Ali Şahin: İran’daki Toplumsal Hareketlilik ve Sürgündeki Veliaht Prens Reza Pehlevi
İran’da Aralık ayının son haftasında başlayan protestoların üzerinden 10 günden fazla bir süre geçti. Bu sürece kadar ekonomik krizin derinleşmesi ve ulusal para biriminin hızla değer kaybetmesi, İran’ın başkenti Tahran’da bulunan ticaretin kalbi konumundaki “Büyük Pazar” ve çevresinde hareketliliğe sebep oldu. Bölgede bulunan pek çok esnaf kepenk kapatarak hükümeti protesto etti. Bu protestolar zaman içerisinde halk tabanına yayılarak ülkenin geneline yayıldı. Bu doğrultuda barışçıl bir şekilde ortaya çıkan protesto hareketleri belli bölgelerde şiddet ve silahlı çatışmalara dönüştü. Bununla birlikte meydanlarda İran’ın eski lideri Rıza Şah adına sloganların atıldığı görüldü. Nitekim bu sloganların rejim aleyhine atıldığı ifade edilecek olursa; İran’da rejim değişimi söylemi tekrar gündeme geldi. Buna ek olarak İran’da son yıllarda meydana gelen protestolarda rejim aleyhine ve Şah lehine atılan sloganlarda sıklıklar görülmektedir. Bu bağlamda İran’ın Veliaht Prensi Rıza Pehlevi’nin İran halkına müesses nizamın yıkılması gerektiğini, bunun İran halkının elinde olduğunu söyleyen pek çok mesajı, sosyal medya, diaspora ya da yabancı medya üzerinden ifade ettiği görülmektedir. Bu söylemler üzerinden Reza Şah’ın kim olduğu, İran halkına ne vaat ettiği ve halk tabanında karşılığı merak edilen bir konudur. Bu çalışmada Reza Şah genel olarak incelenmeye çalışılacaktır.

Pehlevi Hanedanı
Mazendan[1] kökenli bir hanedan olan Pehlevilerin kurucusu Rıza Pehlevi 1919 soyadı kanunu ile birlikte bu soyadı almıştır. Rıza Pehlevi Kazak Tugayların komutanı olarak 21 Şubat 1921’de 3 bin asker ve 18 makineli tüfek ile Tahran’ın kontrolünü ele geçirmiştir[2]. Pehlevi 1923’ten 1925’e kadar ülkedeki Arap, Kürt isyanlarını bastırarak iktidarı ele geçirdi. Böylece İran’da Kaçar hanedanının iktidarı sona ermiş, Pehlevi hanedanı iktidara gelmiştir. Rıza Pehlevi ülkede sayısız reform yapmıştır. Bu süreçte dünyadaki konjonktürel durum Rıza Şah’ın iktidarını da etkilemiştir. Zira mevcut dönemde İkinci Dünya Savaşı patlak vermiş, Rıza Şah’ın kendisini Almanların yanında konumlandıracağı şüphesi uyanmıştır. Bu minvalde İngilizler ve Ruslar İran’ı işgal etmiş, Rıza Pehlevi’nin görevden ayrılması için baskı yapmıştır. Rıza Pehlevi bu baskılara dayanamayarak tahtı büyük oğlu Muhammed Rıza Pehlevi’ye bırakarak, Güney Afrika’nın başkenti Johannesburg’a gitmiştir[3].
II. Dünya Savaşı sırasında babasının tahttan indirilmesinden sonra iktidara gelen Muhammed Rıza Pehlevi, İran’da hızlı modernleşme ve merkezileşme politikalarını uyguladı, ancak siyasal katılım manasında sınırlı kaldığı bir dönem yaşadı. Muhammed Rıza Pehlevi, 1953’te Başbakan Muhammed Musaddık’ın devrilmesinden sonra otoritesini pekiştirdi. “Beyaz Devrim” adı verilen reformlarla toprak düzenlemeleri, kadınlara oy hakkı ve eğitim yatırımları gibi hamleler yapmıştır. Ancak İran’ın merkezi istihbarat örgütü “SAVAK” yoluyla muhalefeti baskı altında tutmuştur. Petrole dayanan ekonomisiyle birlikte büyüme sağlasa da gelir dağılımındaki adaletsizlik, siyasal baskılar ve kültürel kopuş algısıyla toplumsal hoşnutsuzluğu artırmıştır. Bu süreçte 1979 İran İslam Devrimi ile birlikte Pehlevi monarşisi sona ermiştir. 16 Ocak 1979’da İran’dan ayrılan Muhammed Rıza Pehlevi, 1980’de Mısır’da kanserden hayatını kaybeder[4].

Veliaht Prens Rıza Pehlevi
Rıza Pehlevi, 31 Ekim 1960 yılında Tahran’da dünyaya gelmiştir. Eğitimini Tahran’da özel krallık askeri okullarında tamamlamış, ardından pilotluk eğitimi almak üzere ABD’ye gitmiştir. Ancak bu sırada İran’da İslam Devrimi meydana gelmiş, o da Mısır’a dönerek monarşi anayasası üzerine yemin etmiş ve sürgünde bir hükümet kurmuştur. Bu faaliyetinden sonra tekrar ABD’ye dönerek siyaset bilimleri eğitimi almıştır[5]. Pehlevi ABD’de bulunduğu süre zarfında siyasi faaliyetlerine hız vermiştir. Bu süreç içinde yurtdışındaki başta ABD ve Fransa’daki rejim muhalifi İran diasporasını kendi etrafında toplamaya çalışmış, bu doğrultuda toplantılar düzenlemiştir. Pehlevi, 2013 yılında “Özgür Seçimler İçin İran Ulusal Konseyi” yapısının teşkil edilmesinde öncülük etmiştir.

Siyasi Görüşleri
Veliaht Prens Rıza Pehlevi, pek çok platformda kendisini laik, demokratik ve liberal bir isim olarak tanımlıyor. Ülkede halkın taleplerini yok sayan bir yönetimin olduğunu ve değişimin ancak içeriden geleceğini ifade ediyor. Kendisinin amacının ise geçmişi yeniden canlandırmak değil, tüm İranlıları demokratik bir geleceği güvence altına almak olduğunu ifade ediyor. Dahası İran’ı özgür seçimlere, hukuk üstünlüğüne ve kadınlara eşit haklar sağlayacak bir rehber olacağını belirtiyor. Ülkede kurulacak rejime ise geniş bir referandum ile halkın karar vereceğini ifade ediyor. Diğer taraftan rejimi ortadan kaldırmak için şiddet olaylarından tamamen kaçınılması gerektiğini ifade ediyor. Bu minvalde diğer rejim muhalifi Halkın Mücahitleri Örgütünü kendisinden uzak tutuyor. Ona göre ülkede gerçekleşecek şiddet olayları İran’a zarar verecektir. Değişim ancak sivil itaatsizlik ile gerçekleşebilir.
Pehlevi, 2022 yılında meydana gelen Mahsa Amini protestolarında aktif rol oynamıştır. İslam Cumhuriyeti’nin 44. Yıl dönümünde olan 11 Şubat 2023’te ABD, Kanada, Avrupa gibi pek çok ülkede halk gösterileri düzenlemiştir. Ancak 2023 yılında İsrail’e yaptığı ziyaret, Holokost etkinliğine katılması, İsrail Başbakanı Binyamin Netenyahu ile görüşmesi kamuoyunda büyük tepkilere yol açmıştır. İran ile İsrail arasında meydana gelen 12 gün savaşında da halkı sokağa davet etmekten geri durmamıştır.
Son protestolarda da etkin olan Pehlevi, halka açık destek vermeye devam etmektedir. Halka şehir merkezlerini elde tutmak için uzun hazırlıklar yapmaları gerektiği yönünde çağrılarda bulunmaktadır. Dahası İran silahlı kuvvetlerine seslenerek rejime karşı gelerek halkın yanında bulunmaları gerektiğini ifade etmiştir. Bununla birlikte Trump ve Netenyahu ile görüşme yolları arayarak dış destek aramaktadır.
Sonuç
İran siyasal tarihinde Pehlevi Hanedanı, modernleşme, merkezileşme ve Batı ile entegrasyon arayışlarının simgesi olurken, aynı zamanda otoriter yönetim, siyasal baskı ve toplumsal kopuş tartışmalarının da merkezinde yer almıştır. 1979 İslam Devrimi ile monarşinin sona ermesi, Pehlevi hanedanını fiilen tarih sahnesinden silmiş olsa da hanedanın mirası ve özellikle Veliaht Prens Rıza Pehlevi’nin söylem ve faaliyetleri, İran’daki rejim karşıtı hareketler bağlamında güncelliğini korumaktadır. Rıza Pehlevi, sürgünde yürüttüğü siyasi faaliyetlerle kendisini monarşinin restorasyonundan ziyade laik, demokratik ve liberal bir geçiş sürecinin sembolik figürü olarak konumlandırmaya çalışmaktadır. Ancak İran iç kamuoyundaki sınırlı örgütsel karşılığı, diaspora merkezli siyaseti ve özellikle İsrail ve Batılı aktörlerle kurduğu ilişkiler, meşruiyeti ve temsil kapasitesi konusunda ciddi tartışmaları beraberinde getirmektedir. Son protesto dalgalarında aktif bir aktör olarak öne çıkmasına rağmen, Rıza Pehlevi’nin İran’daki toplumsal muhalefeti ne ölçüde birleştirebileceği ve rejim sonrası olası bir siyasi süreçte belirleyici bir rol oynayıp oynayamayacağı belirsizliğini korumaktadır. Bu çerçevede Rıza Pehlevi, İran’daki rejim karşıtı söylemin sembolik aktörlerinden biri olarak önemini sürdürse de, ülkenin siyasal geleceğinde belirleyici bir lider mi yoksa geçici bir muhalif figür mü olacağı, büyük ölçüde İran iç dinamiklerinin seyrine bağlıdır.
Ancak şunları ifade etmekte de fayda var. Şahlık dönemi, İran halkında bir travma oluşturmuştur. Bu noktada halkın travmatik olarak Pehlevi’ye güven noktasında problemleri bulunmaktadır. Diğer taraftan Şah, ülkede sadece bir sembol figürdür. Halk devlet yönetme noktasında Pehlevi’yi destekleyeceği düşünülemez. Bununla birlikte Pehlevi’nin İsrail ile yakın ilişkileri tepkilere neden olmaktadır. Zira İsrail’in Gazze’de yürüttüğü soykırım ve 12 gün Savaşı’nda İran’da yaşananlar karşısında Pehlevi’nin olmayan imajı İran halkı karşısında bozulmuştur. Diğer taraftan Pehlevi’nin sürekli bir dış destek araması, ona bağımlı olacağı yönünde bir imaj sağlamaktadır. Bu noktada İran halkı monarşi dönemindeki gibi İngiliz-ABD bağımlısı bir yapıyı kesinlikle kabul etmemektedir. Dahası Pehlevi’nin etnik kimlik grupları arasında da bir karşılığının olmadığı düşünülmektedir. Zira zaman zaman bazı etnik kimlik gruplarının monarşi döneminde kendilerine yapılan ayrımcılığa sık sık atıfta bulunmaktadırlar. Hülasa Rıza Pehlevi’nin halk tabanında karşılığının oldukça zayıf olduğu görülmektedir.
[1] Kamran Scot Aghaie, The Martyrs of Karbala: Shi’i Symbols and Rituals in Modern Iran, London-2004 s.49
[2] Ervand Abrahamian, Modern İran Tarihi, çev. Dilek Şendil, İstanbul-2009.
[3] Zeki Cemil Arda, “Şah Rıza Pehlevi”, Atatürk Ansiklopedisi.
[4] Meryem Eda Yerci Güven, “Pehleviler: Şatafattan Sürgüne Bir Hanedanın Yükselişi ve Düşüşü”, Bengütürk, https://www.benguturk.com/yazarlar/pehleviler-satafattan-surgune-bir-hanedanin-yukselisi-ve-dususu-252312h
[5] Mehmet Koç, İran Ulusal Yüksek Konseyi, İRAM, 2019,s.9



Yorum gönder