Rusya: ABD, Türkiye ile askeri teknik işbirliğimizden vazgeçtirtmeye çalışıyor

Afganistan Türklüğü ve Türk Dünyasının Büyük İmtihanı

Rusya’nın anadil dersleri politikası faciası

ABD heyeti, Ankara’da İran yaptırımlarını görüştü

Suudi Arabistan’da Amerikancı veliahtta kraliyet darbesi!

Gündem 21 Haziran 2017
1.266

Suudilerde eksen kayması sürüyor. Suudiler dış politika değişikliğinin arefesinde. Veliaht prens değişikliği eksen kaymasının ötesinde öncü deprem gibi. Ülke her an saltanat savaşlarına sahne olabilir. Çünkü Veliaht prenslikten azledilen Kral Selman’ın yeğeni Muhammed bin Nayif bin Abdulaziz El Suud, sıkı Amerikancı görüşleriyle biliniyor. Biyografisine bakıldığında ne demek istediğim daha iyi anlaşılacaktır. Suudi Arabistan Krallığı, Veliaht Prens Muhammed bin Nayif’in yerine Kral Selman’ın oğlu Muhammed bin Selman’ın getirilmesi yönünde karar aldı. Suudi Arabistan Devlet Televizyonu tarafından aktarılan bilgiye göre kraliyet üyesi 34 kişiden 31’i Muhammed bin Selman’ın destekledi. Veliaht Prens olmasının yanı sıra Başbakan Yardımcısı olarak da açıklanan 31 yaşındaki Muhammed bin Selman, aynı zamanda savunma bakanlığı pozisyonunu da koruyacak. Muhammed bin Selman, Suudi Arabistan’ın Yemen’de yürüttüğü operasyonlardan sorumlu olarak görev yapıyordu.(1) Suudi Arabistan’da Kral Selman tarafından veliaht prenslikten azledilen Prens Muhammed bin Nayif, Nisan 2015’te Kral Selman’ın beklenmeyen kabine değişikliğinin ardından 55 yaşında yeni veliaht prensliğe getirilmiş, böylelikle ülkede ilk kez veliahtlık Kral Abdulaziz’in oğullarından torunlarına geçmişti. Veliaht prenslik payesi verildiğinde Prens Muhammed bin Nayif aynı zamanda İçişleri Bakanı ve Güvenlik ve Siyasal İşler Konseyi Başkanıydı.

Prens Muhammed, Suudi Arabistan’daki birçok hanedan üyesi gibi eğitimini ABD’de tamamladı. Portland’daki 1893’de kurulan Lewis&Clark Koleji’nde dersler alan Muhammed, FBI’ın düzenlediği güvenlik eğitimlerine katıldı, daha sonra ise Scotland Yard’da (Londra Metropolitan Polisi merkezi) anti-terör birimlerinde eğitim aldı. Ülkeye döndükten sonra bir süre işadamlığı yapan Muhammed, 1999 yılına gelindiğinde ise İçişleri Bakanı’nın güvenlik işlerinden sorumlu yardımcılığına getirildi. Görevi süresince bakanlıkta sivil savunma direktörlüğü de yapan Muhammed bakanlığın etkin isimlerinden biri oldu. 2009 yılının Kasım ayında Kral Abdullah, Prens Muhammed bin Nayif’i Yüksek Ekonomi Konseyi üyesi olarak atadı. Bu hamle aynı zamanda Kral Abdullah’ın Muhammed bin Nayif’in yükselmesine verdiği onay olarak da yorumlandı. Aynı zamanda Nayif aldığı yeni görevle ülke ekonomisinde de etkisini artırarak söz sahibi oldu. Nitekim dönemin İçişleri Bakanı olan babası Prens Nayif’in 2012 yılında ölmesinin ardından İçişleri Bakanı Yardımcısı olarak atanan Nayif, aynı yıl içerisinde, çok kısa bir süre sonra ise Kral Abdullah tarafından İçişleri Bakanı olarak atadı. Prens bin Nayef’e şimdiye kadar dört suikast girişiminde bulunuldu. 2009 yılının Ağustos ayında Arap Yarımadası’ndaki El Kaide üyesi genç bir kişi Prens Muhammed’e bir mesaj gönderdi. Abdullah Hasan Asiri adındaki El Kaide üyesi Prens Muhammed’in gönderdiği uçakla bulunduğu yerden alınıp Cidde’ye getirildi.

El Kaide üyesi Asiri Prens Muhammed’e kısa bir mesafe kala üzerinde saklamış olduğu bombayı patlatarak Muhammed’in yaralanmasınaa sebep oldu. Saldırının ardından devlet televizyonuna çıkan Muhammed eli bandajlı bir şekildeyken şunları söylemişti: “-Aranmasını istemedim, daha sonra ise beklenmedik biçimde kendini havaya uçurdu. Ancak bu sadece krallık içinde terörizmle savaşmak için benim kararlılığımı artırdı.” Suudi Arabistan’ın öncülüğünde Yemen’deki Husilere karşı başlatılan ‘Kararlılık Fırtınası’ operasyonunda Muhammed bin Nayif aktif rol aldı. Prens Muhammed çok daha öncesinden Yemen’i ‘tehlikeli bir başarısız devlet’ olarak tanımlamış ve Suudi Arabistan’ın güvenliğine tehdit olduğunu söylemişti. Devrimden önce de dönemin lideri Ali Abdullah Salih’in ülkede kontrolü kaybettiğini belirten Muhammed strateji olarak ise Yemenli kabilelerle doğrudan iletişim kurulmasını önermişti. Obama ile tek başına görüşebilecek kadar Amerikalıların güvendiği, ABD yönetimine yakın bir isimdi. Nitekim ‘Terör’le mücadele programlarının uygulanmasında Washington ile birlikte çalışan Prens Muhammed istihbarat paylaşımını da büyük ölçüde artırılmasını sağlamış, 14 Ocak 2013’te ABD Başkanı Barack Obama ile Washington’da görüşen Muhammed bin Nayif güvenlik ve bölgesel gelişmeleri ele almıştı.

ABD ile yakın ilişkilerinden dolayı kabinedeki en Amerikan yanlısı bakanlardan biri olarak görülüyordu. 2012 yılında İçişleri Bakanı olarak atanmadan önce Wikileaks’in sızdırdığı ve Mart 2009 tarihli belgede, Muhammed bin Nayif ‘Kral Abdullah’ın takdirine nail’ şeklinde nitelendirilmişti. Aynı belgede Muhammed Bin Nayif’in reformcu fikirleri en çok benimseyen prens olmasına rağmen muhafazakâr âlimlerle iyi ilişkiler yürüttüğüne dikkat çekilmişti. Bir başka Wikileaks belgesinde Muhammed Bin Nayif ‘İran’a karşı tavizsiz’ olarak anılıyor ve ‘İran’la bir savaş durumunda’ Suudi Arabistan’ın alt yapısını korumak konusunda Amerikan yetkililere danışmaktan yana olduğuna dikkat çekiliyordu. Muhammed bin Nayif, diğer hanedan üyelerine nazaran medyada daha fazla görülüyordu.(2) Amerikancı sabık veliaht Muhammed bin Nayif, Sisi’nin en büyük destekçileri arasındaydı ve Türkiye’ye sıcak bakmayan bir politik bir anlayışa sahipti. Kral selman’ın Türkiye ile iyi ilişkiler geliştirmesinin önünde bir engeldi. Katar krizinin mimarı olduğu iddiası mevcut. Yerine Veliaht Prens atanan Kral Selman’ın oğlu Muhammed bin Selman, babası Kral Selman’ın, veliahtlık döneminde Türkiye ile yaptığı ancak sonrasında iptal edilen o anlaşmaları yeniden hayata geçirmeyi planlayan bir isimdi. Önceki veliaht prens Muhammed bin Nayif’i bypass eden Kral Selman, Türkiye ile ilişkiler konusunda Savunma Bakanlığına getirdiği 35 yaşındaki oğlu Muhammed bin Selman’ı görevlendirmişti.(3) Muhammed bin Nayif’e Obama yönetimi ile yakınlığının bedeli fatura edilmiş olabilir. Şark ülkelerinde adet olduğu üzere geçmişin günahlarını Muhammed bin Nayif’e yükleyerek yeni bir dış politikaya yelken açılıyor olabilir. Yemenle savaşın Suudilere hiçbir faydası olmadığı gibi, Suudi Arabistan içerisinde kırılganlığı artıran bir faktör işlevi var. İran’la daha barışçıl bir dış politika arayışı söz konusu. Türkiye’yi bölgeden soyutlamanın hiçte akıllıca bir iş olmadığı çoktan anlaşıldı bile. Suudi Arabistan’ı bekleyen en büyük tehlike kraliyet hanedanında yaşanabilecek iktidar kavgası. Çünkü hemen her küresel ve bölgesel aktörün hanedan içerisinde kendisine yakın gördüğü isimlerle dirsek teması mevcut. Yeni Veliaht Prens ve Savunma Bakanı Muhammed Bin Selman 2030 projesinin yöneticisi ve ekonomi komitesinin sorumlusu. Suudi Arabistan’daki teamüllere göre, iktidar kardeşten kardeşe devredilmesi gerekirken Muhammed Bin Selman, kral olma rüyasını yaşıyor. Rüya çünkü Veliaht Prens kral olmak için beklerken onun ayağını kaydırmak için ellerinde sabunla bekleyen Abdul-Aziz’in iddialı oğulları var.

Suudi Arabistan Kraliyet idaresinin teamüllerine göre şimdiye kadar, Abdul-Aziz’in ölümünün ardından 6 oğluna krallık sırası geldi. Suud, Faysal, Halid, Fahd, Abdullah ve şimdiki kral Selman, Abdul-Aziz’in ölümünden sonra iktidara gelen 6 oğlundan. Şu an hastalık ve yaşlılıkları yüzünden Abdul-Aziz’in oğullarının iktidarının sonu geldiği ilan edilse bile torunları arasında kraliyet koltuğuna oturmak için Muhammed Bin Selman’dan daha yetkin ve deneyimli isimler var; bu isimler, Melik Abdullah’ın kraliyet döneminde önemli görevlerde bulunmuşlar, ancak Melik Selman’ın iktidara gelmesinin ardından bu görevlerinden uzaklaştırılmıştır. Bu kişiler arasında Melik Abdullah’ın oğlu Mütap Bin Abdullah ve Suudi Alimler Heyeti arasında önemli derecede etkinlik sahibi olan eski Veliaht Prensi Sultan Bin Abdul-Aziz’in oğlu Bender Bin Sultan gibi isimler, Muhammed Bin Selman’ın kraliyet koltuğuna oturması için kolay kolay onunla biat etmeyecekler ve hatta Suudi hanedanı arasında iktidar savaşı olasılığı güçlenebilecektir. Başka bir konu da, Muhammed Bin Selman’ın yaşı ile ilgilidir, Muhammed Bin Selman, hala 35 yaşını doldurmuş değil, oysa Abdul-Aziz’in torunları arasında şimdiki Savunma Bakanı’ndan yaşları iki kat daha fazla olan ve siyasi işler ve yönetim için daha deneyimli ve salahiyetli kişiler var. Suudi Arabistan’da şu ana kadar iktidarın babadan oğula devri olmadığından iktidarın Kral Selman’dan Muhammed’e intikali halinde bunun Abdul-Aziz’in ölümünün ardından gerçekleşecek bir ilk ve bir anlamda bir bidat kabul edilecek olması muhtemel. Burada ifade edilmesi gereken başka bir konuda, Suudi Arabistan iktidar yapısında “Şemri” ve “Sediri”(3) diye iki önemli kanatın bulunması.

İktidarı belirleyen bu iki aile arasındaki rekabettir. Suudi Arabistan’ın eski kralı Fahd, Sediri hanedanındandı. Melik Abdullah, Şemri hanedanındandı, şimdiki kral Selman da Sediri hanedanından. Abdul-Aziz’in ölümünün ardından iktidara gelen kralların 3’ü yani Faysal, Fahd ve Selman, Sediri hanedanından olmuştur, şu an iktidar bir kez daha Sediri hanedanında kalırsa, önemli görevlerden uzaklaştırılan Şemri hanedanı, bir nevi temizlenmiş olur, bu yüzden bu hanedan mensuplarının bu konuyu geçiştirmeleri beklenmiyor ve deneyim açısından daha düşük seviyede olan Muhammed Bin Selman, Suudi Arabistan’da kral olarak kabul edilmeyecek ve bu da Suudi hanedanında iktidar kavgasını daha da derinleştirebilecek. Ayrıca şimdiki kralın oğlu Muhammed Bin Selman ile eski kralın oğlu Mütab bin Abdullah’ın arasında büyük ihtilafların olduğu biliniyor ve hatta, Mütab’a yönelik başarısız suikast bile düzenlendiğine dair haberler veriliyor olması da, Muhammed Bin Selman’ın bu zengin Arap ülkesinde kraliyet koltuğuna gelmesi için bütün çabalarına rağmen bu hedefe ulaşması için çok güçlü rakiplerini yenmesi gerekiyor, bunun gerçekleşmesinin uzak bir ihtimal olmasını söylemek, beyhude olmayacak. Muhammed Bin Selman’ın güçlü ve deneyimli rakipleri, Suudi Arabistan’da kraliyet koltuğuna oturması için beceriksiz olduğunu kanıtlamak için Suudi Arabistan için Yemen’e yönelik savaşın uluslararası ve bölgesel sonuçlarına ileri sürecekler yenilginin faturasını ona çıkaracaklar. Suudi Arabistan’ın Yemen’e karşı savaşı Mart 2015’te kral Selman’ın direktifi ile başladı ve bu savaşta başrolü kendisi oynuyor. Bu savaşın üzerinden hayli zaman geçerken, kral Selman ve oğlu Muhammed’in istediği ve beklediği sonuçlar elde edilmiş değil, oysa, Muhammed Bin Selman, Yemen’e saldırı talimatı ile bu savaşın kolay olacağını ve çok kısa sürede Suudiler’in zaferiyle son bulacağını ve milli bir kahraman olacağını ve böylece Suudi Arabistan’da iktidara gelme zeminini sağlayacağını düşünüyordu.(5)

Evdeki pazarlık çarşıya uymadı, Yemen’i yenemediler ama Muhammed bin Selman, Muhammed bin Nayif’i veliahtlıktan uzaklaştırdı onun yerine oturdu. Şimdi Kral olacağı günü bekliyor. Türkiye Muhammed bin Selman’a çoktan yazmıştı. Onun kısa sürede Suudi tahtına ilerleyeceği önceden öngörülmüştü. Dahası ve nasıl veliaht prens olduğu ve nasıl Suudi kralı olacağı ve bu süreçlere Türkiye’nin katkısı bende kalsın!

1- 21 Haziran 2017 Çarşamba / http://www.dunyabulteni.net/manset/402465/suudi-arabistanda-veliaht-prens-degisikligi
2- 29 Nis 2015 / http://www.aljazeera.com.tr/portre/yeni-veliaht-prens-muhammed-bin-nayif-kimdir
3- 11.03.2015 / http://www.milliyet.com.tr/suudi-arabistan-tan-flas-turkiye/dunya/detay/2026429/default.htm
4- Şemr; sallanarak yürüyen anlamında. Sedr ise üşengeç demek.
5- 07 Ocak 2016 / http://parstoday.com/tr/radio/middle_east-i41443-suudi_arabistan’da_muhammed_bin_selman’%C4%B1n_r%C3%BCyas%C4%B1

Ömür Çelikdönmez
Twitter:@oc32oc39
omurcelikdonmez@hotmail.com

Yorumlar