Rus uçakları Suriye’de kimyasal saldırı provokasyonuna hazırlanan teröristleri imha etmiş

Rus ve Ukraynalı Papaz kavgasında Türkiye taraf mı?

Azərbaycan Sarkisyanın B planından lazımınca istifadə edə bilər

Uluslararası Kudüs Konferansı’nda neler yaşandı?

Saçmalıyor olması Putin’i bir çılgın yapar mı?

Gündem 6 Aralık 2015
456

1.Petro’yu, ya da Türkiye’de bilindik adıyla Deli Petro’yu, Batılılar Peter the Great (Büyük Petro) olarak tanır. 17. yy sonu-18. yy başı diyebileceğimiz dönemde Çarlık Rusyasını ve devamında Rus İmparatorluğunu 43 yıl yönetmiş Petro için, davranışları nedeniyle bazıları ‘deli’ tanımlamasını uygun bulurken bazıları da Rusya’yı çarlıktan imparatorluğa dönüştürüp dünyanın kaderini belirleyen büyük Avrupa güçleri arasına sokacak başarıyı gösterdiği için ‘büyük’ lakabıyla anmayı tercih eder. Petro, Rusya’nın ticari gücünü artırmak için yapması gerekenin sıcak denizlere inmek ve kuzeyindeki buzullarla kaplı denizlerle yoğunlukla Osmanlı Devleti’nin kontrolünde olan Karadeniz’in arasında sıkışmaktan kurtulması gerektiğini düşünen ilk kişiydi. Bunu gerçekleştirmek için düzenli bir ordu ve donanmaya ihtiyaç olduğunu fark etmesi de geç olmadı. Etrafındakiler ülkeyi onun adına yönetirken, kendisinin şanına yakışmayan gemilerle vakit geçirmesi yüzünden Osmanlı da Petro’ya ‘deli’ demekteydi; ancak daha sonra Prut Savaşı’nda Osmanlı donanmasının karşısına büyük ve sağlam gemilerle çıkınca İstanbul’da da ‘Büyük Petro’ şeklinde anılmaya başlandı.

Rus uçağının düşürülmesi sonrası, Putin’in medyada yer alan Türkiye karşıtı söylemleri, tabiri caizse saçmalık seviyesine eriştiği için, siyaset bilimcilerce bunun hemen paralelinde Putin’in kişiliği veya Moskova’nın politikaları için de ‘irrasyonel’ ve ‘çılgın’ çıkarımı yapılmaya başlandı. Bu eğilim de bana 1. Petro’nun bir deli mi yoksa dahi bir lider mi olduğu konusundaki uzlaşmazlığı hatırlattı. Zira Gürcistan’dan Ukrayna’ya bir süredir yaptıklarına kimsenin dur demediği Putin, Rus uçağının düşürülmesiyle beraber yaralı bir ayı gibi hop oturup hop kalkıyor; bir yandan tehditler savururken bir yandan da bir dizi Türkiye karşıtı plan açıklıyor. Öte yandan da Suriye’ye S-400’leri yerleştiriyor. Bu reaksiyonların bir kısmı ve yüksek perdeden yapılan açıklamaların tamamı dağınık ve saçma görünüyor olsa da, bunlar Putin’i irrasyonel ya da stratejisiz hareket ettiği çıkarımı için yeterli olmuyor. Çılgın biri, Rus uçağının düşürülmesinden sonra, sonunu düşünmeyip kahraman olmaya kalkar, askeri bir yanıt verebilir ya da Türkiye’ye ihraç ettiği gazı anlaşma falan dinlemeden kesebilirdi. Ancak Moskova’nın hem bunları yapmaması hem de bunlara girişmeyeceklerini açıklaması, Putin’in bolca tehdit savuruyor olsa da gözünü henüz karartmadığını, karşımızda hala bildik ve tanıdık Putin’in olduğunu, irrasyonel ve dağınık görüntüsünün ardının da boş olmadığını düşündürüyor.

Putin’in geçmişi Sovyet istihbaratı KGB’de geçirdiği uzun yıllara dayanıyor. Siyasete girdiği 1991 yılından itibaren gösterdiği hızlı yükselişi, Boris Yeltsin’in aniden istifa etmesinin ardından 1999’da Cumhurbaşkanı olması, o günden beri Rusya’yı kendisi ve çevresindeki güvenlik elitinin yönetiyor olması şeklinde özetlenebilecek bir özgeçmiş, egosantrik, maço ve yer yer ilgi budalası biri gibi gözükmesinin ardında aslında Putin’in ne yaptığını bilen biri olduğunu gösteriyor. Aslında üstü çıplak bir halde doğada, avda resmedilen, dövüş sporlarıyla uğraşırken, idman yaparken fotoğraflar veren ve bu haliyle şaşkın bir gösteriş meraklısı olarak resmedilen Putin, belki de tam da bu sayede dikkat dağıtmayı başarıyor ve öngörülmesini zorlaştırıyor.

İlginçtir ama bu kişiliği, Rus toplumunda kabul gören bir durum. Sibirya’da kış sporları reklamlarında ‘Be like Putin-Putin gibi olun’ sloganlarıyla karşılaşabiliyorsunuz örneğin. Ya da Rusya’nın Ukrayna’ya dahil olmasının ve Suriye’ye müdahale etmesinin Rus toplumunu rahatsız ettiğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Kırım ilhak edildiğinde ‘Crimea is ours-Kırım bizimdir’ yazan tişörtlerle dolaşanların sayısı hiç de az değildi Rusya’da. Suriye’ye dahlini ‘ABD’nin (uçak meselesinden sonra ABD’nin yerini Türkiye aldı) finanse ettiği teröristlerle savaşıyoruz’ şeklinde açıklayan ve Rus kamuoyu tarafından bu söylemi satın alınan Putin’in, 2014’te karşı karşıya kaldığı ekonomik yaptırımlar sonrası içeride köşeye sıkıştığını söylemek de çok zor. Yapılan araştırmalar Putin’in, ekonomik zorluğu sırtında en çok taşıyan halk tarafından, her şeye rağmen desteklendiğini gösteriyor. Bu araştırmaların doğruluğu şüpheli olsa da, aksini iddia edecek bir kanıt yok, zira Rusya’da muhaliflerin gerçek manada sesi yok. Araştırmalardaki yanlış payını göz önüne katsak bile ‘anti-emperyalizm’ ve ‘anti-terör’ propagandalarını en iyi şekilde yapmasının yanı sıra, Sovyetler’in çöküşünden sonra Ruslara yeniden ‘Büyük Rusya’ hayali kurdurmayı başarması ve bunu gururla söyletiyor olması bile Putin’in içeride pek de öyle sıkışmadığını gösteriyor. Dolayısıyla davranışlarının delilik ya da irrasyonellik olduğunu düşünmek ihtiyatsızlık olacağı gibi, Putin’in içeride veya dışarıda, gerek ekonomik gerek başka sebeplerden sıkıştığı için agresifliğe başvurduğunu düşünmek de hatalı okumaya sebep olabilir. Agresifliği sıkışmışlığına çare olarak değil, NATO’nun açtığı boşlukta genişletmeye çalıştığı nüfuz alanında yokuş yukarı sürdüğü aracın, uçağın düşmesiyle beraber fren yapmak zorunda kalmasına ve Suriye’deki planlarının odağa yerleşmesine verdiği tepkiyle açıklanabilir.
***
29 Kasım tarihli ‘Tahir Elçi saldırısında Rus parmağı olabilir mi?’ başlıklı yazım Rus devlet haber ajansı Sputnik’te yer bulmuş. Argümanlarımı hezeyanlar olarak nitelemenin ötesinde yeni bir perspektif sunmayan Sputnik, yazımda kendilerinden alıntıladığım, Tahir Elçi’nin hayatını kaybetmesinin ardından dakikalar sonra resmi hesaplarından paylaşılan ‘Rusya’nın Türkiye’yi cezalandıracak yöntemleri var’ şeklindeki tweet’ten de bahsederek haberi şöyle bitirmiş: “Eğer tweet’ler kılavuz kabul edilirse, garip komplo teorileri de korkutucu bir biçimde gerçek olabilir. Kennedy’i Sovyetlerin öldürmesi gibi, uzaylıların aramızda dolaşması gibi…” Ne diyelim, tweet sizin tweet’iniz… Biz hassas bir yere dokunmuşuz ki rahatsızlık vermişiz, sizse resmi hesabınızın korkutma görevi üstlenmiş bir troll olduğunu kendiniz itiraf etmişsiniz.

merve şebnem oruç

Etiketler:
Yorumlar