Yemen’de çözüm; Zeydiliğin tarihini ve akidesini bilmek ve güncel durumu doğru kavramakla mümkündür
Yemen’de Ensarullah/Husiler ile Yemen Hükümet güçleri arasında çatışmaların başlaması, Ensarullah’ın Yemen’in Kızıldeniz kıyısındaki şehirlerin ve Babü’l Mendeb Boğazı’ndaki stratejik Meyyun/Perim Adası’nın kontrolünü ele geçirmesi dikkatlerin yeniden Yemen’e çevrilmesine yol açtı.
Ensarullah (Husiler) ile Yemen Hükümet Güçleri arasındaki çatışmalar; Ensarullah’ın İran’ın vekil gücü olduğu, Ensarullah’ın İran’ın talimatı ile operasyonlara başladığı ve Ensarullah’ın Babü’l Mendeb Boğazı’nı kontrol altına almasının İran’ın Hürmüz Boğazı politikasının bir parçası olduğu gibi bilindik başlıklar üzerinden değerlendirildi.
Ensarullah’ın İran ile ilişkisini, İran’ın Hizbullah ile ve Irak’taki diğer silahlı gruplarla olan ilişkisi gibi değerlendirmek maalesef ülkemizde uzun süredir devam eden bir kolaycılıktır.
Ensarullah’ın (Husiler) İran ile ilişkisi, Hizbullah’ın ve diğer grupların İran ile olan ilişkisinden çok farklıdır.
Husiler için İran’ın Yemen’deki vekil gücü ifadesi bir çok açıdan hatalı bir değerlendirmedir.
İran’ın Ensarullah Hareketi’nin karar mekanizmaları üzerinde Hizbullah’ın ve Irak’taki silahlı grupların karar mekanizmaları üzerindeki net olan etkisi gibi bir etkisi söz konusu değildir.
Ensarullah’ın iran ile ilişkisini Zeydiliğin tarihi, inanç yapısı ve güncel durumu üzerinden değerlendirmek en doğru yol olacaktır.
İran’daki Zeydi varlığı
Zeydiyye mensuplarından Abbasi iktidarına yönelik ilk isyanı Muhammed en-Nefsüzzekiyye gerçekleştirdi. Muhammed en-Nefsüzzekiyye, Abbasi Halifesi Mansur tarafından 762 yılında öldürüldü.
Muhammed en-Nefsüzzekiyye öldürüldüyse de, isyanla başlayan süreç uzun yıllar devam etti. En-Nefsüzzekiyye’nin kardeşi Muhammed aynı yıl Küfe’de öldürüldü ve ölümler gelen yıllarda da devam etti.
Bu savaştan kurtulan İdris b. Abdullah Mısır’a kaçtı.
Yahya b. Abdullah ise Taberistan bölgesine gidip faaliyetlerine devam etti. Taberistan, İran’ın kuzeyinde Hazar Denizi kıyısı ile Elburz Dağları arasında kalan tarihi bir bölgenin adıdır.
Yine Hazar Denizi’nin güneybatısında kalan Deylem bölgesine ve Rey şehrine yerleşen Zeydiler oldu.
Bunlara Deylem Zeydileri ve Taberistan Zeydileri denilir.
Zeydilerin İran topraklarındaki Taberistan, Deylem ve Rey’e gitmeleri ile Yemen’e gitmeleri birbirine yakın tarihlerde olmuştur.
İran topraklarına; yani Taberistan ve Deylem’e Zeydilik, Zeydiyye’nin görüşlerini ilk defa düzenleyen, 785 yılında Medine’de doğan Kasım b. İbrahim er-Ressi tarafındna getirilmiştir.
İlk Zeydi devleti ve İran Zeydilerinin akıbeti
Bilinenin aksine ilk Zeydi devleti, Yemen’de değil, İran topraklarında Taberistan bölgesinde, Hasan Bin Zeyd el-Alevi tarafından 864 yılında Taberistan Zeydi Devleti ismiyle kuruldı.
Dai el-Kebir unvanıyla anılan Hasan Bin Zeyd, 20 yıl iktidarda kaldı. Kardeşi Muhammed b. Zeyd’in iktidarı ise 16 yıl sürdü.
Zeydilerin iktidarı döneminde bölgede İsnaaşeriyye Şiileri ile Zeydiler arasında çatışmalar yaşanmış, Zeydi yönetimi İsnaaşeriyye alimlerini baskı ve kontrol altında tutmuştur.
Taberistan Zeydi Devleti 65 yıl sürdü. Zeydi iktidarından sonra bölge Ziyariler ve Büveyhiler’in eline geçti.
Zeydîlerden sonra bu bölgelere Ziyariler ve peşinden Büveyhiler, daha sonra Gazneliler ve Selçuklular ve ondan sonra da Moğollar hakim oldular.
Bu istilalara rağmen Deylem-Gilan- Taberistan Zeydileri kendi kimliklerini muhafaza ederek hayatiyetlerini sürdürmeyi başardılar.
Nihayet Safevi Devleti’nin kuruluş yılları olan XVI. asrın başlarına gelindi. Safevi hükümdarı I. Şah Abbas Deylem ve Gilan bölgelerini işgal etti.
Böylece Zeydiler, Safevi hakimiyeti altına girmiş oldular. Safevi Devleti İmamiyye Şiiliğini resmi mezhep olarak kabul ettikten sonra İran’ı Şiileştirmek için gerek Sünniler gerekse diğer mezhepler üzerinde baskıcı bir yönetim tesis etti.
XVI. asrın başlarında Zeydiler İmamiyye Şiiliği’ne geçmiştir.
Yani 1526–27 tarihinde İran’daki Zeydilik İmamiyye-i İsnaaşeriyye mezhebine dönüşerek ortadan kalkmıştır.
Dolayısıyla özetlemeye çalıştığımız İran’daki Zeydiliğin başlangıcı ve nihayeti bugün dahi Yemen Zeydileri, Husiler/Ensarullah ile İran arasındaki ilişkilerde kayda değer bir rol oynamaktadır.
Devlet olma geleneği
İstanbul’da yaşayan bazı Yemenli muhaliflerin anlattığının aksine, Zeydiler’de 9. asırdan başlayarak günümüze kadar bazı inkıtalar ile devam eden bir devlet olma geleneği mevcuttur.
864 yılında ilk devletlerini günümüz İran topraklarında kuran Zeydiler, I. Zeydi İmamlar Devleti’ni Hz. Hasan’ın soyundan Yahya b. Hüseyin 893 yılında Yemen’e gitmesinden 4 yıl sonra 897 yılında kurmuştur.
897’de kurulan I. Zeydi İmamlar Devleti, 1052 yılına kadar varlığını korummuştur.
1138 yılında kurulan II. Zeydi İmamlar Devleti ise 1538 yılına kadar sürmüştür.
1538 yılında ise Osmanlı İmparatorluğu bölgeye gelmiştir.
Osmanlı kuvvetleri Yemen’den çekildikten sonra Kuzey Yemen resmen bağımsızlığını ilan etti, Güney Yemen ise İngiliz işgalinde kaldı.
İmam Yahya 1920’de kendini Yemen kralı ilan etti. Onun hakimiyeti 17 Şubat 1948 tarihinde öldürülmesine kadar sürdü. Ardından oğlu Ahmed imamete geçti.
27 Eylül 1962 tarihinde gerçekleşen bir darbe ile imamiyyet yönetimine son verildi, cumhuriyet ilan edildi.
İnanç
Zeydilik ile İsnaaşeriyye arasında inanç bakımından ciddi farklar vardır.
Çok kapsamlı bir konu olması bakımından bazı önemli başlıklara değinerek iktifa edeceğim.
Şia’nın tüm kollarında imamet önemli ve öncelikli bir akide meselesidir.
Zeydiler, İsnaaşeriyye’den farklı olarak İmameti dinin ana prensiplerinden biri olarak kabul eder.
İsnaaşeriyye olduğu gibi imam, beklenen ve gizli olan değil insanlar arasında yaşayan ve onlara rehberlik eden biri olmalıdır.
Yine Zeydiler, İsnaaşeriyye’deki imamların masumiyeti hususunu kabul etmezler.
Yine Rıza ve İsyan konusunda da ciddi farklılıklar vardır.
Zeyd bin Ali’nin 740 yılında Emevi Halifesi’ne karşı başlattığı isyanda yaşananlar buna örnek olarak gösterilebilir.
Zeydiler, menzile beyne’l-menzileteyn ilkesi hariç Mu‘tezile’nin tevhid, adl, va‘d ve vaîd, emir bi’l-ma‘ruf nehiy ani’l-münker esaslarını küçük farklılıklarla benimsemiştir.
Zeydiliğin tarihi aslında isyanlar tarihidir. Zeydilikteki isyan yine inanca dayanmaktadır.
Kendilerini nispet ettikleri Hz. Hüseyin’in torunu Zeyd Bin Ali’nin 740 yılında Emevi Halifesine karşı başlattığı isyanı esas alırsak günümüze kadar Zeydilerin tarihinde sayısız isyan vardır.
Bedreddin el-Husi
Bedreddin el-Husi, Ensarullah Hareketi’nin lideri Abdulmelik el-Husi’nin babası ve hareketin manevi lideridir.
Ensarullah/Husilerin İran’ın kontrolünde olduğu ve Zeydilerin İsnaaşeriyye’ye yaklaştığı iddiaları, Bedreddin el-Husi döneminde başlamıştır.
Bedreddin el-Husi, muhalifleri tarafından “fikir olarak İsnaaşeriyye’ye yakın olmak ve siyasi olarak İran’dan etkilenmek” ile suçlanmıştır.
Bedreddin el-Husi’nin babası Emireddin el-Husi ve amcası Hasan bin Hüseyin el-Husi bölgenin en önde gelen Zeydi alimleriydi.
El- Cezire Bedreddin el-Husi ile ilgili yayınladığı biyografide şu ifadelere yer vermektedir:
“Badreddin, Şiiler arasında Sünnilere en yakın mezhep olarak kabul edilen Zeydi mezhebine mensuptur. Bu mezhep, Ebu Bekir, Ömer ve Osman’ın imametinin geçerliliğini kabul eder ve takipçileri hiçbir sahabeyi kafir ilan etmemiştir. Ayrıca, bu mezhepte imamet kalıtsal değildir; biat üzerine kurulmuştur.
O, Yemen’deki Zeydi mezhebinin en önemli otoritelerinden biridir; ancak özellikle 20. yüzyılın doksanlı yıllarında İran’da ikamet ettikten sonra, geleneksel Zeydilikten saptığını ve inanç olarak İsnaaşeriyye’ye yaklaştığını düşünen muhaliflerinden eleştiriler almıştır.”
Bu ithamların asıl sebebinin 70 ve 80’lı yıllarda Suudilerin Vahhabiliği yayma çabalarına karşı çıkması olarak değerlendiriliyor.
Bu konuyu değerlendirmemizde yardımcı olacak önemli bir tarihi gelişme olmuştur. 1990’lı yıllarda evinde bombalı bir saldırıya maruz kalan Bedreddin el-Husi, önce İran’a gitmemiştir. Önce Ürdün’e daha sonra ise Suriye’ye gitmiştir. Burada yaşadığı zorluklardan sonra İran’a gitmiş, İran’da ise sadece bir yıl kalıp Yemen’e geri dönmüştür.
Yemen’e döndükten sonra da öncesinde olduğu gibi Zeydi fıkhı ile ilgili dersler vermeye devam etmiştir.
İran’da kaldığı bu süre, onun Zeydilikten ayrılmakla suçlanmasına yol açmıştır.
Bedreddin el-Husi, alanında bir çok kitap yayınlamıştır.
Dolayısıyla;
Zeydilik tarihini ve inancını bilmek bugün Yemen sorununun çözümünün anahtarıdır.
Yemen’de çözüm, ancak tüm tarafları içinde toplayan bir sistem inşası ile mümkündür. Yemen’de Husileri içine almayan bir sistem oluşturma cabası asla başarılı olamaz. Husilerin içinde olmadığı bir sistem, çözümün değil kaos ve kargaşan yolunu açacaktır.
Ensarullah/Husiler tarihleri ve inançları bakımından bir ülkenin boyunduruğu altına girmesi mümkün değildir.
Bu bakımdan İran ile Husilerin ilişkisi; İran’ın Hizbullah ve diğer gruplarla olan ilişkisinden farklıdır. Çözüm için ilk adım da budur; Bu farklılığı fark etmek.
Yemen’deki Zeydilerin yıllar içerisinde İran tarafından İsnaaşeriyye edildiği iddiaları gerçeği yansıtmamaktadır. Durumu değiştirmeyecek sayıda Zeydi, İran’ın resmi mezhebi İsnaaşeriyye’ye geçmiştir.
Bu çerçevede Abdurrahman el-Haseni eş-Şedevi’nin “Husiler; Kökenleri, oluşumları ve inançları” isimli kitapta belirttiği “Husiler, mensubu oldukları Zeydiliğin Cerudiyye kolunu değiştirerek İsnaaşeriyye’ye yaklaştırdılar” ifadeleri gerçeği yansıtmamaktadır.
Ramazan Bursa

