Nikol Paşinyla Respublikaçılar Partiyası arasındakı gərginlik getdikcə qızışır

Türkiye’de dinlerarası diyolog fetöcülerden sonra Selefi RABITA tarafından yürütülüyor!

Rus televizyon: O gece NATO neden Erdoğan’a yönelik olası suikasta göz yumdu

Putin Merkel görüşmesi

Türkiye Rusya ittifakı ABD’yi Halep’te sıkıştırdı!

Gündem 7 Aralık 2016
1.464

Türkiye CIA patentli selefi terörün ve küresel emperyalizmin kıskacında. ABDnin radikal İslamcıların teröründen rahatsız olduğu söylenemez. Hatta işine geldiği düşünülebilir. Enver Altaylı’nın yazdığı CIA’nın Türk casusu Ruzi Nazar’ın hayat hikâyesi, bizler için önemli mesajlar içeriyor. Ruzi Nazar, Afganistan’da ortaya çıkan Taliban ve El Kaide hareketinin, CIA ve Suudi Arabistan ikilisinin projesi olduğunu anlatır. Türkistan havzasının İslam anlayışı ile taban tabana zıtlığını vurgular. Haksızda sayılmaz. (Bkz. Ömür Çelikdönmez/ 30 Haziran 2016/ http://www.kafkassam.com/natonun-isid-maskesiyle-turkiye-operasyonu.html )

El Kaide Usama Bin Ladin tarafından 1980’lerin başlarında kurulduğunda perde arkasındaki üst akılın CIA ve Washington olduğu sonradan anlaşılmıştı. ABD, o zamanlar, Sovyet destekli rejime karşı savaşta, CIA tarafından organize edilip milyarlarca dolarla finanse edilmiş olan İslamcı mücahit savaşçıları Pakistan sınırından bu ülkeye akıtmıştı. Benzer bir süreç Suriye iç savaşında yaşandı. Türkiye sınırında devasa bir lojistik faaliyeti denetleyen CIA, şimdi, Suriye’de benzer bir rol üstlendi. Dünyanın dört bir tarafından özellikle Kafkasya’dan sözde cihatçıların ABD istihbaratının aktif işbirliği olmaksızın Gürcistan’dan ve Türkiye’den geçerek Suriye’ye ulaşması mümkün müydü?

İslamcı terörizme karşı küresel savaş hakkındaki bütün söylem bir yana, gerçek şu, ABD emperyalizmi uzun suredir bu tür güçleri, kendi çıkarlarını korumak ve sorunlu kriz bölgelerine müdahale ederek enerji açığını kapatmak amaçlı kullandı ve kullanmaya devam ediyor. Ne yazık ki; bu güçlere hem parasal hem de ideolojik destek sunan Suudi Arabistan, Washington’ın en önemli Arap müttefikidir. ABD yönetimi, Soğuk savaş boyunca, Ortadoğu’daki ve Asya’daki -komünizme şiddetle karşı olan- İslamcı güçleri, ulusalcı ve laik rejimleri istikrarsızlaştırıp devirmenin ve sosyalist hareketlerin gelişmesine karşı saldırı aracı olarak teşvik etti. (Bkz. Bill Van Auken / Washington’ın Suriye’deki vekili: El Kaide / 9 Ağustos 2012/http://www.wsws.org/tr/2012/aug2012/alka-a28.shtml )

ABD, şimdi de Suriye’de kullandığı örgütlerin Halep’te sıkışıp kalmasından rahatsız. Rusya ve İran destekli Suriye rejim ordusunun Halep’te sıkıştırdığı El Nusra ve diğer örgüt mensuplarının kurtarılmasına çalışıyor. NATO Dışişleri Bakanları Toplantısı’na katılan ABD Dışişleri Bakanı John Kerry’ın, Halep düşse bile Suriye’deki savaş ve şiddetin sona ermeyeceğini söylemesi, ABD’nin bölgeden elini çekmeyeceği anlamına geldiği, gibi şantaj anlamına da geliyor. Beyaz Saray Sözcüsü Josh Earnest’de insan hakları havariliğine soyundu, Halep’ten gelen haberlerin giderek korkunçlaştığını ve kentteki durumun daha da kötüleşmeye devam ettiğini belirterek, “Çok sayıda masum insan hayatını kaybetmişken, yaşamları risk altında olan hala kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu çok sayıda insan var” dedi.

Türkiye; ABD ve Rusya arasında tercihini yapmış gözüküyor. Atlantikçi batının Suriye ve Irak politikalarını Avrasya eksenli güç odaklarının desteğiyle aşmaya çalışıyor. Ancak buradaki açmaz ya da sorun; Türkiye’yi Atlantik bloğunda değerlendiren ve kendisine jeopolitik rakip gören Rusya’nın bu desteğini nereye kadar sürdürebileceği? Türkiye’nin kafa karışıklığı muhaliflerin Halep yenilgisiyle sonuçlanmış durumda. Moskova’da Rusya Başbakanı Dmitriy Medvedev ile bir araya gelen Türkiye Başbakanı Binali Yıldırım’ın, Türkiye-Rusya ilişkilerinin stratejik düzeyde eskisinden daha iyi bir noktaya taşınabileceğini söylemesi, yeni süreci haber veriyor.

Başbakan Binali Yıldırım Rusya ziyaretine başladığında; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Rusya ve Türkiye arasında doğalgaz boru hattı anlaşmasını öngören ‘Türk Akımı’ yasasını onaylamasına Rusya’nın tepkisi gecikmedi ve Rusya’dan yapılan açıklamada, ”Erdoğan’ın Türk Akımı’na desteğinden memnunuz.” dendi. Türkiye ve Rusya arasındaki ekonomik ve siyasi alanlarda dinamik işbirliğinin artırılması ve bu ilişkilerin gittikçe daha yüksek bir stratejik ortaklık haline getirilmesi, iki komşu ülkenin, işbirliğini stratejik değere taşıması, bu işbirliği sadece iki ülkenin güvenliğinin değil, aynı zamanda bölge güvenliğinin de teminatı olabilir.

ABD destekli İslamcı güçlerin Halep’te yenilgiye uğratılması, Avrupalı emperyalist güçleri, çatışmaya alternatif bir çözüm geliştirmeye teşvik ediyor. Britanya’da yayımlanan Times gazetesindeki bir haber, ABD politikasının Suriye’deki bozgununun, Avrupa Birliği’nin kendi inisiyatifini önermesine yol açtığını belirtiyor. Habere göre, AB dış politika şefi Federica Mogherini, Suriyeli muhalefet güçleri ile iki hafta önce yaptığı bir toplantıda, Brüksel’in, ülkenin kimi bölgelerinin kontrolünü “asiler”e vermeyi kabul etmesi durumunda Esad’ın iktidarda kalmasını kabul edebileceğini ileri sürmüş. Mogherini, sözlerine, Brüksel’in böylesi bir anlaşmaya kolaylaştırmak için mali yardım sağlayacağını eklemiş. Times, bunun, iç savaşın ardından Suriye’deki Batı etkisini güvence altına almaya yönelik son bir hamlenin parçası olduğunu belirtiyor.

ABD’nin Esad’a karşı bir İslamcı isyanı destekleme stratejisi görünüşte yenilgiye doğru giderken, AB, Suriye’nin, rakip yönetimlerin Avrupa sermayesi tarafından desteklendiği bölgeler ekseninde mezhepçi bölünmesi yönünde bir planı kabul ettirmeye çalışıyor. (Bkz. Jordan Shilton/http://www.wsws.org/tr/2016/dec2016/syri-d07.shtml ) Ne yapsalar boş, avuçlarını yalarlar!

Türkiye Rusya’ya yaklaştıkça Türk Silahlı Kuvvetleri Suriye içlerinde ilerliyor, Türkiye’den havalanan savaş uçakları Suriye hava sahasına girerek IŞİD ve PYD mevzilerini bombalayabiliyor. Fırat Kalkanı operasyonunun başarıya ulaşmasının Türk Rus ilişkilerinin yolunda gitmesine bağlı olduğu, deneme yanılmayla öğrenilmiş oldu. Türkiye’deki İslamcı çevrelerin CIA kontrolündeki muhalif örgütlerin yasını tutmaya devam etmesi, yakın zamanda siyasi kırılmalara neden olabilir. Mevcut iktidar; siyasal İslam ve CIA patentli Neo Osmanlıcı söylemlerini bir kenara bıraktı. İktidarın görünmez ortakları MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek. Son sözü Erzurumlu İsmail Hakkı söylesin: “Hak şerleri hayr eyler/ Zan etme ki ğayr eyler/Ârif ânı seyr eyler/Mevlâ görelim neyler Neylerse güzel eyler…”

Ömür Çelikdönmez
Twitter:@oc32oc39
[email protected]

Yorumlar