Rusya Savunma Bakanlğı basın danışmanı, Bakan Şoygu’nun Akar, Fidan ile görüşmelerin fotoğraflarını yayınladı

Rusya Savunma Bakanlığı’ndan Akar ve Fidan ziyareti açıklaması: Görüşmeler yapıcı şekilde gerçekleştirildi

Balkan barışını dinamitleyen Sırp politikacı suikastı

ARADA KALAN TÜRKİYE: AFRİN-RUSYA/ MENBİÇ-ABD

Dilimiz, Türkçemiz, Türkiyemiz

Gündem 17 Eylül 2017
68

Neden kimlik Müslümanların yaşadığı her yerde bir mesele? Neden Müslümanlar kuşkulu, endişeli ve zihni bir karmaşanın içindeler?
En başından beri her yenilginin ardından yeniden canlandırılan ve her defasında daha da büyütülen kimlik meselemiz zaman içinde birçok farklı veçhesiyle; bugün ise etnik, yerel taleplerle gündemimizde yer almaya devam ediyor.
Evet, üç mesele yazısının sonuna geldik: Dil, ırk ve Türkçe…
Dil ve Türkçe meselesiyle toparlıyorum inşallah.
***
İnsanları kavimlere ayıran dilleri, bir araya getiren ise ülkü birlikteliğidir. Bu noktada da diller ülkü birliğine vasıta olup olmamasıyla bir ehemmiyet arz etmektedir. Arapçayı tüm Müslümanlar için önemli kılan Arapların dili olması değil, Kur’an-ı Kerim’in dili olmasıdır. Dillerin varlığı diğer her şey gibi insanla, insanın varlığı ise kulluğunu tanımasıyla bir önem kazanmaktadır. Dilin ontolojik değeri, insanın manasına alan açtığı ölçüde artar veya eksilir. Bu noktada her şey gibi dil de salt dil olmasıyla değer kazanmaz. Dile değer kazandıran şey, bizi hakikatle buluşturuyor olmasıdır.
İnsanlar dünyada yaşarken yapıp ettikleriyle Allah’la rabıtalarının derinliği ölçüşünce Müslümanca bir kültürün, dilin, sosyal düzenin imkânlarıyla nimetlendirilirler. Türkiye bu nimetlerin en yüksek örnekleriyle dolu olan yerin adıdır. Bu noktada Türkiye özelinde ırklar, diller, kültürler üzerinden bilinçli ya da bilinçsiz olarak yapılan şey bin senelik birikimin bu topraklarda dağılmasına yol açmakta, geleceğin inşasına hizmet etmemektedir.
Bu, meselenin, ırk üzerinden yürütülen çalışmaların niyetiyle ile ilgili veçhesidir.
***
Çok dilli oluşun faydalarına dair yürütülen bir propaganda bulunmaktadır. Ancak bunun bize mahsus nedenleri sarahate kavuşturulmamıştır. Dilde çeşitlilik taleplerinde yekpare bir millet anlayışının yerine; etnik, lokal özellikleriyle ayrışan ‘ırklar’ öne çıkarılmaktadır. Dolayısıyla İslam’ın yegane değer kabul edildiği ortak bir ülkü ile yakalanan millet şuuru zedelenmekte, inanç zemininde oluşan millet bütünlüğüne de fayda temin edilememektedir.
Dil, ait olduğu milletin ruhudur, zihni yapısıdır. Türkçe ise bu topraklardaki insanların kaderlerini birbirine iliştiren, bağlayan çatıdır. Türkçede Latinceden, Grekçeden, Gotçadan, İtalyancadan, Rusçadan, Almancadan, Sırpçadan ve başka birçok dilden olduğu gibi Farsçadan da gelen çokça kelime vardır. Türkçenin Arapçayla olan ilgisi ise bambaşkadır.
Türkçe, sesini Yunus Emre ile bulmuş bir Müslüman dildir. Kur’an-ı Kerim’le kurulan özel bir rabıtanın neticesidir. Kur’an dilinin tefsiri gibidir. Her dikkate değer milletin dilinde olan büyük çaplı terkibin Müslümancası Türk milletinin dili Türkçededir. Türkçe, Türk milletinin itikadına olan hassasiyetinin bir verimidir. Türkçe, birçok dili konuşan etnik kimliklerin dahil oldukları ve yükselttikleri dua gibidir.
Bugün memleketimizde dil ve ırk üzerinden yapılan tartışmalarda birlik vurgusu yapılıyor gibi görünmektedir. Birlik ve beraberliğimizin bağlı olduğu nedenlerin yeniden gözden geçirilmesi gerektiği belirtilmektedir. Yeni bir paradigma ihtiyacı olduğu söylenmektedir. Bunları dikkatimize sunan çevrelerin ise ortak bir özelliği bulunmaktadır. Bu ihtiyaçları dile getirenler milletin Müslümanlığına vurgu yapmamaktadırlar. Bu tezleri dillendirenler ondokuzuncu yüzyıl Avrupa’sında yaşıyorlarmış gibi dini, bilhassa İslam’ı dönemi geçmiş bir olgu saymaktadırlar.
İslam bu toprakların çimentosu değil, yegane değeridir. Biz İslam’la birleşmiş bir mozaiğin parçaları değil, İslam’la var olmuş bir ‘bütün’üz. Dil ve ırk argümanlarıyla milletimizin hafızasında önce sanal bir tarih yaratılmakta ve adeta Türkçe ile çatısı belirlenmiş millet yapılanmamızın dağılması umulmaktadır.
Bu da yürütülen çalışmaların geleceğimiz ile ilgili veçhesidir.
Dil, milletlerin karakteridir, duasının neticesi, alem tasavvurunun şerri ya da nimetidir. Dil, milletlerin kendi varlıklarına verdikleri mananın kendisidir.
Bu topraklarda yine dikkate değer bir millet olmak istiyorsak, yeniden yeniden düşüneceğimiz meseleler bunlar.
Mutlu pazarlar.

Bekir Fuat/Karar

Yorumlar