Kissinger – Putin buluşması ve geri adım ihtimalleri

Arap Ülkelerinin Katara Karşı Tutumu

Gözde Kılıç Yaşin yazdı: Sorunlarını Çözme ve Çözülme Denkleminde Makedonya

Rus resmi televizyonu: İncirlik’ten kalkan uçak Erdoğan’ın uçağını düşürecekti

AB CORONA ONARIM FONU

Gündem 21 Temmuz 2020
106

Avrupa Birliği’nin (AB) 2021 yılı bütçesi ile koronavirüs salgınından en fazla etkilenen Güney Avrupa ülkelerinin desteklenmesi amacıyla oluşturulacak “Korona Onarım Fonu” için Cuma günü Brüksel’de toplanan liderler zirvesinde, bütün hafta sonu devam eden görüşmelerde uzlaşma sağlanamadı. Günlerdir üye ülkeler arasında destek fonu konusunda ciddi görüş ayrılıkları yaşanmaya devam ediyor.
Macaristan’ın başını çektiği Doğu Avrupa ülkeleri ile İtalya öncülüğündeki Güney Avrupa ülkeleri, Hollanda’nın liderlik ettiği “Tutumlu” ülkelere karşı mücadele ediyor. Koronavirüs salgının yarattığı tahribatı gidermek için başta İtalya, İspanya ve Portekiz olmak üzere, üye ülkelere sağlanacak 750 milyar euroluk kurtarma fonu konusunda, “Tutumlu Ülkeler” denilen Hollanda, Avusturya, Danimarka, İsveç ve Finlandiya katı bir muhalefet izliyor. Almanya ve Fransa’nın girişimiyle hazırlanan “Koronavirüs Kurtarma Paketi”, 750 milyar euronun üçte birinin salgından en fazla etkilenen ülkelere kredi olarak verilmesi, geri kalan 500 milyar euroluk kısmının da hibe edilmesini öngörüyordu. Ancak Hollanda ve Avusturya’nın başını çektiği ülkeler, hibe önerisine karşı çıkıyor. Bu ülkeler, hibe edilecek kaynağın siyasi otoriteler tarafından “çar çur edileceği” gerekçesiyle, 750 milyar euroluk fonun tamamının, reform planları karşılığında kredi olarak verilmesinde ısrar ediyor. Salgından ağır şekilde etkilenen üyelerin, ekonomik ve sosyal kalkınmaya dönük güçlü reform planları hazırlaması ve bunun karşılığında kredi verilmesini isteyen muhalif ülkeler, böylece Avrupa’daki diğer vergi mükelleflerinin zarara uğramayacağını savunuyor. İtalya’nın başını çektiği Güney ülkeleri ise, hibe için bastırıyor.
AB zirvesindeki tüm bu tartışmalar ülkeler arası büyük ses uyandırmış medyanın gündemlerine de sert bir şekilde oturmuştur. AB ülkeleri birbirine düşmüş son 20 yılın en uzun zirvesinde 4. güne kadar uzamıştır. Vatandaşa kişi başı 4€’ya mal olacak bu bütçe ve kurtarma paketleri konusunda ‘cimri kuzey’ ve ‘tembel güney’ çatışması aşılamıyor. Zaten AB’de geçmişte yaşanan kuzey-güney hattındaki ayrışmalar bu zirvede de İtalya ve İspanya gibi bu pandemiden en ağır etkilenen Güney ülkeleri ile Komisyon’un yardım paketinin fazla cömert olduğunu savunan Hollanda, Danimarka gibi kuzey ülkeleri arasındaki çatışmayla da kendini apaçık bir şekilde gösteriyor. 4 gün boyunca ‘parçalanmış avrupa’ manşetleri altında çok sert yüzleşmelerin yaşandığı zirvede Hollanda Başbakanı’nın bu tutumunun arkasında, ülkesindeki “popülist kanattan gelen baskıların” rol oynadığını da öne sürüldü.
Hollanda ve beraber hareket ettiği ülkelerin olumsuz tutumu, sadece Güney ülkeleri değil, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Almanya Başbakanı Angela Merkel’in de tepkisine neden oldu. Brüksel’deki kaynaklara göre de 3 gün sonuç alınamayan ve pazartesi öğleden sonraya sarkan zirve, Macron ve Merkel için “güç kaybı” anlamına geliyor. Son birkaç aydır AB üyesi ülkeleri kurtarma fonu konusunda ikna etmeye uğraşan iki liderin, tüm çabalarına rağmen, bunda başarısız olduğu ve birlik içinde Paris – Berlin ittifakının itibar kaybettiği belirtiliyor. Alman lider Merkel, AB zirvesinde herhangi bir anlaşma olmadığını söyledi eğer anlaşma olmaz ise AB için bu belki de cenaze töreni demektir. Milyonları işsiz bırakıp Hollanda’nın isteği ile birliğin diğer ülkelerinin zarar görmesine en önce Merkel’in karşı çıkması görüşü de kafalara yer edebilir. Almanya ve Fransa’nın olmaması AB için dezavantajdır. Ne de olsa Avrupa Birliği bütçesine net katkı sağlayan ülkelerle net faydalanan ülkeler belli. Net katkı sağlayan Almanya ve Fransa iken net faydalan Polonya’dır. Almanya bu çatışmalar süresinde ne kadar lider rolü üstlense de otoritesi de sallanmadı da değil. Bu anlaşılamaz sorunlar doğrultusunda seçeneklerden biri de bu ufak devletlerin hepsi Almanya ve Fransa’nın dediğine gelerek euro çok değer kazanabilir. AB zirvesinde uzlaşı sağlanabilecek mi yoksa ülkeler arası parçalanmalar yaşanacak mı? Tüm bu olanlar AB ilişkilerini olumlu veya olumsuz etkileyebilir. Sonucu ilerleyen süreçte göreceğiz.
İstanbul Gelişim Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümü öğrencisi ve Kafkassam Stajyeri
Zühre Aleyna Mazlumcu

Yorumlar