 2016
1.076

Almanya Tasarıyı Neden Kabul Etti ve Türkiye Ne Yapmalı?ümirnazmih
Almanya Federal Meclisi’nin ‘’Ermeni soykırım iddiaları’’yla ilgili tasarıyı kabul etmesinden sonra Almanya’ya haklı olarak kızdık ve Almanya’nın soykırımcı tarihinden dem vurmak da ilk tepkimiz oldu. Bu konuda haksız da sayılmayız. Almanların sadece Yahudi soykırımını değil, Afrika’da gerçekleştirdiği Herero ve Namaka soykırımlarını da hatırlarsak, Almanları dünya tarihinde soykırım yapan milletler listesinde en yukarılara koyabiliriz. Fakat bütün bunlar ne yazık ki bizim haklılığımızı dünyaya duyurmamıza yardımcı olmuyor. Bizim bu noktada Şarki bir tavır olan veryansını bırakıp, ‘’Almanlar bu tasarıyı neden onayladı’’ ve ‘’bizim bundan sonra ne yapmamız gerekiyor’’ soruları üzerine düşünmemiz gerekiyor.
İlk önce Almanya’da bu siyasi tasarı neden geçti sorusu üzerine varsayımlarda bulunalım:
1. Türkiye’deki uzmanlardan birinin söylediği gibi bu tasarının onaylanmasının Alman muhalefetinin Merkel’i dış politikada sıkıştırmaya yönelik bir hamlesi olduğunu söyleyemeyiz; çünkü soykırım tasarısıyla ilgili düzenlemeyi Hıristiyan Demokrat Parti önceden yapmıştı. Hatta soykırım yalanının 100. yılında geçen sene Merkel açıklamasında tehciri ‘’soykırım’’ olarak da nitelendirmişti. Fakat o dönem Türkiye’nin tepkisinden çekinildiği için tasarı meclise sunulmadı. Peki, neden bugün sunuldu ve onaylandı?
2. Merkel, uzun süredir mülteci sorunu ve vize konusu üzerinden Davutoğlu kanalıyla gerçekleşen Türkiye ile yakınlaşmasında, Alman ve Avrupa basınında birçok eleştiriye maruz kaldı. Hatta Merkel, Alman basınında Cumhurbaşkanı Erdoğan kast edilerek, ‘’Merkel, Türkiye’deki megaloman bir diktatörün şantajlarına boğun eğiyor’’ şeklinde itham ve iftiralara maruz kaldı. Hatta Spiegel’in 3 Haziran tarihli haberinde ‘’Almanların %91’i Erdoğan’ın Türkiye’sine güvenmiyor’’ şeklinde bir haber yayınlandı.’’ Oyları düşen ve iç politikada sıkışan Merkel’in iç kamuoyuna mesaj vermek için bir adım atması gerekiyordu. Bu aynı zamanda Davutoğlu’nun Başbakanlıktan ayrılmasından sonra, Erdoğan’a yönelik karalama kampanyasına da paralel olarak Almanya’nın Erdoğan’a ve Erdoğan’ın politikalarına yönelik doğrudan bir mesajıydı.
3. Merkel’in sadece iç kamuoyuna değil, dış kamuoyuna ve Batı’ya da bir mesaj vermesi gerekiyordu. Çünkü mülteciler üzerinden AB’nin Türkiye ile pazarlık yapması nedeniyle, AB ilkelerini ve normatif yapısını kaybettiğine yönelik çok güçlü eleştiriler aldı. Ayrıca Türkiye’ye vize serbestisi konusu, İngiltere’deki AB’den çıkmak isteyen muhalifler tarafından bile kullanılmaya başlanmıştı. İngiltere’de, ‘’70 milyon Türk Avrupa’ya gelecek bizim AB’den çıkmamız gerekiyor’’ şeklinde İngiltere’nin AB’den çıkmasına yönelik propaganda Türkiye üzerinden gerçekleşmeye başlamıştı.
4. Soykırım kavramı uluslararası politika ve dünya gündeminde 1948’de Birleşmiş Milletler tarafından ‘’Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi’’ ile yer bulmaya başladı. Soykırım kavramı 2. Dünya Savaşı sonrası adeta Almanlarla özdeşti. Türklerin de soykırımla yaftalanması bir bakıma Almanya için soykırım etiketinden kurtulması ve soykırım kavramının normalleşmesi için olanak tanımakta.
5. Avrupa Birliği’nin en güçlü ve motor üyesi olan Almanya’nın bu tasarıyı meclisinden geçirmesiyle, diğer AB ülkelerinin de soykırım tasarısını meclislerinden geçirmelerinin önü açılmış oldu.
6. Almanya’daki Türklere de mesaj verildi. Alman derin devletinin tetikçisi olan Cem Özdemir gibi Türkiye kökenli Yeşiller Partisi milletvekilleri ön plana çıkartılıp kullanılırken, Yeşillerin adayı Nebahat Güçlü kısa süre önce MHP’nin Almanya’daki Ülkü Şölenine katıldığı için partisinden ihraç edilmişti. Bu Almanya’nın Almanya’daki Türklere siyaset yapmak için çizdiği alanı ve mesajı göstermektedir.
Peki, Türkiye bundan sonrası için ne yapmalı?
1.Türkiye’nin Almanya’nın siyasi kararı sonrası bir adım atması gerekiyor. Türkiye’nin en çok ihracat yaptığı ülke Almanya olması nedeniyle, Türkiye’nin Almanya’ya ekonomik bir yaptırım yapması mümkün gözükmüyor. Türkiye’nin yapması gereken en önemli adım, Geri Kabul Anlaşması’nı uygulamaktan vazgeçip, mültecilerin Avrupa’ya geçişine izin vermek olmalı.
2. Avrupa’da en çok ve elli yıldır Türk nüfusun bulunduğu ülkede bile diasporamızın güçlü olmadığı ve lobicilik yapamadığı ortaya çıktı. Bundaki en önemli nedenlerden biri Avrupa’daki Türklerin arasına siyasetin ve çeşitli cemaatlerin bulaşması. Türkiye’nin Almanya ve Avrupa’daki diaspora politikasını daha kapsamlı hale getirmesi ve iç politika merkezli olmaktan çıkarmaya başlaması gerekmektedir.
3. Türkiye ve Azerbaycan diasporasının en temel ve ortak meselelerinden biri Ermeni meselesidir. Bu bağlamda Türkiye ve Azerbaycan ortak bir diaspora politikası geliştirmeli, Türk Konseyi, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı gibi önemli kurumlarımız, Azerbaycan Diaspora Bakanlığı ile ortak çalışmalar yapmalı.
5. Hem iç hem de dış politikada Türkiye’nin çok net bir söylem içerisine girmesi gerekmektedir. Çünkü belirsizlik; Türkiye iç kamuoyundaki, ‘’artık yüzleşelim’’ veya ‘’olayı İttihatçılara atıp kurtulalım’’ gibi mantık dışı ve sanki gelecek nesillerin bu şekilde soykırım ithamlarından kurtulacakmış gibi söylemlerin oluşmasına ve Türk insanı üzerinde algı operasyonunun gerçekleşmesine olanak sağlamaktadır.
6. Fransa’daki Paris saldırıları ve Almanya’daki son gelişme göstermektedir ki, Türkiye’de AB’nin en önemli iki ülkesini bile tanıyan ve dilini bilen uzmanımız çok az sayıdadır. Türkiye’de artık AB uzmanlarından ziyade, ülke uzmanlarına ihtiyaç olduğu ortaya çıkmıştır.
7. Her Türk vatandaşının Ermeni meselesiyle ilgili bilgisi ve yurtdışına çıktığında söyleyecek birkaç sözü olmalıdır. Çünkü, yurtdışında Ermeni ve Türklerin bir araya geldiği ortamda Ermenilerin Türklere nazaran bu konuda yanlış da olsa ne kadar çok argümana sahip olduğu ve Türklerin iki kelam edemeyip ezilip büzüldüğüne birçok kez şaşkınlıkla tanıklık ettim.
8. Türkiye’nin, Almanya ve AB ile ilişkilerinin büyük zarar görmesiyle birlikte Rusya ile olan ilişkilerini düzeltmesi daha fazla elzem olmuştur. Ermenistan’ın Rusya’ya daha da bağlı hale gelip, Rusya’nın adeta Kaliningrad’ı haline dönüşmeye başladığını düşünürsek; Türkiye’nin Rusya ile olan ilişkilerini düzeltmeye başlaması, Türkiye’nin Ermenistan’ı masaya çekmesine de olanak sağlayacaktır.
9. ve son olarak: Bir toplumun soykırım yalanı üzerine bir geçmiş inşa etse bile, iyi bir gelecek inşa edemeyeceği ve Hrant Dink’in de dediği gibi; ‘’Türkler ve Ermeniler arasındaki hastalıklı ilişkinin reçetesinin Fransa ve ABD senatosunda olmadığı, Türklerin ve Ermenilerin birbirlerinin doktoru olduğu’’ unutulmamalıdır.
Ümit Nazmi Hazır / Kafkassam Uzmanı

Yorumlar