Şimdi yükleniyor

Kafkassam: umut ve gerilim arasında İran ABD görüşmeleri

 

Dün (6 Şubat 2026) Umman’ın başkenti Maskat’ta gerçekleşen İran-ABD dolaylı görüşmeleri, dünya siyasetinde hem bir “umut ışığı” hem de “büyük bir gerilim” olarak yankı buldu. Görüşmelerin ardından taraflardan gelen açıklamalar ve küresel medyadaki algı şu şekilde özetlenebilir:
1. Görüşmenin Somut Sonuçları
Görüşmelerden nihai bir anlaşma çıkmadı ancak “müzakerelere devam” kararı alındı.
* İran’ın Mesajı: Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, görüşmeleri “iyi bir başlangıç” olarak nitelendirdi ve bir çerçeve oluşturmaya odaklandıklarını belirtti. Tahran, uranyum zenginleştirmeyi durdurma veya azaltma konusunda bazı esneklikler sinyali verse de füze programı ve bölgesel vekilleri masaya getirmeyi reddediyor.
* ABD’nin Mesajı: Başkan Trump görüşmeleri “çok iyi” olarak tanımlasa da eş zamanlı olarak İran’ın enerji sektörüne yeni yaptırımlar getiren bir kararname imzaladı. ABD, masada sadece nükleer konuyu değil, İran’ın balistik füzelerini ve bölgedeki milis gruplara desteğini de istiyor.
2. Küresel Algı ve Yansımalar
Dünya basını bu görüşmeyi “uçurumun kenarından dönüş” ancak “fırtına öncesi sessizlik” olarak yorumluyor.

| Bölge Aktör  Genel Algı ve Tepki

| Orta Doğu (Arap Dünyası) | Suudi Arabistan, BAE ve Katar gibi ülkeler, çatışma riskinin azalmasından memnun ancak İran’ın nükleer kapasitesinin kalıcı olarak sınırlandırılmamasından endişeli. Mısır ve Katar’ın arabuluculuk çabaları vurgulanıyor.

 İsrail  İsrail basını ve hükümet çevreleri temkinli. “İran’ın zaman kazandığına” dair bir algı hakim. İsrail, ABD’nin askeri seçeneği masada tutmasını ve İran’ın “sıfır zenginleştirme” noktasına çekilmesini savunuyor. |
Avrupa Birliği  AB, diplomasi kanalının yeniden açılmasını memnuniyetle karşılıyor. Ancak Trump yönetiminin “maksimum baskı” ile “müzakere” arasındaki keskin geçişleri Avrupa başkentlerinde belirsizlik yaratıyor.
Rusya ve Çin  Bu iki ülke, ABD’nin tek taraflı yaptırımlarını eleştirirken, İran’ın Batı ile bir denge kurmasından çekiniyor. Kendi nüfuz alanlarının sarsılmaması için süreci yakından takip ediyorlar.
3. Öne Çıkan Analizler: “Havuç ve Sopa”
Dünya medyasındaki analizlerde iki ana tema ağır basıyor:
Diplomatik Satranç: Görüşmelere ilk kez bir CENTCOM (ABD Merkez Kuvvetler) komutanının dolaylı olarak dahil edilmesi, ABD’nin “Anlaşma olmazsa askeri güç hazır” mesajını (sopa) masaya koyduğunu gösteriyor.
Ekonomik Kuşatma: Görüşmeler sürerken Trump’ın İran ile ticaret yapan ülkelere yönelik ek gümrük vergisi tehdidi ve yeni yaptırımlar, ABD’nin İran’ı ekonomik olarak tamamen boğarak bir anlaşmaya zorlama stratejisinin (havuçtan çok sopa) devam ettiğini kanıtlıyor.

Önemli Not: Görüşmelerin İstanbul’dan Umman’a kayması, Türkiye’nin arabuluculuk rolünden ziyade tarafların daha izole ve gizli bir zemini tercih ettiğini gösteriyor.
Bu kritik görüşmelerin iki ana alandaki yansımalarını şu şekilde detaylandırabiliriz:
1. Enerji Piyasaları ve Petrol Fiyatları
Görüşmelerin başlaması, küresel enerji piyasalarında bir “rahatlama rallisi” yarattı.
Fiyat Düşüşü: Brent petrol fiyatları, “büyük bir bölgesel savaş” riskinin azalmasıyla varil başına %2-3 bandında bir geri çekilme yaşadı. Piyasalar, İran petrolünün yasal yollarla dünyaya daha rahat akma ihtimalini fiyatlıyor.
 Arz Güvenliği: Hürmüz Boğazı’nın kapanma riskinin (İran’ın en büyük kozu) şimdilik masadan kalkması, tanker taşımacılığı sigorta maliyetlerini de aşağı çekti.
2. Bölgesel Güvenlik ve “Vekil Güçler” Dengesi
Dünyadaki güvenlik analistleri, bu görüşmelerin Orta Doğu’daki çatışma alanlarına (Lübnan, Yemen, Irak ve Suriye) nasıl yansıyacağına odaklanmış durumda:
Gerilimi Düşürme (De-escalation): Görüşmeler sürerken İran’ın bölgedeki vekil güçlerine (Hizbullah, Husiler vb.) “bekle ve gör” talimatı verdiği, bu sayede ABD ve İsrail ile olan sürtüşme noktalarında geçici bir sessizlik yaşandığı gözlemleniyor.
İsrail’in Pozisyonu: İsrail basını, Netanyahu hükümetinin bu görüşmeleri “İran’ın nükleer silah için zaman kazanma taktiği” olarak gördüğünü ve ABD’nin İran’a fazla taviz vermesinden endişe duyduğunu yazıyor. Bu durum, İsrail’in “tek taraflı askeri seçenek” kartını hala masada tutmasına neden oluyor.
3. Dünya Kamuoyundaki Siyasi Algı
 Trump Etkisi: Batı medyasında (özellikle CNN, NYT ve BBC’de), Trump’ın hem yaptırımları artırıp hem de “en iyi anlaşmayı ben yaparım” diyerek masaya oturması “öngörülemezlik diplomasisi” olarak adlandırılıyor. Bazı kesimler bunu bir ustalık olarak görürken, bazıları stratejik bir tutarsızlık olarak eleştiriyor.
Halkın Bakışı: İran içinde halk, yaptırımların kalkması ve ekonomik nefes alma umuduyla süreci yakından takip ederken; ABD’de kamuoyu, 2026 seçimleri öncesi bu görüşmelerin yeni bir “rehine krizi” veya “başarısızlık” ile sonuçlanıp sonuçlanmayacağını tartışıyor.
Özetle: Dünya şu an nefesini tutmuş durumda. Herkesin ortak sorusu şu: “Bu gerçek bir barış hamlesi mi, yoksa tarafların daha büyük bir çatışma öncesi cephanelerini toplamak için kullandığı bir mola mı?”
bu süreçten kalıcı bir istikrar çıkar mı, yoksa tarafların kırmızı çizgileri bir noktada müzakereleri tıkar mı?
Kafkassam’ın (Kafkasya Stratejik Araştırmalar Merkezi) bu noktadaki analizi, meselenin sadece bir “nükleer pazarlık” olmadığını, çok daha derin bir jeopolitik mühendislik içerdiğini vurguluyor. Kafkassam’ın perspektifinden bakıldığında, ABD ve İran arasındaki bu görüşmelerin yarattığı dünya algısını şu iki ana sütun üzerinden okuyabiliriz:
1. İstikrar: “Kontrollü Kaos”tan “Düzenli Bölge”ye
Kafkassam, bölgedeki istikrarın ancak İran’ın çevresel etkisinin sınırlandırılmasıyla mümkün olacağını savunuyor.
* Kafkasya Dengesi: İran’ın Kafkasya’daki (özellikle Ermenistan ve Zengezur Koridoru üzerindeki) etkisi, bu görüşmelerin sonucuna göre yeniden şekillenecek. İstikrar vurgusu, İran’ın kuzey sınırlarında daha “uysal” bir politika izlemesi beklentisini içeriyor.
* Enerji Koridorları: İstikrar, sadece silahların susması değil, Hazar ve Orta Doğu enerji kaynaklarının güvenli sevkiyatı demek. Kafkassam analizi, bu görüşmelerin küresel enerji güvenliğini tahkim edip etmeyeceğini bir “turnusol kağıdı” olarak görüyor.
2. Rejim Değişikliği (Regime Change): Gizli Ajanda mı?
Görüşmelerin en tartışmalı ve “Kafkassam” tarzı stratejik akılların üzerinde durduğu nokta burasıdır. ABD’nin (özellikle Trump döneminde) sadece bir anlaşma değil, İran’ın iç dinamiklerini sarsacak bir süreç peşinde olduğu algısı hakim:
Ekonomik Çökertme ile Dönüşüm: “Maksimum Baskı” politikasıyla halkın ekonomik durumunun kötüleşmesi, rejim üzerinde içten bir baskı oluşturuyor. Görüşmelerin “sonuçsuz uzaması”, rejimi halk nezdinde daha da zor duruma düşüren bir strateji olarak okunuyor.
İdeolojik Erozyon: Müzakere masasına oturmak, İran rejimi için “Büyük Şeytan” ile el sıkışmak anlamına geldiği için radikal kanatta bir meşruiyet krizine yol açabilir. Bu da rejim içinde bir çatlak (reformistler vs. muhafazakarlar) yaratma potansiyeli taşıyor.
Dünya Basınındaki Yankısı
Kafkassam’ın bu sert ve gerçekçi vurguları, uluslararası basındaki şu analizlerle örtüşüyor:
* Foreign Policy: “Washington, Tahran’ı masada boğarak teslim almayı hedefliyor.”
* Al Jazeera: “İran, rejim bekasını korumak için nükleerden vazgeçebilir ama bölgesel etkisinden vazgeçmesi rejim değişikliğiyle eş anlamlıdır.”
Sonuç Olarak:
Kafkassam’ın analizi, dünyadaki genel “yumuşama” (detente) beklentisinin aksine, bu sürecin aslında İran rejimini yapısal bir dönüşüme veya çöküşe zorlayan bir kuşatma harekatı olduğunu hatırlatıyor.
Kafkassam’ın bu “rejim değişikliği” vurgusu çerçevesinde,

İran’ın buna karşı geliştirebileceği “direniş ekonomisi” veya bölgedeki yeni ittifakları (Rusya-Çin aksı) hakkında  bir analiz 
Kafkassam’ın vurguladığı “rejim değişikliği” ve “istikrar” denklemi, İran’ı köşeye sıkışmış bir satranç oyuncusuna dönüştürüyor. Ancak Tahran, bu kuşatmayı yarmak için “Direniş Ekonomisi” ve “Doğu’ya Bakış” stratejileriyle karşı hamleler geliştiriyor.
İşte bu stratejik hamlelerin  analizi:
1. “Direniş Ekonomisi”: Ambargoyu Silah Haline Getirmek
İran, Batı’nın ekonomik baskısını (Sopa) etkisiz kılmak için ekonomisini içe dönük ve “şoklara dayanıklı” hale getirmeye çalışıyor.
Kendi Kendine Yetebilirlik: Savunma sanayi, tarım ve temel sanayi kollarında dışa bağımlılığı minimize ederek, ABD’nin “ekonomik çöküş yoluyla halkı sokağa dökme” planını bozmayı hedefliyorlar.
Gri Piyasa ve Enerji Satışı: ABD yaptırımlarına rağmen İran, petrolünü “hayalet tankerler” ve aracılar üzerinden (başta Çin olmak üzere) satmaya devam ediyor. Bu “kara para” trafiği, rejimin finansal olarak nefes almasını sağlıyor.
2. Rusya ve Çin Aksı: Batı’nın Alternatifi
Kafkassam’ın dikkat çektiği rejim değişikliği tehdidine karşı İran, güvenliğini Asya’nın devlerine bağlıyor:
Çin ile 25 Yıllık Anlaşma: Çin’in “Kuşak ve Yol” projesi kapsamında İran’a yapacağı devasa yatırımlar, Tahran için sadece ekonomik değil, aynı zamanda siyasi bir kalkan. Çin’in İran ekonomisindeki varlığı, ABD’nin doğrudan bir askeri müdahale veya tam ekonomik izolasyon riskini zorlaştırıyor.
Rusya ile Askeri İş Birliği: Ukrayna savaşıyla derinleşen İran-Rusya savunma ortaklığı (İHA ve füze teknolojisi takası), Tahran’ın askeri caydırıcılığını artırıyor. Bu, rejimi devirmek isteyen dış güçler için maliyeti çok yüksek bir tablo yaratıyor.
3. Kafkasya ve Orta Asya’daki Jeopolitik Direniş
Kafkassam’ın uzmanlık alanı olan bu bölgede İran, rejim değişikliği baskısını “yayılmacı istikrar” ile dengelemeye çalışıyor:
* Zengezur Koridoru Engeli: İran, bu koridoru kendisine yönelik bir kuşatma ve kuzeyle bağının kesilmesi olarak görüyor. Bu noktada sergilediği sert tutum, hem iç kamuoyuna “güçlü devlet” imajı veriyor hem de bölgesel denklemi kendi lehine zorluyor. Kafkas tam olarak biz bu stratejik zorluğu gördüğümüz için bir koridor değil Türkiye Ermenistan Azerbaycan üçlü barışın gerçekleşmesi ile bölgede herkesin onaylayabileceği bir barış atmosferinin oluşması en mantıklı çözümdür. Bunun yanında uluslararası hukuk metinleri mantığı çerçevesinde meseleye baktığımızda ise 10 Kasım barış antlaşmasıı’nda Laçin koridoru ifadesi olmakla beraber Zengezur koridoru ile ilgili herhangi bir atıf mütekabiliyet söz konusu değildir. Buna rağmen böyle bir beklentinin ortaya çıkması tamamen hayal ürünüdür. Kafkassamın  uluslararası Hukukçuları Zengezur koridoru ile ilgili yapmış olduğum araştırmalarda   Böyle bir sürecin mümkün olmadığını ifade etmektedir.

* Bölgesel İttifaklar: İran; Hindistan ve Rusya ile birlikte geliştirdiği Kuzey-Güney Taşıma Koridoru (INSTC) üzerinden, Batı kontrollü deniz yollarına alternatif bir ticaret rotası oluşturarak “izolasyon” duvarını yıkmaya çalışıyor.
Özet: Rejim Hayatta Kalabilir mi?
Kafkassam’ın haklı olarak vurguladığı gibi; ABD’nin masadaki nihai hedefi nükleer başlıklar değil, İran’ın bölgesel bir güç odağı olmaktan çıkarılmasıdır. * Tehdit: İçerideki ekonomik hoşnutsuzluk ve dışarıdaki askeri baskı, rejimin meşruiyetini sarsıyor.
* Savunma: Çin’in parası, Rusya’nın askeri desteği ve yerel “vekil güçlerin” (Hizbullah, Husiler) yarattığı kaos kapasitesi, rejimin hayatta kalma garantileri gibi gözükse de Çin ve Rusya Amerika’nın İran’a uzun sürebilecek bir operasyon yapmasını arzu etmekteler çünkü Amerika’yı başka türlü dünya stratejisinde dengeleme şansları söz konusu olmayacaktır. Rusya dört yıldır Ukrayna’da vermiş olduğu mücadelede kayıpları göz önünde bulundurarak aynısını Amerika’nın da yaşamasını arzu etmekte Çin ise Amerika’yı İran’da oyalayarak kendi gelişimini tamamlamak arzusundadır.

6 Şubat‘ta gerçekleşen İran Amerika görüşmelerinin devam etmesi bölge istikrar açısından son derece önemlidir. Bu bağlamda Trump Venezuella ve Garland problemini dünya kamuoyunda unuttururken diğer taraftan Yaklaşan Senato seçimlerini de kendi lehine çevirmek arzusunda. Trump Netenyahu çekişmesi de bölge politikalarına etki ettiği göz önünde bulundurulduğunda Trump aslında zor bir döneme ile karşı karşıya2026’nın son ayları hem Trump hem de Netenyahu için bir dönüm noktası olacak. Trump bu süreçte Netenyahu’yu devre dışı bırakıp Orta Doğu’da Türkiye modelinin uygulanmasının önünü açacak gibi gözükmektedir. Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarının oluşturmuş olduğu Türkiye modelinde laiklik demokrasi insan hakları hukukun üstünlüğü’ne dayalı bir sistem sözkonusudur bu da şu anda orta Doğu’nun en fazla özlediği barış ortamının temelini oluşturmaktadır.

Yorum gönder