Rus siyaset bilimci: Olası Kürdistan devleti Rusya için zararlı

İdlib Sonrası…

Ankara Berlin yakınlaşması Alman istihbaratını nasıl vurdu?

Liberman Ermənistana niyə getmədi?

ORLANDO CİNAYETİ

Gündem 15 Haziran 2016
630

ORLANDO CİNAYETİ
orhangazigil
ABD’nin Orlando şehrinde gerçekleştirilen terör eylemini ister istemez konuşmak zorundayız. Birincisi olay ABD’de yaşandığı için. Çünkü 50 ABD vatandaşını öldürmenin bedeli, bu sayının çok üzerinde başka ülke vatandaşını öldürmekten fazladır. ABD’ye yönelik bu tür eylemlerin sonuçları her zaman öngörülemezdir. Çünkü Amerika’nın, vatandaşının kanının hesabını içeride ve dışarıda kime soracağı bilinmez.

Bağdat veya Şam’da hergün bu kadar insan ölüyor diyenler var. Haklılar. Ama haklı olmaları ABD’nin de böyle düşünüp, “Biz halimize şükredelim beterin beteri var” diyeceği anlamına gelmiyor.

İkincisi, ölenler eşcinsel. Yani dünya ahalisinin büyük kısmının son yıllarda kendilerine nasıl yaklaşacaklarına bir türlü karar veremedikleri bir gruba mensuplar. Öldürülenler eşcinsel olunca terör terör olmaktan çıkmıyor. Ancak kafası karışık yığınlar eşcinselin ölümüne üzülmenin manevi bir vebali olur mu sorusuna da bir cevap bulamıyor. Katliam vesilesi ile başlatılacak olan yoğun propaganda sayesinde birçok insanın kafa karışıklığı giderilmiş olacak. Eşcinsellik uzerinden yürütülen tartışmalar başka bir boyut kazanacak.

Bu cinayetin şüphesiz ABD iç siyasetinde büyük etkileri olacaktır. Herkesin kesin gözüyle baktığı başkanlık yarışının sonuçları da muhtemelen bu cinayetin gölgesinde belirlenecektir.
Bir diğer etkisi de birkaç yıldır sürdürülen ve eşcinselliği meşrulaştırmaya çalışan LGBT destekçisi akımların bu saldırı üzerinden geniş bir kampanya başlatacak olmasıdır. “Müslümanım ve eşcinsellerin öldürülmesine karşıyım”, “Ben müslümanım ve eşcinsellerden özür diliyorum” gibi absürd ve baskıcı sloganların dile getirildiği saçma bir kampanya başlatılması muhtemel görünüyor. Müslümanlar ve diğer dinlerin mensupları, “ya terörden yada özgürlüklerden, yani eşcinsellerin haklarından yanasınız” şeklinde bir ikilemle karşı karşıya bırakılabilir.

Eşcinseller günümüzde “seksüel azınlık” olarak tanımlanıyor. Sanki bugün ortaya çıkmış gibi tuhaf bir algı yaratılıyor, ancak tarihin her döneminde her toplumun içinde eşcinseller vardı. Bugün düşünülenin aksine şeker çocuklar da değildi eşcinseller. Aralarından Büyük İskender gibi gayet kan dökücü savaşçılar da çıkmıştı. Eski Yunan’ın meşhur filozoflarını, “gulam aşığı” Şarklı hükümdarları da bu listeye eklemek mümkün. Bu konuyu konuşurken eski Yunan filozoflarının eşcinselliğin meşrulaştrılması bir yana, estetik ve kurumsal bir dönüşüm geçirmesi için özel bir gayret sarf ettiklerini hatırlamak lazım. Bizim toplumumuzda da eşcinsellik olgusunun tarih boyunca yaygın olduğu ve Ahmet Cevdet Paşa’nın deyimi ile Tanzimattan sonra zayıflamaya başladığı biliniyor. Yani kadim bir mevzu ile karşı karşıyayız. Semavi dinlerin bu konuya nasıl baktığını biliyoruz. Ancak mevzunun konulan bütün yasaklara rağmen toplumsal hayatın bir gerçeği olarak kalmaya devam ettiğini de görüyoruz.

Bugünkü sorun, seksüel azınlığın sorunlarının, çoğunluğun bir çok sorununun da önüne geçirilmeye çalışılmasında. Son yıllarda üretilen edebiyat, sinema, müzik eserlerindeki eşcinsellik vurgusu bir azınlık için olması gerekenden çok daha fazla yer tutuyor.

Her toplum kendi içinde çok sayıda eşcinselin bulunduğunu bilir. Ancak bunu genellikle örtülmesi gereken bir şey olarak kabul eder. Bazı toplumlar bunu ayıplar, bazısı normal kabul eder. Ancak genel eğilim bu konunun konuşulmaması yönündedir. Toplumlar akademisyen değildir. Her sorunu ortaya döküp, laboratuvar ortamında didikleme mecburiyetleri yoktur. Bazı sorunları susarak çözerler. Görmezden gelirler. En köylü ve eğitimiz toplum dahi, kendi doğal halinde esnek bir ahlaka sahiptir. Hayatının bütün alanlarını seküler veya dini hukuk normları ile belirlemeye alışkın olanların aksine, iyi ile kötünün, doğru ile yanlışın basit bir şekilde tanımlandığı bir dünyada yaşarlar. Baş edemeyecekleri olguları da Allaha havale eder ve üzerine gitmezler.

Orlando’daki cinyaeti işleyen sözde mücahit, eğer gerçekten dünyayı eşcinsellerden temizlemek istiyorsa buna ABD ‘den değil, oğlancılığın en yaygın olduğu ülkelerden biri olan kendi memleketi Afganistan’dan başlaması gerekirdi. Bu satırları okuyan bir çok kişiye şaşırtıcı gelebilir ancak Afganistan gerçekten de sodominin en yaygın olduğu ülkelerin başında geliyor. Yani eşcinsellik hristiyanlığa veya seküler toplumlara özgü bir olgu değil. Afganistan gibi mücahitliği ile meşhur bir yerde de Lutilik gayet normal kabul edilebiliyor. Ancak bir Afganlının, eline silah alıp ABD’de eşcinsel avına çıkması neyle izah edilebilir? Bu olayın ardından bütün Müslümanların, susmayı tercih ettikleri ve Allaha havale ettikleri bir meseleyi zorla konuşmak ve içlerinden gelmemesine rağmen eşcinsel muhibbi gibi davranmaya zorlanacak olmaları ve yeni bir İslamofobi dalgasının yaratılacak olması kimin işine gelecek? Bu saldırıyı kullanarak Müslümanların topraklarındaki cephelerini genişletmek isteyenlerin amacına hizmet edenler yaptıklarını hangi ulvi maksatla izah edecekler?
Orhan Gazigil

Yorumlar