Ahvaz saldırısı ve 88. kuruluş yıldönümünde Suudi Arabistan!

Rus uzman: Aliyev ve Nazarbayev SSCB’nin başına geçseydi ülke dağılmazdı

İranı ahvazda kim vurdu ?

İdlib anlaşmasına Amerika təhlükəsi

Theresa May’ın Türkiye ziyareti

Gündem 1 Şubat 2017
422

İngiltere başbakanı Theresa May’ın 28 Ocak Türkiye ziyareti, son iki yıldır batılı devlet adamlarının Türkiye’ye uyguladığı resmi ziyaret ambargosunu kaldırmış oldu. Şimdi sıra Recep Tayyip Erdoğan’a karşı uygulanan davet ambargosunun kaldırılmasındadır. Resmen bir ambargo konmasa da fiili olarak cumhurbaşkanı Erdoğan’a ‘demokrasi, hukukun üstünlüğü, özgürlükler ve insan haklarında batılı normlardan uzaklaştığı’ gerekçesiyle fiili bir görüşmeme ve resmi davet yapmama durumu yaşanmaktadır. Acil veya çok gerekli olduğu takdirde, resmi olmayan iş ziyaretleri veya uluslararası toplantılarda ikili görüşmeler yapılmakta ama karşılıklı resmi bir davet veya ziyaret yapılmamaktadır. May’ın bu ziyareti, deklare edilmeyen, Türkiye karşıtı ziyaret ambargosunu delmiş oldu. Ancak, May’ın Türkiye ziyaretinin amacı takdir edeceğiniz gibi, ziyaret ambargosunu delmekle ilgili değildir. İngiltere, AB’den ayrılma kararı üzerine, ayrılmanın gerçekleşmesinden önce, AB’nin yaratacağı ekonomik açığa düşmeden, önceden tedbir alarak AB üyesi olmayan önemli ekonomik ortaklarıyla yeni anlaşmalar yaparak bu geçiş sürecini mümkün olan en az zararla kapatmaya çalışmaktır. İngiltere, geleneksel stratejik ortağı ve özel ilişkileri bulunan ABD ziyaretinden sonra, Türkiye’ye gelmesinin tek nedeni ticaret değildir. Türkiye’nin batıdan uzaklaşması, batının stratejisini ve birlikteliğinin arkasındaki ülke ve beyin İngiliz diplomasisi ve tarihi emperyal tecrübesidir. Bu nedenle, May hem ülkesi adına hem de batı adına Türkiye’ye gelerek ilişkileri bir rayına oturtmak ve Türkiye’nin Rusya, Çin ve İran’a mecbur kalmasının önüne geçmek istemiştir. Benzer bir adımı ABD ve Almanya’nın da atacağı muhtemeldir. İngiltere ve ABD başta olmak üzere batılı ülkeler, Türkiye’ye teknolojik yatırım ve teknoloji transferinde bulunmaktan kaçınmışlardır. Ayrıca engelleyici tavır ve politikalar da takip etmişlerdir. Türkiye, ne zaman Rusya ve Çin den teknoloji yatırımı, transferi veya iş birliği yapma durumuna gelse onlarla yapmayın siz NATO üyesisiniz gibi bahaneler ileri sürerek engellemeye çalışmışlardır. Bu tutumun örnekleri, nükleer enerji santrallerini 40 yıldır engellemeleridir. Geçen yıl Çin ile varılan radar ve Füze anlaşmasına NATO standartlarına uygun değil, NATO silahlarıyla uyumlu değil bahanesiyle engel olmuşlardır. Oysaki, bugün NATO üyesi olan eski doğu bloku ülkeleri, Polonya, Bulgaristan ve Macaristan da, eski Sovyet silahları bulunmakta ve NATO silahlarına uyumlu değildir. Ayrıca, Türkiye bağımsız ve özgür bir ülke olarak ulusal savunması için NATO sorumluluklarına zarar vermeyecek şekilde başka silahlar da elde edebilir ve kendi savunma sanayisini yaratarak NATO üyelerine yeni silah alternatifi sunabilir. İngiltere, şüphesiz yeni dönemi kendine uygun bir şekil de düzenleyecektir. Bunu sağlayacak yeteneği ve kapasitesi vardır, ancak dünya şimdi yeniden düzenlenme aşamasına gelmiştir. Soğuk savaş sonrası “yenidünya düzeni” konuşulmuş ama belirgin bir düzen kurulamamıştır. Ama, Rusya’nın Kırım’ı ilhakı ve Ukrayna’yı parçalama girişimleri batı ile Rusya’yı ciddi anlam da karşı karşıya getirmiştir. Rusya’nın Suriye müdahalesi de tuz biber ekmiştir. ABD’nin yeni başkanı Trump, her ne kadar Rus sempatisini açıklasa da, İngiliz başbakanı May, 27 Ocak ABD ziyaretin de Rusya’ya batının uyguladığı ambargonun devam etmesi gerektiğinin altını çizmiştir. May, son bir ay için de yaptığı konuşmalar da önemli, ama kafa karıştıran küresel mesajlar vermiştir. Örneğin, İngilizlerin klasik politikalarından olan Churchill’in meşhur sözü “Ne zaman Avrupa ve Büyük Geniş arasında tercih yapmak zorunda kalsak, Büyük Genişi tercih ettik” sözünü hatırlatmış ve AB yöneticilerine şunu söylemiştir: Kötü bir anlaşma yapmaktansa hiç yapmamayı tercih ederim. Fransa devlet başkanı F. Holland ise daha önce yaptığı bir konuşmada İngiltere’nin beklentisine şöyle bir cevap vermiştir: İngiltere AB’nin iyi tarafını alıp kötü tarafını bize bırakamaz, eğer malların ve sermayenin serbest dolaşımını istiyorsa, insanların ve emeğin de serbest dolaşımına izin vermesi gerekir.Aslında İngilizlerin istediği tek şey buydu. 
 
– Haydar ÇAKMAK

Yorumlar