Türkiyə bu seçkilərə hazırlaşa bilmədi”

Эксперты прогнозируют победу Эрдогана на президентских выборах в Турции

Beşinci Nesil Uçaklara üzerine : F 35 – Su 57 (Birinci Bölüm)

Güney Kore Cumhurbaşkanı Moon’un Rusya Ziyareti

S&P-Moddy’s Ya da ‘Gizli Dünya Devleti’nin Son Saldırısı ve BRICSTA

Türkiye 26 Eylül 2016
476

Geçen hafta sonuna damgasını vuran gelişme, basına son dakika bilgisi olarak düşen “Moody’s golü” oldu. Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu S&P’nin ardından Moody’s de Türkiye’nin kredi notunu düşürdü. Not indirimine gerekçe olarak “Büyüme rakamları ve kurumsal sağlamlıkta zayıflama” ifadesini kullanan Moody’s, bu kararıyla Türkiye ile ilgili “başarısız devlet” algısını kuvvetlendirmeye yönelik “Gizli Dünya Devleti”nin yürüttüğü sürecin etkin bir aracı olduğunu teyit etmiş oldu.
Çünkü, bu kararından daha iki gün önce Moody’s farklı bir tutum içindeydi. Ajanslarda yer alan haberlerde Moody’s, Türkiye’nin 15 Temmuz darbe girişimi ile yaşadığı ekonomik olumsuzlukları atlattığını bildirmekte ve Türkiye “Yatırım yapılabilir ülke” olarak notlanmaktaydı.
Moody’s’in Küresel Ülke Riskleri Birimi Kıdemli Müdürü Alastair Wilson bu kapsamda aynen şu ifadeyi kullanmaktaydı: “Başarısız darbe girişiminin ekonomide yarattığı şok etkisi büyük ölçüde bertaraf edildi.”
O yüzden, karşımızda gerçek manada bir bağımsız uluslararası kredi derecelendirme kuruluşunun olmadığını ve bu noktada verdiği kararların da objektiflikten uzak, siyasi bir kararı yansıttığını önemle ve öncelikle görmemiz, buna uygun çok boyutlu bir kamu diplomasisi izlememiz gerekiyor.
Peki, iki gün içinde ne oldu da Moody’s böyle bir karara vardı Bu sorunun üzerinde durulması ve cevaplandırılması gerekiyor Zira, Türkiye aynı Türkiye ve bilakis siyasi istikrarı koruyacak, piyasaya güven verici uygulamalardan taviz vermeden iş yapma ortamını iyileştirecek yeni reform paketleriyle ülke ekonomisini güçlendirmeye yönelik hamleler devam ediyor.
Bu kapsamda ilgili bakanların verdiği şu mesajlar çok önemli: 1) Moodys’in almış olduğu not indirme kararı Türkiye ekonomisinin temel makro dinamikleri ile hiçbir şekilde örtüşmüyor; 2. Dünya ekonomisinin yavaşladığı bir ortamda, yılın ilk yarısında Türk ekonomisi yüzde 3,9 büyüdü; 3. Aynı dönemde Türk ekonomisi hem cari açığını düşürdü, birçok dünya ekonomisi bütçe açığı verirken bütçe fazlası verdi; 4. Özel sektörümüz ve kamu kesiminin dış finansman koşullarında herhangi bozulma yaşanmadı; 5. Uluslararası derecelendirme kuruluşlarına verilecek en iyi cevap; yapısal reformları daha da hızlandırmak, mali disiplini korumak, reformlara devam etmektir.
Hedef “Yeni Ankara” mı
Çok büyük bir oyun ile karşı karşıyayız. Yeni Türkiye’ye karşı başlatılan operasyonda yeni bir sürece girilmiş durumda. S&P ile ilk sinyali çakan, mesajı veren güçler, Moody’s’in bu kararı ile “Yeni Türkiye” sürecinin ekonomi-finans ayağını felç etme ve ülkedeki kriz sürecini derinleştirme-genişletme noktasında bir adım atmışa benzemektedir.
Dolayısıyla bu karar, sürpriz bir gelişme değildir. 15 Temmuz’un farklı enstrümanlar ile devamıdır. 15 Temmuz’da tankla-uçakla hedeflerine ulaşamayanlar şimdi de ekonomi üzerinden bir darbe sürecini başlatmış görünmektedir.
Bir diğer ifadeyle bu karar, “Yeni Türkiye” sürecine yönelik açılmış savaşın ekonomi-finans cephesinden yapılan doğrudan bir saldırıdır. Hedef, ekonomiyi-finansal sistemi darboğaza sokarak, onu felç etmek ve böylece yol açacağı toplumsal olaylarla ucu iç savaşa ya da bir dış müdahaleye kadar uzanan bir siyasi-güvenlik krizini başlatmak ve ülkeyi BOP’a göre dizayn etmektir. Yani, kardeş kanıyla bölmektir!
Bu doğrultuda hedef, “Yeni Türkiye” yapılanmasının mimarı olan “Yeni Ankara”dır. Bu kapsamda Yeni Türkiye sürecinin üç temel sacayağının birer birer hedef alınması tesadüf değildir. Gezi ile “ileri demokrasi” ayağı, Arap Baharı-Suriye ile “etkin dış politikası” darbe alan Yeni Türkiye sürecinin “güçlü ekonomi” hedefi/ayağı da uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları üzerinden çökertilmeye çalışılmaktadır.
IMF-Dünya Bankası’na Karşı BRICSTA…
Yedi buçuk düvel tankın, topun yanında şimdide ekonomi silahını Türkiye’ye doğrultmuş vaziyette. Daha önceki deneyimler göz önünde bulundurulduğunda bu sefer işimiz biraz daha zor gibi; eğer alternatif ekonomik sistemler, işbirlikleri geliştirilemez ve sıcak para akışı devam etmez ise…
Bu bağlamda Türkiye’nin dış politikada olduğu gibi, ekonomi-politik bağlamında da yeni adımlar atması kaçınılmaz görülmektedir. Rusya ve İran ile “Direnç Cephesi”ni bir kez daha aktive eden “Yeni Türkiye”, Çin ve Körfez faktörünü (Arap ülkelerini/sermayesini) daha etkin bir şekilde devreye sokabilecek BRICSTA’yı niçin gündeme getirmesin
BRICSTA da mı neyin nesi Söyleyelim. Çok kutuplu bir dünya inşası noktasında Batı’ya karşı alternatif bir finans yapılanma arayışını da gündeme getirmiş olan Brezilya, Rusya, Hindistan ve Güney Afrika dörtlüsünün İngilizce baş harflerinin kısaltması olan BRICS’e Türkiye ve Arap ülkelerinin İngilizce kısaltmasının eklenmesi ile ortaya çıkan son şekli.
Bu husus artık Türkiye’nin ve çok kutuplu bir dünyadan yana olan “Ötekiler İttifakı”nın gündemine gelmeli. Türkiye’ye dış siyasette destek veren bu ülkeler grubu, kendilerinin oluşturduğu alternatif uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları üzerinden Türkiye’ye destek açıklamaları yapabilirler. Eğer böyle örgütleri yok ise, bunları hızlı bir şekilde kurarak işe başlayabilirler. Neden olmasın
Mehmet Seyfettin Erol

Yorumlar