Fuad Gahramanlı: İran’da Ali Kerimli yoktu ki…
Bozulan Dünya Düzeni Otoriter Rejimlere Ne Vaat Ediyor?
İran’da Ali Kerimli yoktu ki…
Yeni dünya düzeni veya düzensizliği, otoriter rejimlere ne vaat ediyor? Kararlaştırılmış oyun kurallarının olmadığı, gücün öneminin arttığı, uluslararası hukukun düzenleyici rolünün ortadan kalktığı bir dünyada, otoriter rejimler kendilerini daha mı rahat hissedecekler, yoksa başka bir durum mu söz konusu?
Şimdilik otoriter rejimler, uluslararası hukukun ve ondan doğan yükümlülüklerin etkisinin zayıflamasını memnuniyetle izliyorlar. Bu konuda Azerbaycan iktidarının da memnun olduğu açıkça görülüyor. Ülke dışından gelen demokrasi taleplerinin azalacağını ve bu sayede iç politikada otoriterliği güçlendirme imkanlarının artacağını hesaplıyorlar.
Ancak siyaset, pozitif bilimlerden farklı olarak çoğu zaman “bulanık mantığın” (fuzzy logic) geçerli olduğu ve paradokslarla her an karşılaşılabilecek bir alandır.
Güç ve Müdahale Riski
Öncelikle şunu belirtelim: Eski dünya düzeninin yıkılması ve uluslararası sorunların çözümü için platform görevi gören kuruluşların zayıflaması, devletlerin bundan sonra kendi çıkarlarını güç ve ekonomik baskı yöntemleriyle korumaya çalışmasına yol açacaktır. Böyle bir ortamda, küçük devletlerin egemenliğini koruyan uluslararası hukuk işlemediği için, büyük güçler onlara müdahale etme imkanını çok daha kolay elde edeceklerdir.
Bu durumda, rekabet eden büyük güçlerden birinin lehine seçim yapmak zorunda kalan küçük ülkelerin otoriter rejimleri, diğer tarafın müdahalesine çok daha açık hale gelecektir.
“Dişsiz” Çağrılardan “Mecbur Edici” Araçlara
Eğer jeopolitik rekabette saf dışı kalan veya memnuniyetsiz olan taraf büyük demokratik devletlerden biri olursa; o küçük otoriter ülkede demokrasi ve özgürlükler meselesinin gündeme getirilmesi —Venezuela ve İran örneklerinde olduğu gibi— doğrudan veya dolaylı bir müdahale riski yaratacaktır. Yani artık geleneksel, “dişsiz” demokrasi çağrılarının yerini; demokrasi maskesi altında açık veya kapalı zorlayıcı araçların uygulanması alacaktır.
Yok, eğer memnuniyetsiz taraf Rusya veya Batı karşıtı başka bir büyük güç olursa, onlar da içeride toplum tarafından desteklenmeyen otoriter iktidarları güç yoluyla tehdit etmeye çalışacaklardır. Çünkü bugün Venezuela ve İran örneği bir kez daha gösteriyor ki; eğer halk hak hukuktan mahrumsa, eziliyorsa ve ağır sosyal problemler karşısında çaresizse, o ülkeyi yöneten otoriter iktidar içeride ne kadar sert olursa olsun, dış müdahale karşısında ülkenin direnç potansiyeli o kadar zayıf olacaktır.
Halk Desteği: En Büyük Savunma Hattı
Görüldüğü üzere, dünya düzeninin bozulması ve güce dayalı keskinleşen uluslararası rekabet koşullarında, demokrasi talebi aynı zamanda jeopolitik şartlara uygun olarak büyük devletlerin siyasi çıkarı şeklinde gündeme gelebilir. Bu durumda otoriter rejimler, yukarıda açıkladığımız sebeplerden dolayı yeni oyun kurallarına göre kendilerini çok daha zor savunacaklardır.
Öte yandan, otoriter rejimler kendi halklarının nefret ve öfkesini ne kadar sustururlarsa sustursunlar; halk desteği olmadığı için Rusya gibi daha büyük otoriter güçlerin karşısında bile savunmasız kalacaklardır.
Demek ki; yeni uluslararası şartlarda, kendi halkının desteğine ve seçimine dayanan küçük ülkelerin demokratik iktidarları, keskin jeopolitik rekabet ortamında kendilerini çok daha güvenli ve dayanıklı hissedebileceklerdir.
Sonuç: İran Örneği ve Dersler
Son olarak İran örneği bir kez daha gösterdi ki; uzun yıllar boyunca şiddet yoluyla tüm eleştirel fikirleri boğup totaliter bir yönetim kursanız ve tüm alternatifleri ortadan kaldırsanız bile, halkı aldatmak, onun nefret ve öfkesinin önüne geçmek mümkün olmuyor.
Bu nedenle Azerbaycan iktidarı da, sosyo-ekonomik göstergelerin giderek ağırlaştığı bir ortamda muhalefeti hedef seçerek kendisine “ebedi bir garanti” elde ettiğini düşünmemelidir. Çünkü uluslararası çağrılara kulak asmayan baskıcı rejimler, halkların sabır sınırını öyle bir tüketirler ki; onlar için en büyük tehlike, ezilmiş ve korkutulmuş halkın içinde yıllarca birikmiş nefretin bir gün patlamasıyla ortaya çıkar.
Bugün halkın öfkesiyle çalkalanan İran’da ne AXCP (Azerbaycan Halk Cephesi Partisi) ne de Ali Kerimli vardı…



Yorum gönder