Vizyon

İran’ın 17/25 Aralık’ı Mı Geliyor?

İbni-Xəldun: Ərəblər nədən vəhşidir?

Şirvanın və Azərbaycanın xilaskarı Osman Paşa

Türkiyəli politoloq: “NATO Türkiyənin müstəqil iradəsini qəbul edə bilmir”

TRUMP DÖNEMİ ABD – TÜRKİYE İLİŞKİLERİNE FARKLI BİR BAKIŞ: OBAMA DÖNEMİNİ ARATABİLİR

Gündem 1 Ocak 2017
429

Donald Trump’ın ABD Başkanı seçilmesi Türk kamuoyunda Amerika’nın Ortadoğu politikaları ve Türk – ABD ilişkileriyle ilgili yeni umutlar yarattı. Trump dönemi Türkiye için beklendiği kadar iyi geçmeyebilir, tam tersine Obama dönemini dahi aratabilir. Yeni dönemin Türkiye ve dünya üzerindeki asıl etkileri, Trump’ın Ortadoğu’da yapacağı manevralardan ziyade, Karadeniz ve Doğu Avrupa’da atacağı adımlarla belli olacaktır. ABD’nin eski Dışişleri Bakanı Henry Kissinger’ın, Trump’a Kırım’ı Rusya’nın bir parçası olarak tanıması tavsiyesini verdiği iddia ediliyor. Trump’ın böyle bir adım atmasının, Türkiye ile ABD’nin arasında esecek yeni soğuk rüzgarların kendini Ortadoğu’dan önce Karadeniz’de göstermesine sebep olabilir.

ABD’nin, Rusya’nın Karadeniz ve Doğu Avrupa’daki genişleme politikasına müdahale etmeme ihtimali de bulunuyor. AB’nin en büyük askeri gücüne sahip ülkelerden Birleşik Krallık’ın AB’den ayrılma kararının ardından, Rusya tarafından atılacak böyle bir adımın Doğu Avrupa için daha büyük bir tehdit haline gelmesi muhtemeldir. ABD’nin yeni başkanı Donald Trump, NATO’nun da Rusya’ya karşı daha pasif bir politika izlemesine sebep olursa, bu AB’nin kendi güvenliği için daha radikal adımlar atmasına yol açabilir. Bir süredir konuşulan AB ordusu projesinin gerçekleşmesi zor bir ihtimal olarak görünse de , ABD’nin Avrupa güvenliği konusunda daha pasif davranması halinde AB’nin başı popülistlerle belada olan liderleri bir AB ordusu kurulması kararı alabilir. Türkiye’de gitgide artan AB şüpheciliği ve AB’de gitgide artan Türkiye karşıtlığı, Türkiye’nin AB Ordusu’yla işbirliği yapacağı alanı daraltacaktır. Halihazırda Rusya ile ilişkilerini kuvvetlendiren ve dış politikasındaki odağını Brüksel’den Astana’ya kaydıran Türkiye, güvenlik konusunda AB için eskisi kadar sıkı bir ortak olmaktan çıkabilir. Rusya Balkanlar’daki Müslüman ve Arnavut egemenliğine tehlike oluşturmadığı sürece, Doğu Avrupa konusunda Türkiye ile sıkıntı yaşamayacaktır. Ancak Karadeniz konusunda Ruslarla beraber Amerikalıların adımları da Türkiye’nin canını sıkabilir cinsten olacaktır. Türkiye Kırım’ın ihlakı sebebiyle Rusya’ya, orada yaşayan soydaşlarına rağmen yeterli tepkiyi gösteremese de, ABD’nin Suriye’deki Kürt oluşumuna verdiği desteğe net bir duruş ortaya koymuştur. Aynı şekilde Trump’ın dış politikada atacağı ilk adımlardan biri Kırım’ın Rusya olarak tanınması olursa, büyük umutla beklenen Trump dönemi özellikle Türkiye’deki milliyetçi kesim için can sıkıcı olacaktır. Ukrayna’nın AB tarafından desteklenip ABD tarafından desteklenmeme ihtimali, Türkiye’yi de ikilemde bırakabilir. Türkiye’nin; Rus uçağının düşürülmesinin ardından Ukrayna ile daha yakın ilişkiler kurma çabası, Suriye’de başlayan siyasi çözüm çabalarıyla tersine dönebilir. AB ve NATO ile gerilen ilişkilerin de sonucu olarak Türkiye, Kırım’ın Rusya’nın bir parçası olarak tanınması konusunda bir adım atma yoluna dahi gidebilir. Bu durumda Türkiye’nin Suriye’de daha sıkı pozisyon almak adına Ukrayna’ya desteğini çekmesi, hem AB ile hem de iç politikadaki milliyetçilerle küçük de olsa bir zıtlaşma yaratabilir. Türkiye’nin AB Üyeliği konusundaki en büyük sorun olan Kıbrıs meselesi Türkiye taviz vermeden çözülecek gibi görünmüyor.

Dış siyasetini “Yumuşak Güç” konseptinden yana kullanacak gibi görünen Trump yönetiminin ise, adadaki çözüm sonucu elde edebilebilecek ve Rus kaynaklarına alternatif olabilecek zengin doğalgaz ve petrol rezervine iştah kabartarak çözümde ısrar edebilecek olması mümkündür. BMGK’nın daimi üyelerinden Rusya’nın bu konuda Türklerden yana tavır olabilecek olmasına karşın, ABD’nin müttefiki Türkiye’ye karşı nasıl bir siyaset izleyeceğinin hala bilinmemesi bölgedeki pek çok sorunu ucu açık kılıyor. Türkiye ve AB, Kıbrıs meselesiyle beraber Ukrayna ve Doğu Avrupa konularında sıkıntı yaşarlarsa bu durum ilişkilerin iyice gerilmesine sebep olabilir. Gümrük Birliği’nin revize edilmesi asgari iki yılı bulacağından, 2017 yılı içerisinde Türkiye – AB ilişkileri açısından tek bir olumlu gelişme dahi görmemek olasıdır. Ortadoğu’da da Trump’ın yaratacağı değişim etkisi hala bir muamma olarak duruyor. ABD’nin bölgede proaktif bir siyaset izlemeyecek görünmesi, YPG sorununun geleceğini de bilinmez kılıyor. YPG’nin Rusya, Türkiye ve İran tarafından ilan edilen bildirideki terör örgütlerine dahil edilmemesi, Moskova’da hala bir ofislerinin bulunması ve Rusya tarafından vurulmuyor olmaları, Rusya’nın ne kadar güvenilir bir müttefik olacağı konusunda da soru işaretleri yaratıyor. ABD ve Rusya, Suriye’deki Kürtleri önemli birer aktör olarak tanıdıkları sürece Türkiye’nin milli çıkarları tehlikede olacak, Türk hükümeti bu konuda yalnız hissetmeye devam edecektir. Trump yönetiminin Suriye’deki Kürtlere destek vermeyeceği yönünde en ufak bir açıklaması bulunmamaktadır. ABD’nin bölgede daha pasif bir siyaset izlemesi, Kürtlerin bölgedeki ağırlığını azaltabileceği gibi arttıra da bilir. Suriye’deki silahlı Kürt oluşumuyla arası bozuk olan Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi bağımsızlığını ilan etmeye kalkarsa buna ABD’nin desteği tam olacaktır. İran ve Şii Irak yönetimi bu duruma sert tepkiler verirse bölgedeki sular daha da ısınabilir.

ABD’nin Trump yönetimi altında Rusya’dan ziyade Çin ve İran’la mücadele edecek görünümünde olması da yaşanabilecekleri tasdik eder niteliktedir. Suriye’de Kürtlerin denetimi altında olan yerler yer altı kaynakları bakımından çok zengin olmasa da, Kuzey Irak’ın zengin rezervlere sahip olması, ABD kurulabilecek bağımsız bir devletle “Yumuşak Güç” olarak ittifak kurabilir. Trump’ın ekibinin iş dünyasındaki seçkinlerle dolu olması da bu yaşanacakların habercisi olabilir. Trump’ın daha önce Türkiye’ye karşı olumsuz sözler sarfetmemiş olmasına rağmen ekibindeki bazı önemli isimlerin Kürtler ve Erdoğan hakkında yaptığı yorumlar, Türk toplumunun ve hükümetinin Trump dönemine dair umutların boşa çıkabileceğini gösteriyor. Kısacası Trump’ın alacağı bazı kararlar, diğer bölgelerde olduğu gibi Ortadoğu’da da Türkiye’nin canını sıkabilir. Ancak Karadeniz ve Doğu Avrupa meseleleri gözden kaçmamalıdır.

Polat Üründül /kafkassam uzmanı
– www.twitter.com/polaturundul

Yorumlar