Şimdi yükleniyor

Zeki Bayram Yurtçu: ZAMANIN SINADIĞI CEMİL HASANLI

Zeki Bayram Yurtçu: ZAMANIN SINADIĞI CEMİL HASANLI

Ben Nihayet, tarihçi Profesör Cemil Hasanlı’nın iki ciltlik hatıratını okuyup bitirdim. Okumaya başladığım andan itibaren, tarihçi titizliği ve nesnelliğinin yanı sıra, usta bir yazarın mahareti ve güçlü kalemine duyduğum hayranlık, yaklaşık 1200 sayfa süren kitabın sonuna dek beni terk etmedi.

Elimde ne kadar yarım kalmış işim olsa da, özellikle geceleri kendimi kaptırdığım bu okuma sürecinden bir kez olsun yorulmadım, bıkmadım. Müellifin (yazarın) kendi ifadesiyle; çoğunlukla yurt dışında –ABD ve İngiltere üniversitelerinde– çalıştığı zamanlarda, okyanus ötesi uzun uçuşlar sırasında kaleme aldığı bu görkemli destanı, 20. yüzyılın 50’li yıllarından 21. yüzyılın ilk çeyreğine dek süregelen tüm sosyo-politik ve edebî-kültürel olayların nesnel bir vakayinamesi (günlüğü) olarak adlandırabiliriz.

Gündüzleri yabancı ülke üniversitelerinde ve bilim merkezlerinde İngilizce ders ver, bilimsel tartışmalarda sunum yap, kütüphane ve arşivlerde çalış; geceleri ise bir odaya çekilip son yüz yılda SSCB coğrafyasında, post-sovetik ve bağımsız Azerbaycan’da cereyan eden hadiseleri nesnel hakikat süzgecinden geçir, hafızanın en derin katmanlarına dal ve öz ana dilinde bu denli renkli, akıcı bir otobiyografik roman yaz… Gerçekten hayranlık verici.

Çağdaş Azerbaycan hayatı üzerine hikâye, mersi veya roman yazmak isteyen tüm yazarlara, özellikle de gençlere Cemil Bey’in bu eserini dikkatle okumalarını tavsiye ediyorum. En azından millî bağımsızlık döneminin sosyo-politik arenasında, hatta her gün etrafımızda olup biten sıradan hadiselerden, edebî-kültürel tartışmalardan nasıl cazibeli ve sürükleyici bir edebî metin kurgulanacağını öğrenmek için…

Gerçek Bir “Kişilik” Portresi

Kitabı okudukça, ta çocukluk yıllarından itibaren Cemil Hasanlı’nın soyundan gelen iradesi, metaneti, şahsi davasına ve yoluna sadakati, hakikatperestliği; kısacası gerçek bir “Adam” karakteri ortaya çıkıyor. Bir zamanlar totaliter Sovyet rejimine karşı yürüttüğü gizli-açık faaliyetleri, Azerbaycan Halk Cephesi-Müsavat iktidarı döneminde imza atılan muazzam işleri ve 1993 sonrası mücadele yıllarında gördüğü, bildiği gerçekleri olduğu gibi tarihe not düşüyor, okurların takdirine sunuyor.

Bu süreçte yazar; birçok aydın, bilim insanı ve yazar dostunun zamana uyarak değişmesini, şahsi ikbal ve refah uğruna kendi ideallerinden ve dostlarından vazgeçmelerini, bazen yüreği sızlayarak da olsa nesnel bir biçimde kaleme alıyor. O derece objektif ve hakikat tutkunudur ki; bazı keskin siyasi dönemeçlerde kendisinin –az da olsa– tereddüt ve esneklik gösterdiğini, kimileriyle kıyaslandığında uzlaşmacı bir tavır takındığını, sonuna kadar direnç göstermeyip “yumuşadığını” da açıkça itiraf etmekten çekinmiyor.

Yahut her zaman karşı safında durduğu siyasi figürlerin, toplumsal şahsiyetlerin müspet ve ilerici bir eylemini, tarihe geçecek küçük bir yazısını veya hikâyesini de görmezden gelmiyor; bizlere de unutmamayı ve unutturmamayı aşılıyor. Bununla sanki koca bir çağı tüm acılarıyla, millî ve toplumsal sarsıntılarıyla gelecek nesle aktarıyor. Sadece bu açıdan baksak bile bu kitapların değeri paha biçilemezdir.

Zamanın Süzgecinden Geçen Şahsiyet

Geçen asrın 80’li yıllarından bu yana millî damarımıza dokunan, toplumsal uyanışa seslenen ne kadar çok “aydın” gördük; hassas noktalarımıza değinen nice hikâye okuduk, nice şiir dinledik; bizi meydanlara çağıran, liderlik iddiasında olan ne kadar “kahraman” tanıdık… Maalesef çoğu zaman, yazdıkları ile yaptıkları arasındaki o uçurumu görüp şok yaşadık, manevi sarsıntı geçirdik, hayal kırıklığına uğradık.

Tüm zamanların sınavından alnının akıyla çıkan tek tük adamlar kaldı; çok az şahsiyet özünü koruyabildi. Bugün koca ülkede bir elin parmak sayısını geçmeyen o “adamlardan” biridir Cemil Hasanlı.

Yeri gelmişken; kendisi o kadar aydınlık, nurlu ve müspet enerji dolu biridir ki, şahsen tanıdığımız ve bazen “şer”e hizmet ettiğini bildiğimiz insanlarda bile bir ışık görmeye çalışır, faydalı bir şeyler bulur. Allah sağlık versin; en azından bir on yıl daha yazıp yaratsın, çağımıza ışık tutsun; hiç sönmeyen zekâ ve istidat ışıklarıyla karanlık ve cehalet dünyamızı aydınlatsın.

Yorum gönder