Gürcistan muhalefeti Paşinyan’a hayranlık duyuyordu. Ama yanlış adrese gittiler
Gürcistan’da muhalefet ittifakının liderlerinden Nika Gvaramia’nın, Formula televizyonunda Nikol Paşinyan’a duyduğu hayranlığı dile getirmesi ve işgal altındaki Abhazya’nın “travmatik hatırasının” unutulması gerektiğini savunması ülkede yeni bir siyasi tartışma başlattı.
Gvaramia, Paşinyan’a neden hayranlık duyduğunu anlatırken şu ifadeleri kullandı:
“Paşinyan’a gerçekten hayran olmamın nedeni, travmasının üstesinden gelebilme yeteneğidir. Karabağ’da aslında bir teslimiyet olmadı mı? Elbette bir savaş oldu, ancak sonuçta Ermenistan ‘Beni bundan kurtarın, beni buradan götürün’ dedi.”
Gvaramia böylece Abhazya ile Karabağ arasında doğrudan bir paralellik kurmuş oldu.
Ancak bu değerlendirmede önemli bir sorun var. Ermenistan Karabağ’ı “teslim etmedi”; savaş alanında kaybetti. Dolayısıyla burada Paşinyan’ın siyasi becerisinden ziyade, Azerbaycan ordusunun savaş sonucunda ülkenin toprak bütünlüğünü yeniden tesis etmesini dikkate almak gerekir.
Bununla birlikte Gvaramia’nın açıklamasının asıl önemli tarafı başka yerde.
Asıl mesele toprak mı, jeopolitik tercih mi?
Gvaramia’nın sözlerinden çıkan temel yaklaşım, **jeopolitik tercihin toprak bütünlüğünden daha önemli olduğu** düşüncesidir.
Bu yaklaşımın Gürcistan açısından oldukça önemli sonuçları olabilir.
Çünkü bu mantık kabul edildiğinde, Rusya ile “nihai ve geri dönülmez” bir kopuş sağlamak adına Abhazya ve Tskhinvali bölgesinin geleceğinin ikinci plana atılması mümkün hale geliyor.
Başka bir ifadeyle, muhalefetin bazı kesimleri Gürcistan toplumunu, ülkenin uluslararası alanda tanınan topraklarının bir bölümünün yeniden kazanılmasından vazgeçme ihtimaline hazırlıyor olabilir.
İktidardaki Gürcü Rüyası Partisi ise bu söylemin dışarıdan kurgulandığını savunuyor.
Gürcü Rüyası milletvekili Archil Gorduladze, Gvaramia’nın yanı sıra muhalefet liderlerinden Baramidze’nin ayrılıkçıların idamıyla ilgili açıklamalarını da bu çerçevede değerlendirdi.
Gorduladze’ye göre muhalefet liderleri, Gürcü toplumuna işgal altındaki toprakların yeniden kazanılmasının bir “yük” olduğu fikrini kabul ettirmeye çalışıyor.
“İnsan kendi ülkesinin egemenliğine, toprak bütünlüğüne ve tarihine nasıl karşı çıkabilir? Bu, dışarıdan gelen doğrudan bir emir gibi görünüyor.”
Gorduladze ayrıca bu söylemin, Gürcülerin savaş suçları işlediği yönündeki Baramidze açıklamalarıyla başladığını ve daha sonra Gvaramia’nın benzer ifadeleriyle devam ettiğini savundu.
Gürcü muhalefetinin “ikinci cephe” söylemi
Gürcü Rüyası milletvekili Levan Macharashvili ise Gvaramia’nın açıklamalarını değerlendirirken, muhalefetin yaklaşık bir ay önce Ukrayna’nın yeniden inşası için ayrılacak büyük fonlardan söz ettiğini hatırlattı.
Macharashvili’ye göre muhalefet, Gürcistan’ın Ukrayna savaşına “ikinci cephe” olarak dahil edilmesini istiyor.
Burada tartışmanın merkezine şu soru yerleşiyor:
Gürcü muhalefeti neden tam da şimdi ülkenin toprak bütünlüğünün yeniden tesis edilmesi fikrini değersizleştirmeye başlıyor?
Bu sorunun cevabı, Rusya-Ukrayna savaşının mevcut seyriyle bağlantılı olabilir.
Gürcü Rüyası açısından savaşın Rusya’nın aleyhine ağırlaşması, Moskova’nın Gürcistan’la ilişkilerinde daha esnek bir pozisyon almak zorunda kalabileceği anlamına geliyor.
Gürcü Rüyası yönetimi ile Kremlin arasında Abhazya ve Tskhinvali bölgesinin geleceği konusunda perde arkasında görüşmeler yapıldığı iddiaları uzun süredir gündemde.
Ancak Moskova yakın zamana kadar, Tiflis’le “dostluk ve işbirliği” karşılığında bile olsa, geçmişte elde ettiği toprak kazanımlarından vazgeçmek zorunda kalacak kadar sıkışmış değildi.
Bugün ise tablo değişiyor.
Rusya’nın güneyinde yeni bir güvenlik problemi
Tuapse ve Novorossiysk’in saldırıya uğraması, stratejik tesisler ve petrol rafinerilerinin yalnızca Avrupa Rusyası’nda değil, Ural Dağları’nın ötesinde dahi hedef alınması, savaşın Rusya’nın iç bölgelerine doğru yayılma ihtimalini artırıyor.
Savaşın dondurulmaması halinde Kuzey Kafkasya’nın da büyük ölçekli insansız hava aracı ve füze saldırılarının hedefi haline gelmesi mümkün.
Bu durumda Moskova’nın önünde yeni bir ihtiyaç ortaya çıkabilir:
Güney Rusya için güvenli veya en azından tarafsız bir “arka cephe” oluşturmak.
Gürcistan yönetiminin işgal altındaki Abhazya’ya gerçekleştirdiği sınırlı ve tek seferlik yakıt tedariki, teorik olarak böyle bir “tarafsız arka cephe” ihtimalini göstermiş oldu.
Ancak bu yardımın, işgal altındaki toprakların iadesi karşılığında yapılması dikkat çekiciydi.
Belki de bu nedenle tedarik kısa süre sonra durduruldu.
Çünkü Moskova açısından mesele artık yalnızca Abhazya’ya yakıt sağlamak değil; **Gürcistan’la kurulabilecek daha geniş bir siyasi düzenin bedelini hesaplamak** anlamına geliyor.
Moskova için ayrılıkçı bölgelerin maliyeti artıyor
Kremlin’in ayrılıkçı yönetimlerden elde ettiği stratejik kazanç giderek azalırken, ekonomik ve siyasi maliyetler artıyor.
Yakıt sıkıntısının yaşandığı Abhazya’da nispeten sakin geçen turizm sezonu sona ererken, Rus turistler artık yalnızca tatillerini değil, yaklaşan kış koşullarını, füze ve İHA saldırılarından nasıl korunacaklarını ve savaşta bulunan ailelerinin geleceğini de düşünmek zorunda.
Eğer Gürcistan yönetimi Rusya’nın Ukrayna savaşındaki mevcut sıkışmışlığından yararlanarak Moskova’yı Abhazya ve Tskhinvali bölgesinin işgalden kurtarılması ihtimalini değerlendirmeye zorlayabilirse, Gürcü Rüyası’nın siyasi pozisyonu önemli ölçüde güçlenebilir.
Bu durumda muhalefetin seçim yoluyla veya yeni bir “devrim” aracılığıyla iktidara gelme ihtimali de ciddi biçimde azalabilir.
Dolayısıyla muhalefet liderlerinin son dönemdeki söylemlerini bu çerçevede değerlendirmek mümkün.
Saakaşvili: “İhanet anlaşmasına ideolojik hazırlık yapılıyor”
Nika Gvaramia jeopolitik tercihin topraktan daha önemli olduğunu savunurken, muhalefetin diğer bazı liderleri de Gürcü Rüyası’nın Rusya ile diplomatik ilişkileri yeniden kurmaya hazırlandığını ileri sürüyor.
Bununla birlikte Başbakan Irakli Kobakhidze, kısa süre önce diplomatik ilişkilerin yeniden kurulmasının, ayrılıkçı bölgelerin “bağımsızlığının” tanınmasının geri çekilmesiyle bağlantılı olduğunu vurgulamıştı.
Hapiste bulunan eski Cumhurbaşkanı Mikheil Saakaşvili ise çok daha sert bir değerlendirme yapıyor.
Saakaşvili, “ihanet anlaşması” imzalanması için acil bir ideolojik hazırlık yürütüldüğünü düşünüyor.
Kendisinin aktardığı bilgilere göre Rusya, ağustos ayının başında iki ayrı anlaşma taslağı gönderdi.
Bunlardan ilkinin diplomatik ilişkilerin yeniden kurulmasını ve tarafların üçüncü ülkelerle —Saakaşvili’ye göre özellikle Batılı ülkelerle— birbirlerinin aleyhine yaptığı anlaşmalardan vazgeçmesini öngördüğü ileri sürülüyor.
İkinci ve daha kritik önerinin ise Abhazya ve Tskhinvali bölgesiyle ayrı ayrı anlaşmalar imzalanmasını, bu bölgelerin egemenliğinin tanınmasını ve saldırmazlık garantisi verilmesini içerdiği iddia ediliyor.
Ancak Rusya’nın mevcut askeri durumu dikkate alındığında, Tiflis’in ayrılıkçı bölgelerle saldırmazlık anlaşmaları imzalaması ve aynı zamanda bu bölgelerin bağımsızlığını tanımaktan vazgeçmemesi oldukça zor görünüyor.
Bunun yerine, Moskova’nın itibarını koruyacak bir formül aranması mümkün olabilir.
Örneğin ayrılıkçı bölgelerin Gürcistan’a iadesi **“özel statü”** veya hatta “konfederasyon” modeliyle gerçekleştirilebilir.
Rusya’nın işgal altındaki bölgelerdeki askeri üslerini geçici olarak koruması da benzer bir formülle mümkün hale getirilebilir.
Bu, Moskova’nın Suriye’deki yeni yönetimle askeri üslerin geleceği konusunda geliştirdiği geçici çözümlere benzer bir model oluşturabilir.
Muhalefetin korkusu: “Toprak bütünlüğü” değil, Rusya ile barış
Bu noktada Gürcü muhalefetinin temel stratejisi daha net ortaya çıkıyor.
Muhalefet, işgal altındaki toprakların Gürcistan’a barışçıl yollarla iade edilmesine yönelik herhangi bir anlaşmayı **“toprak bütünlüğünün yeniden sağlanması”** olarak değil, “ihanet” veya “Rusya’ya teslimiyet” şeklinde sunmaya hazırlanıyor olabilir.
Bu söylem şimdiden tehdit boyutuna ulaşmış durumda.
Halen tutuklu bulunan Değişim Koalisyonu liderlerinden Elena Khoshtaria, Gürcü Rüyası’nın politikalarının Gürcistan’ı açık biçimde Rusya’nın yanında savaşa sürükleme riski yarattığını savundu.
Khoshtaria’ya göre savaşın mevcut dinamikleri, Gürcistan’ın Ukrayna tarafından gerçekleştirilebilecek saldırıların hedefi haline gelmesine yol açabilir.
Bu nedenle Avrupa Birliği’nin Gürcistan hükümetinin eylemlerini soruşturması ve ülkenin savaşa sürüklenmesini engellemesi gerektiğini ileri sürdü.
Gürcistan yeniden “ikinci cephe” tartışmasının içine çekiliyor
Başka bir ifadeyle muhalefet, Rusya-Ukrayna savaşında daha önce kullandığı “ikinci cephe” söylemini yeniden gündeme getiriyor.
Bu anlatıya göre Gürcistan, savaşta en kötü ihtimalle Rusya’nın karşısında yer almaya zorlanacak; ancak tarafsız kalmasına da izin verilmeyecek.
Dolayısıyla ülkenin herhangi bir şekilde savaşa sürüklenmesi, Gürcistan’ın topraklarının yeniden çatışma alanına dönüşmesine neden olabilir.
Bu söylem aynı zamanda Moskova’ya da bir mesaj taşıyor:
“Gürcistan’ın toprak bütünlüğünü yeniden tesis etmenin bedeli, Rusya’nın güneyinde yeni ve güvenli bir arka cepheyi kaybetmek olabilir.”
Sonuç olarak muhalefet ve onu destekleyen çevreler, Gürcistan’ın toprak bütünlüğünün barışçıl yollarla yeniden tesis edilmesi ihtimaline karşı çıkıyor.
Burada yalnızca Abhazya ve Tskhinvali’nin geleceği tartışılmıyor.
Asıl tartışma, Gürcistan’ın Rusya-Ukrayna savaşının dışında kalıp kalamayacağı ve Rusya ile Batı arasında nasıl bir jeopolitik konum alacağı üzerinde düğümleniyor.
Ve meselenin Gürcistan’ın çok ötesine uzanan bir başka boyutu daha var.
Gürcistan’ın savaşa dahil olması, yalnızca ülkenin toprak bütünlüğü açısından değil, Orta Koridor açısından da ciddi sonuçlar doğuracaktır.
Çünkü Gürcistan üzerinden geçen ulaştırma hatlarının güvenliği bozulduğu anda Orta Koridor’un işleyişi ve Güney Kafkasya üzerinden gelişmekte olan diğer lojistik güzergâhlar doğrudan zarar görecektir.
Bu nedenle Gürcistan’daki bugünkü siyasi mücadele, yalnızca Tiflis ile Moskova arasındaki bir hesaplaşma değildir.
Aynı zamanda Karadeniz–Güney Kafkasya–Hazar hattının geleceği ve Orta Koridor’un güvenliği üzerine yürüyen daha geniş bir jeopolitik mücadelenin parçasıdır.

