Mikayel Zolyan: Rusya, Ermenistan’daki nüfuzundan çatışmasız vazgeçmeyecek
Kremlin artık Ermenistan’ı otomatik bir müttefik olarak değil, Batı ile yürüttüğü rekabetin yeni bir hibrit mücadele alanı olarak görüyor.
Geçen yıl Güney Kafkasya’da en dikkat çekici gelişme Rusya-Azerbaycan ilişkilerindeki krizdi; bu yıl ise Moskova ile Erivan arasındaki gerilim öne çıkıyor. Ermenistan Güvenlik Konseyi Başkanı’nın 2026’da ülkenin karşılaşacağı en büyük riskin “üçüncü ülkelerden gelen hibrit tehdit” olacağını söylemesi, Ermeni siyasi dilini bilenler açısından açıkça Rusya’ya işaret ediyor.
Başbakan Nikol Paşinyan’ın Ermeni Apostolik Kilisesi içindeki bazı üst düzey din adamlarının başka bir devletin çıkarlarına hizmet ettiğini ima eden açıklamaları da aynı yönde yorumlandı. 2025’te Ermeni-Rus milyarder Samvel Karapetyan ile darbe girişimi suçlamasıyla tutuklanan iki başpiskoposun dosyası da bu gerilim bağlamında ele alınıyor. Ermeni yetkililer Karapetyan’ı doğrudan “Rus oligarkı” olarak tanımlıyor.
Erivan’da son dönemde sömürgecilik sonrası söylem de yaygınlaşıyor; hatta Paşinyan Sovyet dönemini anlatırken anti-emperyalist bir dil kullanmaya başladı. Aynı zamanda ABD ile ilişkiler ısınırken Avrupa Birliği ile entegrasyon görüşmeleri sürüyor. Bu tablo ilk bakışta Rusya ile büyük bir kopuşun yakın olduğu izlenimini veriyor.
Ancak gerçeklik daha karmaşık. Ermenistan, Rusya liderliğindeki Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü’nden çekilmeye, ülkedeki Rus askeri üslerini kapatmaya ya da Avrasya Ekonomik Birliği üyeliğini sınırlandırmaya yanaşmıyor. Elektrik şebekesinin millileştirilmesine rağmen Gazprom ve Rus Demiryolları gibi Rus devlet şirketleri faaliyetlerini sürdürüyor. Paşinyan’ın Türkiye ve Azerbaycan bağlantılarının yeniden açılmasında Rus Demiryolları’nın rol almasını istemesi de bu denge politikasını gösteriyor.
Moskova-Erivan ilişkileri inişli çıkışlı bir seyir izliyor. Gerilimi zirveye taşıyan son olay, Rus televizyon yorumcusu Vladimir Solovyov’un Kremlin’i Ermenistan’da “özel askeri operasyon” düzenlemeye çağırması oldu. Bunun üzerine Ermenistan Dışişleri Bakanlığı Rus büyükelçisini çağırdı. Rus propagandası daha önce de Ermenistan’ı hedef almıştı ancak bu açıklama toplumda özellikle sert tepki doğurdu.
Uzun yıllar Moskova’nın Ermenistan politikasını iki unsur belirlemişti: Azerbaycan ve Türkiye ile çatışma ve Ermeni toplumunda Rusya’ya yönelik güçlü sempati. Fakat Rusya’nın 2020 Karabağ Savaşı’na müdahale etmemesi ve 2023’te Karabağ Ermenilerinin bölgeden ayrılması sonrasında bu denklem değişti. Rusya artık Ermeniler için “ağabey” konumunda değil.
Azerbaycan ile çatışmanın sona ermesi —yenilgiyle sonuçlansa bile— Ermenistan’a dış politikasını çeşitlendirme imkânı verdi. Rusya’nın Ukrayna savaşına odaklanmasıyla Sovyet sonrası alandaki etkisinin zayıflaması da bu süreci hızlandırdı. Erivan’ın manevra alanı genişlerken Moskova, bir başka eski Sovyet cumhuriyetini kaybetme ihtimali nedeniyle daha hassas hale geldi.
Bu nedenle Kremlin, Ermenistan’ı artık güvenli bir müttefik değil, Batı ile rekabet ettiği bir cephe olarak görüyor. Planlanan parlamento seçimleri de Moskova açısından yeni fırsatlar barındırıyor.
Bu gerilim ortamında ABD ile imzalanan TRIPP ulaşım projesi kritik bir dönüm noktası oldu. Syunik üzerinden Azerbaycan’ı Nahçıvan’a bağlayacak yol, demiryolu ve enerji-iletişim hatlarını kapsayan proje Ermenistan-ABD ortak şirketi tarafından işletilecek. Ermenistan egemenliğini korurken Azerbaycan engelsiz geçiş elde edecek; ABD ise Avrupa-Orta Asya bağlantısında stratejik bir hat kazanacak.
Erivan için bu model, savaş sonrası Moskova ve Bakü’nün savunduğu “Zengezur koridoru” fikrine göre daha kabul edilebilir görülüyor. Memnun olmayan başlıca aktörler ise İran ve Rusya.
Kremlin, çatışmanın sona ermesiyle Erivan ve Bakü üzerindeki etkisinin azaldığını kabul etmek istemiyor. Bu nedenle Ermenistan’da Rusya’ya daha yakın bir yönetim veya en azından Azerbaycan ile yeniden gerilim yaşayacak bir siyasi tablo Moskova’nın tercihine daha uygun görünüyor. Eski cumhurbaşkanları Robert Koçaryan ve Serj Sargsyan’a bağlı muhalefet ile Narek Karapetyan’ın hareketi bu bağlamda öne çıkıyor.
Moskova’nın dezenformasyon ve nostalji temelli yumuşak güç araçlarını kullanması muhtemel; ancak belirleyici unsur barış sürecinin seyri olacak. Eğer Ermenistan ile Azerbaycan arasında yeniden çatışma çıkarsa muhalefet güçlenir ve Erivan yeniden Moskova’ya yaklaşabilir. Barış süreci ilerler ve TRIPP uygulanırsa Paşinyan’ın iktidarı güçlenir ve Rusya’nın etkisi belirgin biçimde azalır.
Bu durumda Rusya-Ermenistan ilişkileri kopmayacak, fakat daha sınırlı ve pragmatik bir düzleme taşınacaktır. Kremlin’in nüfuzunu kaybetmemek için mücadele edeceği ise şimdiden açık görünüyor.



Yorum gönder