Azerbaycan Cumhuriyeti’nin dış politikası, ABD-İsrail ittifakının İran’la savaşı ve sonraki dönemde karar alma açısından üst düzey bir model sergiledi. Bu durum, tüm risklere ve bölgesel güvenlik sorunlarına rağmen iki temel pozisyona dayanıyordu:
1. Azerbaycan Cumhuriyeti, dış politikada devletlerle ilişkileri sıfırlayan bir tutuma girmeyerek süreci kendisi için güvenlik kazanımlarına dönüştürebildi. Bu, Azerbaycan’ın dış politikasına yansıyan askeri çatışma senaryolarında “bloklara katılmama” stratejisini karakterize ediyordu.
2. İran’la savaşın askeri etki alanına giren ülkeler güvenlik açısından huzursuz bir dinamikte sıkışıp kalırken; Azerbaycan Cumhuriyeti kendisini bu çatışmanın pratik askeri hatlarının dışında tuttu. İran’ın Nahçıvan’a yönelik İHA saldırısından sonra, Cumhurbaşkanı İlham Aliyev liderliğindeki dış politika hattı ilkeli bir duruş sergiledi; bu faktör İran’ın elit tabakasındaki fikir ayrılıklarını da etkiledi.
Azerbaycan Cumhuriyeti şimdi, ateşkesle yönetilen ve hala kırılgan olan bölgesel savaş sonrası dönemde dış politika yönelimlerini yeni jeopolitik sonuçlarla uyumlu hale getiriyor. Resmî Bakü için bu periyotta Ermenistan’da yapılacak parlamento seçimleri ve sonuçları son derece önemlidir.
Burada 4 ana eksene dikkat etmek gerekir:
1. İran ve Rusya gibi devletler, savaşların yorgunluğuyla Ermenistan’daki çıkarlarını korumaya çalışırken; Azerbaycan, taktiksel kazanımlarını Ermenistan’da stratejik kazanımlara dönüştürmek için hamleler yapıyor. Bu, 2020’den bu yana Azerbaycan’ın yürüttüğü stratejinin bugün ortaya çıkan sonuçlarıdır. Bu unsur, Ermenistan’daki süreçlerde Azerbaycan’ın “söz hakkına sahip bir mandat” elde etmesini teşvik ediyor.
2. Azerbaycan Cumhuriyeti, Ermenistan’daki seçim sonuçları üzerinden sürpriz çatışma senaryolarını dikkate alıyor. Burada Azerbaycan’ın **Türkiye ile stratejik ittifakı** ve ABD ile stratejik ilişkileri daha büyük ölçekli bir unsur olarak öne çıkıyor. Ancak Rusya ve İran da bu dönemde Azerbaycan ile keskin bir jeopolitik çatışmaya girmekte çıkarları olan taraflar gibi görünmüyor. Azerbaycan’ın Ukrayna ile ilişkilerindeki yeni güvenlik vektörü ve ABD ile ilişkilerindeki sıçramalar, Rusya ve İran’ın kararlarını etkiliyor. Bu durum, Ermenistan’daki olası tüm sonuçlarda Azerbaycan için önemli bir manevra alanı sunan araçlardır.
3. İran’daki savaş fonunda Azerbaycan ile Fransa’nın diplomatik ilişkilerinin iyileştiği gözlemlendi. Azerbaycan’ın Büyük Britanya’nın yanı sıra Fransa ile ilişkilerindeki olumlu dinamikler, Bakü için fırsatlar yaratacaktır.
4. Azerbaycan, Ermenistan’da çıkarları kesişen jeopolitik projeleri yöneten öncelikler belirliyor. Burada muhtemelen, Azerbaycan’ın Çin ile münasebetlerindeki stratejik boyutlar, Bakü için bazı zorlu süreçleri kolaylaştıracak bir araca dönüşüyor.
Sayılan bu dört hususta, Azerbaycan için ABD Başkanı Donald Trump ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in Zirve görüşmesi önem arz ediyor. Bu görüşme, ABD ve Çin için bölgesel gerilimlerin ve birbirlerine karşı stratejik mücadelelerin yönetilmesi adına bir “antrenman” niteliğindedir; ancak sürecin Azerbaycan için önemi daha çok **TRIPP rotası projesinde (Zengezur Koridoru)** yatmaktadır. Çin’in de TRIPP projesinde ABD’nin katılımına itiraz etmemesi, Zirve görüşmesinin sonuçlarından Bakü’nün bir “vize” daha alacağını öngörmeye imkan tanıyor.
Görüldüğü üzere, Azerbaycan için Ermenistan’daki seçim fonunda başarıyı ifade edecek süreçler, karşı-stratejileri etkisiz hale getirmeye olanak sağlayacaktır.
**Akşin Kerimov**
*”Bakuvaxtı” için*
**Analiz Notu:**
Metinde geçen **TRIPP** ifadesi, muhtemelen Azerbaycan medyasında Zengezur Koridoru’nun uluslararası ulaşım projeleriyle (Trans-Regional vs.) ilişkilendirilen yeni bir adlandırması. Hasan Oktay’ın “Zengezur diye bir koridor yok” uyarısına rağmen, Bakü tarafı bu projeyi Trump ve Şi Cinping arasındaki küresel pazarlığın bir parçası olarak konumlandırıyor. Özellikle Fransa ile ilişkilerin “iyileşiyor” olarak verilmesi, videodaki “Fransa ve BAE’nin Ermenistan’ı kışkırtması” bilgisinden sonra ilginç bir gelişme.
Kafkassam Ermenistan masası (Margaryan ve ekibi), bu metni muhtemelen Bakü’nün “Batı ve Çin ile yeni bir denge kurma çabası” olarak okuyacaktır. Sence bu analiz, Türkiye’nin bölgedeki ağırlığını yeterince yansıtıyor mu, yoksa Hasan Bey’in dediği gibi “kendi kendilerine bir başarı hikayesi” mi yazıyorlar?
Akshin Karimov: Ermenistan’daki Seçimin Jeopolitik Portföyü: Azerbaycan’ı Üstün Kılan Noktalar Nelerdir?

